Mülkiyet Hakkı Konusunda Temel Yaklaşımlar

Makalemizi paylaşır mısınız?

20. yüzyıla gelindiğinde mülkiyet hakkı önemli değişimler göstermiştir. Öncelikle mülk olarak kabul edilen unsurlarda artış görülmüştür. Bu kapsamda elektrik enerjisi, nükleer enerji bazı unsurlar da mülkiyet kapsamında değerlendirilmeye başlanmıştır. Roma hukukunda mülkiyete konu olan nesneyi ifade etmek için kullanılan “şey” kavramı yerini, iktisadi değer kavramına bırakmaya başlamıştır.

İkinci olarak mülkiyet hakkının sınırsız olma niteliği zayıflamıştır. Günümüzde devletlerin vergi ve diğer kamu gelirlerinin mükellefler tarafından ödenmesi, planlama, kira fiyatlarının belirli bir seviyede tutulması, kamu hizmetlerinin görülmesi, tüketicilerin korunması gibi pek çok nedenle mülkiyet hakkına sınırlama getirdikleri görülmektedir.

Son olarak mülkiyet hakkı sadece malike belli haklar sağlayan bir unsur olarak değil, bu hakların yanı sıra topluma karşı bazı ödevler yükleyen bir unsur olarak görülmeye başlanmıştır. Mülkiyet hakkı 19. yüzyılda malikin kişiliğine bağlı, dokunulmaz, kutsal ve doğal haklardan sayılırken günümüzde bu görüş değişmiş ve mülkiyet hakkı, malikine toplum yararına bazı ödevler ve görevler yükleyen sosyal bir hak olarak görülmeye başlanmıştır.

Günümüzde mülkiyet hakkı konusunda sınırsız bir mülkiyet hakkını benimseyen klasik yaklaşım, özel mülkiyeti reddeden Marksist yaklaşım ve her ikisinin bir orta yolu olan karma yaklaşım söz konusudur (Bulut, 2006: 15). Mülkiyet hakkının niteliğine dair bu tartışmaların temel nedeni mülkiyet hakkının kişi ve toplum açısından arz ettiği önemdir (Eren, 1977: 173).

Kapitalist ya da klasik yaklaşım, fert/toplum ilişkisinde ferdi; Marksist yaklaşım toplumu esas almaktadır. Sosyal devlet anlayışı ise ferdi mülkiyeti esas almakla beraber bu hakkın kullanılmasında toplumsal faktörün de dikkate alınması gerektiğini savunmaktadır.

  1. Kapitalizm ve Mülkiyet

Kapitalist sistemin temelini özel mülkiyet oluşturmaktadır. Bundan dolayı bu sistem ferdi ya da özel mülkiyet sistemi de denilmektedir (Eren, 1974: 766). Bu sistemde bireyin sahip olduğu mülkiyet hakkı sınırsız ve tekelci bir özellik gösterir.

Bu konu hakkında şu yazımıza bakabilirsiniz: Mülkiyete Yaklaşım Açısından Kapitalizm

  1. Kapitalizme Tepkiler

Kapitalizmin mülkiyet hakkının korunması konusundaki katı yaklaşımı, zamanla tepki görmeye başlamış ve kutsal mülkiyet anlayışının terk edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Çünkü kapitalist anlayışın en yoğun yaşandığı dönem olan sanayi devrimi, bir yandan tekellerin ortaya çıkması, bir yandan da başta işçi sınıfı olmak üzere geniş halk kitlelerinin bu tekelleşme nedeniyle zarar görmesi sonucunu doğurmuştur (Bulut, 2006: 21).

Bu anlamda üretim araçlarının mülkiyetini elinde bulunduran malikler, emeğin oluşturduğu artığa el koyarak emeği sömürmeye başlamıştır. Bunun sonucu olarak kutsal ve dokunulmaz mülkiyet anlayışının toplumun geneline zarar verebildiği görülmeye başlanmıştır. Bir başka ifadeyle mülkiyet hakkının sınırsız şekilde kullanılmasının, sadece maliki etkilemediği; bunun dışındaki kişilere de dışsallıklar yoluyla zarar verebildiği anlaşılmıştır (Tekeli, 1988: 7). Üstelik kapitalizmin toplumsal eşitliği bozduğu ve adaletsizliği artırdığı görülmüştür.

Bu durumda yapılabilecek iki şey vardı: Birincisi mülkiyetin sahibini değiştirmek, ikincisi ise mülkiyetin niteliğini değiştirmekti (Bulut, 2006: 22). Birinci yol Marksizm tarafından uygulanmış ve mülkiyet, bireyden alınarak topluma mal edilmiştir. İkinci yolda ise mülkiyet anlayışı değiştirilmiş, kamu yararı ve benzeri kavramlar geliştirilerek mülkiyet hakkı sınırlandırılmış ve kutsal/dokunulmaz mülkiyet anlayışından vazgeçilerek sosyal mülkiyet anlayışı benimsenmiştir.

a) Marksizm ve Mülkiyet

Kapitalizmin temel unsuru özel mülkiyet olduğu için, Marksizm de kapitalizme bir tepki olarak, çareyi özel mülkiyeti ve nihayetinde devleti ortadan kaldırmakta aramıştır.

Bu konu hakkında şu yazımıza bakabilirsiniz: Mülkiyet Anlayışı Açısından Marksizim

b) Sosyal Devlet Anlayışında Mülkiyet Hakkı

Sosyal mülkiyet anlayışı kapitalist ve Marksist mülkiyet anlayışını reddederek bunların yerine çağın şartlarına uygun karma bir mülkiyet anlayışı getirmiştir (Eren, 1977/b: 313). Bu anlayış bir yandan özel mülkiyeti esas almış, bir yandan da mülkiyet hakkının ödevler ve sınırlamalar içerdiğini benimsemiştir.

Bu konu hakkında şu yazımıza bakabilirsiniz: Sosyal Devlet Anlayışında Mülkiyet Hakkı

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2451 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.