Orman Rejimine Alınarak Devlet Ormanı Olarak Sınırlandırılan Yerlere İlişkin Uyuşmazlıklar

6831 Orman Kanunu’nun 3. maddesine göre bulundukları mevki, vaziyet, sahip oldukları özellikler açısından memleketin ve halkın menfaat, sıhhat, selametine yarayacak veya tarihi, bedii veya turistik değeri bakımından muhafazası gereken alanlar, özel şahıslar mülkiyetinde bulunsalar bile, Bakanlar Kurulu kararıyla orman rejimine alınabilmektedir.

6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik’in 26. maddesi ise bu alanların, karşılığında bedel ödenip ödenmediğine bakılmaksızın devlet ormanı olarak sınırlandırılmasını öngörmektedir. Üstelik bu şekilde orman rejimine girmiş olan sahaların herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olması da bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmamaktadır. Bu gibi yerlerin orman sınırları dışında kaldığı tespit edildiğinde orman sınırları içine alınarak haritasına işlenmesi, orman sınırlarının buna göre düzeltilmesi gerekmektedir. Bu Yönetmeliği yürürlükten kaldıran ve 20/11/2012 tarihli ve 28473 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 16. maddesi, 6831 sayılı Kanun’un 3. maddesine göre orman rejimine alınmış yerlerin Devlet ormanı olarak tespit edilmesini öngörmektedir.

Öncesi itibarıyla özel mülkiyet olan taşınmazların Bakanlar Kurulu kararı alındıktan sonra bedel ödenmeksizin devlet ormanı olarak sınırlandırılması, mülkiyet hakkı açısından önemli sıkıntılar ortaya çıkarmaktadır. Bakanlar Kurulu kararıyla orman rejimine alınmış olan özel mülkiyetteki taşınmazların herhangi bir bedel ödenmeksizin devlet ormanı olarak sınırlandırılması hukuka aykırıdır (Güneş, 2009:258). Çünkü bir alanın Bakanlar Kurulu kararıyla orman rejimi içerisine alınması, mülkiyetin otomatikman devlete geçmesini sağlamaz; bu alanlar kamulaştırılmadığı sürece hala şahısların mülkiyetindedir. Bu alanların, bedel ödenip ödenmediği dikkate alınmaksızın devlet ormanı olarak sınırlandırılması, mülkiyet hakkına aykırılık teşkil edecektir.

Ancak 6292 sayılı Kanun bu konuda da herhangi bir çözüm getirmemiştir. Zira Kanun, şahıslar adına tescilli olan taşınmazlardan yalnızca orman ya da 2/B alanı olan taşınmazların durumunu düzenlemektedir. Oysaki Bakanlar Kurulu kararıyla orman rejimine alınan yerler, özel mülkiyette bulundukları tarih itibarıyla ne orman ne de 2/B alanıdırlar. Bu alanlar sadece bulundukları mevki, vaziyet, sahip oldukları özellikler açısından memleketin ve halkın menfaat, sıhhat, selametine yarayacak veya tarihi, bedii veya turistik değeri bakımından muhafazası gereken alanlardır. Dolayısıyla orman ve 2/B olarak kabul edilmeleri mümkün değildir. Bunlar daha sonradan Bakanlar Kurulu kararıyla orman rejimi kapsamına alınmaktadırlar.

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2699 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.