Ormanların Devletleştirilmesi: 4785 sayılı Kanun Uygulamaları

3116 sayılı Kanun’la öngörülen devletleştirmenin yeterince başarılı olmaması devleti yeni arayışlara itmiştir. Çünkü tüm ormanların devlet mülkiyetinde olması gerektiği düşüncesi bu dönemde daha da kuvvetlenmiştir (Ayaz, 2010: 190). Bunun üzerine “Azlığı veya çokluğu, varlığı veya yokluğu yurdun barındırma kabiliyetini yükselten veya indiren ormanın devlet elinde olması ve devlet elinde kalmasından daha doğru bir şey olamaz. Çünkü, yurdun insan barındırma kabiliyetini kişilerden daha ziyade devlet düşünür ve ona göre de orman varlığını koruma ve geliştirme yollarını tutabilir.” gerekçesiyle (TBMM, 1945) 1945 yılında çıkarılan 4785 sayılı Kanun’la bazı istisnalar dışındaki tüm ormanlar “hiçbir işlem ve bildirime lüzum olmaksızın” devletleştirilmiştir.  Kanun gerekçesinde ormanların toplumun bütününe hitap eden faydalara sahip olduğu, bu faydaların devlet tarafından tüm halka eşit şekilde dağıtılması gerektiği, ormanların işletilmesinin büyük sermaye gerektirdiği, bu nedenlerle ormanların devlet mülkiyetine geçirilmesi gerektiği vurgulanmıştır (Birben, 2008: 3).

Aslında Kanun devletleştirmeden söz etmiştir ama bu Kanun gereği yapılan uygulamaları devletleştirme değil, kamulaştırma olarak addetmek daha doğrudur. Zaten Anayasa Mahkemesi de bu Kanun’la ilgili olarak verdiği 23.06.1963 tarih ve E: 1963/141, K: 1964/50 sayılı kararında bu Kanun gereği yapılan uygulamaları, devletleştirme amaçlı kamulaştırma olarak adlandırmış ve Kanun’u, Anayasa’nın kamulaştırmayı düzenleyen 38. maddesine göre yorumlamıştır.

Bu Kanun’un 1. maddesine göre,istisnalar hariç olmak üzere, Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte var olan gerçek veya tüzel özel kişilere, vakıflara ve köy, belediye, özel idare gibi kamu tüzel kişiliklerine ait bütün ormanlar devletleştirilmiştir. 4785 sayılı Kanunla devletleştirilmeden müstesna tutulan ormanlar şu şekilde sayılmıştır:

a) Devlet ormanlarının veya bu kanunla devletleştirilen ormanların içinde veya bitişiğinde bulunmamak şartıyla 3116 sayılı Orman Kanunu’ndaki ödevlere ve izinlere dayanılarak ekim veya dikim yoluyla emek harcanıp yetiştirilmiş ormanlar;

b) Sahipli fıstık çamı, palamut meşesi ve aşısız kestane ormanları;

c) Devlet ormanları ve bu kanunla devletleştirilen ormanların içinde olmayan topraklarda ekim ve dikim yoluyla özel emekle yetiştirilmiş kavak, söğüt, kızılağaç, akasya, okaliptüs ve selvi ormanları;

d) Devlet ormanlarına veya bu kanunla devletleştirilen ormanlara bitişik olmadığı ve çevresinin güzelliğini sağladığı Tarım Bakanlığınca belli edilecek olan köy, belediye, özel idare kamu tüzel kişiliklerine ilişkin ormanlar (layıkıyla korunup bakılmak şartıyla).

Devletleştirilme dışında bırakılan köy, belediye, özel idare kamu tüzel kişiliklerine ilişkin ormanların alanını herhangi bir suretle daraltmak, bunlar üzerinde her hangi bir temliki tasarrufta bulunmak ve bunları ayni haklarla takyit etmek veya arsa haline sokmak ve Tarım Bakanlığının izni olmadan içlerinde tesisler meydana getirmek ve her çeşit faydalanmalarda bulunmak yasaktır. Bu ormanlardan izinsiz olarak kesilen ağaçlar ve bunlardan imal edilen mallar ve çıkarılan her türlü ürünler, suçluları kim olursa olsun, doğrudan doğruya orman idaresince zorla alınır. Suçlular hakkında ayrıca 3116 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre kovuşturma yapılır. Kesimler sonucunda bu ormanlarda açılan boşlukları ilgilileri yeni ağaçlamalarla doldurmak zorundadırlar. Aksi halde bu ormanlar da devletleştirilir.

Kanun bu ormanların mülkiyetinin hiç bir işlem ve bildirime lüzum olmaksızın Devlete geçeceğini hüküm altına almıştır. Ancak bu ormanların tamamının Hazine adına tescili sağlanamamıştır. Bundan dolayı 4785 sayılı Kanun kapsamında devletleştirilmiş ve Hazine adına tescili sağlanmış ormanların miktarı belli iken, devletleştirmeye konu olan orman miktarı bilinmemektedir (Ayaz ve İnanç, 2009: 56).

Kanun’un 3. maddesi devletleştirilen ormanların ve devletleştirilen taşınmazlardaki yapı ve tesislerin arazi vergisine matrah olan değerinin malike ödenmesini öngörmektedir. Madde hükmüne göre;

“Devletleştirilen ormanların karşılığı 2901 sayılı Kanun gereğince belirtilmiş arazi vergisine matrah olan değerdir. Şu kadarki, bu karşılık hiçbir zaman aynı ormanın 1936 bütçe yılı arazi vergisine matrah olan değerinin iki katını geçemez. 1923 yılından sonra her ne suretle olursa olsun Hazinece satılmış veya tefviz olunmuş ormanlarda devletleştirme karşılığı, tefviz veya satış bedelidir. Ancak bu karşılık ormanın 1936 bütçe yılı arazi vergisine matrah olan değerinden aşağı olamaz.

Devletleştirilen ormanın 1936 bütçe yılı arazi vergisine matrah tutulan değeri yoksa bu değer, Arazi Vergisi Kanunu’nun yetkilendirdiği komisyonlar tarafından ormanın 1331 yılı rayicine göre takdir edilecek de gerinin altı katı alınmak suretiyle belirtilir. 2901 sayılı Kanun gereğince belirtilmiş değeri bulunmayan ormanlarda ise bu değer o çevre içerisinde 2901 sayılı Kanuna göre yapılan genel yazımın tarihi göz önünde tutularak aynı kanun hükümleri gereğince Arazi Vergisi Kanunu’nun yetkilendirdiği komisyonlarca belli edilir. Böylece ormanın birinci fıkra hükümleri dairesinde, devletleştirme karşılığı taayyün eder.

Bu takdirde yetkili komisyonlar en geç üç ay içinde karar vermek zorundadır. Bu süre içerisinde özürsüz olarak ödevini yapmayan komisyonların başkan ve üyeleri hakkında kanunu gereğince kovuşturma yapılır. Yetkili komisyonlar çalışma halinde değillerse ilgili makamlar tarafından derhal bu komisyonlar toplanılarak yukarıda gösterilen ödevler yaptırılır. Hazine ve ilgililerin 3692 sayılı Kanun hükümleri dairesinde itiraz hakları saklıdır.”

4785 sayılı Kanun’un 3. maddesi Anayasa Mahkemesi’nin 23/06/1963 tarih ve E: 1963/141, K: 1964/50 sayılı kararı ile 1961 Anayasası’nın 38. maddesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi’ne göre Anayasa’nın 38. maddesi ormanların devletleştirilmesi amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda gerçek karşılığın ödenmesini emretmektedir. Bundan dolayı 4785 sayılı Kanun’a dayanılarak yapılan kamulaştırmalarda da gerçek karşılığın ödenmesi gerekir. Çünkü kamulaştırma taşınmaz malikinin iradesine bakılmaksızın yapılan zorunlu bir işlem olduğuna göre kamulaştırmanın malike zarar vermeyecek şekilde uygulanması gerekir, bundan dolayı kamulaştırma bedeli mülkiyet hakkını tam olarak karşılamalıdır. Hâlbuki 4785 sayılı Kanun’un 3. maddesinde gerçek karşılık yerine 2901 sayılı Kanun gereğince arazi vergisine matrah olan değerin ödenmesi kabul edilmiş ve bu değerin de 1936 bütçe yılı arazi vergisine matrah olan değerin iki katını geçemeyeceği belirtilmiştir. Oysaki vergi değerlerinin her durumda gerçek değeri yansıttığını söylemek mümkün değildir. Her ne kadar 1982 Anayasası’nda ormanların devlet mülkiyetine geçirilmesinin kamulaştırma kurumu (46. madde) ile ilişiği kesilerek 47. maddede devletleştirme kurumu ile düzenlenmiş ise de 47. madde de devletleştirmenin gerçek değer üzerinden yapılmasını emretmektedir. Dolayısıyla ormanların devletleştirilmesinin anayasal dayanağı ister 46., isterse 47. maddesi olsun devletleştirilen ormanın malikine ormanın gerçek değerinin ödenmesi, 1982 Anayasası açısından da anayasal bir zorunluluktur.

Ancak Anayasa Mahkemesi çeşitli tarihlerde verdiği kararlarında 4875 sayılı Kanun’un (vergi değeri üzerinden kamulaştırma hariç olmak üzere) genel uygulamalarını Anayasa’ya aykırı bulmamıştır. Örneğin Mahkeme 20.3.1964 tarihli ve E: 1964/2, K: 1964/23 sayılı kararında[1] ormanların devletleştirilmesini 1961 Anayasası’nın 36 ve 38. maddelerine aykırı bulmamıştır. Anayasa Mahkemesi 30.09.1965 tarihli ve E: 1965/22 K: 1965/51 sayılı kararında[2] devletleştirilen özel ormanların maliklerinin, bu ormanların karşılıklarını almak üzere bir yıllık süre içinde idareye başvurmalarım lüzumlu kılan ve bu süreden sonra haklarının düşeceğini öngören 5. maddeyi Anayasaya aykırı bulmamıştır. Anayasa Mahkemesine göre özel ormanlar, malikleri belli edilerek kamulaştırılmış olmayıp bir kanunla devletleştirildiğinden, kamulaştırmaya ilişkin hükümlerden uzaklaşılarak, bu konuda özel bir usulün uygulanması zorunlu idi. Nitekim böyle yapılmış; malik olduğu ormanın devletleştirilmesinden dolayı karşılığını isteyecek olanların, bir yıl içinde idareye başvurmaları gerektiği hakkında Kanun’un 5. maddesine hüküm konulmuştur. Devlet, özel ormanların karşılıklarının tutarını bilmek, buna göre malî tedbirler almak durumunda olduğu için, başvurma süresini bir yıl olarak tespit etmiştir. Hak düşüren sürelerin tespitinde uyulması gereken bir esasa Anayasa’da yer verilmemiştir. Özel hukuk ilişkileri alanında dahi yasama erki, bu süreleri belli etmekte serbesttir. Kaldı ki, bir yıllık başvurma süresi 24/3/1950 tarihli ve 5658 sayılı Kanun’un yayımı gününden başlayarak bir yıl daha uzatılmakla 6 yıla çıkarılmış olduğundan bu sürenin kısalığına dayanacak itirazlara da yer kalmamıştır.

Mahkeme 28.2.1967 tarihli ve E: 1966/24, K: 1967/8 sayılı kararında da[3] 4785 sayılı Kanunu Anayasa’ya aykırı bulmamıştır. Mahkeme’ye göre Anayasa’nın 38. maddesinin ikindi fıkrası hükmü, ormanların devletleştirilmesini kabul etmiş ve bu tasarrufu da kamulaştırma niteliğinde saymıştır. Bu maddenin birinci fıkrasında kamulaştırmanın kanunda gösterilen esas ve usullere göre yapılacağı açıklanmıştır. Buna göre ormanların devletleştirilmesine ilişkin kanunda da devletleştirilmenin esas ve usullerinin gösterilmesi gerekir ki 4785 sayılı Kanun’un 1. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan hüküm de ormanların ne suretle Devlete geçeceğini gösteren bir usul hükmünden başka bir şey değildir. Bu itibarla bu hükmün Anayasa’nın 38. ve 39. maddelerine aykırı bir yönü olmadığı gibi, ormanların devletleştirilmesinde mülkiyet hakkının sınırlanması söz konusu olmayıp, ormanların doğrudan doğruya Devlete geçmesi sağlanmış olmakla itirazın Anayasa’nın 36. maddesi ile de bir ilgisi yoktur.

Mahkeme 1982 Anayasası döneminde de 4785 sayılı Kanun’un Anayasa’ya aykırı olmadığına karar vermiştir. Mahkemenin 19.02.1985 tarihli ve E: 1984/15, K: 1985/5 sayılı kararında 4785 sayılı Kanun’u Anayasa’nın ilgili tüm maddelerine göre değerlendirmiş ve Kanun’un Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmetmiştir. Anayasa Mahkemesi’ne göre çağımızda mülkiyet hakkı temel bir hak olmakla birlikte kullanılması toplum yararına aykırı olamaz. Toplum yararı ise, yerine göre mülkiyet hakkının tümüyle kişinin elinden alınmasını gerektirmektedir. Bu nedenle Anayasa’da kamulaştırma ve devletleştirme kurumları düzenlenmiştir. 4785 sayılı Kanun da bu çerçevede çıkarılmış bir yasa olduğundan Anayasa’nın 35. maddesine aykırılıktan söz edilemez.

İlk derece mahkemesinin başvurusunda 4785 sayılı Kanun’un Anayasa’nın kamulaştırmayı düzenleyen 46. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de Anayasa Mahkemesi ormanların devletleştirilmesi açısından Anayasa’nın 46. maddesinin değil, devletleştirmeyi düzenleyen 47. maddesinin uygulanması gerektiğini vurgulayarak 4785 sayılı Kanun’un 46. maddeye aykırılıktan söz edilemeyeceğine karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi’ne göre 1924 ve 1961 Anayasalarında ormanların devletleştirilmesi bir tür kamulaştırma olarak kabul edildiği halde[4] 1982 Anayasası’nda ormanların devlet mülkiyetine alınması kamulaştırmanın değil, devletleştirmenin konusu olarak düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesine göre 1982 Anayasası’nda, kamulaştırma kurumunu düzenleyen 46. maddede ormanların devletleştirilmesinden söz edilmemiş, bundan dolayı ormanların devletleştirilmesinin kamulaştırma kurumu ile ilişkisi kesilmiştir. Dolayısıyla 1982 Anayasası’nda, ormanların devletleştirilmesine ilişkin hukuki dayanak değişmiştir. Ormanların devletleştirilmesine Anayasa’nın devletleştirme hakkındaki 47. maddesinin uygulanması gerekmektedir. Kamulaştırmanın konusunun salt özel mülkiyette bulunan taşınmazlar olmasına karşılık devletleştirmenin konusu özel teşebbüstür. Anayasa’nın 47. maddesi kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüslerin devletleştirilebileceğini hüküm altına almıştır. Ormanlar sahipleri tarafından işletilen ve idare edilen özel teşebbüsler olduğuna göre kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde bu teşebbüslerin devlet mülkiyetine geçirilmesi kamulaştırmanın değil, devletleştirme işleminin konusu olurlar. Bundan dolayı Anayasa Mahkemesi’ne göre ormanların devletleştirilmesine Anayasa’nın devletleştirme hakkındaki 47. maddesinin uygulanması gerekmektedir.

İlk derece mahkemesi tarafından, 4875 sayılı Kanun’un  taksitle ödemeyi öngören hükümlerinin Anayasa’nın 47. maddesinde yer alan “Devletleştirme gerçek karşılığı üzerinden yapılır” kuralına aykırı olduğunu ileri sürmüşse de bu görüş de Anayasa Mahkemesi tarafından benimsenmemiştir. Anayasa Mahkemesi’ne göre 47. maddede yer alan “Devletleştirme gerçek karşılığı üzerinden yapılır” hükmü bedelin peşin ödenmesini zorunlu kılmamaktadır. Çünkü 47. maddeye göre gerçek karşılığın hesaplanma tarzı ve usulleri kanunla düzenlenir. Bundan dolayı 4785 sayılı Kanun’un devletleştirme bedelinin taksitle ödenmesini öngörmesi 47. maddeye aykırılık teşkil etmez. Anayasa Mahkemesi bu görüşünü delillendirmek için 1982 Anayasası’nın hazırlık çalışmalarına yönelmiştir. Mahkeme’ye göre;

“Danışma Meclisince kabul edilen Anayasa tasarısında devletleştirmeye ilişkin düzenlemenin şöyle olduğu görülmektedir : ‘Madde 48. – Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüsler, kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde, rayiç bedeli, kesintisiz, nakden ve peşin olarak ödenmesi şartıyla devletleştirilebilir.

Devletleştirme, teşebbüs sahibinin açık rızası olmadıkça, kısmen yapılamaz.’

Milli Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonu ise devletleştirmeye ilişkin bu maddeyi değiştirmiş ve böylece Anayasa’nın 47. maddesi metni ortaya çıkmıştır. Adı geçen Komisyon bu değişiklik ve dolayısıyla Anayasa’nın 47. maddesi için şu gerekçeyi göstermiştir:

‘Danışma Meclisince kabul edilen 48 inci maddede yer alan ‘rayiç bedeli, kesintisiz, nakden ve peşin olarak ödenmek şartıyla devletleştirilebilir’ şeklindeki hüküm, ‘Devletleştirme gerçek karşılığı üzerinden yapılır. Gerçek karşılığın hesaplanma tarzı ve usulleri kanunla düzenlenir’ şeklinde değiştirilmiş ve maddenin son fıkrası yanlış yorumlara neden olunmaması için madde metninden çıkarılmıştır.

Bu gerekçeden ve madde metninden, Anayasa’nın devletleştirme ile ilgili düzenlemesinde peşin ödeme koşuluna yer verilmediği açık biçimde anlaşılmaktadır.”

Anayasa Mahkemesi’ne göre ormanların “hiçbir işlem ve bildirim” yapılmaksızın devletleştirilmesi de 47. maddeye aykırılık teşkil etmez. Çünkü 4785 sayılı Kanun’un genel gerekçesi ve yasama görüşmeleri incelendiğinde, ormanların devletleştirilmesinin hiçbir işlem ve bildirim yapılmaksızın gerçekleştirilmesinde kamu yararı bakımından zorunluluk görüldüğü anlaşılmaktadır. Bu görüşmelerde ormanların devletleştirilmesinin aniden yapılması gerektiği, birtakım işlemlerin tamamlanmasından sonra ormanların devletleştirilmesi yoluna gidilirse mevcut ormanların bu esnada tahrip edilmesi tehlikesinin bulunduğu vurgulanmış ve bu tehlikeyi bertaraf edebilmek için ormanların hiçbir işlem ve bildirim yapılmaksızın devletleştirilmesi yoluna gidilmiştir. Bundan dolayı ormanların hiçbir işlem ve bildirim yapılmadan devletleştirilmesini, kamu yararını zorunlu kıldığı hallerden biri olarak düşünmek gerekir. Bu bakımdan bu hüküm Anayasa Mahkemesi tarafından 47. maddeye de aykırı bulunmamıştır.

[1] Resmi Gazete Tarih / Sayı: 05.06.1964/11720

[2] Resmi Gazete Tarih / Sayı: 4.5.1966/12290

[3] Resmi Gazete Tarih / Sayı: 23.3.1968/12856

[4] Anayasa Mahkemesine göre 1924 Anayasası’nın 74. maddesinin ilk fıkrasında “…özel kanunları gereğince değer pahası peşin verilmedikçe hiç kimsenin malı ve mülkü kamulaştırılamaz.” denildikten sonra ikinci fıkra ile buna bir istisna getirilmiş, ormanları devletleştirmek, için alınacak toprak ve ormanların kamulaştırma karşılığının ve bu karşılıkların ödenişinin özel kanunla gösterileceği belirtilmiş idi. Aynı biçimde, 1961 Anayasası’nın 38. maddesinin ilk ve 1488 sayılı Yasayla değişik son metninde genel ilke olarak peşin ödeme koşulu kabul edi1miş; ancak, “… ormanların devletleştirilmesi, yeni orman yetiştirilmesi…” amaçlarıyla kamulaştırılan taşınmaz mal… bedellerinin ödeme şekli kanunla gösterilir…” denilmek suretiyle peşin ödeme koşulunun istisnasını belirtmiştir. Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere önceki Anayasalar, ormanların devletleştirilmesini kamulaştırma niteliğinde kabul etmiştir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.