Osmanlı Hukukunda Metruk Arazi

Bu araziler kamunun veya bir/birkaç köyün/kasabanın kullanımına terk olunmuş yerlerdir. Bugünkü mevzuatımızdaki orta mallarına denk gelen metruk arazi, Arazi Kanunnamesi’ne göre iki kısma ayrılmaktadır. Kanunnameye göre: “Arazi-i metruke iki kısımdır. Biri umum nas için terk olunmuş yerlerdir ki tariki-am bu kabildendir. Diğeri bir karye ve kasaba ve kura ve kasabat-ı müteaddidenin umum ahalisine terk ve tahsis olunan yerlerdir ki ahali-i kura ve kasabata tahsis kılınmış olan meralar bu kabildendir.”

Buna göre metruk arazi;

— Kamunun ortak kullanımına terk edilen yerler (yollar/tarik-ı-âm, meydanlar, mesire yerleri vb.),

— Bir/birkaç köyün/kasabanın kullanımına terk edilen yerler (mera, yaylak, kışlaklar, harman yerleri vb),

Olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır.

Bunlardan kamunun ortak kullanımına terk edilen yerlerden yararlanma hakkı belirli bir köy veya kasabaya değil, herkese aittir. Buna karşılık bir/birkaç köyün/kasabanın kullanımına terk edilen yerlerin yararlanma hakkı yalnızca o köy ya da kasaba halkına aittir.

Metruk arazinin mülkiyeti konusu müellifler arasında ihtilafa neden olmuştur. Berki, bu arazinin rekabesinin devlete, yararlanma hakkının kişilere ait olduğunu vurgulamıştır (Berki, 1967: 88). Bir kısım müellifler ise bu yerlerin rekabesinin devlete ait olması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, devletin bu arazi üzerinde mülkiyet hakkı değil, sadece düzenleme yetkisi bulunduğu görüşünü ileri sürmüşlerdir. Bu yazarlara göre devletin bu arazinin rekabesine sahip olması durumunda bu arazi üzerinde tasarrufta bulunabilmesi gerekir. Devlet bu hakka sahip olmadığına göre devletin arazi üzerindeki hakkını mülkiyet hakkı olarak değil, düzenleme yetkisi olarak görmek gerekir (Cin, 1978: 43). Metruk arazinin temel özellikleri şunlardır:

— Metruk araziden kamunun ortak kullanımına terk edilen yerlerden yararlanma hakkı belirli bir köy veya kasabaya değil, herkese aittir. Buna karşılık bir/birkaç köyün/kasabanın kullanımına terk edilen yerlerin yararlanma hakkı yalnızca o köy ya da kasaba halkına aittir.

— Metruk arazinin zamanaşımı ile iktisap edilmesi ve bunların özel mülkiyete konu hâle gelmesi mümkün değildir (Cin, 1978: 44). Doğal olarak bu taşınmazların alınıp satılması da söz konusu değildir. Arazi Kanunnamesi bu tür arazinin alım satıma konu edilmesini yasaklamıştır.

Örneğin Kanunname’nin 94. maddesine[1] göre meydanlar ve namazgah gibi yerler, 95. maddesine[2] göre ise pazar ve panayır için terk ve tahsis edilmiş olan yerler alınıp satılmaz. Aynı şekilde 96. maddenin[3] ilk cümlesine göre ahalinin kullanımına tahsis edilen harman yerleri alınıp satılamaz.

— Bu yerlerin kuru mülkiyeti Devlete ait olduğu için kişilerin bu gibi yerlerde zilyetliklerine dayanarak tasarrufta bulunmaları mümkün değildir. Nitekim Kanunname’nin 93, 94, 95 ve 96. maddeleri ile kişilerin bu tür taşınmazlar üzerindeki her türlü kişisel tasarruflarını yasaklayıcı hükümler konulmuştur. Bu arazi üzerinde kamunun ya da tahsis edildikleri köy/kasabanın yararlanma hakkı söz konusudur. Ancak hiç kimsenin bu yerler üzerinde ayni bir hakkı söz konusu değildir. Hiç kimse bu yerlerden münhasıran yararlanamaz (Mardin, 1947: 75). Ayrıca bu arazi üzerinde inşaat ve zirai faaliyet yapılamaz. Arazi Kanunnamesi’nin 93. maddesi yollarda, 94. maddesi meydan ve namazgahlarda, 95. maddesi pazar ve panayır yerlerinde, 96. maddesi harman yerlerinde inşaat yapılmasını ve ağaç dikilmesini yasaklamaktadır. Dikecek olur ise bunlar devlet tarafından yıktırılır.

— Metruk araziye senetsiz tasarruf edilir. Bu araziden yararlanan köy ya da kasaba adına tapu senedi düzenlenmesi söz konusu değildir (Cin, 1978: 43). Bu ilke aynı zamanda günümüzde kamu mallarının tescile tabi olamaması ilkesine denk düşmektedir.

— Devlet bu araziyi bir şahsa ya da cemaate tahsis edemez. BU arazinin tahsis amacı değiştirilemez (Cin, 1978: 42).

— Metruk arazinin kullanımı bedelsizdir. Bunların kullanımı vergiye tâbi değildir. Ancak pazar yeri, iskele, mera, yaylak ve kışlaklardan resim alınır. Ayrıca baltalıklardan ticari amaçla kesilen ağaçlardan öşür alınır (Mardin, 1947: 78).

— Metruk arazide sulh cereyan etmez. Bu araziler üzerinde yapılacak sulh hiçbir hukukî sonuç doğurmaz (Mardin, 1947: 81).

— Metruk arazide mübadele cereyan etmez. Hükümet metruk araziyi bir başka toprak veya mal ile mübadele edemez.

— Metruk arazide iyi niyetle iktisap söz konusu değildir.

— Metruk arazide teberru söz konusu değildir (Mardin, 1947: 82). Örneğin bir kimse kendi mülkünü kendi isteğiyle yol haline getirse o yol metruk araziden sayılmaz (Cin, 1978: 44). Zira Osmanlı hukukuna göre mülk terk ile sakıt olmaz.

— Metruk arazide iştirak beyyinesi, istiklal beyyinesine tercih olunur (Mardin, 1947: 88). Eski gayrimenkul hukukumuzda taşınır veya taşınmaz bir mala zilyet olan iki kimseden biri müstakil, diğeri müşterek mülkiyet iddiasında bulunursa müstakil mülkiyet iddiası, müşterek mülkiyet iddiasına tercih olunur. Metruk arazide ise bunun tam tersi bir durum söz konusudur. Metruk arazi üzerindeki müşterek mülkiyet iddiası, müstakil mülkiyet iddiasına tercih olunur (Cin, 1978: 44).

— Kamunun ortak kullanımına terk edilen yerlerde herkesin, bir/birkaç köyün/kasabanın kullanımına terk edilen yerlerde ise yalnızca o köy ya da kasaba halkının bu yerlerle ilgili dava hakkı vardır (Mardin, 1947: 75).

[1] Madde 94 – Bir kariye ve kasaba dahilinde ya haricinde araba çekmek veya hayvanat birikmek gibi ahalinin intifaı için terkolunmuş olan meydanlar ile namazgah misillü mahaller tarikiam hükmünde olarak alınıp satılmaz ve üzerine ebniye ihdas ve eşcar garsolunamaz ve bir kimseye müstakillen tasarruf ettirilmez. Tasarruf eden olur ise ahali menedebilir.

[2] Madde 95 – Defterhanei amirede mukayyet olup minelkadim pazar ve panayır için terk ve tahsis kılınmış olan yerler alınıp satılmaz.

[3] Madde 96 – Bir kariyenin umumen ahalii müçtemiasına minelkadim terk ve tahsis kılınan harman yeri alınıp satılmaz ve sökülüp ziraat ve haraset olunmaz ve üzerine bir güna ebniye ihdas ve inşasına ruhsat verilmez ve müstakillen veya müştereken tapu senediyle tasarruf kılınmaz. Tasarruf eden olursa ahali meneder ve bu makule harman yerine diğer kariye ahalisi mezruatını naklederek dökemez.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.