Osmanlı Hukukunda Miri Arazi Rejiminde Köylünün Arazi Üzerindeki Hakkının Niteliği

Linkedin

Suat ŞİMŞEK- Daire Başkanı, Milli Emlak Genel Müdürlüğü

Miri arazi rejiminde devlet, miri araziyi tımar sahiplerine dağıtmakta; tımar sahipleri de bu araziyi köylüye vererek, elde edilen gelirden pay almaktadır.

Kendisine tımar tevcih edilen tımar sahibinin, bu araziyi mutasarrıfın (kendisine toprak dağıtılan çiftçinin, reayanın) tasarrufuna bırakmasını öngören bu tür bir uygulamayı; şartları kanunname ve fermanlarla önceden belirlenmiş, dirlik sahibi ile mutasarrıf arasında yapılan süresiz ve mirasçılara intikal eden bir kira sözleşmesi olarak nitelendirmek mümkündür (aynı yönde Mardin, 1947: 15). Ancak tımar sahibi ile reaya arasındaki bu muamelenin niteliğinin bu konuyla ilgilenen yazarlar arasında ihtilaflı olduğunu belirtmekte yarar görüyoruz (Cin, 1966: 759). Miri arazinin mutasarrıfının kiracı olduğunu öne sürenler olduğu gibi  (Barkan, 1980; Mardin, 1947), intifa hakkı sahibi (S. Sami Onar), hatta malik olduğunu ileri sürenler (Sungurbey, 1970) de olmuştur.

Barkan, köylünün mülkiyet hakkının malike tanıdığı pek çok hakkı bulunmamasını dikkate alarak, miri arazi mutasarrıfının miri arazi üzerindeki hakkını kuralları önceden belirlenmiş ve süresiz bir kira mukavelesi olarak nitelendirmektedir (Barkan, 1980: 128). Sungurbey ise reayanın miri arazi üzerindeki haklarını mülkiyet hakkı olarak değerlendirmektedir. Yazar, bugün dahi mülkiyet hakkının bir takım ödevlerle yükümlü olduğunu vurgulayarak miri arazi mutasarrıfının, malik olarak nitelendirilmesi gerektiğini ifade etmekte ve mutasarrıfın tâbi olduğu sınırlamaları ve bu arada her yıl ödemek durumunda olduğu bedelleri ise gayrimenkul mükellefiyeti olarak kabul etmektedir. (Sungurbey, 1970: 60, 61). Buna karşılık Cin miri araziden mutasarrıfının yararlanma hakkının, mülkiyet hakkından açıkça farklı olduğunu, miri arazi mutasarrıfının her yıl ödemek durumunda olduğu bedelleri gayrimenkul mükellefiyeti olarak kabul etmenin mümkün olmadığı kanaatindedir (Cin, 1966: 765). Onar ise miri arazi verilen köylünün malik olarak görülemeyeceğini, köylünün sahip olduğu bu hakkın intifa hakkı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Kanaatimizce miri arazi üzerinde mutasarrıfın yararlanma hakkının koşulları önceden belirlenmiş bir kira sözleşmesine benzetilmesi en uygun yaklaşımdır. Başlangıçta mutasarrıfın miri arazi üzerindeki hakları son derece sert kısıtlamalara tabi idi. Bu dönemde mutasarrıf, mülkiyet hakkının malike sağladığı haklardan birçoğundan mahrumdur. Mülkü satma, hibe etme, kiraya verme, rehnetme gibi yetkileri bulunmamaktadır (Barkan, 1980: 128). Ancak zamanla ortaya çıkan iktisadi, siyasi ve sosyal ihtiyaçlar bu sınırlamaların yavaş yavaş kaldırılması sonucunu doğurmuştur (Cin, 1966: 785). Mirî arazi üzerindeki tasarruf hakkı tarihî bir süreç içinde gitgide sınırlarını genişletmiş, sürekli ve miras yoluyla intikal eden rehin tesisi ve başkasına devir yetkisi de veren bir aynî hak haline gelmiştir (Hatemi, 1977: 218). Başlangıçta zilyet olarak görülen mutasarrıfın durumu, bu süreç sonunda malik olmaya yüz tutmuştur (Cin, 1966: 785).

Miri Arazinin Satışına İmkan Tanınması

Miri arazi üzerindeki tasarruf hakkının mülkiyet hakkına belki de en çok benzeyen yönü mutasarrıfın miri araziyi başkasına ferağ edebilmesidir. Arazi Kanunnamesi’nin 36. maddesine göre miri arazinin mutasarrıfı, tapu ile tasarrufunda bulunan araziyi yetkili memurun izniyle bedeli mukabilinde veya bedelsiz olarak başkasına ferağ etme yetkisine sahiptir. Yetkili memurun izni alınmaksızın yapılan ferağlar geçersizdir. Ancak şartların sağlanması durumunda da memur, ferağ muamelesine izin vermekten imtina edemez (Kenanoğlu, 2006: 111; Cin, 1978: 334). Üstelik 1911 yılında çıkarılan Emvali Gayrimenkulenin Sureti Tasarrufuna Dair Kanun’la mutasarrıfın miri araziyi görevli memurun izni olmaksızın devretmesi, rehnetmesi, kiraya vermesi yasallaşmıştır (Erdost, 2010: 21).

 Madde 36 - Batapu tasarruf olunan araziyi mutasarrıfı memuru izniyle gerek meccanen ve gerek bedeli malum mukabilinde dilediği kimseye fariğ olabilir. Ve memurunun izin ve marifeti munzam olmadıkça alelumum arazii miriyenin ferağı muteber olmayıp mefruğunlehin yani alan kimsenin aldığı arazide tasarrufu behemehal memurunun iznine mütevakkıf olarak memuru izin vermeksizin mefrugunleh fevt olsa fariğ bulunan kimse kelevvel arazisine mutasarrıf olabilir ve fariğ fevt fevtolduğu surette berveçhiati hakkı intikale nail olan varisleri var ise anlara intikal eder. Yoksa müstahikkı tapu olur. Mefrugunleh dahi var olduğu surette berveçhi hakkı intikale nail olan varisleri var ise vermiş olduğu bedeli farigin terekesinden alır. Kezalik arazi mübadelesi dahi behemahal memurunun iznine mütevakkıftır. Ve arazi mutasarrıfının memuru izniyle ferağ ve tefvizinde mefrugunlehin veyahut tarafından birinin teferruğ ve tefevvüzü lazımdır.

Miri Arazinin Miras Yoluyla İntikalinin Mümkün Kılınması

Öncelikle miri arazinin miras yoluyla intikalindeki hükümler mülk arazinin miras yoluyla intikalindeki hükümlere oldukça yaklaştırılmıştır. Miri arazi, başlangıçta olmasa da belirli bir evrimden miras yoluyla mirasçılara geçebilmiştir. Bu konuyla ilgili ayrıntılı bir yazı için tıklayınız: Miri Arazinin Miras Yoluyla İntikali

Miri Arazinin Cebri İcra Yoluyla Satışının Mümkün Kılınması

Başlangıçta miri arazinin borç için cebri icra yoluyla satılması yasaktı. Gerek Arazi Kanunnamesi’nin henüz yürürlüğe girmediği dönemde ve gerekse Arazi Kanunnamesi hükümlerine göre miri arazinin borç için cebri icra ile satışı mümkün değildir. Her şeyden önce, Kanunname’nin yayınlandığı tarihe kadar “miri arazinin borç ödemeyeceği” ilkesi uygulanmıştır (Kenanoğlu, 2006: 121).

Miri arazilerin bu statüsünün devamının sağlanması amacını güden Arazi Kanunnamesi’nin 115. maddesi de miri arazinin borç için cebri icra yoluyla satışını yasaklamaktadır. 115. madde hükmüne göre “Medyun olan kimsenin mutasarrıf olduğu arazisini daini alacağı mukabilinde zaptedemediği misillü ahara ferağa dahi cebir ederek bedelinden istifayı deyin etmeğe salahiyeti yoktur ve medyunun vefatında gerek emval ve eşyayı sairesi olsun ve gerek olmasın mutasarrıf olduğu arazi hakkı intikale nail olan varisleri var ise anlara intikal eder yoksa ol arazi müstahikkı tapu olup hakkı tapu sahibi var ise tapuyu misil ile ana ve olmadığı surette bilmüzayede talibine tefviz olunur.” Madde hükmüne göre borçlunun mutasarrıf olduğu miri arazisinin borcuna karşılık zaptedilmesi mümkün olmadığı gibi araziyi başkasına satmaya zorlanarak alacağın tahsil edilmesine imkan yoktur. Üstelik aynı madde borçlunun vefatından sonra dahi miri arazinin cebri icra yoluyla satışını yasaklamaktadır. Madde hükmüne göre borçlunun vefat etmesi durumunda miri arazi intikal hakkı olan mirasçılara intikal eder. Eğer mirasçı yok ise genel hükümlere göre bir başkasına tevfiz edilirdi. Miri arazinin cebri icra ile satışının yasaklanmasının temel sebebi miri arazinin kuru mülkiyetinin devlette olmasıdır (Cin, 1966: 776).

Fakat bu yasak 1277, 1278 ve 1288 tarihli iradelerle gerek devlet borçları ve gerekse adi borçlar için kaldırılarak miri arazinin tasarruf hakkının borç için satılmasının önü açılmıştır. 1870’lerden sonra çıkarılan çeşitli fermanlarla miri arazinin gerek kamu alacakları ve gerekse adi borçlar için cebri icra yoluyla satışı mümkün kılınmıştır.

Miri Arazinin Rehnedilebilmesi

Aslında uzunca bir süre miri arazinin rehnedilmesi yasaktır. Arazi Kanunnamesi’nin 116. maddesi de miri arazinin rehnedilmesini yasaklamıştır.

Madde 116 - Arazii miriye ve mevkufe rahin olunamaz. Fakat bir kimse mutasarrıf olduğu araziyi deyni mukabilinde daine memuru marifetiyle her ne zaman deyini eda eylerse kendine ret etmek şartiyle veyahut her ne zaman deyini eda eylerse kendisinin hakkı istirdatı olmak manasına ferağı bilvefa ile fariğ olduğu halde gerek müddet tayin olunsun ve gerek olunmasın deynini eda etmedikçe ol araziyi istirdat edemez ve deynini tamamen eda eyledikte arazisini geri alabilir.

Madde hükmüne göre miri arazinin ve vakıf arazilerin rehnedilmesi mümkün değildir. Fakat 116. madde rehine benzer bir müessese kabul etmiştir. Buna göre miri arazi vefaen ferağ edilebilmekteydi (Cin, 1966: 776). Bu uygulamada miri arazinin mutasarrıfı taşınmazı borcuna karşılık alacaklıya ferağ etmekte, fakat borcunu ödediği takdirde taşınmazını geri alma hakkını saklı tutmaktadır. Borçlu borcunu eda ederse taşınmazını geri almaktadır. Buna karşılık borç eda edilmedikçe taşınmazın geri alınması söz konusu değildir. Arazi Kanunnamesi’nin 117. maddesine göre alacaklının taşınmazı bir başkasına satabilmesi ancak borçlunun rıza göstermesi durumunda söz konusudur. Bütün bu hükümler miri arazinin rehnedilmesi konusundaki yasağın bertaraf edilmesi konusunda önemli bir uygulamadır (Padel ve Steeg, 1966: 825).

Ayrıca miri arazinin rehnedilmesine ilişkin yasak da zamanla kaldırılmıştır. 1911 yılında çıkarılan Emvali Gayrimenkulenin Sureti Tasarrufuna Dair Kanun’la mutasarrıfın miri araziyi görevli memurun izni olmaksızın devretmesi, rehnetmesi, kiraya vermesi yasallaşmıştır (Erdost, 2010: 21). Bütün bu gelişmeler sonucu mutasarrıfın, miri arazi üzerindeki hakları mülkiyet hakkına oldukça yaklaşmıştır. Barkan bu durumu mülk arazinin satışı ile miri arazinin ferağı arasında bir kalmaması olarak yorumlamaktadır  (Barkan, 1980: 68).

Fakat tam bir mülkiyet hakkından söz etmek de mümkün değildir. Elbette ki, miri arazi üzerinde mutasarrıfının mülkiyet hakkına benzeyen bazı hakları söz konusudur. Miri arazinin ferağı, rehnedilebilmesi, borç için satılabilmesi hususları mutasarrıfın sanki mülkiyet hakkına sahip olduğunu göstermektedir. Ancak dikkat etmek gerekir ki miri arazinin rekabesi daima devlete aittir. Ayrıca ferağa, rehne ve cebri icraya konu olan husus, sadece miri araziden yararlanma hakkıdır. Bundan dolayı mutasarrıfın hakkını, mülkiyet hakkı olarak nitelendirmek oldukça zordur. Üstelik miri arazi mutasarrıfı üç yıl üst üste tarlasını ekmediğinde arazi elinden alınmaktadır. Bu nedenle mutasarrıfın miri arazi üzerindeki hakkını, koşulları önceden belirlenmiş süresiz bir kira sözleşmesine benzetmek daha doğru olacaktır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*