Özel Mülkiyette Bulunan Taşınmazların Turizm Yatırımları İçin Kamulaştırılması

Yazımızı beğenip paylaşabilirsiniz
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

 

2634 sayılı Kanun’un 8. maddesine göre gerçek ve tüzelkişiler ile vakıflara ait olup turizm işletmesi belgesine sahip olmayanlar, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kamulaştırılarak, Hazine adına tapuya tescil ve tescil tarihinden başlayarak en geç 1 ay içinde Bakanlığa tahsis edilir. Uyuşmazlıklarda dava ve takipler kamulaştırma kararına değil, bedeline ilişkin olarak yürütülür ve sonuçlandırılır. Uyuşmazlıkların çözümlenmemiş olması, arazinin turizm amaçlı kullanıma tahsisine engel sayılmaz.

Kamulaştırma işlemi 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yürütülecektir. Ancak Turizmi teşvik Kanununun 8. maddesinin 3. fıkrasının 2. cümlesine göre; kamulaştırma işlemine ilişkin uyuşmazlıklarda dava ve takipler kamulaştırma kararına değil, bedeline ilişkin olarak yürütülür ve sonuçlandırılır. Uyuşmazlıkların çözümlenmemiş olması, arazinin turizm amaçlı kullanıma tahsisine engel sayılmaz.

Bu durumda, kamulaştırma işlemine ilişkin olarak açılacak davalar, kamulaştırma işlemine karşı değil kamulaştırma bedeline yönelik olacaktır. Bir başka ifade ile yapılan kamulaştırma işlemine karşı dava açılamayacak sadece kamulaştırma bedeline yönelik olarak dava açılabilecektir. Danıştay 6. Dairesi de 18.03.1985 tarihinde verdiği E:1984/1244, K:1985/506 sayılı kararı ile “Turizm merkezi içinde kalan yerin Kültür ve Turizm Bakanlığınca kamulaştırılmasına ilişkin işlemin iptali dileğiyle açılan davanın esasının incelenmesinde isabet bulunmadığı, 2634 sayılı Kanunun 8. maddesine göre incelenmeksizin reddi gerektiğine” karar vermiştir. 6. Daire, 16.10.1991 tarihli ve E.1991/473, K.1991/2047 sayılı kararında da “Güney Antalya Turizm Alanı sınırları içerisinde kalan taşınmazın, alandaki mülkiyet bütünlüğünün sağlanması amacı ile 2834 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca kamulaştırılması işlemine karşı idari yargıda dava açılamayacağını” belirtmiştir.

2634 sayılı Kanunun 8. maddesinin kamulaştırma işlemine karşı dava açılamayacağını öngören 3. fıkrası hükmünün Anayasanın 12, 13, 35 ve 36. maddelerine aykırı olduğu kanaatindeyiz. Anayasanın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmü yer almaktadır. Keza Anayasanın 12. maddesine göre de herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması ise 13. madde ile düzenlenmiştir. Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.

Görüldüğü üzere Anayasaya göre herkes yargı mercileri önünde davacı olarak hak arama hakkına sahiptir ve bu hak ancak Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen nedenlerle ve kanunla sınırlanabilir. Üstelik Anayasanın 35. maddesine göre herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Bütün bu hususlar dikkate alındığında Turizmi Teşvik Kanununun 8. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ve taşınmaz malikinin kamulaştırma işlemine karşı dava açmasını engelleyen hükmümün mülkiyet hakkını düzenleyen 35. maddesine, hakların özüne dokunulamayacağını öngören 13. maddesine ve herkese yargı mercileri önünde hak arama hürriyeti tanıyan 36. maddesine aykırı olduğu görülmektedir.

Mademki taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin işleme karşı idari yargıda dava açılamıyor, böyle bir idari işlemin mevzuata uygun olup olmadığı nasıl denetlenecektir? Böyle bir hükmü hukuk devleti ilkesi ile bağdaştırmak mümkün olabilir mi? Kamulaştırma işlemine karşı dava açmayı önleyen böyle bir hüküm idarenin keyfi davranışlarda bulunmasına zemin hazırlayıcı niteliktedir. Örneğin yukarıda bahsettiğimiz Danıştay 6. Dairesinin 16.10.1991 tarihli ve E.1991/473, K.1991/2047 kararına konu olan olayda idare “dava konusu taşınmaz üzerindeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılabilmesi” amacı ile kamulaştırma işlemine başlamıştır. 6. Dairenin kararında da bu husus yer almaktadır. Üstelik Mahkeme bu amaçla kamulaştırma yapılamayacağını da belirtmektedir. Ancak yine de kamulaştırma işlemine karşı dava açılamayacağı görüşündedir. Mahkemenin kararında Anayasaya aykırılıktan bahsedilmemektedir.

Bu hususu (belki) şu şekilde açıklamak mümkün olabilir: Bilindiği üzere Anayasanın Geçici 15. maddesinin (mülga) 3. fıkrasına göre 12.9.1980 ile 6.12.1983 tarihleri arasındaki dönem içinde çıkarılan kanunlar, kanun hükmünde kararnameler ile 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun uyarınca alınan karar ve tasarrufların Anayasaya aykırılığı iddia edilememekte idi. Turizmi Teşvik Kanunu da bu dönem içerisinde (16.03.1982 tarihinde) yayımlanmıştır. Danıştay 6. Dairesinin yukarıda bahsedilen kararlarında Anayasaya aykırılığın yer almamasının nedeni Turizmi Teşvik Kanunu hükümlerinin Anayasaya aykırılığının ileri sürülememesi olabilir.

Ancak Anayasanın Geçici 15. maddesinin 3. fıkrası 3.10.2001 kabul tarihli 4709 sayılı Kanunun 34. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Dolayısıyla bu tarihten sonra açılacak davalarda Turizmi Teşvik Kanununun 8. maddesinin 3. fıkrasının kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda dava açılmasını engelleyen hükmünün anayasaya aykırılığı ileri sürülebilecektir.

Kamulaştırma Bedelinin Ödenmesi

Kamu Taşınmazlarının Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında Yönetmeliğin 8. maddesine göre kamulaştırma bedeli yatırımcı tarafından ödenebilmektedir. (Bu taşınmazlar da tapuda Hazine adına tescil edilir.) Ancak kamulaştırma bedelinin hangi durumlarda yatırımcılar tarafından ödenebileceği hususu net değildir. Bu hususun açıklığa kavuşturulması faydalı olacaktır.

Acele Kamulaştırma

2634 sayılı Kanun’un 8. maddesine göre, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri içinde kalan özel mülkiyet konusu arazi ve arsaların turizm yatırımlarına tahsisi amacıyla, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi hükümlerine göre acele kamulaştırma yapılabilir. Bu şekilde kamulaştırılan taşınmaz mallar, tapuda Hazine adına tescil edilir. Kamulaştırılan bu taşınmaz mallar üzerinde sözleşmesinde belirtilen süre kadar yatırımcılar lehine, kamulaştırma bedelleri Bakanlık bütçesinden karşılanmış ise bedeli karşılığında, yatırımcılar tarafından karşılanmış ise yönetmelikte belirlenen esaslara göre tespit edilecek bedelle bağımsız ve sürekli nitelikli üst hakları dahil olmak üzere irtifak hakkı tesisi, Kültür ve Turizm Bakanlığının uygun görüşü üzerine, Maliye Bakanlığınca belirlenen koşullarla ve bu Bakanlık tarafından yapılır.

Acele kamulaştırma 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi ile düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece 7 gün içinde o taşınmaz malın Kanunun 10. maddesi esasları dairesinde ve Kanunun 15. maddesi uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına kanunun 10. maddesine göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.