Parselasyon (18. Madde Uygulamaları) İşlemlerinin İdari Yargıda İptalinde Mülkiyeti Değişen Taşınmazların Durumu

 Suat ŞİMŞEK- Daire Başkanı, Milli Emlak Genel Müdürlüğü

Parselasyon işleminin idari yargı tarafından iptal kararı, tapudaki kaydı yolsuz tescil haline getirir.

Ancak iptal kararına kadar, iptal kararına konu olan parsellerin ya da bu parseller üzerinde kat mülkiyeti esasına kurulan bağımsız bölümlerin satış vb. suretle malikinin değişmiş olması muhtemeldir. Böyle bir durumda, parselasyon işleminin iptal edilmesi, sonradan taşınmazı elde eden üçüncü kişilerin durumunu tartışmalı hale getirmektedir.

Parselasyon işleminin idari yargı tarafından iptal edilmesi, işlemi en başından itibaren geçersiz ve tapu sicilini yolsuz kılmaktadır. Ancak, iptal tarihine kadar tapu siciline güvenerek iyi niyetle taşınmaz edinen kişilerin bu edinimlerinin korunması hukuk devleti ilkesinin gereğidir[1].

Üstelik Medeni Kanunun 1023. maddesi tapu siciline dayanarak iyi niyetle mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan kişinin bu kazanımlarının korunmasını emretmektedir. Bu nedenle, parselasyon işleminin iptalinden önce iyi niyetle taşınmaz edinen kişilerin bu edinimlerinin korunması ve geri dönüşüm cetvellerinin buna göre düzenlenmesi gerektiği kanaatindeyiz.

[1] Şimşek, Suat (2014) “Arazi ve Arsa Düzenlemesi İşlemlerinin İptaline İlişkin Yargı Kararının Sonuçları ve Eski Halin İhyası İçin Açılacak Davalarda Görevli Yargı Meselesi, s: 297

Parselasyona ilişkin olarak, idari yargı tarafından verilen iptal kararından sonra taşınmazı edinen kişilerin durumu ise tartışmalıdır.

Bazı yazarlar, iptal kararından sonra ayni hak edinen kişilerin Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesinin getirdiği korumadan yararlanamayacağını vurgulamaktadır. Örneğin Erdal Köktürk’e göre parselasyonun iptalinden sonra, iptal tarihi ile düzenleme öncesi duruma dönüş arasında geçen süre içerisinde tapu kayıtları yolsuz tescil halini almaktadır; sebepten ve illetten yoksun duruma düşen bir tapu kaydına dayanan kişi, iyi niyetli olsa bile, gerçekte bu iyi niyet var olmayan bir tasarrufta hukuksal sonuç vermez; taşınmazı edinen üçüncü kişi, iyi niyet savında bulunamaz[1]. Bu yazarlara göre arazi ve arsa düzenlemesi işleminin idari yargı tarafından iptal edilmesi durumunda, iptal kararından sonra üçüncü kişilerin tapu siciline güvenerek iyi niyetli olsa bile edinimleri korunamaz; bundan dolayı bu aşamada edinilen mülkiyetin, geri dönüşüm esnasında korunmasına da imkân yoktur.

Ancak biz bu görüşe katılmıyoruz. Bizim düşüncemize göre, bu konuda, taşınmazı edinen kişinin iyi niyetli olup olmamasına göre karar vermek gerekir. Çünkü 4721 sayılı Kanun’un 1023. maddesi iyi niyetli edinimleri korumaktadır.

Bu görüşümüze paralel olarak, taşınmazı edinen kişi, iptal kararını bilmiyor ise ve bilebilecek durumda da değil ise edinimlerinim, tapu siciline güven ve iyi niyet ilkesi kapsamında korunması gerektiğini düşünüyoruz. Kanaatimize göre, arazi ve arsa düzenlemesine ilişkin iptal kararı tapu kütüğünün beyanlar hanesine işlenmemiş ise, iptal kararından sonra da üçüncü kişilerin edinimlerinin Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesi kapsamında korunması gerekir. Çünkü 1023. madde yalnızca geçerli tapu kaydına dayanılarak kazanılan hakları değil, daha ziyade yolsuz tescil kaydına dayanılarak yapılan kazanımları korumaktadır. Doktrindeki hakim görüş de budur. Örneğin Oğuzman ve Seliçi, ister kurucu unsurlar eksik veya sakat olduğu için başlangıçta yolsuz olsun, isterse geçerli bir tescil ayni haktaki değişiklik yüzünden gerçeği aksettirmez hale gelmiş olsun, bu tescilini 1023. maddenin uygulanmasına ve üçüncü kişilerin bu maddeye dayanarak iyi niyetle hak kazanmalarına imkan vereceğini ileri sürmüşlerdir. Arazi ve arsa düzenlemesi işlemlerine dayanılarak tapu siciline tescil edilen haklar da başlangıçta geçerli olmasına rağmen, idari yargının iptal kararı sonrasında, tescilin sebebi ortadan kalkmakta ve tescil yolsuz hale gelmektedir. Yolsuz tescile dayalı kazanımların da 1023. madde kapsamında korunması gerekir. Bu nedenle iptal kararından sonra da taşınmaz mülkiyeti veya sınırlı ayni hak edinen kişilerin bu edinimleri, 1023. madde kapsamına girer.

Buna karşılık arazi ve arsa düzenlemesine ilişkin iptal kararını bilen veya bilebilecek durumda olan kişilerin edinimlerinin 1023. madde kapsamında korunamayacağını düşünüyoruz. Çünkü 1023. maddenin uygulanabilmesi için üçüncü kişinin iyi niyetli olması gerekir. Bu nedenle parselasyon işleminin iptal edildiğini bilen ya da bilebilecek durumda olan kişilerin, iptal kararından sonra edindikleri ayni haklar, korunamaz. Medeni Kanun’un 1023. maddesine göre bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bu kapsamda örneğin parselasyonun iptal edildiği tapu sicilinin beyanlar hanesine işlenmişse üçüncü kişinin iyi niyetli olması ve kazanımının korunması söz konusu olmayacaktır[2].

[1] Köktürk, Erdal (2007) Arsa Düzenlemeleri ve Yargı İlişkisi, s: 49

[2] Şimşek, Suat (2014) “Arazi ve Arsa Düzenlemesi İşlemlerinin İptaline İlişkin Yargı Kararının Sonuçları ve Eski Halin İhyası İçin Açılacak Davalarda Görevli Yargı Meselesi, s: 297

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.