Parselasyon İşlemine Karşı Açılan Davalarda Yürütmenin Durdurulması

Bilindiği üzere bir idari işleme karşı dava açılması (vergi uyuşmazlıkları hariç), o idari işlemin uygulanmasını durdurmaz. Uygulamanın durması için ilgilisinin başvurusu üzerine idari yargı tarafından yürütmenin durdurulması kararı verilmesi gerekir.

İdari Yargılama Usulü Kanununun 27/2. maddesine göre; Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Bu kapsamda parselasyon işlemlerine karşı açılan davalarda idari yargı mercilerince yürütmeyi durdurma kararı verildiği görülmektedir.

Gerek Danıştay ve gerekse idare mahkemeleri tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararları, Anayasanın 138. maddesi kapsamında yargı kararı niteliğindedir. Bu nedenle, yürütmeyi durdurma kararlarının da diğer yargı kararları gibi idarece uygulanması zorunludur. Bu husus aynı zamanda İdari Yargılama Usulü Kanununun yargı kararlarının uygulanmasını düzenleyen 28. maddesinin de gereğidir.

Bu kapsamda parselasyon işlemleri hakkında verilen yürütmeyi durdurma kararlarının da idarece en geç 30 gün içerisinde uygulanması gerekir. Ancak parselasyon işlemlerinin yürütmesinin durdurulmasında çok önemli ve uygulamada ciddi sorunlar doğuran bir konu söz konusudur.

Parselasyon işlemleri, bireysel idari işlem niteliğinde olduğu için bu işlemlere karşı açılan davalarda verilen yürütmeyi durdurma kararları (imar planlarına karşı açılacak davalardan farklı olarak) sadece dava açılan parseller açısından sonuç doğurur.

Oysa ki parselasyon işlemindeki hukuki sakatlıklar sadece dava açılan parselleri değil, bu parsellerle birlikte dava konusu edilmeyen bazı parselleri de etkileyebilir. Aslına bakılırsa parselasyona karşı açılacak davalardan pek azı, sadece dava konusu parselleri etkiler. Bu davalar, dava dışı parselleri de etkiler. Fakat yürütmeyi durdurma kararları sadece dava konusu parseller açısından etki doğurmaktadırlar. Dava konusu parseller hakkında yürütmeyi durdurma kararı verildiği durumlarda ise dava dışı parsellerde uygulama devam etmektedir.

Dava dışı bu parsellerde uygulamanın devam etmesi, bu parsellerin zamanla yapılaşmasına neden olmaktadır. Dava dışı parsellerde yapılaşma olması ve dava konusu parseller hakkında verilen iptal kararlarının bu parselleri de etkilemesi durumunda ise kararların infazı ciddi sorunlar doğurmaktadır. Örneğin bir taşınmaz hakkında parselin bulunduğu alandan imar tahsisi yapılmadığı gerekçesiyle açılan davada verilen yürütmeyi durdurma kararı sadece dava konusu parsel açısından sonuç doğurmaktadır. Başka yerden parsel verilen bu parselin yerine tahsis edilen parselde ise yürütmeyi durdurma söz konusu olmamaktadır. Bu parselde yapılaşmanın olması durumunda ise dava konusu parsel hakkında verilen iptal kararlarının infazında ciddi sorunlar doğmaktadır.

Bu nedenle parselasyon işlemine karşı açılan davalarda sadece dava konusu parsellerin değil, dava konusundan etkilenen dava dışı parsellerin de yürütmesinin durdurulması gerektiğini düşünüyoruz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.