Parselasyon İşleminin İmar Planına Uygun Olması Zorunluluğu

Linkedin

Her idari işlemin bir sebebe dayanması zorunludur. Bu anlamda idari işlemler, kendilerinden önce var olan ve nesnel hukuk kurallarınca belirlenmiş olan bir sebebe dayanmak zorundadır[1]. Bu sebep, mevzuatta açık seçik olarak gösterilmiş olabileceği gibi, genel kavramlarla belirtilmiş ya da hiç gösterilmemiş de olabilir.İdari işlemin sebep unsuru, idareyi o işlemi yapmaya iten nedendir. Bu bakımdan sebep unsuru, idari işlemin aynı zamanda gerekçesini de oluşturmaktadır[2].

Türk hukuk sistemine göre arazi ve arsa düzenlemesi işlemlerinin sebebini (hukuksal dayanağını) 3194 sayılı İmar Kanunu ve diğer özel kanunlar kapsamında hazırlanan imar planlarının uygulanması teşkil eder[3].

Bu anlamda arazi ve arsa düzenlemesi işlemlerinin yapılmasının sebebi imar planına uygun ada ve parseller üreterek imar planlarını uygulamaktır[4].

Çünkü bir alanın 1/1000 ölçekli uygulama imar planının yapılması, bu bölgedeki taşınmazları otomatik olarak inşaata hazır hale getirmemektedir. Bu aşamada kadastral durum halen geçerlidir.

Bu alanda inşaat yapılabilmesi için, uygulama imar planı yapıldıktan sonra bazı uygulama araçları (örneğin arazi ve arsa düzenlemesi, ayırma ve birleştirme işlemleri gibi) kullanılarak kadastral durumun, uygulama imar planına uygun hale getirilmesi gerekir.

Zaten 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesinin 1. fıkrasında belediyelerin ve il özel idarelerinin imar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri birleştirmeye, bunları yeniden “imar planına uygun” ada veya parsellere ayırmaya, hak sahiplerine dağıtmaya ve resen tescil işlemlerini yaptırmaya yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.

Arazi ve arsa düzenlemesi işlemlerinin sebep unsurunun imar planlarının uygulanması olmasının bazı sonuçları söz konusudur.

Arazi ve arsa düzenlemesi işlemleri imar planlarının uygulanması amacıyla yapıldığına göre (bir başka ifadeyle uygulama imar planı arazi ve arsa düzenlemesinin sebebini teşkil ettiğine göre) arazi ve arsa düzenlemesi işlemlerin mevcut imar planına uygun olması zorunludur. Bu durum, her idari işlemin, o işlemin sebebine uygun olmasına ilişkin genel kuralın, imar hukukuna yansımasıdır.

Bayındırlık ve İskân Bakanlığının 05.04.2004 tarihli ve 3401 sayılı Genelgesinde “Düzenlemenin imar planına ve yönetmelik hükümlerine aykırı olmamasına özen gösterilmeli, 1/1000 ölçekli uygulama imar planları gözetilmeden düzenleme ortaklık payına göre parselasyon planları ve bu parselasyon planlarına göre imar planı değişikliği yapılmamalıdır.” şeklinde görüş bildirilmiştir.

İmar planına uygunluk yargısal denetim aşamasında da söz konusudur. Parselasyon işlemin dava konusu edilmesi durumunda bu işlemler 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi ile ilgili yönetmelik hükümleri ve parselasyon ilkelerinin yanı sıra ve öncelikle ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planına uygunluk yönünden değerlendirilmelidir.

Karar                                                                                              

Danıştay 6. Dairesi, 12.01.2004, E:2003/1709, K:2004/26

Parselasyon işleminin 1/1000 ölçekli uygulama imar planına dayalı olarak yapılacağı, ancak 1/1000 ölçekli uygulama işleminin dava konusu edilmemesi halinde, parselasyon işleminin 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi ile ilgili yönetmelik hükümleri ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ve parselasyon ilkelerine uygun yapılıp yapılmadığının irdelenmesi suretiyle karar verilmesi gerektiği.

3194 sayılı Yasanın 18. maddesinin 1. fıkrasında, imar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer sahiplerinin muvafakati aranmaksızın birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyelerin yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
İmar Kanununun 18. maddesi uyarıca yapılacak Arazı ve Arsa Düzenlemesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 10. maddesinde de imar parsellerinin oluşturulması ve dağıtımındaki esaslar belirlenmiştir.

Anılan Yasa ve Yönetmelik hükümlerinin değerlendirilmesinden, parselasyon işlemiyle amaçlananın imar planı, plan raporu ve imar yönetmeliği hükümlerine göre imar adasının tüm biçim ve boyutu, yapı düzeni, inşaat yaklaşma sınırı ve bahçe mesafeleri, yapı yüksekliği ve derinliği, yerleşme yoğunluğu, taban alanı ve kat alanı katsayısı, arazinin kullanma şekli, mülk sınırları, mevcut yapıların durumu göz önüne alınmak suretiyle sorunsuz, üzerinde yapı yapmaya elverişli imar parseli oluşturmak olduğu açıktır.

Öte yandan, bir bölgede parselasyon işlemi yapılabilmesi için öncelikle 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yapılması ve parselasyon işlemimin de bu plana dayalı olması gerekmektedir.

Danıştay 6. Dairesi de 21.06.1995 tarihli ve E:1995/184, K:1995/2663 sayılı kararında arazi ve arsa düzenlemesinde, imar planına aykırı olarak, imar yoluna rastlayan kısımlarda parsel oluşturulmasının ve imar planına göre konut alanına rastlayan yerlerde yol ihdasının yasaya aykırı olduğuna karar vermiştir.

[1]     Günday, Metin (2002) İdare Hukuku, s: 138

[2]     Demirkol, Selami (1998) “İptal Davasında İdari İşlemin Beş Unsuru”, s: 76

[3]     Köktürk, Erdal (2007) Arsa Düzenlemeleri ve Yargı İlişkisi, s: 41

[4]     Sağlam, İsmail (1999) “Arazi ve Arsa Düzenlemesi Uygulamalarında Karşılaşılan Sorunlar Üzerine Bir İnceleme” s: 94

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.