Parselasyon İşlemlerinde Tecviz Sınırını Aşan “Kaba” Yüzölçümü Hatalarının Düzeltilmesi

Parselasyon işlemleri esnasında, ölçülen yüzölçümü ile tapu yüzölçümü arasındaki kaba hatayı aşan farklılıkların söz konusu olması durumunda ise uygulamanın sıhhati ciddi şekilde etkilenebilecektir.

Örneğin, kadastrodaki yüzölçümü hatası, imar uygulamasına yansıyacaktır. Hatalı yüzölçümünden hatalı olarak DOP alınacağı gibi, tahsis edilen imar parsellerinde de hata kaçınılmaz olacaktır. Örneğin, gerçek yüzölçümü 5.000 m2 olan taşınmazın tapu yüzölçümü olan 4.000 m2 üzerinden düzenlemeye dâhil edilmesi durumunda (DOP oranının %40 olduğu varsayımı altında), DOP miktarı gerçek yüzölçümü üzerinden 2.000 m2 alınabilecekken tapu yüzölçümü üzerinden 1.600 m2 alınabilecektir.

Böyle bir durumda, 1.600 m2 DOP kesildikten sonra bakiye kalan kısmın imar parsellerine tahsisi de hatalı olacaktır. Normalde taşınmazdan 2.000 m2 DOP kesilip 3.000 m2 tahsis yapılması gerekirken, tapu yüzölçümü esas alındığı için 1.600 m2 DOP kesilip 2.400 m2 tahsis yapılacaktır. Üstelik böyle bir durumda hiçbir zaman düzenlemeye giren toplam alan ile düzenlemeden çıkan toplam alan birbirine eşit olmayacaktır.

Netice itibarıyla, ölçülen yüzölçümü ile tapu yüzölçümü arasındaki kaba hatayı aşan farklılıklar düzeltilmediği müddetçe kadastrodan kaynaklanan hatalar, imar uygulamasına ve sonrasında buna bağlı olarak yapılacak ruhsat verme gibi işlemlere yansıyacaktır.

Böyle bir durumda parselin tapudaki yüzölçümü ile uygulamaya dâhil edilmemesi gerektiği konusunda nerdeyse görüş birliği bulunmaktadır. Ancak parsel uygulamaya dâhil edilmeden önce parselin yüzölçümünün düzeltilmesinin gerekip gerekmediği konusunda farklı görüşler söz konusudur.

Koçak ve Beyaz, kaba hatanın varlığı halinde öncelikle düzeltilmesi yoluna gidilmesi gerektiğini, ancak düzeltmenin parselasyonu aksatacağı anlaşılırsa parselin gerçek yüzölçümü üzerinden düzenlemeye dâhil edilmesi gerektiği görüşündedirler[1]. Yazarlara göre böyle bir durumda öncelikle ilgilisinin muvafakati ile 1458 sayılı Genelge ile, aksi halde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 4. madde uygulamasıyla yüzölçümü düzeltilmelidir; ancak ilgililere ulaşılamazsa ya da ulaşıldığı halde muvafakat alınamazsa, 41. madde uygulaması yapılması halinde, tebligat için yine ilgilisine ulaşılamazsa, ya da kendisine tebligat yapılan ilgili dava yoluna giderse bu davanın sonucunun beklenmesi gerekeceğinden, uygulama önemli ölçüde aksayacaktır. Eğer sınırlarda herhangi bir değişiklik olmuyorsa, parselasyon sonucu yapılacak ilan da hesaba katılarak hatalı kadastro parselleri, son bulunan doğru yüzölçümleri ile uygulamaya tabi tutulmalıdır.

Ancak biz, tapu yüzölçümleri ile uygulama esnasında ölçülen yüzölçümleri arasında tecvizi aşan kaba bir hatanın mevcut olması halinde, ilgililere ulaşılamazsa ya da ulaşıldığı halde muvafakat alınamazsa, 41. madde uygulaması yapılması halinde, tebligat için yine ilgilisine ulaşılamazsa, ya da kendisine tebligat yapılan ilgili dava yoluna gitse dahi, öncelikle yüzölçümünün kadastro mevzuatına göre düzeltilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Her şeyden önce 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1027. maddesine göre ilgililerin yazılı rızaları olmadıkça, tapu memuru, tapu sicilindeki yanlışlığı ancak mahkeme kararıyla düzeltebilir. Elbette ki buradaki yanlışlığı tapu memuru tek başına düzeltmemektedir, işlem belediye ya da il özel idaresi tarafından yapılmaktadır; ancak netice itibarıyla bu parselasyon işlemi tapuya tescil edilecektir, üstelik yeni oluşan parsellere sayfa açılmadan önce eski kadastro parselinin sayfasında yüzölçümünün düzeltilmesi gerekecektir. Böyle bir durumda da tapu memuru tapu sicilindeki yanlışlığı mahkeme kararı olmadan düzeltmiş olacaktır.

Tapu Sicili Tüzüğünün “Ana veya yardımcı siciller üzerindeki düzeltmeler” başlıklı 74. maddesi de tapu sicilindeki hataların ilgilinin muvafakati ya da mahkeme kararı ile düzeltilmesini öngörmektedir.

Ek Bilgi 
Tapu Sicili Tüzüğü, Madde 74-

(1) Kütük, yevmiye defteri ve yardımcı sicillerde, belgelere aykırı basit yazım hatası yapıldığının tespit edilmesi hâlinde, müdür tarafından nedeni düzeltmeler sicilinde açıklanarak, re'sen düzeltme yapılır.

(2) İstem belgesinde yapılan yanlışlık veya eksiklik düzeltilerek belgenin uygun bir yerine yazılmak suretiyle taraflar ve tapu görevlilerince imzalanır ve sicilde buna uygun düzeltme yapılır.

(3) Ana veya yardımcı siciller üzerinde yapılmış hata veya eksikliklerin, ilgililerce sunulan veya başka idarelerce düzenlenen belgelerden kaynaklanması hâlinde, ilgililerin gerçek durumu kanıtlayıcı belgelere dayalı başvuruları üzerine, istem yevmiye defterine kaydedilerek gerekli düzeltme yapılır.

(4) Kütük, yevmiye defteri ve yardımcı sicillerde, belgelere aykırı tescil veya esaslı yazım hatasının düzeltilebilmesi için ilgililerin yazılı olurunun alınması gerekir. İlgililerden birisinin yazılı oluru olmazsa, bu durum beyanlar sütununda belirtilerek, 26/9/2011 tarih ve 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre işlem yapılır.

(5) Yapılacak düzeltmeler hatalı yazımdan sonra hak sahibi olmuş kişilerin hakkını etkileyici nitelikte ise, bu hak sahiplerinin de yazılı olurları aranır.

(6) Müdürlük, ilgililerin bilgisi dışında yaptığı işlemleri tebliğ etmekle yükümlüdür.  

AAD Uygulama Yönetmeliği ise, her iki yüzölçümü arasında tecvizi aşan fark çıkması halinde (kaba olup olmadığına bakılmaksızın), bu farkın tapu ve kadastro mevzuatına uygun olarak düzeltilmesini ve taşınmazın uygulamaya düzeltilmiş yüzölçümü ile dâhil edilmesini öngörmektedir. Kadastro parselinde kaba hata söz konusu olduğu durumlarda, parselin yüzölçümünün kadastro mevzuatına göre düzeltilmeyip son bulunan yüzölçümü ile uygulamaya dâhil edilmesi Yönetmeliğin 27. maddesine aykırılık teşkil edecektir.

Üstelik TKGM’nin 2010/22 sayılı Tescile Konu Olan Harita ve Planların Kontrolü Hakkında Genelgesi de bu yüzölçümünün düzeltilmesini öngörmektedir: Pafta zemin uyumu tespit edilen parsellerin kesin sayısal değerlerinden hesaplanan yüzölçümü ile tapuda kayıtlı yüzölçümü arasında yanılma sınırını aşan farklılıkların bulunması durumunda, parsel sınırlarında herhangi eylemli bir değişikliğin ve komşu parsellere tecavüzünün bulunmadığının zemin ve ilgili teknik bilgi ve belgeleri ile tespit edilmesi sonucunda yüzölçümü hatası, ayrıntılı olarak düzenlenen teknik rapor ve ilgililerinin muvafakatine istinaden Tapu Sicili Tüzüğü’nün 85’inci maddesi gereğince düzeltilir. Muvafakat alınamadığı takdirde 3402 sayılı Kanunun 47/N maddesine dayanılarak hazırlanan yönetmeliğe göre düzeltilir.

Bütün bunlar göstermektedir ki parselin tapudaki yüzölçümü ile parselasyon sırasında ölçülen yüzölçümü arasında kaba bir hata söz konusuysa, her halükarda bu hata kadastro mevzuatına göre düzeltilmeli ve uygulamaya bundan sonra dâhil edilmelidir.

Düzeltme işleminin yapılış şekli, aradaki yüzölçümü farkının nedenine göre değişmektedir. Her bir hata ile ilgili işlemlerle ilgili olarak yapılması gerekenler aşağıdaki yazılarımızda açıklanmıştır:

(1) Tapudaki Yüzölçümünün Yanlış Yazılmış Olması:

Bu konuda şu yazımıza bakabilirsiniz: Parselasyon İşlemlerinde Tapuda Hatalı Yazılan Yüzölçümlerinin Düzeltilmesi

(2) Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hatalar

Bu konuda şu yazımıza bakabilirsiniz: Parselasyon İşlemlerinde Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesi

(3) Sayısallaştırmadan Sırasında Tespit Edilen Hatalar

TKGM’nin 2014/3 sayılı Genelgesine göre yüzölçümündeki hata, sayısallaştırma mevzuatınca işlem sırasında tespit edilmiş ise sayısallaştırma mevzuatınca işlem yapılır. Dolayısıyla parselasyon işlemi esnasında yapılan sayısallaştırma sırasında tespit edilen yüzölçümleri hakkında sayısallaştırma mevzuatınca işlem yapılması gerekmektedir.

[1]     Koçak, Hüseyin ve Beyaz, Metin (2007) İmar Uygulamaları, s: 70-72

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.