Parselasyona İlişkin İdari Yargı Tarafından Verilen İptal Kararının Tapu Siciline Etkisi

Makalemizi paylaşır mısınız?

Arsa düzenlemesinin idari yargıda iptal edilmesi, tapu kütüğüne tescil edilen düzenleme sonuçlarının, yanlış bir idari tasarruftan ileri geldiğini ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu gösterir[1]. Parselasyon işleminin iptal edilmesi, bu işleme dayalı olarak tesis edilen tapu sicillerini yolsuz tescil durumuna sokar.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 22.02.2000, E:2000/669, K:2000/1454      

Parselasyon işleminin iptal edilmesi, bu işleme dayalı olarak tesis edilen tapu sicillerini yolsuz tescil durumuna sokar.

Yargıtay incelemesi sırasında eksikten mahallinden istenilen imar uygulamasına dair 19.8.1993 tarihli Belediye Encümen kararı ile niza konusu parselin 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca ve hamur kuralı uygulanmak suretiyle ve idari karara dayalı olarak imar parselasyonunun yapılması sonucu oluştuğu anlaşılmıştır. Belediyelerin yapmış olduğu ve 3194 sayılı Yasanın 18. maddesine dayanan imar şuyulandırması ile ilgili işlemlerde yetkili merciler Belediyelerdir. Bu şekilde idari tahsisle oluşan tapularla ilgili uyuşmazlıklarda tapunun oluşumunu sağlayan idari nitelikteki tahsis işlemi merciince iptal ettirilmedikçe genel mahkemelerde tapu iptal davasının dinlenemeyeceği Yargıtay’ın yerleşmiş kararları gereğidir. Davaya konu tapu kaydı Belediyenin şuyulandırma işlemi sonunda alınan idari kararlardan oluşmuştur. MK’nun "tescilin hükümleri" başlığını taşıyan 930/1. maddesi hükmüne göre ayni haklar tescille doğar, sıra ve tarihleri tescil kaydına göre alır. Bu durumda, dava konusu taşınmaz malın Tapu Siciline kaydedilmesine sebep olan idari karar hukuki varlığını koruduğu sürece tapu iptal ve tescil davası dinlenemez. Ancak, taşınmazın Tapu Siciline kaydedilmesine dayanak teşkil eden idari kararın idari yargı merciince Kanuna aykırılık nedeniyle iptali cihetine gidilerek iptal kararının kesinleşmesinden sonra tapudaki tescil işleminin yanlış bir idari tasarruftan ileri geldiği ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunun anlaşılması sonucu "yolsuz tescil" durumuna düşmesinden sonra açılacak tapu iptal davası dinlenebilir

Yargıtay kararlarına göre, parselasyon işlemlerine karşı idari yargıda dava açılır ve işlemin iptali sağlanır ise, parselasyon sonucu oluşan imar parsellerine ilişkin tesciller sebepten ve illetten yoksun hale gelir ve geçmişi de kapsayacak şekilde yolsuz tescil halini alır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 18.02.1994, E:1994/1514, K:1994/1963     

İmar Yasanına göre; belediyeler tarafından gerçekleştirilen şuyulandırma (parselasyon) işlemleri, idari nitelik taşıyan işlemlerdendir. Bu türdeki işlemlere karşı idari yargı yerinde dava açılır ve işlemin iptali sağlanırsa, buna göre oluşturulan imar tescilleri sebepten ve illetten yoksun hale gelir ve geçmişi de kapsayacak şekilde yolsuz tescile dönüşür. Böyle bir durumun ortaya çıkması ile de kadastral mülkiyet durumunun ihyası (eski haline getirilmesi) ve kadastral mülkiyete dayanılarak adli yargı yerinde el atmanın önlenmesi davalarının açılabilmesi olanağı doğar.

İdari yargı yerinde görülecek olan davada, belediyenin kendi yetki alanı dışına taşarak imar parselasyon işlemini gerçekleştirdiği ve idari nitelikteki işlemin çekişmeli, kadastral parseli etkileyemeyeceği anlaşıldığı takdirde, adli yargıda kadastral mülkiyet durumunun ihyası için ayrı bir dava açılmasına gerek kalmayacak ve sicilde yazılı kadastral hak, ilgilisine veya ilgililerine her zaman talep ve dava hakkı verebilecektir. Diğer bir deyişle, hukuki varlığı etkilenmeyen kadastral mülkiyetin sahibine veya sahiplerine tanıdığı mutlak hak zamanaşımına uğrayamayacağından zamana bağlı kalınmaksızın kullanabilecektir.

Ancak arazi ve arsa düzenlemesi işleminin iptal edilmesi, tapu kayıtlarının kendiliğinden hükümsüz hale gelmesine neden olmaz; sadece yolsuz tescil hale getirir[2]. Yolsuz tescille hükümsüz kaydın birbirinden farklı kavramlar olduğuna dikkat edilmelidir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 18.2.2004, E:2004/488,K:2004/1294                             

Davaya konu edilen tapu kaydını oluşturan işlemin kesinleşen idari yargı kararıyla ortadan kaldırılması halinde, tapu kaydı kendiliğinden hükümsüz hale gelmez. Kesinleşen bu idari karar, ilgilisine kadastral sicilin ihyası (kadastral duruma dönülmesi) için talep ve dava hakkı verir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 14.04.1997, E:1997/4601, K:1997/5035                       

Davada dayanılan tapu kaydını oluşturan işlemin kesinleşen idari yargı kararıyla ortadan kaldırılması halinde tapu kaydı kendiliğinden hüküm-süz hale gelmez. Bu karar (kesinleşen idari karar) ilgisine kadastral sicilin ihyası (kadastral duruma dönülmesi) için dava hakkı verir.

Davacı, kadastro parselinin, belediye encümen kararıyla imar uygulamasına tabi tutulduğunu, kendisine de yeni oluşturulan imar parselinden pay verildiğini, ne var ki, 3194 sayılı Yasanın 18. maddesine göre yapılan işlemin iptali için idari yargıya açtığı davanın kabulle neticelendiğini ve kesinleştiğini, bunun üzerine idari mercilere (belediye başkanlığı ve tapu sicil müdürlüğüne) müracaat etmesine karşın eski hale getirme isteğine olumlu yanıt alamadığını belirterek, eski hale getirme (iptal ve tescil) istemiştir. Mahkemece, idari yargı kararının kesinleştiğinden ve Anayasanın 138/son maddesinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki; davada dayanılan tapu kaydını oluşturan işlemin kesinleşen idari yargı kararıyla ortadan kaldırılması halinde tapu kaydı kendiliğinden hükümsüz hale gelmez. Bu karar (kesinleşen idari karar) ilgisine kadastral sicilin ihyası (kadastral duruma dönülmesi) için dava hakkı verir.

Bu yolsuz tescillerin düzeltilmesi gerekmektedir; ancak bunlar kendiliğinden hükümsüz hale gelmemektedirler. Bu nedenle, bu aşamada yolsuz kayıtlar üzerinden gerek belediye ya da il özel idaresi, gerek kadastro ve gerekse tapu sicil müdürlüğünce işlem yapılmaması gerekir.

Ancak yolsuz kayıtların tapu sicil müdürlüğünce resen düzeltilmesine imkân yoktur. Çünkü 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1027. maddesi “İlgililerin yazılı rızaları olmadıkça, tapu memuru, tapu sicilindeki yanlışlığı ancak mahkeme kararıyla düzeltebilir.” hükmünü ihtiva etmektedir. Bu nedenle arazi ve arsa düzenlemesi işleminin iptal edilmesi üzerine, tapu sicil müdürlüğünün, kendiliğinden, düzenleme öncesi durumu ihya etmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Bundan dolayı belediye ya da il encümeni kararının idari yargı tarafından iptali sonucu tapudaki tescillerin geçmişi de kapsayacak şekilde yolsuz tescile dönüşmesi, tapu kütüğündeki kayıtların tapu sicil müdürlüğü tarafından kendiliğinden silinmesi (terkin edilmesi) için yeterli değildir[3].

Bu kayıtlar ya ilgili idare tarafından geri dönüşüm cetvellerinin hazırlanması ya da idare tarafından geri dönüşüm cetvellerinin hazırlanmaması durumunda parsel maliki tarafından kadastral mülkiyet durumunun ihyası davalarının açılması ile düzeltilebilir[4].

[1]     Köktürk, Erdal (2007) Arsa Düzenlemeleri ve Yargı İlişkisi, s: 48

[2]     Şimşek, Suat (2014) “Arazi ve Arsa Düzenlemesi İşlemlerinin İptaline İlişkin Yargı Kararının Sonuçları ve Eski Halin İhyası İçin Açılacak Davalarda Görevli Yargı Meselesi, s: 294

[3]     Köktürk, Erdal (2007) Arsa Düzenlemeleri ve Yargı İlişkisi, s: 48

[4]     Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 29.04.1994, E: 1993/866, K: 1993/5535; 18.02.1994, E: 1994/1514, K: 1994/1963; 14.04.1997, E: 1997/4601, K: 1997/5035, Aktaran: Köktürk, Erdal (2007) Arsa Düzenlemeleri ve Yargı İlişkisi, s: 48

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2463 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.