Parselasyona Karşı Açılan Davalarda Uygulama İmar Planı-Parselasyon İlişkisi

İdare hukuku anlamında imar planları düzenleyici işlem, arazi ve arsa düzenlemesi ise uygulama işlemidir. Bu anlamda parselasyon işlemine karşı açılan davada 2577 sayılı Kanunun 7. maddesinin 4. fıkrası kapsamında imar planlarının da iptali istenebilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun dava açma sürelerini düzenleyen 7. maddesinin 4. fıkrasında “İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması, bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz” hükmü yer almaktadır.

Parselasyona karşı açılan davada imar planının da iptali istenmişse…

Uygulama imar planlarının uygulama işlemlerine karşı açılan davalarda, uygulama imar planlarının ve hatta üst ölçekli imar planlarının iptalinin istenebilir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08.01.1999 tarihli ve E:1997/369, K:1999/1 sayılı kararında da; parselasyon işleminin iptali istemi ile süresi içerisinde açılan davada imar planının da iptalinin istenmiş olması halinde, imar planının iptaline yönelik istemin de incelenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Parselasyon işlemine karşı açılan davada imar planlarının da iptali istenmiş ise imar planlarının mevzuata uygun olup olmadığını incelemeden sadece arazi ve arsa düzenlemesi işlemleri yönünden karar vermek doğru değildir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, 8.1.1999, E:1997/369, K:1999/1    

Davacı parselasyon işlemi ile bu işlemin dayanağını oluşturan imar planının kendi taşınmazı yönünden iptalini istediğinden sadece parselasyon işleminin incelenerek karar verilmesi doğru değildir.

Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından söz konusu taşınmazı kapsayan alanın 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca parselasyona tabi tutulmasına ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağını oluşturan 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının kendi taşınmazı yönünden iptali istemiyle dava açıldığı ve dava dilekçesinde bu plana yönelik olarak, planın belediye meclisinden geçirilmediği, askıya çıkarılmadığı, bu haliyle 3194 sayılı İmar Kanununun 8’inci maddenin aykırı olduğu iddiasında bulunulduğu halde, idare mahkemesince yalnızca parselasyon işlemi incelenmek suretiyle karar verildiği, ancak anılan parselasyon işleminin dayanağını oluşturan imar planı hakkında herhangi bir karar verilmediği anlaşıldığından, uyuşmazlığa konu edilen imar planı da incelenerek bir karar verilmesi gerektiğinden, bu konu incelenmeden verilen karar usul ve hukuka uygun bulunmamıştır.

Parselasyona karşı açılan davada imar planının da iptali istenmemişse…

Arazi ve arsa düzenlemesi işlemiyle birlikte uygulama imar planının da iptali istenmişse, ilk olarak uygulama imar planının imar mevzuatına ve üst ölçekli planlara uygunluğu incelenir.

Aykırılık söz konusu ise hem uygulama imar planı, hem de parselasyon işlemi iptal edilir.

Eğer uygulama imar planında imar mevzuatına ve üst ölçekli planlara bir aykırılık yok ise ikinci aşamaya geçilir; arazi ve arsa düzenlemesi işleminin uygulama imar planına ve imar mevzuatına uygunluğu yönünde inceleme yapılır. Bir başka ifadeyle parselasyon işleminin dayanağını oluşturan uygulama imar planının esası hakkında bir karar verdikten sonra parselasyon işleminin, imar mevzuatına, uygulama imar planına ve parselasyon ilkelerine göre irdelenerek bir karar verilmesi gerekir (Danıştay 6. Dairesi, 11.04.2001, E:2000/1198, K:2001/1849).

Eğer parselasyon işlemine karşı açılan dava da imar planının iptali istenmemişse, uygulama imar planı, imar mevzuatına aykırı olsa bile mahkeme, dava konusu edilmeyen uygulama imar planının imar mevzuatına aykırılığını inceleyemez. Danıştay 6. Dairesi 28.02.2001 tarihli ve E:1999/6340, K:2001/1260 sayılı kararında parselasyon işleminin dayanağını teşkil eden uygulama imar planının iptalinin istenmemesi durumunda, imar planının planlama ilkelerine, şehircilik esaslarına ve kamu yararına uygunluğunun incelemeyeceğine karar vermiştir. Bu durumda sadece parselasyon işleminin, imar mevzuatına, uygulama imar planına ve parselasyon ilkelerine göre değerlendirilmesi gerekir.

Danıştay 6. Dairesi, 12.1.2004, E:2003/1709, K:2004/26        

Parselasyon işleminin dayanağı 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı dava konusu edilmediğinden, dava konusu parselasyon işleminin yukarıda anılan Yasa ve Yönetmelik hükümleri ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planına ve parselasyon ilkelerine uygun yapılıp yapılmadığının irdelenmesi suretiyle yeniden bir karar verilmelidir.

Bir bölgede parselasyon işlemi yapılabilmesi için öncelikle 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı yapılması ve parselasyon işlemimin de bu plana dayalı olması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davanın davacıya ait taşınmazın bulunduğu alanda 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca yapılan parselasyon işleminin iptali istemiyle açıldığı, idare mahkemesince, dava konusu düzenlemenin 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi ve ilgili Yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığının tespiti amacıyla yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, ancak bilirkişi raporunda parselasyon işlemiyle birlikte, bu işlemin dayanağı imar planına yönelik değerlendirmelere de yer verildiği, mahkemenin de, dava konusu olmadığı halde imar planına yönelik değerlendirmeleri esas almak suretiyle parselasyon işleminin iptaline karar verdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, parselasyon işleminin dayanağı 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı dava konusu edilmediğinden, dava konusu parselasyon işleminin yukarıda anılan Yasa ve Yönetmelik hükümleri ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planına ve parselasyon ilkelerine uygun yapılıp yapılmadığının irdelenmesi suretiyle yeniden bir karar verilmelidir.

Danıştay 6. Dairesi, 26.11.1998, E:1997/6950, K:1998/5903

Davanın konusunu parselasyon işleminin oluşturması nedeniyle imar planı irdelenerek karar verilmesinde isabet görülmediği.

İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda 1/5000 ölçekli ek plandaki sosyal donatı alanlarının yer seçiminin idarenin kamulaştırma gibi külfetten kurtulması için hazine arazilerinin bulunduğu alanlardan yapıldığı, oysa kentin gelişme eksenine ilişkin verilerin toplanması ve planlama çalışmalarının yapılması gerektiği, dolayısıyla dava konusu alana ilişkin nazım plan ayrıntılı analiz ve sentezden yoksun olduğundan parselasyonun da aynı temel yoksunluğu taşıdığı, belirtilmektedir. Bilirkişi raporunda imar planının biçimlenmesi ile ilgili hususlar ve planın işlerliği tartışılmaktadır. Oysa bu davada imar planının iptali istenilmemiş olup bu plana göre yapılan parselasyon işlemi dava konusudur. Böyle bir durumda ise yapılan parselasyonun 3184 sayılı Yasanın 18.maddesi ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin yönetmelikle getirilen düzenlemenin binalı binasız arazi ve arsaların plan ve mevzuata uygun şekilde inşaata veya tespit edilmiş olan diğer kullanım şekillerine uygun duruma getirilmesi amacıyla yapılacağı, düzenleme dolayısıyla meydana gelecek değer artışları karşılığında düşülecek düzenleme ortaklık payı oranı, maliklerin parselasyondan sonra sahip olması gereken parsel yüzölçümlerini belirlenmesi, düzenleme sonucunda oluşacak imar parsellerinin mümkün olduğu kadar, aynı yerdeki eski parsel sahibine tahsisi, plan ve mevzuata göre korunabilecek yapıların tam ve şuyusuz bir parsele rastlatılması ancak bunların uygulanmasında veya mal sahibine tahsis edilen miktarın bir imar parselinden küçük olması veya diğer teknik ve hukuki nedenlerle bağımsız parsel verilememesi halinde bu parsellerin yerine mümkün olduğu kadar aynı şart ve değerle şuyulu parsel verilebileceği yolundaki kurallara uygun yapılıp yapılmadığının incelenmesi gerekmektedir.

Aynı yönde Danıştay 6. Dairesi, 11.12.2001, E:2000/4846, K:2001/6300

Ancak, parselasyon işlemine karşı açılan davada 2577 sayılı Kanunun 7. maddesinin 4. fıkrası kapsamında imar planlarının da iptalinin istenmesi hususunda iki hususu gözden kaçırmamak gerekir:

Birincisi, bu uygulamanın tam tersi söz konusu değildir. Yani imar planının iptali için açılan davada, dava açma süresi geçmiş olan uygulama işlemleri (parselasyon gibi) dava edilemez. İmar planlarına karşı dava açılması, uygulama işlemine karşı sona eren dava açma süresini yeniden canlandırmaz.

İkincisi, uygulama işlemine karşı açılacak davanın süresi içerisinde açılması gerekir. Eğer uygulama işlemine (örneğin parselasyon) karşı açılan davada süre kaçırılmış ise dayanak imar planının iptalinin istenmesi mümkün değildir. Uygulama işlemine karşı açılacak davada süre kaçırılmış ise, uygulama işleminin iptali istemi, süre yönünden; düzenleyici işlemin iptali istemi ise incelenmeksizin reddedilir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.