Eski Kaydın İhyası Davası Açılması İçin Parselasyonun İptal Edilmesi Gerekliliği

Parselasyon işlemi, kamu idarelerince yapılan idari bir işlem niteliğinde olması nedeniyle, hatalı bir imar uygulaması sonucu tapuya yolsuz olarak tescil edilmiş taşınmazlar hakkında ilk önce parselasyon işleminin iptali için idari yargıda dava açılması gerekir.

İmar düzenlemeleri, düzenli şehirleşme ve yapılaşma amaçları itibariyle kamu düzenini ilgilendiren düzenlemelerdir. Bu düzenlemelerin dayanağını oluşturan idari kararlar ortadan kaldırılmadıkça idari kararla oluşturulan mülkiyet durumu değiştirilemez. Bir başka ifade ile idari yargıda dava açılıp parselasyon işlemi iptal ettirilmeden adli yargıda, imar uygulaması sonucu oluşan parsellerin iptali ile eski kaydın ihyası davası açılması mümkün değildir[1].

Yargıtay içtihatları da bu yöndedir. Örneğin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.01.2003 tarihli ve E:2003/1-19, K:2003/3 sayılı kararında, “imar parsellerinin dayanağını oluşturan idari işlem idare mahkemesinde iptal edilmeden idari işlemi ortadan kaldıracak biçimde genel yargı yerinde hüküm kurulamayacağı” ifade edilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen 08.12.2004 tarihli ve E:2004/1-645, K:2004/662 sayılı kararda ise, “Belediyenin şuyulandırma işlemi sonucunda oluşan sicil kaydı idari yargı yerinde iptal edilip ortadan kaldırılmadığı sürece hukuk mahkemesinde tapu iptali davası açılamayacağı” vurgulanmıştır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 03.07.1992 tarihli ve E:1992/8159, K:1992/8857 sayılı kararında, “Şuyulandırma işlemi belediye encümeni kararı ile oluştuğundan idari niteliktedir. Bu nedenle anılan işlemler hakkındaki usulsüzlük iddialarının çözüm yeri idari yargıdır. Tapuya tescilin sebebini teşkil eden işlem idari yargı yerince iptal edilip ortadan kaldırılmadıkça, tapu sicilinde düzeltme yapılmasına yasal olanak yoktur.” ifadesine yer verilmiştir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 27.3.2003, E:2003/2956,K:2003/3604                                

Somut olayda, çekişme konusu imar parselinin oluşmasına dayanak teşkil eden idari kararın idari yargı yerinde iptal edildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca imar parsellerinin, sicillerinin, temelsiz yolsuz hale geldiği dikkate alınarak, bu konuda karar verilmesi görevinin adli yargı yerine ait olduğu göz ardı edilerek mahkemenin görevsizlik kararı vermesi doğru değildir.

Gerek imar kanunları ile yapılan parselasyon işlemlerinin gerekse imar affı yasalarında öngörülen imar ıslah çalışmalarının bir idari karara dayandığı kuşkusuzdur. İdari karara yönelik davaların inceleme yeri de idari yargıdır. O halde bu uygulamalar sonucu oluşan çap kayıtlarının iptali isteğiyle açılan davalar kayıtların oluşumuna esas alınan diğer bir söyleyişle tapu kaydının illeti ve sebebi sayılan idari kararın değiştirilmesi veya ortadan kaldırılması sonucunu doğuracağından idari karar idari yargı yerinde ortadan kaldırılmadıkça genel yargıda tapu sicilin deki gerekli düzeltme yapılamaz. Ancak, somut olayda, çekişme konusu imar parselinin oluşmasına dayanak teşkil eden idari kararın idari yargı yerinde iptal edildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca imar parsellerinin, sicillerinin, temelsiz yolsuz hale geldiği dikkate alınarak, bu konuda karar verilmesi görevinin adli yargı yerine ait olduğu göz ardı edilerek mahkemenin görevsizlik kararı vermesi doğru değildir.

Buna paralel olarak parselasyon işlemlerine karşı idari yargı yerinde dava açılır ve işlemin iptali sağlanırsa, buna göre oluşturulan imar tescilleri sebepten ve illetten yoksun hale gelir ve geçmişi de kapsayacak şekilde yolsuz tescile dönüşür. Böyle bir durumun ortaya çıkması ile de, adli yargıda, kadastral mülkiyet durumun ihyası (eski haline getirilmesi) ve kadastral mülkiyete dayanılarak el atmanın önlenmesi davalarının açılabilmesi imkanı doğar.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 18.02.1994, E:1994/1514,K:1994/1963

İmar Yasasına göre; belediyeler tarafından gerçekleştirilen şuyulandırma (parselasyon) işlemleri, idari nitelik taşıyan işlemlerdendir. Bu türdeki işlemlere karşı idari yargı yerinde dava açılır ve işlemin iptali sağlanırsa, buna göre oluşturulan imar tescilleri sebepten ve illetten yoksun hale gelir ve geçmişi de kapsayacak şekilde yolsuz tescile dönüşür. Böyle bir durumun ortaya çıkması ile de kadastral mülkiyet durumunun ihyası (eski haline getirilmesi) ve kadastral mülkiyete dayanılarak adli yargı yerinde el atmanın önlenmesi davalarının açılabilmesi olanağı doğar.

Yok Hükmünde Olan Parselasyonlar İçin Doğrudan İmar Uygulaması Sonucu Oluşan Parsellerin İptali ile Eski Kaydın İhyası Davası Açılması

Yargıtay bazı alanlarda yapılan imar uygulamalarının yok hükmünde olduğunu kabul etmektedir. Örneğin, özel mülkiyet konusu olamayacak kıyılarda yapılan parselasyon işlemleri yok hükmündedir. Benzer şekilde aktif dere yataklarında yapılan imar uygulamaları da yok hükmündedir. Aktif dere yatakları, Türk Medeni Kanununun 715 ve 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16/c maddeleri hükümleri gereği kamu malı niteliğinde, özel mülkiyete konu olamayacak ve tescile tabi olmayan yerlerdendir.

Bu nitelikteki taşınmazlarda her ne surette olursa olsun sicil oluşturulması ve oluşan sicil kayıtlarına da değer verme olanağı yoktur. Anılan taşınmazlarda imar uygulamaları yapılmış olması da taşınmazların değinilen nitelikleri bakımından yapılan idari işlemlere değer verilmesine neden teşkil etmez. Diğer bir anlatımla bu taşınmazlar hakkındaki yapılan imar uygulamaları yok hükmündedir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 12.05.2005, E:2005/1703, K:2005/6037

Aktif dere yatakları, Türk Medeni Kanununun 715 (Eski 641 maddesi) ve 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/c maddeleri hükümleri gereği kamu malı niteliğinde, özel mülkiyete konu olamayacak ve tescile tabi olmayan yerlerdendir. Bu nitelikteki taşınmazlarda her ne surette olursa olsun sicil oluşturulması olanaksızdır. Oluşan sicil kayıtlarına da değer verme olanağı yoktur. Anılan taşınmazlarda imar uygulamaları yapılmış olması da taşınmazların değinilen nitelikleri bakımından yapılan idari işlemlere değer verilmesine neden teşkil etmez. Diğer bir anlatımla bu taşınmazlar hakkındaki idari işlemler de yok hükmündedir.

Yok hükmünde olan işlemler, hukuk aleminde hiç doğmamış sayılırlar. Bu nedenle, yok hükmünde olan işlemlerin iptali için dava açılamaz. Bundan dolayı, yok hükmünde olan parselasyon işlemi sonucu tapuya tescil edilen taşınmazlar hakkında (idari yargıda iptal kararına gerek olmaksızın) doğrudan adli yargıda tapu iptali davası açılabilir[2].

[1]     Şimşek, Suat (2014) “Arazi ve Arsa Düzenlemesi İşlemlerinin İptaline İlişkin Yargı Kararının Sonuçları ve Eski Halin İhyası İçin Açılacak Davalarda Görevli Yargı Meselesi, s: 300

[2]     Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 25.04.2005, E: 2005/4430, K: 2005/5039

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.