Plan Hiyerarşisinde Plan Ölçeğinden Kaynaklanan Farklılıklar

Makalemizi paylaşır mısınız?

İmar mevzuatımız, geçirdiği belirli bir sürecin sonucunda, farklı ölçeklerde düzenlenen farklı plan türlerini ihtiva etmektedir. Buna kalkınma planları ile bölge planları gibi sosyo-ekonomik planları da eklersek, ortada birbirinden farklı ölçek ve özelliklerde çok sayıda plan türünün mevcudiyeti göze çarpmaktadır.

Plan Hiyerarşisi

İşte bu planlar arasında, bu planların birbirini yönlendirmesini ve denetlemesini öngören kademeli birliktelik ilkesi söz konusudur. Bu konuda şu yazımıza bakabilirsiniz: İmar Hukukunda Plan Hiyerarşisi Nedir?

Kademeli Birliktelik İlkesi

Kademeli birliktelik ilkesi iki hususu bünyesinde barındırır. Bunlardan birincisi, farklı ölçekteki hedeflerin ve sorunların, yine farklı ölçekteki planlar ile çözümlenmeye çalışılmasıdır ki bu husus, planlama literatüründe kademelenme ilkesini ortaya çıkarmıştır. Örneğin birden fazla ili içine alan bir bölgeyi ilgilendiren sorunların çözümü veya amaçlara kent planlamayla ulaşılamaması, bölge ya da ülke bazında planlamayı gündeme getirmektedir.

Kademeli birliktelik ilkesinin ikinci yönü, planlama kademeleri arasında bir hiyerarşinin söz konusu olmasıdır. Gerek mevzuatımız ve gerekse Danıştay içtihatları sonucu gelişmiş bu ilkeye göre her plan, kendisinden daha üst ölçekli planlara uygun olmak zorundadır.

Plan Ölçeğinden Kaynaklanan Farklılıklar

Üst ölçekli planlar geliştirilen temel hedef, oluşturulmuş politika ve prensiplere uygun olarak kentin ana gelişme kararlarını ve arazi parçalarının kullanış biçimlerini ilke düzeyinde veren, soyutlama düzeyi yüksek belgelerdir[1].

Alt ölçekli planlar üst ölçekli planlara göre daha büyük bir ölçeğe sahip oldukları için daha çok detayı gösterirler. Örneğin uygulama planları, nazım planların salt büyültülmüş kopyaları olmayıp, çok daha uzun ve gerçekçi bir incelemeyi gerektiren ve nazım planlara göre çok daha fazla bilgiyi ve ayrıntıyı gösteren belgelerdir[2].

Bu nedenle, üst ölçekli planda belirtilmeyen bazı hususların alt ölçekli planda gösterilmesi, hatta (bir üst ölçeğin ana kararlarını korumak şartıyla) yeni denilebilecek kararların alınması doğaldır. Bu anlamda uygulama imar planına göre üst ölçekte yer alan nazım imar planının soyut nitelikteki kararlarından farklı olarak, detaylı düzenlemeler getiren uygulama imar planı kararları daha fazla bilgi içereceğinden, farklı kademelerde yer alan söz konusu plan kararları arasında farklılıklar olması da doğal karşılanmaktadır[3].

Bir başka ifadeyle bir bölge için alt ölçeklerde belirlenen arazi kullanımları, aynı bölge için üst ölçekte öngörülen arazi kullanım türünden (tamamen bağımsız olmamak kaydıyla) çok daha fazla ve çeşitli olabilir[4]. Detaya inildikçe gösterimlerde farklılıklar gözlenmesi mümkün hale gelmektedir[5].

Konu hakkında Danıştay 6. Dairesi tarafından verilen 21.05.1990 tarihli ve E: 1990/542, K: 1990/1003 sayılı kararda “… (A)razi kullanışlarının ana hatlarını ve ana gelişme kararlarını gösteren nazım imar planının doğrudan doğruya uygulanabilmesi mümkün olmadığından daha sonraki kademede ve büyütülen ölçeklerde düzenlenen uygulama planları ile nazım planının genel kararlarının hayata geçirilmesinin mümkün olabileceği ortaya çıkmaktadır. Böyle olunca da daha büyük ölçekte düzenlenen ve ayrıntıları gösterme amacına yönelik planlarda daha küçük ölçeklerdeki planlarda öngörülmeyen hatta farklı kullanışların ortaya çıkabileceği tabiidir” ifadesine yer verilmiştir. Altıncı Daire bu kararında 1/5000 ölçekli nazım imar planında protokol bölgesi olarak ayrılan yerin 1/1000 ölçekli uygulama imar planında protokol bölgesi içinde yeşil alana tahsis edilebileceğine karar vermiştir. Danıştay 6. Dairesinin E: 1984/1243, K: 1985/541 sayılı kararında ise “uygulama planlarında yer alan ve uygulama için gerekli olan bazı ayrıntıların nazım planda bulunmaması, uygulama planının nazım plana aykırı olduğu anlamına gelmez” şeklinde hüküm kurmuştur.

Bu karar da göstermektedir ki 1/5000 ölçekli nazım imar planında genel kullanılış biçimleri belirlenen bölgelerin, 1/1000 ölçekli imar planında detaylandırılması ve nazım imar planının çerçevesinde kalmak şartıyla detay düzeyinde değişik planlama yapılabilmesi mümkündür.

Üstelik mevzuat açısından da uygulama imar planlarında, nazım imar planlarına uygunluk yönünden bazı istisnalar söz konusudur.

Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 24. maddesine göre, nazım imar planları üzerinde gösterilen sosyal ve teknik altyapı alanlarının konum ile büyüklükleri, toplam standartların altına düşülmemek, nazım imar planının ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü ve genel işleyişini bozmamak ve hizmet etki alanı içinde kalmak şartı ile ilgili kurum ve kuruluşların görüşü dikkate alınarak uygulama imar planlarında değiştirilebilir.

Aynı maddeye göre uygulama imar planlarında, bölgenin ihtiyacına yönelik çocuk bahçesi, yeşil alan, otopark, cep otoparkı, yol boyu otopark, durak cebi, aile sağlık merkezi, mescit, karakol, muhtarlık, trafo gibi sosyal ve teknik altyapı alanlarını artırıcı küçük alan gerektiren fonksiyonlar ayrılabilir ve bu fonksiyonların konulması nazım imar planına aykırılık teşkil etmez. Araç trafiğine ayrılmış şerit sayısını azaltmamak ve ilgili TSE standartlarına uymak kaydıyla; taşıt yollarının yaya, engelli ve bisiklet kullanımına ayrılmış kısımlarının genişlikleri, nazım imar planında değişikliğe gerek olmaksızın uygulama imar planında artırılabilir.

Ancak alt ölçekli planlarda, üst ölçekli planlara göre farklı fonksiyonların belirlenebilmesinin bir sınırı olması gerekir. Bu sınır ise “üst ölçekte belirlenen arazi kullanımının hakim arazi kullanımı olarak alt ölçeklere aktarılması” şeklinde tarif edilmektedir[6]. Hakim arazi kullanımı alt ölçeğe aktarıldıktan sonra, alt ölçekli planın gerektirdiği ayrıntı düzeyi nedeniyle bazı kullanım farklılıklarının bulunması, Danıştay tarafından mevzuata aykırı bulunmamaktadır.

Örneğin Danıştay 6. Dairesi tarafından verilen 21.05.1990 tarihli ve E: 1990/542, K: 1990/1003 sayılı kararda 1/5000 ölçekli nazım imar planında protokol bölgesi olarak ayrılan yerin 1/1000 ölçekli uygulama imar planında protokol bölgesi içinde yeşil alana tahsis edilebileceğine karar vermiştir.

Benzer şekilde üst ölçekli planda MİA kullanımında kalan alanın uygulama imar planında yeşil alan olarak belirlenmesi, mevzuata aykırılık teşkil etmez. Bu kararlar da buradaki sınırı tekrar çizmemize vesile olur: Eğer alt ölçekli plandaki kullanım fonksiyonu, üst ölçekli plandaki kullanım fonksiyonunun bir parçası olarak görülebilir ise alt ölçeğin üst ölçeğe aykırılığı söz konusu olmayacaktır. Bunun aksine, alt ölçeğin fonksiyonu üst ölçeğin bir parçası olarak değil de bağımsız bir fonksiyon olarak görülür ise üst ölçekli plana aykırılık söz konusu olacaktır.

[1] Ersoy, 2006, s. 28

[2] Ersoy, 2006, s. 28

[3] Orta, 2005, s. 104

Milli Emlak Kitabı

[4] Ersoy, 2006, s. 28

[5] Altın, 2006, s. 25

[6] Ersoy, 2000, s. 30

Plan Hiyerarşisinde Plan Ölçeğinden Kaynaklanan Farklılıklar
Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2463 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.