Taşınmazı Parselasyon Dışı Tutulan Kişi Parselasyona Dava Açabilir mi?

Bir taşınmazın, yalnızca parselasyon işlemine tabi tutulması değil, aynı zamanda parselasyon dışı bırakılması da malikin menfaatini etkiler. Fakat arazi ve arsa düzenlemesi esnasında düzenleme dışı bırakılan, bir başka anlatımla parselasyona tabi tutulmayan taşınmazın malikinin taşınmazının düzenleme dışı bırakılmasına karşı dava açıp açamayacağı konusu tartışmalıdır.

Danıştay 6. Dairesi 11.04.1991 tarihli ve E:1990/3016, K:1991/781 sayılı kararında arazi ve arsa düzenlemesi esnasında düzenleme dışı bırakılan, bir başka anlatımla parselasyona tabi tutulmayan taşınmazın malikinin hem taşınmazının düzenleme dışı bırakılmasına, hem de parselasyon işlemine karşı dava açma ehliyeti bulunduğuna karar vermiştir.

Danıştay 6. Dairesi, 11.04.1991, E:1990/3016, K:1991/781

Parselasyon planının incelenmesinden davacıya ait taşınmazın da parselasyon planına dahil edilmesi gerektiği anlaşıldığından, düzenleme dışı bırakılması nedeniyle davacının dava açılabileceği.

Dosyanın incelenmesinden; davanın parselasyon planının iptali istemiyle açıldığı, davacıya ait parselin bu plan kapsamında bulunmadığı anlaşılmakta ise de, dava ve temyiz dilekçelerinde taşınmazın düzenleme sınırları dışında kalmasının mevzuata aykırı olduğu öne sürüldüğü gibi bir taşınmazın parselasyon planı kapsamına alınmamış olması aynı zamanda düzenleme sınırları dışında bırakıldığını da gösterdiğinden davanın sonucu itibariyle 770 sayılı parselin düzenleme alanı sınırları dışında bırakılması işlemine yönelik olarak açıldığı, dolayısıyla bu işlemin davacının menfaatini ihlal ettiği sonucuna varılmış olup, İdare Mahkemesince davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Danıştay 6. Dairesi 15.01.1996 tarihli ve E:1995/4326, K:1996/235 sayılı kararında bir imar adasının bazı parsellerinin imar uygulamasına tabi tutularak aynı adada bulunup yapılaşmaya elverişli olmayan diğer parsellerin uygulama dışı tutulmasında mevzuata uygunluk bulunmadığına karar vermiştir. Dolayısıyla düzenleme dışı tutulan parsel maliklerinin de düzenlemeye karşı dava açabileceğinin kabulü zorunludur.

Buna karşılık ayni Daire 09.10.2001 tarihli ve E:2000/3677, K:2001/4466 sayılı kararında taşınmazı düzenleme dışı tutulan malikin, parselasyon işlemine karşı dava açma ehliyetinin bulunmadığına karar vermiştir. Aynı Daire 15.01.1998 tarihli ve E:1997/945, K:1998/267 sayılı kararında “davacıya ait taşınmazın düzenlemeye dâhil edilmesi nedeniyle davacının parselasyon işlemine karşı dava açma ehliyetinin bulunmadığına” karar vermiştir.

Kanaatimizce, arazi ve arsa düzenlemesinin genel niteliği dikkate alındığında arazi ve arsa düzenlemesi esnasında düzenleme dışı bırakılan parsel malikine dava açma hakkı tanıyan ilk karar, hukuka daha uygun gibi durmaktadır. Çünkü arazi ve arsa düzenlemesinin en önemli unsurlarından birisi düzenleme alanının belirlenmesi ve düzenleme sınırının geçirilmesidir. Bu sınırın hatalı olarak geçirilmesi ve bazı parsellerin mevzuata aykırı şekilde düzenleme dışı bırakılması, düzenleme dışı kalan taşınmazların maliklerinin menfaatini etkileyecektir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.