Üç Yıl Boyunca İşletilmeyen Toprakların Geri Alınması: Tarihsel Bir Değerlendirme

Makalemizi paylaşır mısınız?

7181 sayılı Kanunla, 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin onikinci fıkrasına eklenen cümlelerle;

“Satılan tarım arazilerinin satış tarihinden itibaren otuz yıl içerisinde 1/5000 veya 1/1000 ölçekli imar planında tarım dışı amaca ayrılması hâlinde, güncel satış bedeli ile satış tarihinden itibaren TÜFE (bir önceki yılın aynı ayına göre değişim) oranında artırılarak güncellenen bedel arasındaki fark, bu fıkradaki hükümlere göre en son kayıt malikinden tahsil edilir.”

“Bu süre içerisinde tarım arazilerinin üç yıl aralıksız olarak tarımsal amaçla kullanılmaması hâlinde, satış işlemi iptal edilir, taşınmaz resen Hazine adına tescil edilir ve ödenen bedel faizsiz olarak kayıt malikine iade edilir. Bu hususlarda tapu kütüğüne gerekli belirtme yapılır.” hükümleri getirilmiştir.

Burada getirilen üç yıllık sürenin tarihi bir temeli vardır. İslam hukukun en önemli uygulamalarından bir tanesi, üç yıl işletilmeyen toprağın malikin elinden alınmasıdır.

İslam hukukunun mülkiyet hakkına getirdiği en önemli kısıtlamalardan bir tanesi belirli bir süre işletilmeyen toprağın özel mülkiyette olsa bile devlet mülkiyetine alınabilmesidir.

Osmanlı hukukunun da benimsediği bu yaklaşıma göre toprağını üç yıl üst üste ekip biçmeyen kişinin mülküne el konulurdu. Toprağın atıl kalmaması ve işletilerek ekonomiye kazandırılması amacını taşıyan bu uygulama, mülkiyet hakkına kamu yararı amacıyla getirilmiş önemli bir sınırlamadır. Ayrıca bugünkü Türk hukukunun ifadeleri ile değerlendirmek gerekirse toprağın ekilmeyip boş bırakılması mülkiyet hakkının kamu yararına aykırı olarak kullanılması anlamına gelmektedir. Çünkü İslami esaslara göre kalkınmanın sağlanabilmesi için toprakların işletilmesi gerekmektedir. Buna aykırı davranışlar ise iktisadi kalkınmaya zarar vereceği için mülkiyet hakkının kamu yararına aykırı olarak kullanılması anlamına gelmektedir.

Üç yıl boyunca işletilmeyen toprakların geri alınması Hz. Ömer zamanında başlamıştır. Nebhani bu konuda şunları rivayet etmektedir (Nebhani, 1999: 206-207): “Bilâl b. el-Haris el-Müzennî, Resulullah’a gelerek ondan bir arazi istedi. Resul de ona geniş, uzun bir arazi verdi. Ömer hilâfete geçince Bilâl’e şöyle dedi: ‘Ey Bilâl, sen Resul’den bir arazi istedin o da sana geniş bir arazi verdi. Bilindiği gibi Allah’ın Resulü kendisinden bir şey istemeye geleni mahrum etmez, verirdi. Şimdi ise sen, elindeki araziyi ekecek güçte değilsin’. Bilâl ‘Evet’ dedi. Ömer ‘O halde gücünün yettiği kadarını al, gücünün yetmediğini bize geri ver de Müslümanlar arasında paylaştıralım’ dedi. Bilâl, ‘Vallahi, Rasul’ün bana verdiği araziden hiç bir şey vermem’ dedi. Ömer, ‘Vallahi vereceksin’ dedi ve işlemediği arazileri Bilâl’in elinden alarak Müslümanlara taksim etti.”

Bu uygulamadan sonra sahabe arasında üç yıl boyunca işletilmeyen toprağın geri alınması gerektiği konusunda icma oluşmuştur (Nebhani, 1999: 207). Üstelik geri alma işlemi sadece ihya edilen araziler ya da devlet tarafından verilen arazilerle sınırlı değildir. Mülk arazinin üç yıl boş kalması durumunda da geri alınması gerekir.

Üç Yıl Boyunca İşletilmeyen Toprakların Geri Alınması: Tarihsel Bir Değerlendirme
Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2463 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.