Ülkemizde ve Dünyada Uygulanan Kira Kontrolleri

Günümüzde kira kontrolü amacıyla kullanılan en temel iki yöntem mevcuttur.

Bunlardan en yaygın olanı, belli özelliklere sahip konutlara uygulanabilecek en yüksek kira bedelinin ve bu kira bedellerine uygulanacak artış oranlarının kanun ile belirlenmesidir.

Bu konudaki ilk uygulamalarda kira bedeli belli bir yıla göre sabitlenirken, daha sonraki uygulamalarda belirli bir artış oranı (enflasyon gibi) dikkate alınarak kira bedelinin belirlenmesi esası benimsenmiştir.

Bu ayrım aynı zamanda birinci ve ikinci kuşak sınırlandırma şekli ayrımı anlamına da gelmektedir. Bu ayrıma göre kira bedelinin belli bir yıla göre sabitlenmesi birinci kuşak kira denetimine, belirli bir artış oranı (enflasyon gibi) dikkate alınarak kira bedelinin belirlenmesi ise ikinci kuşak kira denetimine girmektedir (Şahin, 2005: 217).

Taşınmazlara uygulanacak kira bedelleri sınırlandırılırken, genellikle, benzer özellikli taşınmazlar bir grup olarak değerlendirilmekte ve bu taşınmazlardan alınabilecek kira bedeli m² bazında belirlenmektedir. Örneğin Avusturya’da 1981 yılında çıkarılan Kira Kontrolü Kanunu, ikamete mahsus daireleri A, B, C ve D olmak üzere dört gruba ayırmış ve her bir grup için alınabilecek kira bedeli belirlemiştir.

İkinci uygulama ise taşınmazın tahliyesiyle ilgilidir. Burada ilk yöntem tahliyenin sıkı şartlara bağlanması, sadece kanunun izin verdiği hallerde tahliye yapılabilmesidir. Daha katı olan ikinci yöntem ise (İtalya’da olduğu üzere) mahkemelerin tahliyeye ilişkin olarak verdikleri kararların uygulanmasının hükümet tarafından çıkarılan yasal düzenlemelerle durdurulmasıdır.

Bir diğer uygulama kiraya konu taşınmazda ikamet edecek kiracıların, bir kamu otoritesi tarafından belirlenmesidir. Örneğin Malta’da Konut Kanunu, otoritelere kiracı ile ev sahibi arasındaki ilişkilere müdahale etme hakkı tanımaktadır. Konut Kanununun 3. maddesi kapsamında otoriteler (Konut Bakanlığı ve Sosyal Konutlar Direktörlüğü); kamu yararı yönünden gerekli gördükleri durumlarda, belli kişilere oturma (ikamet) imkanı tanımak amacıyla ev sahiplerine resmi emir verebilmektedirler.

Kira kontrollerinde çok istisnai olarak uygulanan üçüncü bir yöntem ise kiracılara kira konusu taşınmazı satın alma hakkı tanınmasıdır. İngiltere’de 1967 yılında uygulanan bu yöntem, inşai kiracılıkta (taşınmaz üzerinde, kiraya konu olacak yapının kiracı tarafından yapılması) kiracılara kira konusu yapının üzerinde yer aldığı taşınmazı satın alma hakkı vermektedir.

Kiraya verilebilecek taşınmaz sayısının az olduğu durumlarda kiracıyla kiralayanı baş başa bırakmanın verdiği sosyal rahatsızlıklara karşı pek çok ülkede şu ya da bu ölçüde önlemler alınmıştır ve halen de alınmaya devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.