Vergilendirmede Genellik ve Eşitlik İlkesi

Vergide genellik ve eşitlik ilkeleri geleneksel vergi adaleti ilkeleridir. Bu ilkeler birbirleriyle ve mali güce göre vergilendirme ilkesiyle yakından ilişkilidir. Vergide genellik ilkesi, cinsiyet, ırk, dil, din, etnik köken yönünden fark gözetilmeksizin herkesin elde ettiği gelir, servet ve harcamalar üzerinden vergi ödemesini amaçlar.

Vergilendirmede Genellik İlkesi Nedir?

Anayasa’nın 73. maddesinde yer alan “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür” ifadesinde geçen “herkes” kelimesi ile genellik ilkesi vurgulanmaktadır (Gürpınar ve Yıldız, 2009: 875). Bu anlamda genellik ilkesi, herhangi bir ayırım yapılmaksızın mali gücü olan herkesin vergi yüküne katılmasını ve vergi ödemesini ifade eder (Anayasa Mahkemesi, 23.07.2003, E: 2003/48, K: 2003/76)[1]. Bundan dolayı genellik ilkesi vergi politikalarında muafiyet ve istisnalara yer verilmemesini benimser. Ayrıca düz oranlı vergi uygulaması da genellik ilkesinin doğal bir sonucudur.

Vergilendirmede Eşitlik İlkesi Nedir?

Vergide eşitlik ilkesi ise mali gücü aynı olanlardan aynı oranda vergi alınmasını ifade eder. Vergide eşitlik ilkesi, yükümlülerin vergi ödeme güçleri dikkate alınmak suretiyle vergilendirmenin yapılmasını öngörür.

Vergide eşitlik ilkesi Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinin de doğal bir gereğidir. Anayasa Mahkemesi’ne göre hukuk devleti, tüm devlet organlarının eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, yönetilenlere güçlü, etkin ve kapsamlı biçimde hukuksal güvencenin sağlandığı, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, hukukun evrensel kurallarına saygı gösterildiği ve adaletli bir hukuk düzeninin gerçekleştirildiği devlettir. Hukuk devletinin öğeleri arasında eşitlik ilkesi de vardır (Anayasa Mahkemesi, 23.07.2003, E: 2003/48, K: 2003/76)[2]. Bu eşitlik vergilendirmenin eşitlik ilkesine uygun yapılması zorunluluğunu doğurur.

Vergilemede eşitlik ilkesi aynı zamanda Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan eşitlik kuralının vergi alanındaki uygulamasıdır. Ancak belirtmek gerekir ki Anayasa’nın 10. maddesinde belirtilen yasa önünde eşitlik ilkesi, hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.

Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.

Bundan dolayı farklı durumda olanların farklı şekilde vergilendirmeye tabi tutulması, 10. maddeye aykırılık teşkil etmez (Gürpınar ve Yıldız, 2009: 876). Örneğin Anayasa Mahkemesi basit usulde vergilendirilenler ile gerçek usulde vergilendirilenlerin farklı usullere tabi tutulmasını eşitlik ilkesine aykırı görmemiştir. Anayasa Mahkemesi’ne göre iş hacmi ve geliri sınırlı, mali bilgi düzeyleri düşük olmaları nedeniyle basit usulde vergilendirilenlerle, gerçek usulde vergilendirilmiş olanlar ya da vergilendirilecekler aynı hukuksal durumda değildir. Bunlar arasında nitelik yönünden bir ayırım bulunmadığı gibi, vergi sistemine uyum sağlamaları yönünden de durumlarının aynı olduğu söylenemez. Basit usule tabi olanların defter tutma yükümlülüğüne uyum sağlamalarının güçlüğü varsayılırken, herhangi bir şekilde gerçek usule tabi olanların bu uyumu sağlamayacakları öne sürülemez. Anayasa Mahkemesi bir başka kararında şu ifadelere yer vermiştir: “Vergilemede eşitlik ilkesi aynı ya da benzer durumda olmayan kişilerin farklı yöntem ve oranda vergilendirilmesine engel olmadığı gibi farklı nitelikteki gelirlerin farklı vergi sistemine tabi tutulması vergi adaletinin sağlanması yönünden de gereklidir.”

[1] Resmi Gazete Tarih / Sayı: 11.09.2004/25580

[2] Resmi Gazete Tarih / Sayı: 11.09.2004/25580

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.