Vergilendirmede Vergi Adaleti (Mali Güce Göre Vergileme) İlkesi

Mali Güce Göre Vergileme İlkesi Nedir?

1961 Anayasası’nın 61. maddesiyle hukukumuzda yerini alan “malî gücüne göre vergi ödeme yükümlülüğü” 1982 Anayasası’nın 73. maddesiyle de aynen benimsenmiştir. Ancak mali güce göre vergilendirme ilkesinin dayanağı sadece 73. madde olarak değerlendirilmemelidir. Mali güce göre vergilendirme ilkesi, Anayasa’nın 2. maddesinde ifadesini bulan sosyal devlet ilkesinin de doğal bir sonucudur. Anayasa’nın 2. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin sadece hukuk devleti değil, aynı zamanda, sosyal devlet olduğunu belirlemiştir. Bu ilke, bireyin doğuştan sahip olduğu onurlu bir yaşam sürdürme, maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisinin kullanılmasına Devletin, sosyal adalet gereklerince olanak sağlamak yükümlülüğünü içerir. Sosyal devletin temel amaç ve görevleri, sosyal adaletin, sosyal refahın ve sosyal güvenliğin sağlanmasıdır. Anayasa, malî güce göre vergilendirme ilkesini kabul etmekle, 2. maddesinde genel bir ilke olan sosyal devlet ilkesini vergilendirme alanında, daha somut duruma dönüştürmüştür. Türkiye’nin sosyal bir hukuk devleti olması, verginin mali güce göre alınması ilkesine dayanak oluşturmaktadır (Gürpınar ve Yıldız, 2009: 872).

Mali Güce Göre Vergileme İlkesi ve Sosyal Devlet

Malî güce göre vergilendirme ilkesi, sosyal devletin, vergi adaleti ile ilgili ilkesidir. Ayrıca, vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımının maliye politikasının sosyal amacı olduğu vurgulanarak ortaya bir program kural konulmuştur. Bu duruma göre yasa koyucunun, bu ilkelere uygun vergi yasaları gerçekleştirmesi zorunludur. Böylece anayasal ilke niteliği alan kavram, kişi ve kuruluşların ekonomik durumlarına göre vergiye bağlı tutulmalarını anlatmaktadır.

Öncelikle mali gücün ne olduğunu anlamaya çalışalım. Tanımı Anayasa’da bulunmamakla birlikte, genellikle ödeme gücü anlamında kullanılan mali güç  (Gürpınar ve Yıldız, 2009: 871), ödeme gücünün kaynağı, dayanağı, nedeni ve varlık koşuludur. Ekonomik değer düzeyini de kapsayan, vergi ödeme gücünü ortaya koyan mali güç sahip olunan değerler toplamıdır. Yasa koyucu, bu olguya göre vergi salar, bu güç oranındaki değişik önlem ve yöntemlerle vergilendirmeyi düzenler, toplanmasını gerçekleştirir.

Ekonomi ve vergi hukuku alanında mali güce ilişkin göstergelerin gelir, sermaye ve harcamalar olduğu kabul edilmektedir. Bundan dolayı mali güç ile ekonomik durum arasındaki bağlantı, verginin konusuna göre, “gerçek gelir”, “servetin gerçek değeri” ve “gerçek harcama” ile kurulmuştur (Anayasa Mahkemesi, 27.09.2006, E: 2002/133, K: 2006/91)[1].

Verginin mali güce göre alınması ilkesiyle vergilendirmede eşitlik ve adaletin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Bu ilkenin uygulanmasıyla, malî gücün bilimsel göstergeleri olarak kabul edilen gelir, sermaye ve harcamalar gözetilerek, vergi yükünün adaletli ve dengeli biçimde dağılımı sağlanır.

Vergilendirmede Vergi Adaleti

Mali güce göre vergilendirme verginin, yükümlülerin ekonomik ve kişisel durumlarına göre alınması anlamına gelmektedir. Bu anlamda vergilendirme yetkisi kullanılırken yükümlülerin ödeme güçlerinin gözetilmesi zorunludur (Gürpınar ve Yıldız, 2009: 872). Mali güce göre vergilendirme ilkesi, ödeme gücü fazla olanın az olana oranla daha fazla vergi ödemesi gereğini belirtir.

Bu ilke aynı zamanda vergide eşitlik ilkesinin uygulama aracıdır. Vergide eşitlik ilkesi, ödeme gücü aynı olanların aynı vergiyi ödemeleridir. Mali güce göre vergilendirme ve vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı ilkesi, yükümlülerin ödeme güçleri gözetilerek farklı vergileme rejimine tabi tutulmalarını zorunlu kılmaktadır. Gelir üzerinden alınan vergilerde artan oranlı vergileme, en az geçim indirimi, ücret gelirlerinin sermaye gelirlerinden farklı vergilendirilmesi, servet vergilerinde lüks kabul edilen servet unsurlarının, temel ihtiyacı karşılayan servet unsurlarından daha yüksek oranda vergilendirilmesi, harcama vergilerinde lüks tüketime konu olan mal ve hizmetler ile zorunlu tüketime konu olan mal ve hizmetlerin farklı oranlarda vergilendirilmesi, çeşitli istisna durumları ve muafiyet uygulamaları, vergi yükünün adalete uygun dağılımı ile mali güce göre vergilendirmenin araçlarıdır.

Bu ilkenin bir diğer yönü ise bireylerin ödeme güçlerini ellerinden alacak şekilde vergilendirme yapılamamasıdır. Bir başka ifadeyle mali güce göre vergilendirme ilkesi sadece bireylerin birbirlerine karşı konumlarını dikkate almamaktadır. Bireyin mali durumunun bizzat kendisi bu ilkenin önemli unsurlarından bir tanesidir. Eğer vergilendirme, bireyin mali durumunu temelden sarsıyor ise mali güce göre vergilendirme ilkesi çiğnenmiş demektir. Bu nedenle mülkiyet hakkını ortadan kaldıracak veya varlığını tehlikeye düşürecek ölçü ve oranda vergi kanunlarının çıkarılması mümkün değildir (Eren, 1974: 792).

Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, mali güce göre vergilendirme ilkesinin sadece dar anlamda vergileri kapsamasıdır. 73. maddenin mali güce göre vergilendirmeyi düzenleyen 1. fıkrası yalnızca dar anlamda vergiler için geçerlidir. “Resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler” açısından mali güce göre vergilendirme zorunluluğu söz konusu değildir (Karakoç, 1996: 294).

[1] Resmi Gazete Tarih / Sayı: 09.12.2006/ 26371

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.