Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E: 2004/1136, K: 2004/1887 (Meraya el atmanın önlenmesi davasında yetkili mahkeme)

Makalemizi paylaşır mısınız?

T.15.3.2004

MERAYA ELATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA, TARAF KÖYLERİN BAĞLI BULUNDUKLARI YARGI MERCİİLERİ DEĞİŞİK İLÇELERDEDİR; DAVA KONUSU MERA HANGİ İLÇENİN SINIRLARI İÇİNDE KALIYORSA O İLÇE MAHKEMELERİ YETKİLİDİR.

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 2.6.2003 gününde verilen dilekçe ile meraya müdahalenin men-i istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin yetkisizliğine dair verilen 24.12.2003 günlü hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

Dava, meraya elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.

Mahkeme, niza konusu meranın B. İlçesi sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle yetkisizlik kararı vermiş, hükmü davacı vekili dava konusu yerin Ç. İlçesi sınırları içinde kaldığı, mahkemenin yetkili mahkemeyi belirlemek için yeterli araştırmayı yapmadığı gerekçesiyle temyize getirmiştir.

HUMK: nun 13. maddesi uyarınca taşınmaz malın aynına ilişkin davalara, taşınmazın idari sınırları içerisinde bulunduğu ilçe adli yargı yerinde bakılması gerekir. Bu kural kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece resen göz önünde tutulmalıdır. Bunun içinde öncelikle mülki sınırlar tespit edilerek, tereddüte yer vermeyecek şekilde yetkili mahkemenin belirlenmesi gerekir.

Somut olayda davacı köy Ç., davalı Köyler ise B. ilçesi sınırları içinde kalmaktadır. Yani taraf köylerin bağlı bulundukları yargı merciileri değişik ilçelerdedir. Dava konusu mera hangi ilçenin sınırları içinde kalıyorsa o ilçe mahkemeleri yetkilidir. Bunun içinde her iki ilçenin sınırnameleri varsa krokileri ve her iki ilçenin sınırlarını belirlemeye elverişli diğer belgeler ilgili yerlerden getirtilerek mahallinde yaşlı, tarafsız yerel bilirkişi ve uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılarak nizalı meranın hangi ilçe sınırları içinde kaldığı kesin olarak saptandıktan sonra yetki konusunda karar vermek gerekirken hiçbir inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, 15.3.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2462 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.