İmar Kanunu 32. Maddesi Uyarınca Yıkım İşlemine Karşı Kimler Dava Açabilir?

Makalemizi paylaşır mısınız?

Belediyelerin en temel görevlerinden bir tanesi de belediye sınırları içerisinden yapılan yapıların denetlenmesi ve bunlardan imar planına veya inşaat ruhsatına aykırı olarak yapılanların durdurularak yıkılmasıdır. Belediyeler ve il özel idareleri de, yapıların ruhsat alınarak ve ruhsat ve eklerine uygun olarak yapımını denetlemek zorundadırlar. Çünkü idare, bu tür yapıların kendiliğinden veya deprem sonucu yıkılmasından doğan zarardan, diğer sorumlularla birlikte müteselsilen sorumludur. Bu kapsamda belediyeler İmar Kanunu’nun 32. maddesi kapsamında, mevzuata aykırı olarak yapılan inşaatları durdurma ve yıkma yetkisine sahiptirler. Bu işlemlere karşı idari yargıda dava açılabilmektedir. Bu davayı kimler açabilir?

1. Taşınmaz Maliki Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Dava Açabilir mi?

Durdurma ve yıkım işlemlerinden etkilenen ilk kişi taşınmaz sahibi olduğuna göre yapı sahibinin bu işlemlere karşı dava açma ehliyetinin bulunduğu tartışma götürmez bir gerçektir. Eğer yapının ya da taşınmazın birden fazla paydaşı bulunuyor ise bunların her birinin dava açma hakkı söz konusudur. Çünkü paylı mülkiyette birden çok kimse, maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olup her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olur. Bu durumda her paydaş kendi payı için diğer paydaşların olurunu almaksızın mülkiyet hakkına dayalı olarak dava açabilir.

Yapının üzerinde yapıldığı yapının elbirliği mülkiyetinde bulunması durumunda, ortaklardan her biri dava açma hakkına sahiptir; ancak davaya devam edilebilmesi diğer tüm ortakların olurlarının alınmasına bağlıdır. Çünkü elbirliği mülkiyetinde mülkiyet paylan ayrılmadığından, malikler paydaş değil, ortaktır. Bu kural,4721 sayılı Kanun’un 701 maddesinde “Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik oranların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.” biçiminde açıklanmıştır. Elbirliği halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır (Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 23.12.2003 gün ve 2003/12120 E: 14022). Medeni Kanun’un 702. maddesinin ikinci fıkrası bu yönde açık hüküm getirmiştir. Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış ve Medeni Kanun’un 702/4 maddesinde yer alan “ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasına sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır” hükmü nedeniyle, elbirliği mülkiyetinde bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir. Nitekim bu görüş bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir. Bundan dolayı yasa veya elbirliği halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, elbirliği mülkiyetinde her bir ortağın dava açma hakkı bulunmaktadır, ancak davaya devam edilebilmesi diğer ortakların olurunun alınmasına bağlıdır.

2. Yapı Sahibi Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Dava Açabilir mi?

Yapının üzerinde yapıldığı taşınmazın maliki ile yapı malikinin farklı kişiler olması durumunda, yapı sahibi de taşınmaz malikinden ayrı olarak dava açma ehliyetine sahiptir.

3. İnşaatı Yapan Müteahhit Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Dava Açabilir mi?

Danıştay 6. Dairesi, 26.06.1993 tarihli ve E:1993/562, K:1993/2506 sayılı kararında yapının, kat karşılığı müteahhit tarafından yapılması durumunda, yapıyı kat karşılığı olarak inşa eden müteahhidin de durdurma ve yıkım işlemine karşı dava açabileceğine karar vermiştir.

Danıştay 6. Dairesi, 26.06.1993, E:1993/562, K:1993/2506: Müteahhidin inşa ettiği yapının durdurulmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açabileceği. İptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının tespiti, hukukun üstünlüğünün ve dolayısıyla idarenin hukuka bağlılığının sağlanması amaçlandığına göre, bu davalarda menfaat ilişkisinin dar yorumlanmaması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacının davaya konu yapının kat karşılığı müteahhidi olduğu ve yapının durdurulması ile doğrudan menfaat ilişkisi bulunduğu açık olduğundan, idare mahkemesince aksi yönde verilen kararda isabet görülmemiştir.

4. Kiracı Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Dava Açabilir mi?

Yıkım işlemine karşı kiracıların dava ehliyeti konusunda Danıştay dergilerinde rastlanan ilk karar Danıştay 6. Dairesinin 18.10.1952 tarihli ve E:1951/2524, K:1952/1639, sayılı kararıdır ve bu kararda 6. Daire, kiracının yıkım işlemine karşı dava açamayacağına karar vermiştir[1]. 6. Daire 07.03.1972, E:1971/3284, K:1972/899, 27.01.1975, E:1975/332, K:1975/440, 29.04.1971, E:1971/1032, K:1971/1500, KT. 29.04.1971 sayılı kararlarında da benzer görüşü benimsemiştir.

Fakat daha sonra 6. Daire bu konu hakkındaki görüşünü değiştirmiş ve kiracıların, kira konusu taşınmaz hakkında alınan yıkım kararlarına karşı dava açabileceklerine karar vermeye başlamıştır. Örneğin Danıştay 6. Dairesi, 04.11.1983, E:1983/737, K:1983/3372 ve 28.11.1984, E:1981/251, K:1984/3103 sayılı kararlarında kiracılar tarafından yıkım işlemlerine karşı açılan davaları karara bağlamıştır. 6. Daireye göre iptali istenilen yıkmaya ilişkin işleme konu yapıda kiracı olarak oturduğu tartışmasız olan davacının, işlemin uygulanması halinde yapı yıkılacağından, menfaatinin söz konusu olduğu ve tebligatın sadece mal sahibine yapılmasının da dava açma hakkını da ortadan kaldırmayacağı açıktır”.

Danıştay 14. Daire, 18.04.2012, E:2011/9654, K:2012/2931: 3194 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tesis edilen yıkım işleminin, doğrudan yapıya yönelik olarak tesis edilmesi nedeniyle, adına işlem tesis edilen ve yapının maliki olan kişiler dışında, yapıda kiracı olarak bulunanların da yıkım işleminin iptalini istemelerinde meşru, kişisel ve güncel ilişkisinin bulunduğu, dolayısıyla yıkım işleminin iptali istemiyle dava açma ehliyetinin bulunduğu hakkında. Yıkım kararı doğrudan yapıya yönelik olarak tesis edilen bir işlem olduğundan, adına işlem tesis edilen ve yapının maliki olan kişiler dışında, bu işlemden etkilenecek kişiler tarafından da dava açılması olanaklıdır. Dava konusu işlemlerin icra edilmesi durumunda, bu yapıda kiracı olarak faaliyette bulunan davacı şirketin olumsuz etkileneceği açıktır. Bu durumda, davacı şirketin dava konusu işlemlerin iptalini istemede meşru, kişisel ve güncel bir ilişkisinin ve dolayısıyla dava açma ehliyetinin bulunduğu dikkate alındığında, davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

[1] Kaya, Cemil (2011) Kiracıların Subjektif Dava Ehliyeti Konusunda Danıştay Kararlarının Değerlendirilmesi, s: 338

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2462 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.