Yok Hükmünde Olan Parselasyon İşlemlerine Karşı Dava Açma Süresi

Kural olarak, yok hükmünde olan işlemlerin iptali için dava açılmaz. Ancak idare, işlemi yok hükmünde saymayarak uygulamaya devam ederse bu tür işlemlerin yok hükmünde olduğunu kanıtlamak için dava açılması gerekir.

Örneğin, yetki gaspı ile malul olan işlemler yok hükmündedir. Bu kapsamda, belediye meclisinin encümen yerine geçerek parselasyon işlemini onaylaması, işlemi yoklukla özürlü bir hale getirir. Ya da belediye başkanlığının encümen kararı olmaksızın arazi ve arsa düzenlemesi yapması ve bunu tapuya tescil ettirmesi de yok hükmündedir.

Ayrıca kıyılar, ormanlar gibi alanlarda yapılan arazi ve arsa düzenlemesi işlemleri de yok hükmündedir. Örneğin Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 25.04.2005 tarihli ve E:2005/4430, K:2005/5039 sayılı kararında kıyıların kamu malı niteliği taşıyan ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden bulunduğu, anılan yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağı, bu yerlerde tapu kayıtlarının oluşmasının olanaksız olduğu, her nasılsa kıyılarda oluşturulan mülkiyet belgelerine değer verilmesine de olanak bulunmadığı, sicilin dayanağının idari kararla oluşmasının bu sonucu değiştirmeyeceği, kıyıda tapu oluşturulması sonucunu doğuran idari kararların (parselasyon işlemi) da iptali gereken değil, yok hükmündeki tasarruflardan olduğu ifade edilmiştir.

Aynı şekilde orman alanlarında yapılan imar uygulamaları da yok hükmündedir. Ormanlar kamu malı niteliğinde oldukları ve özel mülkiyete konu olamayacakları için imar planı içinde orman bulunuyorsa düzenleme alanı tespit edilirken ormanların düzenleme dışında tutulmasında fayda vardır. Çünkü ormanların arazi ve arsa düzenlemesine tabi tutulması ve bu alanlarda imar parseli oluşturulması mümkün değildir. İmar Kanunu’nun 18. maddesine göre parselasyon işlemi ile yürürlükte bulunan imar planı hükümlerine uygun olarak üzerinde yapı yapmaya elverişli düzgün imar parselleri oluşturmak amaçlanmaktadır. Orman alanı olarak belirlenmiş yerlerin inşaata elverişli imar parseli haline getirilemeyecek alanlar olması nedeniyle, parselasyon işlemine tabi tutulmalarına yasal olanak bulunmamaktadır (Bu konu hakkında şu kararlara bakılabilir: Danıştay 6. Dairesi, 16.03.2007, E:2005/28, K:2007/1673; 23.09.1999, E:1998/3988, K:1999/4194; 20.01.1997, E:1996/1530, K:1997/338). Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 21.09.2004 tarihli ve E:2004/9274, K:2004/8881 sayılı kararında “Orman alanları ile orman rejimi dışına çıkarılan 2/B madde alanlarının nasıl değerlendirileceğinin Anayasanın 169. ve 170. maddelerinde gösterildiği, orman alanlarında ve 2/B madde alanlarında 2981 ve 3194 sayılı İmar Kanunu hükümlerine göre yapılan imar uygulamaları yok hükmünde olduğu, Kanunda bu alanlarda imar uygulaması yapılacağına dair hiçbir hüküm bulunmadığı” ifade edilmiştir[1]. Görüldüğü üzere Yargıtay da orman alanlarında yapılan imar uygulamalarının yok hükmünde olduğuna karar vermiştir.

Bu şekilde yok hükmünde olan arazi ve arsa düzenlemesi işlemlerine karşı (parsel malikine bizzat tebliğ edilsin ya da edilmesin) süre şartı aranmadan dava açılabilmektedir. Ancak işlem yok hükmünde olduğu için işlemin iptali için dava açılamamakla beraber, yok hükmünde olduğunun tespiti için her zaman dava açılabilir. İdare hukukunun genel ilkeleri gereği, yok hükmünde olan işlemler için süre şartı aranmaksızın her zaman dava açılabilmektedir.

[1]     Şimşek, Suat (2010) İmar Hukuku, s: 525

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.