1. Anasayfa
  2. Yargı Kararı Özetleri

Kentsel Dönüşüm Danıştay Kararları


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2023/648 K: 2025/512

Yargılama sırasında dava konusu ana taşınmaz yıkılmış ancak taraf iradeleri ile yeniden arsa payları belirlenmek sureti ile kat irtifakı ya da kat mülkiyeti tesis edilmemiştir. Kaldı ki üzerindeki bina yıkılarak arsa hâline gelen taşınmazda kat malikleri arsa payı oranında ortak mülkiyet esaslarına göre malik olacaklarından davacının hâlen dava açmakta hukuki yararının devam ettiği ve davanın konusuz kalmadığının kabul edilmesi gerekmektedir. Devamını Oku

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2019/4409 K: 2019/6534

Davacının kat mülkiyetine geçiş tarihinde malik olduğu, bağımsız bölümlerin değerinde ve dolayısıyla arsa paylarının tespitinde dikkate alınmayan bu nedenle arsa payları arasında orantısızlığa yol açan somut ve haklı nedenler ortaya konulmadığı, kat mülkiyetinin kurulduğu tarihten bu yana geçen uzun süre içerisinde arsa paylarına herhangi bir itirazlarının olmadığının tespit edilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı. Devamını Oku

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2024/6889 K: 2025/1930 T: 17.2.2025

4721 Sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzenini korumayacağını davacının dava dilekçesi ile de sabit olduğu üzere işbu taşınmazı kentsel dönüşüme girdiğinin ve yeniden inşasının yapılacağının bilinciyle satın aldığı, satın alma sebebinin bu dönüşüm sebebiyle kendisine maddi fayda sağlamak olduğu, bu sebeple alınan taşınmaz için düzenlenen arsa payları incelenmeden alınmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu davanın açılmasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağı Devamını Oku

Danıştay 14. Dairesi E: 2016/6604 K: 2017/2171 T: 11.4.2017

6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanuna dayanılarak çıkarılan 2015 yılı Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzunun yürürlüğe girdiği 20.01.2015 tarihinden itibaren, kira yardımından yararlanmak isteyen hak sahiplerine, şartlarının uygun olması halinde sadece ikamet Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2011/8665 K: 2013/9005

5393 sayılı Kanun uyarınca kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilen bir bölgeye yönelik olarak kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilanı sonrasında proje hazırlanması ve anılan proje doğrultusunda imar planı değişikliklerinin yapılması gerektiği, söz konusu projeler ve mevcut imar planlarında öngörülen kullanım kararları dikkate alınarak öngörülen kullanım kararları doğrultusunda uygulama işlemlerinin tesis edilmesi gerektiği, kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilmesinin tek başına kamulaştırma işlemi tesis edilmesine gerekçe olamayacağı, kabul edilen plan ve projelerde uyuşmazlığa konu taşınmazın yer aldığı fonksiyonların incelenerek kamulaştırma işlemlerinin hukuki denetiminin yapılmasının gerektiği açıktır. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2018/505 K: 2019/4400 T: 16.5.2019

Alanın plansız gelişen, fiziki ve sosyal çevre koşulları sağlıksız ya da afet riski olan bölgeleri kapsadığına ya da bu kapsamdaki hangi alanların dönüştürülmesi amacıyla tesis edildiği nesnel, teknik ve bilimsel veri, tespit ve analizlerle ortaya koyma yükümlülüğü ilgili belediyeye düşmektedir.

İmar planında yapılan kentsel dönüşüme yönelik müdahalelerin, dar gelirlilere konut üretme amacı taşıdığı ifade edildiği, ancak sınır tespitinde hangi kriterlerin dikkate alındığına ilişkin hiçbir teknik, nesnel ya da bilimsel bir dayanak bulunmadığı, belirlenen sınıra ilişkin hiçbir tespit, analiz ya da sentez çalışmasının da bulunmadığı, sadece mülkiyet desenine bağlı olarak KDGPA sınırı belirlenemeyeceği, sınırın nesnel, teknik ve bilimsel veri, tespit ve analizlere dayandırılmamış olması nedeni ile dava konusu işlemin şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı olduğu. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2016/2730 K: 2022/731 T: 25.1.2022

5393 sayılı Kanunun 73. maddesinin birinci fıkrasına göre, bir yerin kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi için genel amacın; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amaçlarından birinin veya bir kaçının gerçekleşmesi şeklinde olabileceği, yine kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilecek alanın; üzerinde yapı olan veya olmayan imarlı veya imarsız alanlar olması hususlarının takdirinin münhasıran belediye meclisinin yetkisinde olduğu anlaşılmaktadır. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2015/10775 K: 2016/3095 T: 24.5.2016

Olayda uyuşmazlık konusu taşınmazı kapsayan toplam 634.000m² alana sahip yerde, yaklaşık 1400 hak sahibinden, 1050’si ile anlaşma sağlandığı, projenin 1. ve 2. ebatının tamamlandığı 3. ebatının da bitme aşamasına geldiği projede bütünlüğün sağlanması ve anlaşma yapan hak sahiplerininde kamulaştırmadan kaynaklanan gecikme nedeniyle mağduriyet yaşanılmaması için ayrıca, çarpık ve gecekondu tipi yapılaşmanın hakim olduğu, bu kapsamda dar gelirli vatandaşlar için daha iyi barınma koşullarının ve konut üretiminin sağlanması için anlaşma yapılamayan parsellerin kamu eline geçmesinin sağlanması maksadıyla üstün kamu yararı bulunması nedeniyle 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde belirtilen acele kamulaştırma şartlarının gerçekleştiği ve bölgenin mevcut kentsel dokusu itibariyle acele kamulaştırılmasında kamu yararı olduğu sonucuna varıldığından dava konusu Bakanlar Kurulu Kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2015/9418 K: 2019/4394 T: 16.5.2019

5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesinde projelerin hangi amaca yönelik yerine getirileceği hususu sayma suretiyle belirlenmiş olup, bölgedeki ruhsatsız yapılaşmanın ve sanayi işletmelerinin kaldırılması, hak sahiplerinin mağduriyetlerinin giderilmesi, mülkiyet hatalarının giderilmesi, dere ya da nehirlerin ıslah edilmesi, kamulaştırma sürecinde ortaya çıkabilecek sorunların önüne geçilmesi, alanın imar ve ıslah çalışmalarının yapılabilmesi şeklindeki gerekçelerin, kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilanı için Yasa hükmü ile öngörülen hususlar arasında yer almadığı açıktır. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2012/5463 K: 2015/2537 T: 22.4.2015

İdarece öncelikle taşınmaz malikleri ile anlaşma yoluna gidilmesi, anlaşmanın gerçekleşememesi halinde de yine ilk önce olağan kamulaştırma yolunun tercih edilmesi, ancak 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde yer alan acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde anılan madde uyarınca acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde Bakanlar Kurulunca 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca aceleliğine karar verilmiş olan taşınmazlara yönelik olarak acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2012/4436 K. 2014/2274 T. 24.3.2014

Dava konusu büyükşehir belediye meclisi kararının kentsel dönüşüm ve gelişim alanı sınırının belirlenmesine yönelik olduğu, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı üzerinde sınır belirlemesinin yapıldığı, nazım imar planında herhangi bir sınır belirlemenin söz konusu olmadığı, kentsel dönüşüm alanı sınırının belirlenmesi sonrasında yeni imar planlarının hazırlanmadığı, mevcut imar planlarında fonksiyonel anlamda değişiklik yapılmadığı, kentsel dönüşüm ve gelişim alanında uygulanmak üzere kentsel dönüşüm projesi hazırlanmadığı, kentsel dönüşüm alanı olarak belirlenen bölgede dönüşümün ne şekilde gerçekleşeceği yolunda stratejilerin belirlenmediği görülmektedir. Bu haliyle, söz konusu saha kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilanı edilmeden yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı gibi alana ilişkin jeoteknik ve jeolojik raporların da dikkate alınmadığı, sahaya ilişkin projenin de yapılmaması nedeniyle taşınmaz sahipleri açısından belirsizlik yarattığı değerlendirilmiştir. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2012/3790 K: 2015/2504 T: 21.4.2015

Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilanına ilişkin işlemin iptal edilmesi durumunda, kentsel dönüşüm alanındaki parsellerin 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca Hemşin Belediye Başkanlığı tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının dayanağı ortadan kalkmış bulunmaktadır. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2012/3492 K: 2013/5107 T: 23.9.2013

Kentsel dönüşüm ve gelişim alanında bulunan bir taşınmazın kamulaştırılmasında öncelikle anlaşma yolunun denenmesi gerektiği, ayrıca imar planında konut alanı olarak belirlenen bir taşınmazdaki bu kullanım türünü davacının da uygulamaya geçirebileceği göz önüne alındığında, sadece kentsel dönüşüm ve gelişim alanında kaldığından bahisle taşınmazın kamulaştırılamayacağı hakkında. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2012/3082 K: 2016/3589 T: 2.6.2016

5393 sayılı Kanun uyarınca kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilen bir bölgeye yönelik olarak kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilanı sonrasında proje hazırlanması ve anılan proje doğrultusunda imar planı değişikliklerinin yapılması, söz konusu projeler ve mevcut imar planlarında öngörülen kullanım kararları dikkate alınarak öngörülen kullanım kararları doğrultusunda uygulama işlemlerinin tesis edilmesi gerektiği, kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilmesinin tek başına kamulaştırma işlemi tesis edilmesine gerekçe olamayacağı açıktır. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2011/6218 K: 2013/3096 T: 6.5.2013

Kentsel dönüşüm ve gelişim alanı sınır ilanına ilişkin belediye meclisi kararı, buna dayanılarak sonradan yapılan planlara altlık oluşturan ve bu planları yönlendiren bir işlem olup, plan niteliğinde düzenleyici bir işlem olarak kabulü mümkün bulunmamaktadır. Bu bağlamda, dava konusu karar ilan edilmiş ise de, bu işleme karşı dava açma süresinin ilan tarihinden değil öğrenme tarihi itibariyle başlayacağının kabulü gerekmektedir. Bu durumda, dava dilekçesinde kentsel dönüşüm ve gelişim alan sınırı belirlenmesine ilişkin işlemin, bu karara dayanılarak yapılan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar plan değişikliği işlemleri ile birlikte dava konusu edilebilir. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2012/4044 K: 2015/159 T: 11.11.2015

5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi gereğince; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla bir alan kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmektedir. Buna göre kamu hizmet alanları oluşturmak veya kamu hizmet alanı olarak kullanılan alanların yeniden düzenlenmesini sağlamak maksadıyla da kentsel dönüşüm ve gelişim projesi uygulanabilecektir. Devamını Oku

Danıştay Dördüncü Dairesi E: 2024/2237 K: 2024/4459

Uyuşmazlığın Samsun İlinde bulunan ve davacının mülkiyet iddiasının olduğu taşınmazların da bulunduğu alanın rezerv yapı alanı olarak ilan edilmesi işleminden kaynaklandığı, davanın görüm ve çözümünde 2577 sayılı Kanunun 34/1. maddesi uyarınca taşınmazların bulunduğu yer idare mahkemesi olan Samsun İdare Mahkemesi’nin yetkili olduğu anlaşılmıştır. Devamını Oku

Danıştay 4. Dairesi E: 2024/4083 K: 2024/7942

6306 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, dava konusu Bakanlar Kurulu kararına karşı, “riskli alan kararına karşı Resmî Gazete’de yayımı tarihinden itibaren dava… Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2021/4951 K: 2021/8095 T: 10.06.2021

Transfer kavramının ismen çeşitli mevzuata girdiği görülmekte ise de; kamulaştırma yöntemine alternatif olarak kabul edilen bu yöntemin, başta İmar Kanunu olmak üzere yasa ile özel olarak tanımlanması ve hüküm altına alınması gerektiği ve bu kavramın uygulanmasına ilişkin esasların da yine yasal mevzuatta düzenlemesi gerektiği açıktır. Bu durumda, İmar Kanunu’nda yer almayan taşınmazın imar hakkı transferini öngören söz konusu yöntemin uyuşmazlığa konu plan notları ile kabul edilmesinde hukuka uygunluk, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmamaktadır. Devamını Oku

Danıştay İDDK E: 2015/483 K: 2015/1447 T: 16.04.2015

Özel yasalarda, genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma süreleri öngörülmüş olan idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri idare tarafından ilgililerine bildirilmedikçe, özel dava açma sürelerinin işletilmesine Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca olanak bulunmadığından, davacıya bildirilmemiş olan dava konusu Bakanlar Kurulu kararına karşı 6306 sayılı Kanun’da öngörülen 30 günlük özel dava açma süresinin değil, 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiğinden, öğrenme tarihinden itibaren 60 günlük genel dava açma süresi içinde açılan davada süre aşımı bulunmadığı gözetilmelidir. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2015/10865 K: 2019/9588 T: 17.10.2019

Transfer kavramının ismen çeşitli mevzuatlara girdiği görülmekte ise de; kamulaştırma yöntemine alternatif olarak kabul edilen bu yöntemin, başta İmar Kanunu olmak üzere yasa ile özel olarak tanımlanması ve hüküm altına alınması gerektiği ve bu kavramın uygulanmasına ilişkin esasların da yine yasal mevzuatta düzenlemesi gerektiği açıktır. Bu durumda, kanunda öngörülmeyen bir müessese plan notlarıyla getirilemeyeceğinden 1 sayılı plan notu yönünden hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Devamını Oku

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2017/2992 K: 2018/2721 T: 09.04.2018

Parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Buna göre sözü edilen madde hükmü anataşınmaz üzerinde yapının yıkılıp kat mülkiyetinin sona ermesinden sonra uygulanabileceğinden dava konusu taşınmaz üzerinde yapının halen mevcut olduğu, kat mülkiyetinin kurulu bulunduğu dikkate alındığında binanın yıkılarak yeniden yapılması yönünde kararın Kat Mülkiyeti Kanununun 45. maddesi gereğince tüm kat maliklerinin oybirliği ile verecekleri kararla mümkün olduğundan bu koşulu sağlamayan kat malikleri kurulu kararının iptali yerine yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Devamını Oku

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2017/2880 K: 2018/2762 T: 09.04.2018

Parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Buna göre sözü edilen madde hükmü anataşınmaz üzerinde yapının yıkılıp kat mülkiyetinin sona ermesinden sonra uygulanabileceğinden dava konusu taşınmaz üzerinde yapının halen mevcut olduğu, kat irtifakının kurulu bulunduğu dikkate alındığında binanın yıkılarak yeniden yapılması yönünde kararın Kat Mülkiyeti Kanununun 45. maddesi gereğince tüm kat maliklerinin oybirliği ile verecekleri kararla mümkün olduğundan bu koşulu sağlamayan kat malikleri kurulu kararının iptali yerine yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir. Devamını Oku

Danıştay 14. Dairesi E: 2015/2989 K: 2016/3125 T: 20.04.2016

6306 sayılı Yasada belirtilen teknik ve hukuki süreç sonunda riskli yapı olarak tespit edilen binaların yıkımı ve tahliyesi konusunda anlaşmaya varan yapıların maliklerine, malik olmasalar bile kiracı veya sınırlı ayni hak sahiplerine geçici konut veya işyeri tahsisi ya da kira yardımından yararlanma imkanı getirildiği, ancak bu yardımlardan yararlanabilmek için söz konusu kişilerin yıkılmadan önce yapılarda fiilen ikamet etmeleri gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; riskli yapı olarak tespit edilen ve yapılan anlaşma sonucu yıktırılmasına karar verilen yapı maliklerine kira yardımı yapılabilmesi için söz konusu yapıda ikamet etme şartı getiren 2015 yılına ait Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzunun 3.1, 3.2, 5.1 ve 5.2. maddelerinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi E: 2016/133 K: 2017/155 T: 15.11.2017

6704 sayılı Kanunla, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 3. maddesinin yeniden düzenlenen (7) numaralı fıkrasının, F. 25. maddesiyle 6306 sayılı Kanun’a eklenen ek 1. maddenin (2) numaralı fıkrasının; 1. (a) bendinin ikinci cümlesinin, 2. (b) bendinin, G. 30. maddesiyle 27.6.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 11.maddesinin birinci fıkrasının değiştirilen (b) bendinde yer alan “…15/1/2012 tarihinden sonra…” ibaresinin, Anayasa’nın Başlangıç hükümleri ile 2., 5., 7., 10., 13., 36., 44., 45., 49., 55., 56., 63., 125., 153., 166. ve 169. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına, H. 30. maddesiyle 27.6.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 11. maddesinin birinci fıkrasının değiştirilen (b) bendinin Anayasa’nın 10., 49. ve 55. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline, karar verilmesi talebidir. Devamını Oku

Danıştay 14. Dairesi E: 2015/10568 K: 2016/1792 T: 15.03.2016

Tarafların uyuşmazlık konusu taşınmazla ilgili olarak karşılıklı ve birbirine uygun iradelerini Borçlar Kanunu’nun 29. ve Noterlik Kanunu’nun 60/3 ve 89. maddeleri uyarınca yetkili memur önünde açıklayıp, bu konuda düzenlenen ve imzalanan satış vaadi sözleşmesiyle ortaya koydukları ve satın aldıkları bağımsız bölümlerin tapularını almalarında bir engel bulunmayan davacıların, dava konusu taşınmazın riskli yapı tespitine yönelik işlem ile menfaatlerinin ihlal edildiğinin açık olduğu hakkında. Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi E: 2018/30809 (Bireysel Başvuru) T: 07.10.2021

Başvuru, acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptali için açılan davanın reddine karar verilmesi nedeniyle mülkiyet ve özel hayata saygı haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi E: 2018/1567 (Bireysel Başvuru) T: 10.02.2022

Başvuru; riskli yapı kapsamında olması sebebiyle yıktırılan taşınmazın yeni paylaşım yönteminin belirlenmesine ilişkin malikler kurulu kararının hukukiliğinin incelenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının, malikler kurulu kararına rıza göstermeyen paydaşın hissesinin kamu otoritelerince satılması ve satış bedelinin düşük olması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Devamını Oku

Danıştay 14. Dairesi E: 2013/1493 K: 2013/5670 T: 10.09.2013

Uyuşmazlığa konu alanın 6306 sayılı Kanunda belirtilen “riskli alan” özelliğini taşıdığına dair düzenlenen raporun alanda bulunan yapılarla ilgili olarak üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığına dair somut herhangi bir bilgi içermediği sonucuna ulaşıldığı, ayrıca alanın 1. Derece Kentsel Sit Alanı olması dolayısıyla Kültür ve Turizm Bakanlığının da görüşünün alınması zorunlu iken bu lazimeye uyulmadığının anlaşılmış olduğundan, dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. Devamını Oku

Danıştay 14. Dairesi E: 2015/5053 K: 2016/974 T: 17.02.2016

Bir alanın üzerinde bulunduğu yapı stokunun can ve mal kaybına yol açma riski taşıması nedeniyle “Riskli Alan” olarak ilan edilebilmesi için, söz konusu alandaki binaların deprem riski belirlenirken daha çok binaların taşıyıcı sistemine ait parametrelerin (taşıyıcı eleman sayısı ve dağılımı, planda düzensizlik, düşeyde düzensizlik, lokal ve konstrüktif uygulamalar, vb.) dikkate alınması gerektiği, niceliksel bir yaklaşımla teknik açıdan anlamlı tanımlar çerçevesinde binaların risk seviyeleri açısından sınıflandırılabileceği, bu tip bir sınıflandırmayı gerçekleştirmek için bütün binaların ilgili Yönetmeliğinin ekinde yer alan hızlı değerlendirme formları ile değerlendirilmesi ve bina bazında elde edilen performans skorlarının sınıflandırma amacıyla kullanılması gerektiği Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2015/5196 K: 2016/7403 T: 16.11.2016

Riskli alan üzerindeki binaların yıkılarak arsa haline gelmesi ve 6306 sayılı Kanun’un 6. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen en az üçte iki çoğunluk nisabının sağlanması karşısında anılan maddenin 2. fıkrasında belirtilen acele kamulaştırma yapılabilmesi için gerekli şartların oluşmadığı, uygulamadaki problemlerin birinci fıkra uyarınca çözümlenmesi gerektiği hakkında. Devamını Oku

Danıştay 14. Dairesi E: 2016/2854 K: 2017/964 T: 22.02.2017

Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu alan üzerindeki binaların yapısal sınıflarını temsil edebilecek sayı ve niteliğe sahip yapılardan seçilen örneklerden alınan karot ve numuneler ile 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği ekinde yer alan Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslara uygun bir şekilde elde edilen verilerin, bölgenin depremselliği ve jeolojisine ilişkin verilerle birlikte değerlendirilmesi sonucu yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan teknik raporun hazırlandığı, bu çerçevede raporun 6306 sayılı Yasa ve 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği hükümleri ve amacına uygun olduğu, söz konusu alanda bulunan yapıların can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığını kanıtlayacak yeterli bilgi ve değerlendirme içerdiği, sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Devamını Oku

Danıştay 14. Dairesi E: 2015/6813 K: 2017/1103 T: 28.02.2017

Yapıların can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığını ortaya koyan yukarıda belirtilen bilimsel verileri içeren herhangi bir teknik incelemenin yapılmadığı, dolayısıyla işlemin dayanağı teknik raporun yapıların can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığını kanıtlayacak nitelikte olmadığı anlaşılmakta olup, Bakanlar Kurulu Kararına ekli listede sınır ve koordinatları belirtilen alanın 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliğinin öngördüğü koşullarda detaylı bir teknik inceleme yapılmaksızın “riskli alan” ilan edilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2016/10254 K: 2017/2997 T: 26.04.2017

Uyuşmazlığa konu alan için gerekli olan yukarıda yer verilen ayrıntılı teknik çalışmaların yapıldığı, bunun sonucunda bölgenin riskli alan ilan edildiği, bu riskli alan ilanı doğrultusunda bölgenin sağlıklı yapılaşmasının taşınmaz kültür varlıklarının ihya ve restorasyon çalışmalarının ivedilikle aslına uygun olarak tamamlanmasının sağlanmasının hedeflendiği, acele kamulaştırmaya konu taşınmazların mahalle, ada ve parsel numarası gösterilmek suretiyle tek tek belirlendiği, ancak alanın bütünlüğü de göz önünde bulundurularak yukarıda belirtilen sebeplerle ve kullanılmaz halde bulunan bölgenin kent çeperinde çöküntü alanı oluşumunun önlenmesi, imar ıslahının bir an önce yapılabilmesi için acele kamulaştırma kararının alındığı sonucuna varıldığından dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka aykırılık görülmemiştir. Devamını Oku

Danıştay İDDK E: 2017/2290 K: 2017/3142 T: 18.10.2017

Teknik rapor ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) görüşü doğrultusunda, dava konusu işlemle alanın “riskli alan” olarak ilan edildiğinin anlaşıldığı; bu durumda, 6306 sayılı Yasa’nın Ek-1.maddesinde belirtilen şartlarının oluştuğu sonuç ve kanaatine ulaşıldığından, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek, sağlık, eğitim ve ulaşım gibi kamu hizmetlerinin düzenli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla, 6306 sayılı Yasa’nın 2. ve ek 1. maddelerine göre riskli alan ilan edilmesine ilişkin 30/05/2016 tarih ve 2016/8860 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında hukuka aykırılık bulunmadığı Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2020/4026 K: 2021/7530 T: 01.06.2021

Mevzuat hükümleri ve Anayasa Mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesinden, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde parselasyon işlemi tesis etme hususunda belediye encümenin genel yetkili olduğu, kanunun açıkça yetkilendirdiği özel durumlarda istisnai olarak Bakanlığın parselasyon yapabileceği ayrıca riskli olmayan yapıların da riskli yapılar ile birlikte uygulamaya alınması durumunun ölçülük ilkesine aykırılık oluşturacağı sonucuna ulaşılmıştır. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2016/4201 K: 2016/9351 T: 23.12.2016

Acele kamulaştırmaya konu taşınmazların mahalle, ada ve parsel numarası gösterilmek suretiyle tek tek belirlendiği, riskli alan ilanı doğrultusunda bölgenin sağlıklı yapılaşmasının, taşınmaz kültür varlıklarının ihya ve restorasyon çalışmalarının ivedilikle aslına uygun olarak tamamlanmasının sağlanmasının hedeflendiği, alanın bütünlüğü de göz önünde bulundurularak kullanılmaz halde bulunan bölgenin kent çeperinde çöküntü alanı oluşumunun önlenmesi, imar ıslahının bir an önce yapılabilmesi için acele kamulaştırma kararının alındığı sonucuna varıldığından dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı hakkında. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2016/5834 K: 2017/5916 T: 14.07.2017

6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanununda belirtildiği üzere öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi, taşınmazların malikleri tarafından değerlendirilmesinin esas alınması, Kanunda belirtilen uygulamaların Bakanlıkça yerine getirilmesi, ancak üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın malikleri üçte iki çoğunluğu sağlayamazsa acele kamulaştırma yoluna gidilmesi gerekirken anılan hususlar gözetilmeksizin riskli alana ilişkin Bakanlar Kurulu kararı üzerine dava konusu taşınmazın acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen Bakanlar Kurulu Kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Devamını Oku

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E: 2020/570 K: 2021/374 T: 24.03.2021

Dönüşüm uygulamaları sonrasında inşa edilen yeni yapıların hak sahibi maliklerle müteahhitler tarafından üçüncü kişilere satışına ilişkin ön ödemeli konut satış sözleşmelerine veya gayrimenkul satış vaadi… Devamını Oku

Danıştay 9. Dairesi E: 2020/6224 K: 2021/2347 T: 31.03.2021

Olayda; dava konusu tapu harcının, riskli yapı niteliği taşıyan taşınmazların yıkılarak 6306 sayılı Kanun kapsamında yeniden inşası sonrasında oluşan bağımsız bölümün ilk satışına ilişkin olduğu, kentsel dönüşüm uygulamasının, 6306 sayılı Kanun’un amacını gerçekleştirmeye yönelik olduğu, uygulama sonrasında inşa edilen konutların üçüncü kişilere ilk satış işlemlerinin de bu Kanun kapsamında değerlendirilmesi suretiyle, anılan Kanun’un 7. maddesinin 9. fıkrası uyarınca vergi ve harçtan istisna olduğu sonucuna varılmıştır. Devamını Oku

Danıştay 9. Dairesi E: 2020/5969 K: 2021/2353 T: 31.03.2021

Olayda; dava konusu tapu harcının, riskli yapı niteliği taşıyan taşınmazların yıkılarak 6306 sayılı Kanun kapsamında yeniden inşası sonrasında oluşan bağımsız bölümün ilk satışına ilişkin olduğu, kentsel dönüşüm uygulamasının, 6306 sayılı Kanun’un amacını gerçekleştirmeye yönelik olduğu, uygulama sonrasında inşa edilen konutların üçüncü kişilere ilk satış işlemlerinin de bu Kanun kapsamında değerlendirilmesi suretiyle, anılan Kanun’un 7. maddesinin 9. fıkrası uyarınca vergi ve harçtan istisna olduğu sonucuna varılmıştır. Devamını Oku

Danıştay İDDK E: 2021/1885 K: 2021/1531 T: 22.09.2021

Bu durumda; 6306 sayılı Kanun’un ek-1. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde aranan, belirlenen alanın en az %65’inin imar mevzuatına aykırı yapılardan oluşma şartının, uyuşmazlık konusu teklif riskli alan açısından %87,9 oranıyla gerçekleştiği anlaşıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının, mülkiyeti davacıya ait taşınmaza yönelik kısmında hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolundaki Daire kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2019/17559 K: 2021/11060 T: 07.10.2021

6306 sayılı Kanun ile başlayan riskli yapı tespiti, yıkım ve yeniden inşa sürecindeki tüm uygulama işlemlerinin 6306 sayılı Kanunda belirlenen usuller çerçevesinde yürütülmesi gerekirken, sürecin 6306 sayılı Kanunda düzenlenmeyen ortaklığın giderilmesi davası ile çözümlenmesine yönelik düzenlemenin, ortaklığın giderilmesi davası açmayan diğer maliklerin mülkiyet hakkının sınırlanması neticesini doğuracağı ve Anayasanın 35. maddesi uyarınca Yönetmelik ile bu şekilde bir düzenleme yapılması hukuken mümkün bulunmadığından, dava konusu Yönetmelik değişikliğinde bu yönden de hukuka uyarlık görülmemektedir. Devamını Oku

Danıştay İDDK E: 2022/155 K: 2022/1786 T: 16.05.2022

 “Malikler, riskli yapının yıktırılmasından sonra arsa haline gelen taşınmazda ortaklığın giderilmesi için Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre dava açabilirler. Ancak, ortaklığın giderilmesi için dava açılmış olması, Kanun kapsamında hisseleri oranında maliklerin en az üçte iki çoğunluğu ile karar alınmasına ve bu karara göre işlem yapılmasına engel teşkil etmez.” hükmü uygulamada belirsizliklere sebebiyet verebilecek nitelikte, maliklere ortaklığın giderilmesi konusunda yeni bir hak verir mahiyette ve 6306 sayılı Kanun kapsamındaki uygulamalarda Türk Medeni Kanunu hükümlerinin dışında değerlendirme yapılmasını gerektirecek şekilde yorumlanmaya açık olduğundan, düzenlemede bu yönden hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Devamını Oku

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E: 2022/2 K: 2022/7 T: 18.05.2022

6306 sayılı Kanun’un 7. maddesinin (9) numaralı fıkrasında, Kanun kapsamında yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamalara ilişkin hiç bir sınırlama getirilmeden geniş bir istisna tanınmış olup Yönetmeliği’nin 16. maddesinin (9) numaralı fıkrasına 25/07/2014 tarihinde eklenen (ç) bendinde yer alan düzenleme ile de dönüşüm uygulamaları sonrasında meydana gelen yeni yapıların ilk satışı, devri ve tescili işlemlerinin de istisna kapsamında olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu durumda, dönüşüm uygulamaları sonrasında inşa edilen yeni yapıların hak sahibi maliklerle müteahhitler tarafından üçüncü kişilere satışında harç istisnası uygulanması gerekmektedir. Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi E: 2012/87 K: 2014/41 T: 27.02.2014

Anayasa Mahkemesi Kararı, E: 2012/87, K: 2014/41 T: 27.2.2014 İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Emine Ülker TARHAN, Muharrem İNCE ile birlikte 124… Devamını Oku

Danıştay 9. Dairesi E: 2022/1577 K: 2023/4127 T: 30.10.2023

6306 sayılı Kanun’un 7/9. maddesi uyarınca 10/12/2018 tarihinden İtibarın geçerli olan değişiklik sonrası dönemler için, riskli yapı malikleri tarafından üçüncü kişilere ilk satış işlemlerine ilişkin olarak malik adına tahakkuk eden tapu harcının Kanun’un açık lafzı ve gerekçesi karşısında istisna hükümleri kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Anılan maddede tanınan istisnanın kapsamının yorum yoluyla genişletilmesi hem Kanun koyucunun amacına, hem de Anayasa’nın 73.maddesinde yer bulan “verginin kanuniliği” ilkesine ters düşecek olup vergilendirme alanında belirsizlik ve keyfiliğe yol açacaktır. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2022/849 K: 2024/185 T: 11.01.2024

Kanun hükmü bir arada değerlendirildiğinde, istisna getirilirken kriter olarak benimsenen inşaat alanına, otopark alanlarının dahil olmadığı, bina inşaat harcı matrahında da dikkate alınmadığı hususları göz önünde bulundurulduğunda, mevcut inşaat alanının bir buçuk katına kadar olan yeni inşaat alanı için getirilen istisna kapsamında, bu alanın hesabında yer almayan, harcın matrahına konu olmayan otopark alanlarına yönelik olarak parselinde karşılanmaması durumunda alınması gerekli otopark bedelinin, Kanun’la belirlenen istisnalar arasında kabul edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2023/1430 K: 2024/986 T: 15.02.2024

Rezerv yapı alanlarında, Kanunun amacı çerçevesinde fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek ve Kanunda öngörülen amaçlar çerçevesinde kullanılmak üzere riskli alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapılarda ikamet edenlerin nakledileceği rezerv konut ve işyerleri veya gelir ve hasılat getirecek her türlü uygulamanın yapılabileceği ve bu alanların yeni yerleşim alanı olarak kullanılabileceği düzenlenmiştir. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2023/6445 K: 2024/984 T: 15.02.2024

7471 sayılı Kanunla rezerv yapı alanı tanımında yer alan “yeni yerleşim alanı olarak” ibaresi madde metninden çıkarıldığı, dava konusu parselin rezerv yapı alanının parsel maliklerinin istemi üzerine ilan edildiği, rezerv yapı alanı ilanının Kanunun amacı çerçevesinde fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama alanı oluşturma amacı taşıdığı sonucuna varılmıştır. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2023/1709 K: 2024/985 T: 15.02.2024

Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği uyarınca gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerince Bakanlıktan rezerv yapı alanı belirlenmesi talebinde bulunulabileceği, gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerince rezerv yapı alanı belirlenmesi talebinde bulunulabilmesi için bu talebin, talebe konu taşınmazların maliklerinin tamamının muvafakati ile yapılması gerektiği Devamını Oku

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E: 2014/16911 K: 2014/23116 T: 8.7.2014

Taraflar arasında imzalanan Arsa ve Tesis Karşılığı Konut Sözleşmesiyle tesisin tüm ilişikleri kesilerek boş olarak teslim edildiği tarihi takip eden aydan itibaren hak sahibine kira yardımı yapılacağının kararlaştırıldığı, davacının su ve elektrik aboneliklerini kestirerek kira yardımı hususunda davalıya başvurduğu dosya kapsamından anlaşılmakta olup bu hususlar çekişmesizdir. Uyuşmazlık, kira yardımının başlayacağı tarihin hangisi olacağı noktasındadır. Mahkemece keşif de yapılmak suretiyle taşınmazın yıkılıp yıkılmadığı, yıkılmışsa ne zaman yıkıldığı, taşınmazın tapusunun davalıya devredilip devredilmediği, devredilmişse ne zaman devredildiği, davaya konu taşınmazın bulunduğu yerdeki komşu taşınmazların davalı tarafça teslim alınıp alınmadığı hususları araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Devamını Oku

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E: 2015/36941 K: 2016/2003 T: 27.1.2016

Taraflar arasında yapılan sözleşmenin tarafların özgür iradesiyle düzenlendiği, davacının özel hukuk hükümlerine tabi bu sözleşme uyarınca eksik belirlendiği iddia edilen bakiye alacağının talep edildiği, davacının bu talebinin kişisel hakka dayandığı, bu sebeple uyuşmazlıkta idari yargı değil adli yargı mahkemelerinin görevli olduğu Devamını Oku

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2014/2459 K: 2015/1521

Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında tapu tahsis belgeli taşınmaz üzerindeki bina ve eklentileri karşılığında ödenecek bedelin belirlenmesinde, gerek 2981 sayılı Kanun’un 13. maddesinin (b) fıkrası; gerek Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Yönetmeliğinin 14. maddesi ve gerekse tarafların serbest iradeleri ile imzaladıkları ve kendileri yönünden bağlayıcı sözleşme hükümleri uyarınca tapu tahsis belgeli gecekonduların bulunduğu arsa üzerindeki yapı ve müştemilatlar ile ağaçlara ait bedelin belirlenmesinde enkaz bedelinin esas alınması gerekmektedir. Devamını Oku

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2016/6272 K: 2016/9124

Davacıya ait taşınmazın Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Proje Alanında kaldığı, kadastral 3544 ada 10 parsel sayılı taşınmazdaki hissesinin, Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Proje alanında yer alan imarın 70178 ada 1 parsel sayılı taşınmazına şuyulandırıldığı, Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Proje alanında kalan ve dava konusu taşınmazı da kapsayan bölgede fiilen çalışmanın başladığı, projenin bir bütün olduğu da dikkate alındığında dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiği anlaşılmıştır. Devamını Oku

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E: 2014/38095 K: 2015/32310 T: 9.11.2015

Taraflar arasında düzenlenen 17.11.2008 tarihli sözleşme özel hukuk hükümlerine tabi bir sözleşmedir. Sözleşmenin, tarafların özgür iradesi ile düzenlendiği, davacının özel hukuk hükümlerine tabi bu sözleşme uyarınca kişisel hakka dayanarak talepte bulunduğu, bu nedenle uyuşmazlıkta idari yargının değil, adli yargı mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. Devamını Oku

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E: 2015/36816 K: 2017/1009 T: 31.1.2017

Dava, tazminat istemine ilişkindir. Dava konusu bağımsız bölümler teslim edilmiştir. Davacılar ve Belediye arasında düzenlenen muvafakat senedi içeriğinde işe başlama ve bağımsız bölümleri davacıya teslim etme sürelerine dair herhangi bir şart kararlaştırılmamıştır. Başka bir anlatımla, teslim süresi kararlaştırılmamış, teslim süresini belirleme yetkisi davalıya tanınmıştır. Ancak; davalı, bu yetkisini kullanırken, objektif iyiniyet kurallarına uygun davranmalı ve haklı nedenlere dayalı gecikmeler hariç, işin niteliğinin ve büyüklüğünün gerektirdiği imalât süresi içinde tamamlamalıdır. Devamını Oku

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E: 2016/16468 K: 2017/5173 T: 27.4.2017

Davacı ile Belediye arasında düzenlenen kentsel dönüşüm sözleşmesinin içeriğinde işe başlama ve bağımsız bölümleri davacıya teslim etme sürelerine dair herhangi bir şart kararlaştırılmamıştır. Ancak; davalı, bu yetkisini kullanırken, objektif iyiniyet kurallarına uygun davranmalı ve haklı nedenlere dayalı gecikmeler hariç, işin niteliğinin ve büyüklüğünün gerektirdiği imalât süresi içinde tamamlamalıdır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş: konusunda uzman bilirkişiler ile mahallinde keşif yapılarak, işin büyüklüğü de dikkate alınarak yüklenici tarafından derhal işe başlanılmış olmak suretiyle davaya konu bağımsız bölümün inşaat ruhsatının ne kadar sürede alınabileceğinin, bundan sonra da ne kadar inşaatın tamamlanarak iskan ruhsatının alınabileceğinin, emsal inşaatlar ve dosyalar da dikkate alınıp tespit edilerek, bu konuda ayrıntılı, açıklayıcı ve denetime elverişli bir rapor alınması, davacının talebinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir. Devamını Oku

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E: 2016/18748 K: 2017/2819 T: 2.3.2017

Tapu tahsis belgeli taşınmaz üzerindeki bina ve eklentileri karşılığında ödenecek bedelin belirlenmesinde, gerek 2981 Sayılı Kanun’un 13. maddesinin ( b ) fıkrası; gerek Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Yönetmeliğinin 14. maddesi ve gerekse tarafların serbest iradeleri ile imzaladıkları ve kendileri yönünden bağlayıcı sözleşme hükümleri uyarınca tapu tahsis belgeli gecekonduların bulunduğu arsa üzerindeki yapı ve müştemilatlar ile ağaçlara ait bedelin belirlenmesinde enkaz bedelinin esas alınması gerekmektedir. Hukuk Genel Kurulunun 10.06.2015 gün 2014/13-1500 esas, 2015/1519 karar numaralı kararı da bu yöndedir. Devamını Oku

Yargıtay 13 Hukuk Dairesi E: 2016/10724 K: 2017/370 T: 19.1.2017

Hak sahiplerine ait gecekondu, tesis, müştemilat ve ağaçlar için Belediyece oluşturulacak kıymet takdir komisyonunca belirlenecek kıymet takdir bedelinin % 10’u enkaz bedeli olarak hesaplanır. Bu bedel, yapılacak sözleşme ile hak sahiplerine verilecek konuta ait inşaat maliyetinden düşülüp kalan bedel hak sahibi tarafından ödenir. Enkaz bedelinin davacıya ödenmiş olması karşısında davacının başka bir şey talep edemeyeceği anlaşıldığından davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekir. Devamını Oku

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2018/5127 K: 2018/7330

Mahkeme tüm kanıtları değerlendirerek bağımsız bölümün değeri ile bölüme özgülenen arsa payını karşılaştırıp denklik sağlamaya çalışmalıdır. Söz konusu işlem yapılırken de bağımsız bölümlerin cinsi, bulunduğu kat, alanı, ısınma sistemi, aydınlanması, mimari kullanımı ve konumu, cephesi ve manzarası gibi hususlar değerlendirme için esas alınır. Değerlendirmeye esas alınacak tarihten sonraki imar durumu ile cins ve manzara değişiklikleri, bakım ve onarım çalışmaları nedenleriyle meydana gelen değer artış ve eksilmeleri dikkate alınmaz. Devamını Oku

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2015/4664 K: 2015/5506 T: 24.3.2015

6306 sayılı Kanunun yukarıda değinilen açık hükmü karşısında, salt binanın yıkılmış olması, aile konutu şerhinin kaldırılması gerektiren diğer koşullar bulunmadıkça şerhin kaldırılmasını gerektirmez. Dosyada, binanın yıkılmış olması dışında şerhin kaldırılmasını gerektiren başkaca bir sebep iddia ve ispat edilmediğine göre, şerhin kaldırılması isabetli olmayıp hükmün bozulmasını gerektirir. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2012/6188 K: 2015/2196 T: 9.4.2015

5393 Sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi uyarınca kentsel dönüşüm ve gelişim projesi uygulanabilmesi için aranan koşulların var olmasının, acele kamulaştırma yapılması için yeterli olmadığı, davaya konu Bakanlar Kurulu kararında 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır. Devamını Oku

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/5292 K: 2016/1513 T: 8.2.2016

Dava konusu taşınmazın 2/3 arsa payının çoğunluğunu oluşturan malikler tarafından arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmış, bunların talebi üzerine Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü tarafından, ihaleye katılmayan paydaşların paylarının ihale ile satışı istendiği sırada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine katılmayan maliklerin sözleşmeye katılacaklarını bildirdikleri halde sözleşmeye katılmayarak ortaklığın giderilmesini istedikleri anlaşılmıştır. Bu durumda 6306 Sayılı Kanun hükümlerine göre sözleşmeyi imzalayan 2/3 arsa payı çoğunluğunun Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü tarafından yürütülen ihale işlemlerinin sonucunun beklenmesinde hukuki yararları mevcut olduğundan, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine katılmayan paydaşların paylarının satışına dair işlemlerin sonucu bekletici mesele yapılması gerekir. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2013/549 K: 2013/4734

Ruhsatlı yapının Afete Maruf Bölge ilan edilen alanda kalması ve yapının kullanılabilmesi için zorunlu olan fen ve sağlık kurallarına uygunluğunu yitirmesi nedeniyle davacının gerçek zararı doğduğundan tazminata hükmedilmesi gerektiği hakkında. Devamını Oku

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2015/4664 K: 2015/5506 T: 24.3.2015

Taşınmazın tapu kütüğüne konulan “aile konutu” şerhi, taşınmaz malikinin temlik hakkını kısıtlayan bir şerh niteliğindedir. O halde, 6306 sayılı Kanunun yukarıda değinilen açık hükmü karşısında, salt binanın yıkılmış olması, aile konutu şerhinin kaldırılması gerektiren diğer koşullar bulunmadıkça şerhin kaldırılmasını gerektirmez. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2011/8665 K: 2013/9005

İmar planında küçük sanayi sitesi alanı olarak belirlenen bir taşınmazdaki bu kullanım türünü, davacının da uygulamaya geçirebileceği göz önüne alındığında, sadece kentsel dönüşüm ve gelişim alanında kaldığından bahisle taşınmazın kamulaştırılamayacağı hakkında. Devamını Oku

Danıştay 14. Dairesi E: 2016/7079 K: 2017/436

2/3 çoğunluk ile anlaşan paydaşlar arasında olmadığı, verilen karar üzerine paydaş sıfatını kaybettiği sabit olan müteahhitin yapılan açık artırma sonucunda yapılan dava konusu satış işleminde hukuka uyarlık yoktur. Devamını Oku