1. Anasayfa
  2. Yargı Kararı Özetleri

Olağanüstü Zamanaşımı Yargıtay Kararları


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2023/147 K: 2024/312

Bir yerin imar ve ihya ile kazanılması için taşınmazın emek ve para sarf edilerek tarım arazisi hâline getirilmesi gerekir. Tarıma müsait olmayan araziden maksat, yararlanılacak bitki ve ürünlerin yetiştirilmediği topraklardır. Ekime, dikime ve ürün yetiştirmeye müsait olmayan yerler ihya edilecek taşınmazlardır. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tarıma elverişli olmayan bir taşınmazın tarım arazisi hâline getirilmesi ile imar ve ihyadan söz edilebilir. İhya yolu ile kazanma bakımından taşınmazın tarıma elverişli hâle getirilmesi önemli bir olgudur. Devamını Oku

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2015/11276 K: 2017/1041

Dava, TMK’nın 713. maddesi uyarınca açılan tapusuz taşınmazın tesciline yöneliktir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3. maddesinin 2. fıkrası gereğince davada, ret sebebi ortak olan davalılar lehine tek vekalet ücreti verileceği hükme bağlanmış olduğuna göre mahkemece davalılar lehine tek vekalet ücreti verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; görülmekte olan davanın tescil davası olduğu dikkate alındığında davalılar lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece yanılgı sonucu maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması hatalı olmuş ve hükmün bu yönü ile de bozulmasına karar vermek gerekmiştir. Devamını Oku

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2007/2273 K: 2007/2928

Dava, 4721 sayılı TMK’nın 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir. Bu tür davalarda davanın başarıya ulaşması halinde, gerek yasal hasım durumunda bulunan Hazine ve diğer kamu tüzel kişilerinin, gerekse tapu iptali ve tescil davalarında kayıt malikinin mirasçıları harç, avukatlık ücreti ve diğer yargılama giderlerinden sorumlu tutulamazlar. Mahkemece, yargılama gideri, avukatlık ücreti ve harcın davalılara yükletilmiş olması doğru olmamıştır. Devamını Oku

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E: 2015/4167 K: 2016/2535

İİK’nın 94/2. maddesi, “Borçlunun reddetmediği miras veya başka bir sebeple iktisap eyleyip henüz tapuya veya gemi siciline tescil ettirmediği mülkiyet veya diğer aynı hakların borçlu namına tescili alacaklı tarafından istenebilir. Bu talep üzerine icra dairesi alacaklının bu muameleyi takip edebileceğini tapu veya gemi sicili dairesine ve icabında mahkemeye bildirir.” hükmünü içermektedir. İcra Müdürlüğü’nce, davacıya İİK’nın 94. maddesi uyarınca borçlunun iktisap ettiği ve henüz tescil ettirmediği mülkiyet veya diğer hakların borçlu namına tescili veya bu nedenle doğan alacağın tahsili için dava açmak üzere yetki verilmesi, davacı tarafından da bu yetkiye dayanarak, işbu davanın açması gerekmektedir. Devamını Oku

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2010/761 K: 2010/3310

Mahkemece yapılacak iş; tespit tarihinden geriye doğru davacı lehine kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin duraksamaya yol açmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması, davacı lehine kazanma koşullarının gerçekleştiğinin tespiti halinde ise, dava konusu parsel mera olarak tahsis edilmekle kamu malına dönüştüğünden davacının mülkiyetinin tespitine karar verilmesi gerektiğinin nazara alınması, mevcut ve elde edilecek tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması olmalıdır. Devamını Oku

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2009/277 K: 2009/352

Maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan…” tümcesinden tapu kaydının hukuki durumunun açık olmaması, kayıt malikinin belirlenmemesi amaçlanmıştır. Kadastro yoluyla oluşturulan kayıtlarda, malik sütununun boş ve açık bırakılması, kayıt malikinin kimliğini ortaya koyacak bilgilerin bulunmaması, soyut bir ismin yazılı olması veya hayali ve mevcut olmayan bir kişi adına sicil oluşturulmuş olması halinde maliki tapu sicilinden anlaşılamayan kişiden söz edilebilir. Kayıt malikinin veya mirasçılarının ve bunların adreslerinin bilinmemesi, tanınmamaları, kendilerine tebligat yapılamamış olması, o kişinin bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez. TMK.713/2. maddesinde tapu kaydının hukuki değerini yitirmesine yol açan üç ayrı sebep birbirinden ayrı düzenlenmiştir. Bu fıkradaki yollama nedeniyle aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı koşullar birleşmiş olup bu sebeplerin kazanmayı sağlayan zilyetlikle birlikte değerlendirilip mütalaa edilmesi gerekir. Hiç şüphesiz ki bu sebepler yönünden ayrı ayrı açılan davalar sonunda verilen hüküm diğer sebepler bakımından kesin hüküm oluşturmaz. Devamını Oku

Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu E: 2005/1 K: 2007/1

TMK.nun 714. maddesi, zamanaşımının uygulanması bakımından Borçlar Kanunu’na yollama yapmıştır. Fıkrada ayrık durum öngörülmediğinden, davacı tarafından açılan dava ile işlemekte olan zamanaşımı kesinleşecektir. Kaldı ki davalı tarafın tescil istemine karşı koyması da zamanaşımını keser. Davaya karşı konulmasının itiraz olarak nitelendirilmesi sonuca etkili değildir. Dava tarihinden, tescil isteminin eksik süre yönünden reddine ilişkin kararın kesinleştiği tarihe kadar gerçekleşen zilyetlik ise davaya konu olması itibariyle hesaba katılamaz. Sonradan açılan tescil davasında da zilyetlikle kazanma koşullarının tümünün birlikte gerçekleşmesi zorunlu bulunmaktadır. Tescil davasının süre yönünden reddedilmesi halinde; aynı yerle ilgili olarak açılan 2. davanın olumlu sonuçlanabilmesi için, ilk kararın kesinleşmesinden itibaren taşınmaz üzerindeki zilyetliğin davasız, aralıksız ve malik sıfatıyla yeniden 20 (yirmi) yıl sürmesi gerektiğine karar verildi. Devamını Oku

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2007/76 K: 2007/58

Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesinin öngördüğü koşullara sahip olan kişinin tescil talebinde bulunabilmesinin, hakkın doğmuş olması koşuluna bağlı olduğu şüphesizdir. Kişinin talebi üzerine mahkemece yapılacak işlem, koşulların mevcut olduğunun tespiti halinde, tescile karar vermekten ibarettir. Kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluşması ile taşınmaz üzerindeki zilyetlik kendiliğinden mülkiyet hakkına dönüşmeyip; zilyet yararına “tescili talep hakkı” doğmaktadır. Bu husus Medeni Kanun’un 713/1.maddesinde zilyedin tescil talebinde bulunabileceği şeklinde ifade edilmiştir. Bu nedenle, hakimin tescil kararı ile yeni bir hukuki durum ortaya çıkar ve bu karar kesinleştiği tarihten ileriye yönelik olarak sonuç doğurur. Devamını Oku

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 1980/799 K: 1980/1779

Deniz kenarında bulunan ve denizden ayrılması ve ayrı olarak düşünülmesi mümkün olmayan ve olağan şartlar altındaki meteorolojik olaylara göre denizin etkisinde kalan ve denizden oluşan kıyıdaki kumluk, bataklık, kamışlık, sazlık, taşlık ve kayalık gibi yerler Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap olunamaz. Devamını Oku

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/2807 K: 2005/4877

Kazanmayı sağlayan zilyetlik maddi bir olgu olup, HUMK.nun 259.maddesi hükmü uyarınca taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle açıklığa kavuşturulması gerekir. Somut olayda, yerel bilirkişi ve tanıklar yargılama oturumunda dinlenilmiştir. Bu şekilde yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurulması halinde zilyetlik yönünden doğru bir sonuca ulaşılmayabilir. Devamını Oku

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2005/512 K: 2005/535

Tescil davalarının kamu düzenini ilgilendirmesi ve kanun koyucu tarafından da benimsenen kamusal ağırlığı nedeni ile taşınmazın kazanmaya elverişli yerlerden olup olmadığını kendiliğinden gözetmesi ve araştırması zorunludur. Bu cümleden olarak, tescili istenen taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığının da duraksamaya yol açmayacak bir şekilde tespit edilmesi gerekir. Devamını Oku

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/5764 K: 2005/6166

Dava, olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz iktisabına ilişkin olduğuna göre, TMK.nun 713.maddesindeki şartların davacı lehine gerçekleşmesi ve kanunun yapılmasını emrettiği işlemlerin tamamlanması, davanın konusunun mahkemece gazete ile bir defa ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilan edilmesi gerekir. Mahkemece kanunun emrettiği bu işlem yerine getirilmeden ve TMK. 713/5. maddesindeki süre beklenmeden hüküm verilmiş olması doğru olmamıştır. Devamını Oku

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/3879 K: 2005/6420

Bir yerin imar-ihya zilyetlik yoluyla kazanılabilmesi için diğer kazanma koşulları yanında niteliği itibariyle de kazanılmaya elverişli olması gerekir. Öncesi nehir yatağı olan yerin ıslaha muhtaç olduğu belirlenmiş, DSİ tarafından yapılan şedde çalışmaları tamamlanıncaya kadar kazanılmaya elverişli olmadığı dosyadan anlaşılmaktadır. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü kayden taşınmazın maliki olmadığından davada pasif husumet ehliyeti yoktur. Davaya katılımı feri katılım olduğundan, asıl taraf olan Hazine temyizde bulunmadığına göre, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü kaldırıldığı için yerine davaya devam eden, İl Özel İdaresinin temyiz yetkisi bulunmamaktadır. Devamını Oku

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/799 K: 2005/1212

Dava dilekçesindeki açıklamalara göre, taşınmazın sınırından Devlet Karayolunun geçtiği bildirilmiştir. Tapusuz taşınmazın Türk Medeni Kanununun 713/1. maddesi hükmü uyarınca tescili istenildiğine göre, aynı maddenin üçüncü fıkrası hükmü uyarınca davanın Karayolları Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi gerekmektedir. Devamını Oku

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/3835 K: 2005/4179

Dosya içeriğine göre tescil konusu taşınmazın içinden DSİ sulama kanalı geçmektedir. Tapusuz taşınmazın Türk Medeni Kanununun 713/1. maddesi hükmü uyarınca tescili istenildiğine göre aynı maddenin 3.fıkrası hükmü göz önünde tutularak davanın ilgisi yönünden DSİ Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi gerekir. Devamını Oku

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2005/5320 K: 2005/9838

Mahkemece yapılan keşif sonucu alınan orman bilirkişi raporunda; 3402 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon haritası uygulanmış olup, bu harita ile kadastro haritası arasında eğim ve acı farkı olduğundan, bu tahdit haritasının uygulanması ile yetinilmesi doğru değildir. Mahkemece öncelikle orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği getirtilerek; önceki bilirkişiler dışında, bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak dört kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek, sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde, çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmelidir. Devamını Oku

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/7268 K: 2005/8563

Taşınmazın ortasından zirai bilirkişinin açıkladığı gibi yol geçiyor ise bu kısım tescil dışı bırakılmadan bir bütün olarak yani yol ile birlikte tescile karar verilmesi doğru değildir. Ayrıca yolun aktif bir yol olup olmadığı da araştırılacaktır. Bu husus kamu düzeniyle ilgilidir. Bundan ayrı taşınmazın kamu hizmetine tahsis edilen yerlerden olup olmadığının Milli Emlak Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır. Devamını Oku

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/5609 K: 2005/6411

Kadastroca tespit dışı bırakılan taşınmazın TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkindir. TMK.nun 713/3. maddesi hükmüne göre bu tür davaların Hazine ve ilgisi yönünden ilgili kamu tüzel kişilerine karşı açılması gerekir. Dava dilekçesinde Hazine ve ilgili kamu tüzel kişinin gösterilmemiş olması, yargılama sırasında davanın bunlara yöneltilmesine engel değildir. Devamını Oku

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/4448 K: 2005/5196

Bu tür uyuşmazlıklarda davanın kayıt malikinin mirasçılarına karşı açılması gerekir. Kayıt malikinin mirasçı bırakıp bırakmadığı araştırılmadan, mirasçı bırakmışsa dava onlara yöneltilmeden Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğine karşı açılıp yazılı şekilde sonuçlandırılmış olması doğru değildir. Kayıt maliki hiç mirasçı bırakmadan ölmüş ise TMK.nun 501. maddesi hükmü uyarınca son mirasçı sıfatıyla davanın Hazineye yöneltilmesi doğru ise de, davanın köye karşı açılmasının yasal bir dayanağı ve usulen de bir zorunluluk bulunmamaktadır. Devamını Oku

Yargıtay Büyük Genel Kurul E: 1954/7 K: 1954/17

Mirasçı veya mirasçılara olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle diğer mirasçıların haklarını kaldırma ve bağımsız olarak mülkiyet hakkını kazandırabilme olanağı veren 27/04/1949 gün ve 7/7 sayılı içtihadı Birleştirme Kararının MK. nun 639. maddesini değiştiren 6333 sayılı Yasa hükmü ile bağdaşamadığından uygulanma yeteneği kalmamıştır. Devamını Oku

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/677 K: 2005/1810

Tapudaki kayıt maliki ölenin mirasçılarının dava içinde açıklığa kavuşturulmamış olması, onların tapu kütüğünde kim olduğu bilinmeyen kişilerden olduğu anlamına gelmez. Ölü Mehmet mirasçılarının yararlarını korumak amacıyla kayyım atanmış ise de, öncelikle az yukarıda açıklandığı üzere kayıt maliklerinin araştırılıp belirlenmesi, davanın onlara yöneltilmesi, tüm araştırma ve incelemelere rağmen kayıt maliklerinin yerleşim yeri ve adreslerinin belirlenmemesi halinde TMK.nun 427. maddesinin 1. bendinde yazılı durum gözönünde tutularak kayyım huzuruyla davaya devam olunması gerekir. Devamını Oku

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 1999/592 K: 1999/786 T: 06.10.1999

Kazandırıcı zamanaşımı zilyedliğine dayalı tescil isteminin aynı zamanda imar ve ihya nedeniyle tescil talebi de içerir. Çekişmeli taşınmazın imar ihya yoluyla elde edinilen bir yer olduğunun belirlenmesi halinde dahi 3402 sayılı Kanunun 17/2 maddesinde öngörüldüğü üzere imar planı dışında olması gerekir. Somut olayda; çekişmeli taşınmaz imar planı içinde olduğu açıktır. O nedenle anılan yasa karşısında imar ihya koşullarının oluşmadığının kabulü gerekir. Devamını Oku

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2001/80 K: 2001/99 T: 07.02.2001

Tespit dışı bırakılan bir yerin Medeni Kanun ve Kadastro Kanununa göre tapuya tescil edilebilmesi için bu yer üzerindeki tasarruf ve zilyetliğin en erken tespit dışı bırakılma tarihinde başlayacağının kabulü ile tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile Yasada belirtilen koşullar altında zilyetliğin sürdürülmesi gerekir. Nizalı taşınmazın hukuki niteliğinin belirlendiği tespit dışı bırakılma tarihinde Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup henüz imar, ihya ve zilyetlik yoluyla tasarrufa başlanılmadığı ziraate elverişli hale getirilmediği tespit dışı bırakma işlem ve nedeninden ve davacı zilyedin bu işleme karşı hak iddiasıyla itirazda bulunmadığı anlaşılmakla zilyetliğin ancak en erken tespit tarihinde başladığının kabulü gerekir. Devamını Oku

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 1997/218 K: 1997/484 T: 04.06.1997

Kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescil isteminin aynı zamanda imara ihya nedeniyle tescil talebini de kapsadığının kabulü gerekir. Devamını Oku

Yargıtay Büyük Genel Kurul E: 2004/1 K: 2010/1 T: 30.04.2010

5831 sayılı Yasa’nın 5. maddesi ile 6831 sayılı Orman Yasası’na eklenen ek 10. madde hükmünün maki tespit komisyonlarınca 5653 sayılı Yasa uyarınca maki olarak tefrik edilen yerlere de uygulanması gerektiğine ve bunun sonucu olarak bu yerlerin tespit tarihinden itibaren imar, ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılmasına olanak bulunmadığı. Devamını Oku

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2001/681 K: 2001/711 T: 10.10.2001

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmaz konumuna gelen koruma makiliği olmayan, tapusuz maki alanlarının imar ihya ve buna bağlı zilyetlik yoluyla özel mülke konu olabileceğinin kabulü gerekir. Koruma makiliği diğer bir anlatımla orman muhafaza karakterini taşıyan makilik niteliğindeki alanlarda kalan taşınmazlar için Medeni Kanunun 639/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddelerince öngörülen zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşemeyeceği açıktır ve tartışmasızdır. Devamını Oku

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2003/592 K: 2003/508 T: 24.09.2003

Uzun yıllardan beri bir taşınmaza malik sıfatıyla zilyet olan, gerek Türk Kanunu Medenisinin 639.maddesi gerekse Kadastro Yasasının 14 ve 17. maddelerindeki taşınmaz mal kazanımına ilişkin koşulların lehine gerçekleştiği kişinin cebri icra tehdidi altında Hazine tarafından istenen işgal tazminatını ödemesi aleyhine yorumlanamaz. Burada ihtirazı kayıt ileri sürüp sürmemesinin de bir önemi yoktur. Devamını Oku

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2004/15 K: 2004/7 T: 21.01.2004

Devlet ormanı olarak tapuya tescil edilen bir yerin ayırma ve birleştirme işlemleri sırasında eski niteliğinin bırakılarak “hali arazi” niteliği ile tapuya tescil edilmiş olması hukuken… Devamını Oku

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2004/327 K: 2004/348 T: 09.06.2004

Uzun yıllardan beri bir taşınmaza malik sıfatıyla zilyet olan, gerek Türk Kanunu Medenisinin 639. maddesi gerekse Kadastro Yasasının 14 ve 17. maddelerindeki taşınmaz mal kazanımına ilişkin koşulların lehine gerçekleştiği kişinin cebri icra tehdidi altında Hazine tarafından istenen işgal tazminatını ödemesi, kira sözleşmesi yapması aleyhine yorumlanamaz. Devamını Oku

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.