Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2025/2791 K: 2026/697
Somut olayda, ön alım hakkına konu satışta depo bedeli 74.067,02 TL belirlenmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince bu miktar esas alınarak hükmün kesin olduğuna karar verilmiş ise de yukarıda belirtilen kanun değişikliği nedeniyle davaya konu payın Kanunun yürürlüğe girdiği tarihteki rayiç değeri belirlenerek bu miktarın depo edilmesi ve kesinliğin bu miktar esas alınmak suretiyle belirlenmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Devamını Oku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2026/8 K: 2026/892
İlk Derece Mahkemenin 28.02.2025 tarihli ek kararı ile istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise ek karara yönelik davacı itirazlarını esastan reddetmiştir. Ne var ki, davaya konu resmî senet incelendiğinde satış bedelinin 2.000,00 TL olduğu, ancak Mahkemesince yapılan keşif sonrası dosyaya sunulan bilirkişi raporunda ön alıma konu payın dava tarihi itibariyle değerinin 85.586,90 TL olduğu bildirilmiştir. O hâlde, yukarıda değinilen kanuni değişiklik uyarınca dava değeri 85.586,90 TL olup İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi itibariyle istinaf kesinlik sınırı olan 40.000,00 TL’nin üzerinde bulunduğundan hükmün bu nedenle bozulması ve dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. Devamını Oku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2025/2386 K: 2026/575
7571 sayılı Kanun ile değişik TMK’nin 734. maddesinin ikinci fıkrasında bir düzenleme yer almadığından, önalım hakkına konu payın rayiç değerinin belirlenmesinde, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılacak davalar bakımından dava tarihinin, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış ve bu tarihte derdest davalar bakımından ise değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihin esas alınması kanunun amacına ve hukukun genel prensiplerine uygun olacaktır. Devamını Oku
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 1998/1055 K: 1998/1312 T: 23.02.1998
Şufa hakkının tapuda yapılan satışın öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde kullanılması gerekir. İştirakçi ortaklarda da bunlardan satışı en geç öğrenenin öğrenme tarihine göre bir aylık hak düşürücü süre saptanır. Diğer ortakların daha önce öğrenmesi önem taşımaz. Şufa hakkı tapudaki satış işleminden sonra doğacağından şufalı payın daha önce satılacağının öğrenilmesi veya hak sahibine vaki satın alma teklifinin kabul edilmemesi hiçbir hukuki değer taşımaz. Devamını Oku
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2005/358 K: 2005/470 T: 21.9.2005
Yasal önalım hakkının kullanılması için öngörülen üç aylık hak düşürücü süre, satışın, önalım hakkı sahibine alıcı veya satıcı tarafından noter aracılığıyla bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Önalım hakkı sahibinin satışı kesin olarak başka bir şekilde öğrenmiş olması sürenin işlemesine yol açmaz. Devamını Oku
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 1991/16499 K: 1991/45
Şufalı payın sonradan ölünceye kadar bakma vaadi ile devredilmiş olması doğmuş olan süresinde açılan Şufa davasını bertaraf etmek kastına yönelik olduğundan davalıları iyiniyetli kabul etmek mümkün değildir. Bu nedenle Şufa hakkını önlemeye matuf bu ölünceye kadar bakma vaadi nedeniyle payın devri işlemi hukukî bir değer taşımamakta ve süresinde açılan davaya etkili bulunmamaktadır. Devamını Oku
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 1983/3037 K: 1983/4514 T: 26.04.1983
Şufalı payın satın alındığı gün ve bir gün sonra 228.000 liraya alınan payın 1.110.000 liraya şirketin yakınlarına ipotek ve haciz edilmesi de muvazaayı belirtir niteliktedir. Şufa hakkının ipotek ve hacizle yükümlü olan ek tesciline karar verilmesi, usul ve kanuna aykırıdır. Devamını Oku
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2006/4670 K: 2006/6674 T: 12.06.2006
Önalıma konu payın satış bedelinin kat kat üzerinde iki icra dosyasında haciz konmasında davalının tamamen kötü niyetli olduğu ve işlemin davacının önalım hakkının önlenmesine yönelik olduğu ortadadır. Bu nedenle davanın açılmasından sonra davalı payı üzerine konulan haciz şerhinin iyi niyetli olarak konulduğundan bahsedilemez. Devamını Oku
Yargıtay İBHGK E: 1958/10 K: 1959/12 T: 11.02.1959
Şefi açtığı tek bir dava ile hem şuf’a hakkını kullandığını diğer tarafa bildirir ve bu hakkın, kullanıldığının tespitini ister, hem de şufa hakkını kullanmış olması sebebiyle meydana gelen satış münasebeti dolayısıyla hissenin kendisine temlikini ister; mahkeme şufa hakkının kullanılmasının şartları gerçekleşmiş olduğunu ve satış münasebetinden doğan borçlarının (hususiyle satış parasının vadeye bağlı olmadığı hallerde para ödeme borcunu) şefi tarafından yerine getirilmiş bulunduğunu tespit ettikten sonra hissenin mülkiyetinin şefie geçirilmesine karar verir ve ancak bu karar ile şefi hisseye malik olur. Medeni Kanunun 642. maddesi hükmünce alınmış olan ilamların ve bu arada şufa ilamlarının icrasının her zaman istenebilir. Devamını Oku
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 1982/8725 K: 1982/8692 T: 12.10.1982
Şuf’a bedeli ile tapu harç ve masraflarının mutlaka nakit olarak ödenmesinde kanunî bir zorunluluk yoktur. Derhal nakde tahvile kabil olan bir banka mektubu da hususu temine yeterlidir. Davacı vekili tarafından ibraz edilen teminat mektubunda, bedelin istenilen anda derhal hiçbir sebep ileri sürülmeksizin mahkeme emrine nakden ödeneceği bildirilmektedir. Bu teminat mektubu mahkemece her zaman için nakde çevrilebileceğinden şuf’a bedeli ile tapu harç ve masraflarının karşılanmış olduğu kabul edilmek icap eder. Devamını Oku
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararı (2015/19590)
İlk derece mahkemesi özellikle başvurucuların vekili sıfatıyla hareket eden İ.Ş.nin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi çerçevesinde ilk satışı yaptığı, 7/12/2012 tarihli ikinci satışın ise kendisine ait payın da ilk satışta devredilmiş olması nedeniyle yapıldığını belirterek bu satış işlemleri yönünden önalım koşullarının oluşmadığı sonucuna ulaşmıştır. Yargıtay Dairesi de bu yorumu hukuka uygun bulmuştur. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında kural olarak muvazaa veya yetkisiz temsil gibi borçlar hukukuna ilişkin olay ve olguları değerlendirme görevi bulunmamaktadır. Bu aşamada belirtmek gerekir ki delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanması yetkisi kural olarak -keyfî olmadığı veya açık ve bariz bir takdir hatası içermediği sürece- derece mahkemelerine aittir. Devamını Oku
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararı (2016/62537)
Önalım hakkının kullandırılmasına ilişkin süreç dikkate alındığında pozitif yükümlülükler bağlamında başvuruculara aşırı bir külfet yüklenmemesi için iptal edilen tapu karşılığında ödenen ön alım bedelinin önemli ölçüde değer kaybına uğratılmaması gerekmektedir. Devamını Oku
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararı (2017/37791)
Önalım davasının ilk derece mahkemesi tarafından davalı tarafça fiilî taksim olgusunun ispatlandığı kabul edilerek reddolunmasının diğer paydaşın mülkiyet hakkının korunması amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Özel kişilerin mülkiyet haklarının çatıştığı bu gibi durumlarda bunlardan hangisine üstünlük tanınacağının takdiri, kanun koyucuya ve somut olayın koşulları gözönünde bulundurularak derece mahkemelerine ait bir yetkidir. Devamını Oku
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararı (2017/15134)
Ön alım hakkının kullandırılmasına ilişkin süreç dikkate alındığında pozitif yükümlülükler bağlamında başvuruculara aşırı bir külfet yüklenmemesi için iptal edilen tapu karşılığında ödenen ön alım bedelinin önemli ölçüde değer kaybına uğratılmaması gerekmektedir. Somut olayda depo tarihine kadarki yargılama sürecinin uzunluğunun, davanın karmaşıklığının ve ön alım bedelinin geç depo edilmesi nedeniyle oluştuğu iddia edilen değer kaybı yönünden tarafların kusurlu olup olmadığının ve devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında öngörülen mekanizmaların etkin işletilip işletilmediğinin dikkate alınması gerekmektedir. Devamını Oku
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararı (2019/16601)
Bölge Adliye Mahkemesi İdarenin taviz bedeli almasının ön alım hakkından vazgeçildiği şeklinde yorumlanamayacağını belirtmiştir. Taviz bedelinin kanundan kaynaklı bir mükellefiyet olduğu gözetildiğinde İdarenin bunu tahsil etmiş olmasına rağmen Vakıf adına ön alım hakkını kullanmasının kötü niyet olarak değerlendirilmemesinin keyfî veya temelsiz olmadığı sonucuna varılmıştır. Devamını Oku
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararı (2016/77854)
721 sayılı Kanun’un 734. maddesine göre yasal ön alım hakkı ancak dava açılarak kullanılabilen bir haktır. Davacı tarafından da bu hak dava yoluyla kullanılmıştır. Başvurucu başta ilk derece mahkemesi olmak üzere yargılamaya ilişkin tüm süreçlerde muhtelif iddialarla davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Hâlbuki başvurucu davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermediğini belirterek yargılamanın ilk duruşmasında davacının talep sonucunu kabul etmiş olsaydı 6100 sayılı Kanun’un 312. maddesine göre aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmeyebileceği aşikârdır. Devamını Oku
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararı (2018/13305)
Kamulaştırılması zorunlu olan bir taşınmazın kamulaştırma yükümlüsü idare tarafından ön alım hakkına konu edilmesinin 4721 sayılı Kanun’un 732. maddesindeki ön alım hakkının amacıyla bağdaşmayacağı açıktır. Dolayısıyla somut olayda taşınmazın imar planında kentsel rekreasyon alanı olarak ayrıldığı dönemde Belediye tarafından ön alım hakkının kullanımına konu edilmesi mümkün değildir. Devamını Oku
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararı 2018/27003
Yargıtay, taşınmazda fiilî bir kullanım biçiminin oluştuğu durumlarda, bu kullanım biçimine uzun yıllar itiraz etmeyen paydaşın, diğer paydaşlardan birinin kendi hissesini satması hâlinde ön alım hakkını kullanmasının 4721 sayılı Kanun’un 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacağını kabul etmiştir (bkz. § 21). Görüldüğü üzere Yargıtay 4721 sayılı Kanun’un ön alım hakkıyla ilgili hükümleri ile 2. maddesini birlikte yorumlayarak bir sonuca ulaşmıştır. Dolayısıyla Yargıtayın yorumunun kanuni dayanağının bulunmadığı iddiası temelsizdir. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2018/4044 K: 2021/4082 T: 16.6.2021
Taşınmazı satın alan davalının kira sözleşmesinden haberdar olduğu, bu hususta taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, resmi senet içeriği ve dosya kapsamıyla da sabittir. Ancak kira sözleşmesinde yer alan önalıma ilişkin düzenlemeden davalı tarafın açıkça tapu kaydından kaynaklanan bir bilgiye sahip olduğu ve kötü niyetli olduğu ispat edilemediğine göre; davanın reddine karar verilmesi gerekir Devamını Oku
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2023/218 K: 2025/30 T: 12.2.2025
Satış bedelinin muvazaalı olduğu ileri sürülerek önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemiyle açılan davada, davalının cevap dilekçesinde şuf’a bedelinin depo edilmesi kaydıyla davayı kabul ettiğini belirttiği, ancak bedelde muvazaa iddiasının reddini savunduğu somut olayda, davalının cevap dilekçesindeki beyanının 6100 sayılı Kanun’un 308. maddesinde düzenlenen davaya son veren taraf işlemlerinden olan davayı kabul olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceği, başka bir anlatımla davalının bedelde muvazaa iddiasına itiraz etmesinin davanın sonucunu etkileyecek mahiyette bir itiraz olup olmadığı Devamını Oku
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E:1980/9356 K: 1980/8634 T: 07.10.1980
Taraflar yanını henüz bitmiş olan binada bağımsız bölüm sahibi olmak amacı ile birer daire almışlardır. Amaç herhangi bir arsanın payını almak değil bu arsa payına… Devamını Oku
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 1978/1101 K: 1980/1420 T: 19.03.1980
Henüz kat irtifakı kurulmamış veya kat mülkiyetine geçilmemiş inşa edilmekte olan apartmanda, davacının kendisi gibi, belirli bir daireyi satın aldığını bildiği davalı hakkında ön alım davası açmasının ve 240.000 lira bedelle alınan yeri 35.000,00 TL lira ile ele geçirmek istemesinin iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağı Devamını Oku
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu E: 1947/5 K: 1947/18
Birden fazla paydaş önalım hakkını kullanmak isterse önalım hakkı konusu pay, önalım hakkını kullanan paydaşların taşınmazdaki pay oranlarına bakılmaksızın, önalım hakkını kullanan paydaşlar arasında eşit olarak bölünmesi gerekir Devamını Oku
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 1985/4561 K: 1985/5504 T: 25.04.1985
Velayeti altında çocuk bulundurulan kişi velayeti altındaki çocuklarının paylarını istenilen fiyata satmak hakkına sahip olduğu gibi yetkili mercilerden alınacak izinle kendisi de satın almak hakkına sahiptir. Velayeti altındaki çocuklarının payını üçüncü şahsa sattıktan sonra aynı bedelle tekrar kendinin satın almak istemesi şuf’a hakkının kötüye kullanılmasıdır. Devamını Oku
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2017/1950 K: 2020/853 T: 10.11.2020
Önalım davasına konu payın bulunduğu taşınmazda paydaşlar arasında fiili taksim yapıldıktan sonra, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, aynı taşınmazda farklı bir bölüm kendisine bırakılan ve satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Devamını Oku
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2019/739 K: 2022/577 T: 19.4.2022
Önalım hakkına konu payın elbirliği mülkiyetine konu olması durumu tüm ortakların birlikte dava açması ya da bir ortağın açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2016/5663 K: 2019/4206 T: 9.5.2019
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun 8. maddesinin 1. fıkrasında taşınmaz üzerindeki bir bağımsız bölümün satıldığında diğer bağısız bölüm malikinin önalım hakkının olmadığı, 2. fıkrasında ise bir bağımsız bölümün paydaşlarından birinin kendi payını başkasına satması halinde öteki paydaşların önalım hakkını kullanabileceği düzenlenmiştir. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun 8. maddesinin 2. fıkrası gereğince taşınmazda pay sahibi olan davacının önalım hakkı bulunmaktadır. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2021/528 K: 2021/1417
Gerek yerel mahkeme, gerekse Bölge Adliye Mahkemesince davalının bu yöndeki savunması dikkate alınarak, davacıların haberdar oldukları ve katıldıkları belirtilen bir ihalede, ihalenin sonucuna göre gerçekleşen taşınmaz pay devrine yönelik önalım davası açmalarının, 4721 sayılı TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı değerlendirilerek davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Devamını Oku
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 1986/5218 K: 1986/6747 T: 12.05.1986
634 sayılı Kat Mülkiyeti kanununun 8. maddesi uyarınca kat mülkiyeti kurulmuş bir gayrimenkulun bağımsız bölümlerinden birinin veya kat irtifakına bağlanmış arsa payının satılması halinde diğer kat maliklerinin veya irtifak hakkı sahiplerinin şuf’a (öncelikle satın alma) hakkı yoktur. Böylece ayrı ayrı bağımsız bölümlerin malikleri arasında şuf’a hakkının cereyan etmeyeceği belirlenmiştir. Bir bağımsız bölümün birden fazla maliki varsa bunlardan birisinin payının satışı halinde aynı bağımsız bölümün diğer paydaşlarının şufa hakkının cereyan edeceği tabiidir. Devamını Oku
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2004/5776 K: 2004/7578 T: 2.11.2004
Olayda deprem sonucu arsanın tamamen yok olması veya üzerine yapı yapılamayacak hale gelmesi söz konusu olmadığına göre ana taşınmaz üzerinde kurulu kat irtifakının sona erdiğinden bahsedilemez. Kat irtifakı kurulan yerde bağımsız bölümler söz konusu olduğundan 634 sayılı Yasanın 8. madde hükmü uyarınca onalım hakkının kullanılmasına olanak yoktur. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2014/225 K: 2014/4676 T: 8.4.2014
Somut olayda deprem sonucu arsanın tamamen yok olması veya üzerine yapı yapılamayacak hale gelmesi söz konusu olmadığına göre davalıların pay satın aldıkları tarihlerde taşınmaz üzerinde kurulu kat irtifakının kendiliğinden sona erdiğinden bahsedilemez. Davalıların kat irtifakına bağlanmış arsa payları satın aldıkları tarihler sonrasında kat irtifakının 20.03.2012 tarihinde terkin edilmesi Kat Mülkiyeti Kanununun 8. maddesi hükmü uyarınca davacıya önalım hakkı kullanmasına olanak vermez. Devamını Oku
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2018/559 K: 2020/261 T: 5.3.2020
Anayapının tamamen harap olması hâlinde kat mülkiyetinin kendiliğinden sona ereceği dikkate alındığında anılan kayıtlara değer verilemeyeceği, anayapının harap olması ile beraber arsa payı üzerindeki paylı mülkiyetin devam edeceği kuşkusuzdur. Bu itibarla, kat mülkiyetinin kendiliğinden sona erdiği ve arsa payı üzerindeki paylı mülkiyetin devam ettiği anlaşıldığından, taşınmazdaki paydaşlardan birinin payını üçüncü bir kişiye satması hâlinde diğer paydaşların ön alım haklarını kullanabileceği gözetilerek, bu yönde araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gereklidir. Devamını Oku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2022/3691 K: 2022/6951 T: 16.11.2022
Dava konusu taşınmaz üzerindeki kat mülkiyetinin kendiliğinden sona erdiği ve arsa payı üzerindeki paylı mülkiyetin devam ettiği anlaşıldığından, taşınmazdaki paydaşlardan birinin payını üçüncü bir kişiye satması hâlinde 4721 sayılı TMK’nın 732. maddesi gereğince diğer paydaşların ön alım haklarını kullanabileceği gözetilerek, bu yönde araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gereklidir. Devamını Oku
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2004/2890 K: 2004/3399 T: 03.05.2004
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 47. maddesinin açık hükmü karşısında ana yapının tamamının harap olması durumunda kat mülkiyetinin kendiliğinden kalkacağı, tapuda işlemlerin tamamlanmamasının kat mülkiyetinin devam edeceği anlamına gelmeyeceği, arsa payları oranında maliklerin paylı mülkiyet şeklinde malik olacakları, bu nedenle paylı mülkiyete konu taşınmazda Medeni Kanun hükümlerine göre önalım hakkının cereyan edeceği açıktır. Devamını Oku
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı E: 1954/27 K: 1955/3 T: 09.03.1955
İhtiyari müzayede ile satışa çıkarılan bir gayrimenkulün şayi hissesini satın almak için o gayrimenkulün şayi hissedarının müzayedeye iştirak ederek pey sürmesi ve bilahare müzayededen çekilmesi şufa hakkından feragati tazammun etmeyip bu hissedarın şayi hisseyi müzayede neticesinde yapılan ihale ile satın alan üçüncü şahsa karşı şufa hakkını kullanabileceği Devamını Oku
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı E: 1938/17 K: 1939/57 T: 29.11.1939
Artırma ve Eksiltme Kanununa göre yapılan gayrimenkul satışları sırf ihtiyarî satışlardan olmakla beraber 571 nci maddenin hükmü haricinde cereyan eder. Bunların ihtiyarî satış mahiyetlerinden dolayı Kanunu Medeninin 658 ve 659 ncu maddelerinde yazılı şüf’a hükümlerine tabi olduğunda şüphe yoktur. Mezkur maddelerdeki akdi ve kanunî şüf’a baklan satışın öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılabilir. Satıştan önce istimal edilmelerine lüzum ve imkan yoktur. İcra Kanununa tevfik edilmeyen ihtiyarî artırmaların hepsi hakkında şüf’anın umumî hükümleri ayniyle cereyan eder. Devamını Oku
Yargıtay Büyük Genel Kurulu E: 1949/13 K: 1951/5 T: 20.06.1951
Şufa davasında Hakimin hükümden önce resen nazara alarak tayin edeceği münasip bir mehil içinde satış bedeli ile şefie ait olması lazım gelen satış masraflarını tediyeye veya tevdie karar verebileceğine ve tediye veya tevdiden sonra kaydın tashihine hükmedilebileceği Devamını Oku
Yargıtay Büyük Genel Kurulu E: 1951/1 K: 1951/6 T: 26.12.1951
Medeni Kanunun 658 inci maddesinin son fıkrasındaki bir aylık müddet gibi, on yıllık müddetin de kanuni şufaya tatbiki gerektiğine ve on yıllık müddetin kanuni şufaya tatbikinde başlangıcın meşfuun satışı tarihi olması iktiza ettiğine, kanuni şufa hakkının kullanılmasından önce Borçlar Kanununun 125 inci maddesinin tatbiki bahis mevzuu olmayıp zamanaşımının hakkın kullanılması neticesinde tahassül eden ve mülkiyetin devrini istemekten ibaret bulunan şahsi mutalebe hakkı bakımından bahis mevzuu olduğuna dair Devamını Oku
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E: 2016/28894 K: 2018/2496 T: 14.3.2018
TMK’nun 733/1. maddesine göre; cebri artırmayla satışlarda ön alım hakkı kullanılamaz. Somut olayda, önalım davası ortaklığın giderilmesine dair kararın kesinleşmesinden sonra açılmış olup, anılan davada henüz tapuda iptal ve tescile dair herhangi bir hüküm verilmediğinden ve dolayısıyla önalım hakkı cebri icrayı engellemeyeceğinden, mahkemece satış işlemlerinin durdurulmasına karar verilmesi yerinde değildir. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2016/14805 K: 2017/6851 T: 26.9.2017
Hüküm sonucunda davacı adına tesciline karar verilen payın miktarı açık ve infaza elverişli şekilde gösterilmemiştir. Ayrıca, depo edilen bedelden ödenmesi gereken önalım bedeli ve tapu masraflarının miktarı belirtilerek davalı adına ödenmesine karar verilmesi gerekirken miktar belirtilmeden hüküm kurulmuştur. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/6136 K: 2016/10817 T: 22.12.2016
Önalım davasının davalısı önalım hakkına dair taşınmazdaki payı satın almadan önce o taşınmazda paydaş ise bu paydaş hakkında önalım hakkı kullanılamaz. Çünkü, TMK’nın 732. maddesiyle bir paydaşın payını üçüncü şahsa satması halinde önalım hakkının kullanılabileceği kabul edilmiştir. Paydaş üçüncü kişi sayılamayacağından paydaşın paydaş aleyhine önalım hakkını kullanması söz konusu olamaz. Dava hakkına dair bu hususun davanın her aşamasında kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2013/14908 K: 2014/727 T: 16.1.2014
Satış dışındaki temliklerde önalım hakkının kullanılması mümkün değildir. Davacı da tapuda trampa şeklinde yapılan temlikin aslında satış olduğunu iddia ederek muvazaa iddiasında bulunmuştur. Tapudaki işlemin tarafı olmayan davacının bu iddiasını tanık dahil her türlü delille kanıtlaması mümkündür. Trampaya konu edilen taşınmazlar arasında değer farkı olması tek başına işlemin trampa olmadığını kanıtlamaya yeterli olmadığı gibi resmi senette aradaki bedel farkının alındığı da yazılıdır. Devamını Oku
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2013/6-109 K: 2013/1476 T: 23.10.2013
Gerçekte satış olan işlemin sırf diğer paydaşların önalım haklarını kullanmalarının engellenilmesi için trampa olarak gösterilmesi halinde kanunun dolanılması söz konusu olur ki, bu hususu kanun korumaz. Öyle ise, yerel mahkeme direnme kararı gerekçesinde de belirtildiği üzere, davalı tarafından, taşınmazda trampa yolu ile pay edinimi muvazaalı olup, gerçekte satış işlemi ile pay edindiği ve davacı yan yönünden önalım hakkının var olduğu kabul edilmelidir. Yerel mahkemenin direnme kararı yerindedir. Devamını Oku
