Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2005/8487 K: 2005/9834
Mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir. Mahkemece tereke resen tespit edilir. Meseha düzeltilmesi yapılmadan tapu miktarlarına uyulması zorunludur. Mahkemece fiili zemin durumuna itibar edilerek ve murisin temlikine konu hissesi dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Devamını Oku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2022/3041 K: 2022/7193
Dava her ne kadar vasiyetnamenin iptali talebi ile açılmışsa da bozma sonrası tenkis yargılaması yapıldığından davacı lehine nispi vekalet ücreti takdiri gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiş ve bu hususlar hükmün bozulmasını gerektirmiştir. Devamını Oku
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2009/3033 K: 2009/14094
Vasiyetnamenin yerine getirilmesi davasında; vasiyetnameye konu taşınmaz ile bankadaki mevduat ve ziynetlerin değerlerinin toplamı üzerinden kendisini vekille temsil ettiren davacı Kızılay yararına nisbi tarifeye göre vekalet ücreti takdiri gerekirken her bir istek için ayrı ayrı ve maktu vekalet ücreti tayini usul ve yasaya aykırıdır. Devamını Oku
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2012/367 K: 2012/6097
Vasiyetnamenin yerine getirilmesine yönelik davaya miras bırakının yerleşim yeri mahkemesinde bakılması gerekir. Bu yetki kesindir. Yargılamanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınması da zorunludur. Bu davada HUMK.13.maddesini uygulama olanağı yoktur. Devamını Oku
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2015/7101 K: 2015/9266
Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi, diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.” Buna göre, 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra (21.09.2012) açılmış bulunan bu davaya bakmakla görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu ortadadır. Devamını Oku
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2015/14501 K: 2015/12512
Dava, vasiyetnamenin açılması (okunmasına) ilişkin olmayıp, vasiyetnamenin tenfizi yani yerine getirilmesine ilişkindir. Vasiyetnamenin tenfizine ilişkin davalar, yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı açılması gereken davalar olup, çekişmesiz yargı işi değildir. 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girdiği 1/10/2011 tarihinden sonra, 18.06.2013 tarihinde açılan bu davada, tapu tescil talebinde bulunulduğuna göre, uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Devamını Oku
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 1990/648 K: 1991/65
Uygulamada vsiyetnamenin tenfizi davalarının gerçekten bir aynı hakkın tesisi için öngörülmediği, sadece sulh hukuk mahkemesince açılan vasiyetnamenin M.K.nun 535 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tebliğ işlemlerinin ikmalinden ve gerekli yasal sürelerin geçmesinden sonra herhangi bir itiraza uğramadığı ve iptalinin de istenemediği ve bu nedenle kesinleşmiş olduğunun tesbitinden ibaret bulunduğu, böylece sulh hukuk mahkemesine verilmiş olan vasiyetnamelerin açılması ve tebliği görevinin doğal bir sonucu ve uzantısı bulunduğu cihetle uygulamada bu tür davalara ve isteklere de sulh hukuk mahkemesince bakılması gerektiği Devamını Oku
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı E: 1955/16 K: 1955/25 T: 07.12.1955
Medeni Kanunumuzun sistemine göre tasarruf ehliyeti bulunmıyan bir muris tarafından tanzim olunan ölüme bağlı tasarruf kendiliğinden hükümsüz olmayıp ancak iptali kabil sayılacağından bir iptal sebebinin mevcut olduğunu tespit eden bir mahkeme kararı ancak aleyhlerine sadır olan şahıslara karşı muhkem kaziyye teşkil edeceğinden binnetice tenfiz memuru aleyhine kabul edilen dava ile iptali istenen vasiyetname topyekun batıl olmayıp iptali halinde sadece tenfiz memuru hakkındaki tasarruf hükümsüz kalmış olur. Devamını Oku
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2016/6028 K: 2016/6065 T: 19.4.2016
Vasiyetnamenin tenfizi talebi halinde hakim murisin iradesini ayakta tutacak bir yol izlemeli, azami biçimde murisin iradesini yerine getirmeli, vasiyetin tenfizine imkân sağlamalıdır. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; davaya konu taşınmazın üzerinde yapılan yapıya ait tasdikli inşaat projesini belediyeden getirtilip, davaya konu taşınmaz üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak, yapının projeye uygun olup olmadığı hususunun alınacak bilirkişi raporu ile belirlemek olmaktır. Bilirkişi raporu ile yapının projeye uygun yapıldığı anlaşılırsa o takdirde, kat mülkiyeti kurulmasına elverişli bir yapı olup olmadığı yönünde araştırma yapılarak bağımsız bölümlerin arsa payları ile ilgili açıklayıcı rapor alınması gerekir. Bundan sonra, mahkemece; taşınmaz mal üzerinde kat mülkiyeti kurulmak suretiyle vasiyete konu bağımsız bölümlerin davacı adına tesciline, karar verilmelidir. Devamını Oku
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2015/5160 K: 2016/5208 T: 9.5.2016
Tanınması talep edilen yabancı mahkeme kararı bulunmayıp, yabancı ülkede düzenlenen vasiyetnamenin tanınmasının talep edildiği anlaşıldığından uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. Devamını Oku
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2016/14128 K: 2017/570 T: 30.1.2017
Tanınması talep edilen yabancı mahkeme kararı bulunmayıp, yabancı ülkede düzenlenen vasiyetnamenin tanınmasının talep edildiği anlaşıldığından uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. Devamını Oku
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2015/9241 K: 2015/18734 T: 24.11.2015
Tenfiz için aranan şartlardan biri, Türk kamu düzeninin müdahalesi ile ilgilidir. 5718 sayılı Kanun’un 54/c maddesine göre, yabancı bir mahkeme ilamının tenfiz edilebilmesi için, bu mahkeme ilamının Türk Kamu düzeninin müdahalesini gerektirebilecek bir “hüküm” taşımaması şarttır. Burada yabancı mahkeme ilamının tenfizinin reddini temin edebilecek tek imkân yabancı mahkeme “hükmünün ya da hüküm fıkralarının” Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmasıdır. Devamını Oku
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2004/1789 K: 2004/3035 T: 10.3.2004
Muris 9.12.1997 tarihli vasiyetname ile tüm gayrimenkullerini davacı derneğe vasiyet etmiş, 14.12.1998 tarihinde ise 44 parselde bulunan 3 nolu meskenini eşi Ayşe’ye satmıştır. Bir kısım kanuni mirasçılar tarafından bu taşınmaz hakkında muris muvazaasına dayalı olarak; murise külli halef sıfatıyla olmaksızın, yasal paylarına dayalı tapu iptali davası açılmış, mahkemece muvazaa sabit görülerek davacıların payı nisbetinde iptal ile davacıların paylarının adlarına tesciline dair hüküm kurulmuş, hüküm kesinleşmiştir. Muris, sağlararası işlemle vasiyetnameden dönmüş olmakla, temyiz edenlerin 15/50 payı yönünden davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Devamını Oku
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2010/16455 K: 2011/871 T: 25.1.2011
Vasiyetin tenfizi talebi amacıyla açılan davalarda, davacılar kendilerine vasiyet edilen taşınmazların adlarına tapuya tescil edilmesi talep edildiğine göre, bu tür davalarda görevli mahkeme tescili istenilen taşınmazların değerine göre tayin edilecektir. Mahkemece, öncelikle dava konusu taşınmazların değerleri bilirkişi marifeti ile belirlenip, öncelikle görev hususunun halledilmesi gerekirken, işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Devamını Oku
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2010/16470 K: 2011/866
Vasiyetnamenin yerine getirilmesi (tenfizi) için herşeyden önce 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 536 ve devamı maddeleri uyarınca vasiyetnamenin açılıp okunması ve aynı kanunun 501.maddesi gereğince vasiyetnamenin iptali davası için yasada gösterilen sürenin geçtiğinin belirlenmesi gerekir. Devamını Oku
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2009/2-455 K: 2009/464 T: 4.11.2009
Miras bırakan, vasiyette bulunduktan sonra, vasiyetname ile bağdaşmayacak şekilde ölüme bağlı olmayan bir tasarrufla vasiyete konu olan şey üzerinde tasarrufta bulunursa, bu davranışı ilk vasiyetten rücu anlamını taşır. Dolayısı ile böyle bir durumda miras bırakanın eylemli olarak vasiyetten döndüğü kabul edilir. Bu hüküm sadece belirli mal vasiyetleri için geçerlidir. Mirasçı atanmasına (nasbına)ilişkin vasiyetlerde uygulanmaz. Çünkü atanmış mirasçı vasiyetçinin mirasçısı olup, terekenin aktifi pasifinden az da olsa, çok da olsa, tasarruf geçerliliğini korur. Devamını Oku
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2013/3599 K: 2013/6513
Vasiyetnamenin yerine getirilme davası, vasiyet alacaklısı tarafından vasiyet borçlularına, yasal veya atanmış mirasçılara ve varsa vasiyeti yerine getirme görevlisine karşı açılır. Buradaki zorunluluk mirasçılarının iştirak halindeki mülkiyettinden kaynaklanan bir zorunluluk değil, kanundan doğan bir zorunluluktur. Nasıl ki yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına göre vasiyetnamenin iptali davaları sadece dava açan yönünden hukuki sonuç doğurur, dava açmayanlar yönünden vasiyetname geçerliliğini korur ve dava açmayanları bağlamaz ise vasiyetnamenin yerine getirilmesi davasında da mirasçının vasiyete konu maldaki hakkı miras hissesi oranı kadardır. Bu hissesi oranında yasal, hukuki vs. haklarından yararlanabilir. Devamını Oku
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2013/185 K: 2013/1187 T: 28.1.2013
TMK’nun 600. maddesine dayalı olarak açılmış vasiyetname hükümlerinin yerine getirilmesi istemini içeren eda davasıdır. Davacı, belirli (muayyen) mal bırakmayı içeren vasiyetname ile kendisine vasiyet edilen; taşınmazların adına tapuya tescilini, banka hesaplarında bulunan paraların ödenmesini, ziynet eşyaları ile menkul malların teslimini talep etmiştir. Devamını Oku
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2020/1871 K: 2021/3712
Vasiyetnamenin tenfizi davalarında, ilk derece mahkemecesince, keşif yapılmak suretiyle uyuşmazlık konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle değeri belirlenip, nispi karar ve ilam harcına Harçlar Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca belirlenen bu değer üzerinden hükmedilmesi gerekir Devamını Oku
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2012/3-235 K: 2012/600 T: 19.9.2012
Bağımsız bölüm yönünden, sağlığında vekaletname vererek satışı sağlayan murisin bu işleminin geçersiz olması sebebiyle tapu iptal ve mirasçılar adına tescile karar verilmiş olması sebebiyle artık bu taşınmaz yönünden vasiyetnameyi ayakta tutacak şekilde yorum yapılarak bu kısım için (vasiyetnamenin iptal edilmediği de gözetilerek) vasiyetnamenin tenfiziyle davacı adına tesciline kararı verilmesi gerekir Devamını Oku
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2015/19830 K: 2016/13961 T: 6.12.2016
Vasiyetnamenin tenfizi talebi halinde hakim murisin iradesini ayakta tutacak bir yol izlemeli, azami biçimde murisin iradesini yerine getirmeli, vasiyetin tenfizine imkân sağlamalıdır. Devamını Oku
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2014/6060 K: 2014/14006 T: 23.10.2014
Vasiyetname iptal edilinceye kadar geçerli beyanlardan olduğu mirasbırakanın düzenlediği vasiyetname, dava açılıp iptal edilmedikçe hakim tenfiz davasından kendiliğinden vasiyetnameyi geçersiz sayamayacağı, iptal sebeplerinin tenfiz davasında tartışılamayacağı Devamını Oku
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2014/13345 K: 2015/1156
Medeni Kanun madde 600 uyarınca muayyen mal vasiyetinde vasiyet alacaklısı kişisel bir istem hakkı kazanır ve bu hak dava yoluyla talep edilebilir. Medeni Kanunun 600. maddesi, muayyen mal vasiyetini kapsayıp mirasçı atanmasını kapsamaz. Mirasçı atanan kişi mirasbırakanın ölümü ile tereke üzerinde doğrudan ve kendiliğinden bir ayni hak kazanır. Devamını Oku
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2016/6028 K: 2016/6065 T: 19.4.2016
Vasiyetnamenin tenfizi talebi halinde hakim murisin iradesini ayakta tutacak bir yol izlemeli, azami biçimde murisin iradesini yerine getirmeli, vasiyetin tenfizine imkân sağlamalıdır. Vasiyetnamenin yorumunda murisin iradesini ayakta tutacak bir yol izlenmelidir Devamını Oku
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2011/46 K: 2011/1467
Medeni Kanun’un 600. maddesi hükmüne göre kendisine belirli bir mal vasiyet edilen kimse, bu vasiyeti yerine getirmekle yükümlü olan varsa ona yoksa yasal mirasçılara karşı açacağı dava ile malın kendisine teslimini isteyebilir. Vasiyetnamenin açılıp okunmuş olması, mülkiyetin kendiliğinden vasiyet edilene geçmesini sağlamaya yeterli değildir. Devamını Oku
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2010/21743 K: 2011/7893 T: 5/5/2011
Türk Medeni Kanunu’nun 600. maddesine dayalı vasiyetnamenin yerine getirilmesi (tenfiz) isteğine ilişkin davaların, vasiyetnameyi yerine getirme görevlisi varsa ona karşı, yoksa ifa ile yükümlü olan yasal veya atanmış mirasçılara yöneltilmesi zorunludur. Anılan hüküm nedeni ile hasımsız açılan dava yolu ile vasiyetnamenin tenfizi mümkün değildir. Devamını Oku
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2016/13250 K: 2017/16935 T: 4.12.2017
Tenfiz davasında, vasiyetnamenin açılması dosyasındaki taraflara gerekçeli karar tebligatlarının yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi, yapılmamış ise taraflara bu tebligatların usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerekmektedir. Nitekim hüküm, taraflara tebliğ edilmemiş ise, dosya henüz derdest dava hükmünde olacaktır. Devamını Oku
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2016/20404 K: 2018/7280
Vasiyetnamenin tenfizi davasında öncelikle dava konusu vasiyetnamenin açılıp açılmadığı araştırılarak vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihi şerhini içerir onaylı sureti ilgili mahkemeden getirtilerek dava dosyası içerisine konulmalıdır. Devamını Oku

