İslam Hukukunda Vakıf Malların Mülkiyeti Kime Aittir? Vakıf Malları Satılabilir mi?

Makalemizi paylaşır mısınız?

Vakıf Nedir?

Vakıf, taşınır veya taşınmaz bir malın veya maldan elde edilecek gelirin sosyal yardım amacı ile bir işe tahsis edilmesidir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için şu yazımıza bakabilirsiniz: İslam Hukukunda Vakıflar, Vakfın Şartları ve Türleri

Vakıf Mallarının Mülkiyeti Kime Aittir?

Vakıf mallarının kimin mülkiyetinde olduğu konusunda mezhepler arasında görüş ayrılığı mevcuttur (İnalcık, 1959: 32). Ebu Hanife ile Maliki ve Hanbeli hukukçulara göre vakıf mallarının ayn’ı (rekabesi) vakfeden kişide kalır (Çalış, 2004/a: 62). İmam-ı Azam’a göre vakıf “Memlûk bir aynî vâkıfın mülkünde hapis ve menfaatini fukaraya yahut vücuh-ü birre tasadduktan ibarettir” (Köprülü, 1951: 517; İşeri, 1964: 199; Çalış, 2004/a: 61). Bundan dolayı vakfedilen mal, vakfeden kişinin mülkiyetinden çıkmaz (Yeniçeri, 1986: 270).

İmamı Azam’a göre vakfetmek, malın sadece fayda ve menfaatlerini vermek anlamına gelir. Mülkiyetin vakfedenden çıkması söz konusu değildir. Ancak vakfeden kişi vakfedilen mal üzerinde vakfın amacına aykırı tasarruflarda bulunamaz (Akagündüz, 1988: 110). İmamı Azam mescit ve kabristan vakfından başka vakıfların lüzum ifade etmeyeceğini ve bundan dolayı vakfedenin sağlığında ve vefatından sonra da varislerinin bu vakıftan rücu edebileceğini ifade etmiştir.

Üstelik İmam-ı Azam vakfedilen malın mirasçılara geçebileceğini kabul etmiştir. İmam Malik de bir malın vakfedilmesinin, onun vakfeden kişinin mülkünden çıkmasına neden olmayacağını, ancak vakfetme işleminin malikin mülkiyet hakkını kısıtladığını vurgulamaktadır (İnalcık, 1959: 32; Köprülü, 1951: 515). Maliki ve Hanbeli hukukçular da bu tanıma bağlı kalarak vakfedilen malın, vakfeden kişinin mülkiyetinden çıkmayacağını ileri sürmüşlerdir (Çalış, 2004/a: 62). Ancak vakfeden kişinin, mal üzerindeki tasarruf yetkisi de oldukça kısıtlı olarak kabul edilmektedir.

Buna karşılık başta Ebu Yusuf ve İmam Muhammed olmak üzere Hanefilerin çoğunluğu vakfedilen malın Allah’ın mülkü olmak üzere vakıf tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçtiğini savunmuşlardır (Akagündüz, 1988: 110; İnalcık, 1959: 33). Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’in vakıf tanımı “Bir mülkün menfaatini halka tahsis edip Allah’ın mülkü hükmünde olmak üzere temlik ve temellükten ebediyen alıkoymaktır” şeklindedir. Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’e göre lehine vakıfta bulunulan kişilerin (mevkufun leyh), vakfedilen malın ayn’ına dokunmamak şartı ile yalnızca menfaatten istifade etme hakkı vardır (Çalış, 2004/a: 61). Burada “Allah’ın mülkünde olmak” kavramı, mecazi anlamda kullanılmıştır ve vakfedilen mal hayır işine tahsis edildiği için bu malın özel mülkiyete konu olamayacağı anlamına gelir.

Şafiler ise vakfedilen malın vakfeden kişinin mülkiyetinden çıktığını, vakfedilen malın herhangi bir malikinin bulunmadığını, bu anlamda vakıf mallarının özel mülkiyet konusu olmayacak (gayr-ı memluk) mallardan olduğunu kabul etmişlerdir (İnalcık, 1959: 33). Ancak Çalış, İmam Şafii’nin Ebu Yusuf ve İmam Muhammed ile aynı görüşte olduğunu belirtmektedir (Çalış, 2004/a: 61)

Azınlıkta kalan görüşe göre de vakfedilen malın mülkiyeti, lehine vakfedilen kişilere (mevkufunleyh) geçer.

Pozitif İslam ve Osmanlı hukuku ise vakfedilen malın kuru mülkiyeti Allah’a ait olmak üzere vakıf tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçtiğini kabul etmiştir. Bu malların mülkiyetinin tekrar özel mülkiyete dönmesi söz konusu değildir. Bundan dolayı vakfeden kişinin belirlediği şartların dışında vakıfta değişiklik yapması (Tuş, 1999: 187) ya da vakıftan rücu etmesi (vakfedilen malı tekrar özel mülk haline getirmek) mümkün değildir. Vakfedilen malın mülkiyeti vakıf tüzel kişiliğine geçmiştir. Ancak bu görüş yalnızca sahih vakıflar için geçerlidir. Arazi Kanunnamesi’nin 4. maddesine[1] göre vakfedilen mülk arazinin hem rekabesi (kuru mülkiyeti), hem de tasarruf hakkı vakfa ait olur. Buna karşılık miri arazinin gelirinin, tasarruf hakkının ya da her ikisinin birden vakfedilmesiyle oluşan gayri sahih vakıflar, vakfedilen arazinin yalnızca gelirine, tasarruf hakkına ya da her ikisine birden malik olurlar. Ancak vakfedilen arazinin kuru mülkiyeti devlete ait olmaya devam eder. Kanunname’nin 4. maddesi bu vakıfların tasarrufunda bulunan malların kuru mülkiyetinin devlete ait olacağını açıkça vurgulamıştır.[2]

Vakıf Mallar Satılabilir mi? Vakfa Ait Taşınmaz Satılabilir mi?

5737 sayılı Vakıflar Kanunu‘nun 12. maddesi vakıf malların satılabileceğini düzenlemektedir. Bu maddede vakıf malların satılıp satılmaması, vakfın niteliğine göre belirlenmiştir.

Maddeye göre ” Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait akar mallar ile hakların daha yararlı olanları ile değiştirilmesine, paraya çevrilmesine veya değerlendirilmesine Meclis yetkilidir. Mülhak, cemaat, esnaf vakıfları ile yeni vakıflara, başlangıçta özgülenen mal ve haklar, vakıf yönetiminin başvurusu üzerine, haklı kılan sebepler varsa, Denetim Makamının görüşü alınarak mahkeme kararı ile sonradan iktisap ettikleri mal ve hakları ise bağımsız ekspertiz kuruluşlarınca düzenlenecek rapora dayalı olarak vakıf yetkili organının kararı ile daha yararlı olanları ile değiştirilebilir veya paraya çevrilebilir.”

Vakıflar Genel Müdürlüğüne ve Mazbut Vakıflara Ait Satılabilir mi?

5737 sayılı Kanun‘un 12. maddesine göre “Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait akar mallar ile hakların daha yararlı olanları ile değiştirilmesine, paraya çevrilmesine veya değerlendirilmesine Meclis yetkilidir.”

Bu hüküm belirli şartlar altında vakıf malların satılmasına izin vermektedir. Bunlardan ilki, söz konusu malın, “akar mal” olmasıdır. Akar; vakıf amaç ve faaliyetlerinin yerine getirilmesi için gelir getirici şekilde değerlendirilmesi zorunlu olan taşınır ve taşınmazlar demektir. Yani Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait gelir getirici malların satışı mümkündür.

Buna karşılık bu vakıfların doğrudan doğruya hayrattan olan gayrimenkulleri satılamaz. 5737 sayılı Kanun sadece akar malların satışına cevaz vermiştir.

Buna karşılık, daha önceki kanun olan 2762 sayılı Vakıflar Kanunu da vakıfların doğrudan doğruya hayrattan olan gayrimenkullerinin istisnai hallerde satılabileceği öngörmekte idi. 2762 sayılı Vakıflar Kanunu‘nun 8. maddesinde “Vakıfların doğrudan doğruya hayrattan olan gayrimenkulleri rehnedilemezler. Bunlardan mülkiyet ve irtifak hakkı için iktisap müruru zaman işlemez ve bu kanunun gösterdiği haller dışında satılamazlar.” hükmü  yer almakta idi. Bu maddeye göre, bu vakıfların doğrudan doğruya hayrattan olan gayrimenkulleri, kanunda belirtilen istisnai durumlarda ve kanunun izin verdiği hallerde satılabilecektir.

Bu istisnai durum ise 2762 sayılı Vakıflar Kanunu‘nun 12. maddesinde açıklanmıştır. Bu maddeye göre, tahsis edildikleri maksada göre kullanılmaları kanuna veya amme intizamına uygun olmıyan veyahut işe yaramaz bir hale gelen hayrat vakıflar, idare meclisinin teklifi ve Bakanlar Heyetinin kararı ile mümkün mertebe gayece aynı olan diğer hayrata tahsis edilebileceği gibi bu kabil hayrat ayın veya para ile değiştirilerek elde edilecek ayın veya para dahi aynı suretle diğer hayrata tahsis olunabilir. 

2762 sayılı Vakıflar Kanunu döneminde vakıf mallarının satışıyla ilgili olarak 2950 sayılı Vakıf Malların Taksitle Satılması ve Kiraya Verilmesi Hakkında Kanun yürürlüğe konulmuştur.

Mülhak, Cemaat, Esnaf Vakıfları İle Yeni Vakıflara Ait Satılabilir mi?

5737 sayılı Vakıflar Yasasının, ‘Vakıfların mal edinmesi, akar cinsinden olan malların değiştirilmesi’ başlıklı 12. maddesinde ise; ‘Vakıflar; mal edinebilirler, malları üzerinde her türlü tasarrufta bulunabilirler. Mülhak, cemaat, esnaf vakıfları ile yeni vakıflara, başlangıçta özgülenen mal ve haklar, vakıf yönetiminin başvurusu üzerine, haklı kılan sebepler varsa, denetim makamının görüşü alınarak mahkeme kararı ile sonradan iktisap ettikleri mal ve hakları ise bağımsız ekspertiz kuruluşlarınca düzenlenecek rapora dayalı olarak vakıf yetkili organının kararı ile daha yararlı olanları ile değiştirilebilir veya paraya çevrilebilir’ hükümleri düzenlenmiştir.

 

[1] Madde 4- Arazii mevkufe iki kısımdır. Kısmı evvel sahihan arazii memlukeden iken şer’i şerife tevfikan vakfolunmuş olan arazidir ki bu makule arazii mevkufenin rakabesi ve bilcümle hukuku tasarrufiyesi canibi vakfa ait olarak bunlarda muamelatı kanuniye cereyan etmeyip ancak şartı vakıf her ne ise olveçhile amel olunmak lazım geldiği cihetle arazii mevkufenin bu kısmından işbu kanunnamede bahsolunmıyacaktır.

Milli Emlak Kitabı

[2] Memaliki mahrusada kain arazii mevkufenin ekserisi bu kabildendir ve böyle tahsisat kabilinden olan arazii mevkufenin arazii miriyei sırfa gibi rakabesi beytülmale ait olmasiyle bunlar hakkında bundan sonra zikir ve tafsil olunacak muamelatı kanuniye tamamiyle cari olur.

İslam Hukukunda Vakıf Malların Mülkiyeti Kime Aittir? Vakıf Malları Satılabilir mi?
Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2463 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.