1. Anasayfa
  2. Gayrimenkul Makaleleri

İİK 121. Maddeye Göre Alacaklının Ortaklığın Giderilmesi Davası Açması


İİK 121. Madde Ortaklığın Giderilmesi Davası

Bir mirasçının payını devralmış veya haczettirmiş olan ya da elinde mirasçıya karşı alınmış borç ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklı, borçlunun elbirliği mülkiyetinde bulunan mallarının haczini ve satışını isteyebilir.

Mirasçılardan birinden alacağı olan gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi bu alacağın tahsili amacıyla, terekeye dahil bulunan taşınmazların ortaklığının paylaşma yada satış suretiyle giderilmesi için dava açabilir. Borçlunun elbirliği halinde ortak olduğu taşınmazlarda borçlu ortağın alacaklısı İcra Hakimliğinden İcra İflas Kanununun 121. maddesine göre alacağı yetki belgesine dayanarak borçlunun ortağı olduğu taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası açabilir.

İİK 121. Maddesi Ne Demek?

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “ortaklardan birinin alacaklısı, yalnız borçlu ortaklığın katılma hakkını, yani tasfiye sonucunu haczettirebilir” hükmünü ihtiva eden 94. maddesi elbirliği mülkiyetinin ortaklarından herhangi birinin alacaklısının, elbirliği mülkiyetinin tasfiyesi halinde ortağa düşecek katılma payını haczettirebileceğini öngörmektedir. Aynı Kanun’un 121. maddesi de “tasfiye edilmemiş bir miras hissesinin haczi üzerine icra memuru satışın ne şekilde yapılacağını tetkik merciinden sorar” hükmünü ihtiva etmektedir. Bu madde iştirak halinde mülkiyete son vermek için alacaklıya ortaklığın giderilmesi davası açılmasını isteme hakkı vermektedir.

İştirak halinde mülkiyette ortaklığın sona ermesi halinde tasfiye sonucunda ortaklardan her birine düşecek (tasfiye payına) iştirak hakkına, katılma payı veya katılma hakkı denir.

Üstelik 4721 sayılı Kanun’un 648. (743 sayılı Kanun’un 588.) maddesi de bir mirasçıya düşen hisseyi temellük eden veya haczeden ya da o mirasçı aleyhine borcunu ödemekten acze dair icra vesikası olan alacaklının sulh hâkiminden paylaşmaya katılmak üzere bir kayyım atanmasını isteyebileceğini hüküm altına almıştır.

İİK 121. Maddeye Göre Yetki Verilmesi Nedir?

Bu kapsamda alacaklı borçlunun elbirliği halinde malik olduğu taşınmazda ortaklığın giderilmesi davası açabilmektedir. Bu kapsamda, borçlunun elbirliği halinde ortak olduğu taşınmazlarda borçlu ortağın alacaklısı icra hakimliğinden İcra ve İflas Kanununun 121. maddesine göre alacağı yetki belgesine dayanarak borçlunun ortağı olduğu taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası açabilir. Bu kapsamda verilen yetkiye İİK 121. madde yetkisi denilir.

Her ne kadar 4721 sayılı Kanun’un 648. maddesi iştirak halinde mülkiyetin ortaklarının alacaklılarının sulh hakiminden bu mirasçının yerine paylaşmaya katılmak üzere bir kayyım atanmasını isteyebileceklerini belirtip, alacaklının bizzat kendisinin ortaklığın giderilmesi davası açabileceğini dair herhangi bir hüküm ihtiva etmemişse de Yargıtay 648. maddede yer alan bu düzenlemenin alacaklının bizzat kendisinin ortaklığın giderilmesi davası açmasına engel olmadığı görüşündedir.

Konu hakkında 743 sayılı Kanun döneminde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu tarafından verilen 14.04.1943 tarihli ve E:1940/48, K:1943/15 sayılı kararda iştirak halinde mülkiyette ortaklardan birinin alacaklısının, icra tetkik merciinden alacağı yetki belgesiyle ortaklığın giderilmesi davası açabileceğine karar verilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu da alacaklının icra mahkemesinden alacağı yetki belgesine dayanarak ortaklığın giderilmesi davası açabileceğine karar vermektedir. Hukuk Genel Kurulu’na göre 648. madde uyarınca kayyımın dava açma hakkı vardır, ancak yasa koyucunun bu davayı sadece kayyımın açacağını kabul ettiğini ileri sürmek de mevcut yasal düzenleme karşısında mümkün değildir (Y.HGK. 2.4.2003, E:2003/6-253, K:2003/270).

Bu konuda örnek olacak bir davada Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 06.07.2004 tarihli ve E:2004/5376, K:2004/5640 sayılı kararında alacaklının bizzat kendisinin ortaklığın giderilmesi davası açamayacağı vurgulanarak ilk derece mahkemesinin kararı bozulmuştur. Direnme kararı üzerine Hukuk Genel Kurulu alacaklının da icra mahkemesinden alacağı yetkiye dayanarak ortaklığın giderilmesi davası açabileceğini vurgulayarak 6. Daire’nin kararını bozmuştur (Y.HGK. 11.5.2005, E:2005/6-314, K:2005/321).

Hukuk Genel Kurulu’na göre İcra ve İflas Kanunu’nun 94 ve 121. maddeleri, Türk Medeni Kanunu’nun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde açılmış mirasta, bir mirasçının payını devralmış veya haczettirmiş olan ya da elinde mirasçıya karşı alınmış borç ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklı tarafından da ortaklığın giderilmesi davası açılması mümkündür. Kanun koyucu borçlunun kendi aleyhine dava açmayacağını düşünerek özel bir yöntem benimsemiş ve alacaklıya dava açma hakkını vermiştir (Y.HGK. 2.4.2003, E:2003/6-253, K:2003/270). Elbette ki sulh hakimi tarafından atanan kayyım da alacaklının kendisine başvurması üzerine paylaştırma davası açabilecektir. Ancak kanun koyucunun bu davayı sadece atanan kayyımın açacağını kabul ettiğini ileri sürmek mevcut yasal düzenleme karşısında mümkün değildir (Y.HGK. 2.4.2003, E:2003/6-253, K:2003/270).

İİK 121. Madde Yetki Belgesini Kim Verir?

Kanuna göre, bir intifa hakkı veya taksim edilmemiş bir miras veya bir şirket yahut iştirak halinde tasarruf olunan bir mal hissesi gibi yukardaki maddelerde gösterilmeyen başka nevi malların satılması lazım gelirse icra memuru satışın nasıl yapılacağını icra mahkemesinden sorar. İcra mahkemesi, yerleşim yerleri malum olan alakadarları davet ve gelenlerini dinlendikten sonra açık artırma yaptırabileceği gibi satış için bir memur da tayin edebilir, yahut iktiza eden diğer bir tedbiri alabilir.

Bu hüküm nedeniyle, İİK 121. madde yetki belgesini icra hakimliği verir. Yani alacaklı tarafından böyle bir davanın açılabilmesi için iznin icra mahkemesinden alınması zorunludur İcra Müdürlüğünün İİK 121. madde yetki belgesi verme yetkisi yoktur (Y.6.HD. 30.4.2001, E:2001/3353, K:2001/3541). Bununla birlikte İcra Hakiminden yetki belgesi almadan doğrudan doğruya veya yetkisi olmayan icra müdürünün verdiği yetki belgesine dayanılarak dava açılması halinde dava hemen reddedilmeyip, icra hakiminden yetki belgesi almak üzere süre verilmesi gerekir (Yargıtay Ondördüncü Hukuk Dairesi E: 2020/821 K: 2020/3674 T: 15.06.2020).

İİK 121. Maddeye Göre Yetki Belgesi Talebi Nasıl Yapılır?

İİK 121. madde kapsamında yetki belgesi talebi için alacaklının bizzat kendisi veya vekili eliyle İcra Hukuk Mahkemesine bir dilekçeyle başvurması gerekir. Başvuru için aşağıdaki İİK 121. Maddeye Göre Yetki Belgesi Verilmesi İstemi Dilekçesi kullanılabilir.

İİK 121. Maddeye Göre Yetki Belgesi Verilmesi İstemi Dilekçesi

İCRA HUKUK MAHKEMESİ’NE

TALEP EDEN (ALACAKLI)          : Adı ve Soyadı, (T.C. Kimlik No)      Adres

KARŞI TARAF (BORÇLU)             : Adı ve Soyadı             Adres

TALEP KONUSU                             : Yetki belgesi verilmesi

AÇIKLAMALAR     :

Borçlu hakkında (…) İcra Müdürlüğünün …/… esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış bulunmaktayız. Söz konusu icra takibi kesinleşmiştir. Kesinleşmiş alacak tutarı (…) TL’dir. Borçluya miras yolu ile intikal eden ve elbirliği mülkiyeti (iştirak halinde mülkiyet) şeklinde hissedar olduğu (…) ili, (…) ilçesi, (…) ada (…) parsel nolu taşınmaz ile ilgili hissenin satışa konu olabilmesini sağlamak amacı ile ortaklığın giderilmesi davası açabilmem için (…) Sulh Hukuk Mahkemesine sunulmak üzere yetki belgesi talep etme zarureti hâsıl olmuştur.

HUKUKİ HEDENLER         : İİK. md. 121 ve ilgili mevzuat.

Bu yazımız da ilginizi çekebilir:  Kaçak Yapılara Elektrik ve Su Aboneliği - 2024

KANITLAR   : İcra dosyası ve her tür delil.

SONUÇ VE İSTEM   : Yukarıda kısaca açıklanan nedenlerle, borçlunun elbirliği mülkiyeti şeklinde hissedar olduğu (…) ili, (…) ilçesi, (…) ada (…) parsel nolu taşınmaz ile ilgili hissenin satışa konu olabilmesini sağlamak amacı ile ortaklığın giderilmesi davası açabilmem için (…) Sulh Hukuk Mahkemesine sunulmak üzere yetki belgesi verilmesini talep ederim. …/…/…

Talep Eden Adı ve Soyadı İmza

İİK 121. Madde Yetkisi Şartları

İİK 121. madde kapsamında yetki taleplerinde dikkat edilmesi gereken birkaç husus söz konusudur. İİK 121. madde şartlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Borçlu aleyhine bir icra takibi yapılmış olması ve takibin sonuçsuz kalması,
  • Talep konusu taşınmazların elbirliği mülkiyetinde bulunması veya paylı mülkiyette olsa dahi pay satışının mevzuat nedeniyle yasak olması,
  • Yalnızca alacağını karşılayacak miktarda taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası açılabilmesi,

a) İcra Takibinin Sonuçsuz Kalması

Öncelikle, böyle bir durumda davanın açılabilmesi için borçlu aleyhine bir icra takibi yapılmış olması ve takibin sonuçsuz kalması gereklidir (Y.HGK. 02.04.2003, E:2003/6-253, K:2003/270).

b) Elbirliği Mülkiyetinde Bulunan Taşınmazlar İçin Dava Açılabilmesi

İkinci olarak icra mahkemesinden alınan yetkiye dayalı olarak açılan davalarda kural olarak borçlu ortağın mülkiyet hakkının elbirliği mülkiyetine konu olması gerekir. Paylı mülkiyette ise yine kural olarak borçlu paydaşın alacaklısı, borçlunun payının icra yoluyla satışını isteyebileceğinden İcra İflas Kanununun 121. maddesi uyarınca yetki belgesine dayanarak ortaklığın giderilmesini isteyemez (Yargıtay Ondördüncü Hukuk Dairesi E: 2016/17282 K: 2020/4519 T: 08.07.2020). Çünkü paylı mülkiyete konu taşınmazlarda borçlunun payı alacaklı tarafından doğrudan haczedilebileceğinden alacaklı tarafından ortaklığın giderilmesi davası açılmasında hukuki yararı yoktur (Yargıtay Ondördüncü Hukuk Dairesi E: 2014/15584 K: 2016/286 T: 13.01.2016).

Bunun yanı sıra, paylı mülkiyette olup yasal mevzuat gereği pay satışının yasak olduğu durumlarda da borçlu paydaşın alacaklısı, borçlunun payının icra yoluyla satışını isteyemeyeceğinden bu durumlarda da alacaklı ortaklığın giderilmesi dava açma yoluna gitmelidir. Örneğin Yargıtay 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun, 8. maddesi, 6537 sayılı Kanunla değiştirilmeden önce verdiği kararlarında, 8. maddede yer alan “bölünemez büyüklükteki tarım arazilerinin mirasa konu olmaları ve üzerlerinde her ne sebeple gerçekleşmiş olursa olsun birlikte mülkiyetin mevcut olması durumunda bu arazilerin ifraz edilemeyeceği, payların 3. şahıslara satılamayacağı, devredilemeyeceği” hükmü nedeniyle tarım arazilerinde hisse haczinin mümkün olmadığına, bu parselde hissesi olan kişilerin alacaklılarının İİK 121. maddeye göre ortaklığın giderilmesi davası açması gerektiğine karar vermekteydi (Yargıtay Ondördüncü Hukuk Dairesi E: 2014/21333 K: 2014/25184 T: 28.10.2014). Bu dönemde verilen kararlarda “5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8. maddesi hükmündeki yasal sınırlama nedeniyle parsel büyüklüğü uygun bulunmadığından borçlunun payının icra müdürlüğünce satışı mümkün olmayan, tarımsal nitelikli parsellerde alacaklı İcra İflas Kanununun 121. maddesi uyarınca aldığı yetki belgesine dayalı olarak taşınmazın tamamının satılması suretiyle paydaşlığın giderilmesini isteyebileceği” ifade edilmekteydi (Yargıtay Ondördüncü Hukuk Dairesi E: 2014/37 K: 2014/2405 T: 24.02.2014).

Fakat 5403 sayılı Kanunun 8. maddesinde, 6537 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle “Tarım arazileri Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerin altında ifraz edilemez, hisselendirilemez. Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedi artırılamaz.” şeklinde düzenleme yapıldığından artık asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin altındaki arazilerde de payın üçüncü şahıslara satışı ve devri mümkün hale gelmiştir (Yargıtay Ondördüncü Hukuk Dairesi E: 2017/3566 K: 2017/7503 T: 11.10.2017). Bu değişiklikten sonra tarım arazilerinde paylı mülkiyette hisse haczi yapılması gerekmektedir.

c) Alacağı Karşılayacak Miktarda Taşınmaz İçin Dava Açılabilmesi

Üçüncü olarak alacaklı yalnızca alacağını karşılayacak miktarda taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası açma hakkına sahiptir. Alacaklı tarafından ortaklığın giderilmesi talep edilen taşınmaz sayısı birden fazla ise borçlunun ortak olduğu taşınmazdaki borçluya ait payların dava tarihindeki değeri itibariyle alacağı karşılayacak taşınmaz miktarının tespit olunması ve sadece bu taşınmazların ortaklığının giderilmesine karar verilmesi; borca yetecek taşınmazdan fazla kısımlara ilişkin davanın reddedilmesi gerekir (Yargıtay Ondördüncü Hukuk Dairesi E: 2020/821 K: 2020/3674 T: 15.06.2020). 

alacaklının bu şekilde dava açabilmesi için daha önceden ortaklığın giderilmesi konusunda açılmış ve kesinleşmiş bir davanın bulunmaması gerekir. Bir başka davada ortaklığın giderilmesine karar verilen taşınmazlar için başka bir davada ortaklığın giderilmesi talep edilemez (Y.6.HD. 03.02.2005, E:2004/11017, K:2005/537). Çünkü böyle bir durumda, dava konusuz kalmış durumdadır. Bu gibi hallerde davacının yapacağı iş önceden alınan satış ilamının infazı sırasında sıraya girip, artan satış parasından alacağın tahsili yoluna gitmek ya da borçlunun malik olduğu ve ortaklığın giderilmesine karar verilmemiş diğer parseller yönünden davasını devam ettirip, alacağına yetecek miktarda taşınmazın satımına karar verilmesini sağlamaktır (Y.6.HD. 03.02.2005, E:2004/11017, K:2005/537).

İflas ve icra yoluyla takip edilen borçlunun, paylı ortaklığın devamına ilişkin olarak sözleşme (idame-i şuyu sözleşmesi) yapmış olması, ilgili taşınmazda alacaklının ortaklığın giderilmesini talep etmesine engel olmaz (Kılıç, H. (2006) Son Değişikliklerle Gayrimenkul Davaları, Ankara, 2006, s: 559).

Alacaklının gerçek veya tüzel kişi olması fark etmez. Mirasçılardan birinden alacağı olan gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi bu alacağın tahsili amacıyla, terekeye dahil bulunan taşınır veya taşınmaz malların, paylaşma yada satış suretiyle ortaklığın giderilmesi için dava açabilir (Y.HGK. 02.04.2003, E:2003/6-253, K:2003/270).

İİK 121. Madde Satış İsteme Süresi, İİK 121. Zamanaşımı

İİK’nun 106. maddesine göre, alacaklı veya borçlu, hacizden itibaren bir yıl içinde haczolunan malın satışını isteyebilir. Bir yıllık süre içinde satışı istenip de artırma sonucu satışı gerçekleştirilemeyen mahcuz hakkındaki satış isteme süresi, satış isteyen alacaklı bakımından birinci fıkrada belirtilen sürenin sona ermesinden itibaren bir yıl daha uzar.

Bu hüküm gereği alacaklının hacizden itibaren bir yıl içinde (uzayan süreyle beraber 2 yıl) içinde satış istemek zorundadır. Bununla birlikte Yargıtay kararlarında (örneğin Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 01.03.2012, E: 2011/4679 K: 2012/1601) “iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazın tapu kaydına haciz koyan alacaklının İİK’nın 106. maddesinde öngörülen iki sene içerisinde ayrı Kanun’un 121. maddesine göre İcra Hukuk Mahkemesinden yetki belgesi alıp ortaklığın giderilmesi davası açması halinde süresinde satış istemiş sayılacağı, İcra Mahkemesince yetki verildiği tarihten itibaren satış isteme süresini kesen herhangi bir işlem yapılmadığı takdirde İİK’nın 106. ve 110. maddelerine göre alacaklının haczinin düşeceği ifade edilmiştir.

İİK 121. Madde Kapsamında Açılacak Davalarda Karar

Dava açıldıktan sonra mahkeme, öncelikle aynen bölüştürülmenin mümkün olup olmadığını araştırır. Aynen bölünme mümkün ise, o şekilde bölünme yapar, olanak yoksa satışa karar verir ve satış bedelini payları oranında paydaşlara dağıtır. Aynen bölünmesi mümkün ise, bölünen parçaların paydaşlara tahsisi yapılır. Bu durumda dava konusu olan taşınmaza, yapılan ifraza göre yeni tapu oluşturulur. Borçlu mirasçıya düşen kısım onun adına tapuya tescil ettirilir; alacaklı onu sattırarak alacağına kavuşur (Y.HGK. 02.04.2003, E:2003/6-253, K:2003/270).

Aynen bölünme mümkün olmadığı takdirde satış kararı verilir. Hükmün kesinleşmesi ile satış memurundan infazı istenir. Mahkeme satış kararı verirken satışın ne şekilde yapılacağını hüküm fıkrasında göstermek zorundadır.  Satış sonunda elde edilen bedelden alacaklının alacağının tahsili yoluna gidilir.

İİK 121. Yargıtay Kararları

Bu konuda şu yazımıza bakınız: İİK 121. Yargıtay Kararları 

İİK 121. Maddeye Göre Alacaklının Ortaklığın Giderilmesi Davası Açması
İİK 121. Maddeye Göre Alacaklının Ortaklığın Giderilmesi Davası Açması