1. Ana Sayfa
  2. Gayrimenkul Makaleleri

Aile Konutu Şerhi – 2022


Aile Konutu Nedir?

Ailenin korunması, birliğin devamı için aile konutu oldukça önemli bir müessesedir. Ailenin sosyal ve ekonomik yaşamı açısından son derece önemli bir yere sahip olan aile konutu; eşlerin mutluluğu ve çocukların geleceği için bir güvence, evlilik kurumunun ve aile hayatının bir arada sürmesini sağlayan ve aileyi bir çatı altında toplayan en önemli unsurlardan biri olarak görülmektedir.

Eşlerin acı tatlı günlerini bu konutta yaşamakta olduğu, sosyal ilişkilerini ve dış çevreyle olan münasebetlerini bu konut ekseninde gerçekleştirdiği, kişisel ve sosyal gelişimlerini bu konut çerçevesinde sürdürdükleri dikkate alındığında yadsınamayacak ölçüdeki ekonomik öneminin yanı sıra aile konutunun eş ve çocuklar yönünden manevi ve duygusal değerinin de bulunduğu açıktır. Çoğu olayda kadın eşin çocukları ile barındığı mekân konumunda olan aile konutunun -yukarıda belirtilen önemi de dikkate alındığında- birliğin devamı sırasında özensizce elden çıkarılması büyük sıkıntılara yol açabilmektedir

Medeni Kanunda bir aile konutu tanımı yapılmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir kararında (E: 2013/473, K: 2014/92, 12.02.2014), kanun koyucunun aile konutunun bir tanımını yapmamasının bilinçli bir davranış olduğunu, zira aile konutunun niteliklerinin uygulanmada şekilleneceği, her somut olayın özellikleri ve öznel nitelikleri göz önüne alınarak çözüme gidileceği düşünüldüğünü ifade etmiştir.

Öğretide aile konutu ile ilgili olarak; eşlerin birlikte seçtikleri, varsa çocuklar gibi diğer aile üyeleri ile birlikte eylemli olarak yaşadıkları konut (Akıntürk, Turgut/Ateş Karaman, Derya: Türk Medeni Hukuku: Aile Hukuku); sürekli olarak barınma ihtiyacını karşılayan ve ailenin hayat merkezini oluşturan konut (Doğan, Murat: “Medeni Kanunun Getirdiği Yeni Bir Müessese: Aile Konutu”, AÜEHFD, C. VI, Sayı 1-4, Y. 2002); eşlerin yaşamsal ilişkilerinin, işlerinin ve hayatlarının odak noktası olarak seçtikleri ve eylemli olarak-varsa-çocuklarıyla birlikte yaşadıkları müşterek konut (Ayan, s. 61); eşlerin evlilik birliğinin devamı sırasında, ortak hayatı sürdürmenin gerektirdiği, bir yerde aile olarak birlikte oturma gereksiniminin karşılanmasında kullanılmak üzere seçtikleri, bu suretle aile hayatının merkezi haline getirdikleri, konut niteliği taşıyan yer (Dural, Mustafa/Öğüz, Tufan/Gümüş, Alper: Türk Özel Hukuku C. III: Aile Hukuku, İstanbul 2005, s. 204) şeklinde tanımlamalar yapılmıştır.

Aile Konutu Şerhi Neden Konur?

Aile konutu, kaynağını Anayasa’nın 41. maddesinden alan, ailenin korunmasını amaçlayan düzenlemelerden birisidir. Gerçekten özellikle evlilik birliğinin eşler açısından iyi gitmediği zamanlarda malik olan eşin, diğer eşi cezalandırmak amacıyla, ilk işinin ailenin yaşadığı konutu elden çıkarmak olduğunu tecrübeler göstermektedir. Bu nedenle Medeni Kanunun 194. maddesi ile genel olarak aile, özelde ise malik olmayan eş ve çocuklar korunmak istenmiştir.

Aile Konutu Hangi Yasada Düzenlenmiştir?

Aile konutu, Türk Medeni Kanunu içinde değişik maddelerde (m. 240, 254, 279, 652) yer alsa da, konuyla ilgili temel düzenleme m. 194’de yer almıştır. Madde şu şekildedir:

“Madde 194 – Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.

Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hakimin müdahalesini isteyebilir.

Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir.

Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur.”

Düzenlemeye göre; eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemeyecek, aile konutunu devredemeyecek veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacaktır.

Böylece, kural olarak eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapmaları serbestisi Türk Medeni Kanunu felsefesi içinde kabul edilmişken, aile konutu ile bu kurala ayrı bir istisna getirilmiş ve aile konutunun devri, konut üzerindeki hakların sınırlandırılması esası kabul edilmiştir.

Konunun anlaşılması bakımından aile konutunun amacı, önemi, tanımı, kapsam ve unsurlarının/özelliklerinin bilinmesinde yarar bulunmaktadır. Aile konutunun önemi; ailenin tüm üyelerinin malik olmadıkları halde, konuta zilyet bulunmasında yatmaktadır.

Aile Konutu Şerhi Hangi Hallerde Konulur?

Aile konutu ile ilgili tanımlamalardan da anlaşılacağı üzere, aile konutunun unsurları; aile, konut ve ailenin yaşam faaliyetlerinin yoğunlaştığı yer olarak sayılabilir. Bir konutun aile konutu olarak nitelendirilmesi için ailenin ortak kullanımına hizmet etmesi yeterlidir.

a) Aile Konutunun Şartları Nelerdir?

Aile konutu ailenin konutu salt bu amaca özgülediği ve kiraya vermediği ya da başka bir amaçla kullanmadığı konutlardır. Bu konut, ailenin ortak yaşam faaliyetlerini sürdürme ve oturma ihtiyacı için kullanıldığında, söz konusu yerin, aile konutu olarak özgülendiğinin kabulü gerekir.

b) Oturulmayan Eve Aile Konutu Şerhi Konulur Mu? Aile Konutunda Oturmak Şart Mı?

Aile konutunun tanımlaması içinde, aile konutunun temel unsurlarından birisi eşlerin yaşam faaliyetlerinin yoğunlaştığı yer olarak kabul edilmektedir. Nitekim Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü 2002/7 sayılı “4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu” Konulu Genelgesinde “aile konutunun, eşlerin bütün yasam faaliyetlerini gerçekleştirdiği ve düzenli yerleşim amacıyla kullandıkları mekânları ifade ettiği” belirtilmiştir.

Konutun aile konutu olma kriterleri, fiziksel niteliğinden çok aile üyelerince yaşam merkezi haline getirilmesi; öznel olarak bu amaca tahsis edilmesi yanında, nesnel olarak da bu niteliğinin üçüncü kişilerce biliniyor olması gerekir.

Bu nedenle, fiilen oturulmayan evin aile konutu olarak nitelendirilmesi ve aile konutu şerhi verilmesi mümkün değildir.

Bu noktada taşınmazın eylemli olarak kullanılmasından maksadın, “sürekli ve kesintisiz olarak kullanma” olmadığını ifade etmek gerekir. Nitekim uygulamada, eşlerin eylemli olarak ayrı yaşamaları halinde, aile konutunun bu niteliğinin devam edeceği kabul edilmektedir. Öte yandan, az yukarıda değinildiği üzere, evlilik birliğinin ölümle sona ermesi halinde dahi aile konutunun bu özelliği, “aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi” bağlamında önem arz etmektedir.

c) Miras Kalan Eve Aile Konutu Şerhi Konulabilir mi?

Ölümle sonlanan evliliklerde hayatta kalan eş, paylaşmalı mal ayrılığı rejimine göre, varis sıfatıyla alacağı payın yanında mal rejiminin verdiği paylaşmanın doğurduğu hakla aile konutu üzerinde hak talep edebilir. Yani sağ kalan eşin aile konutunun hem yarısına sahip hem de eşinden gelen miras payı kadar bir hakka da sahiptir.

ç) Kiralık Eve Aile Konutu Şerhi Konulabilir mi?

Aile konutunun muhakkak ki ailenin mülkiyetinde olması gerekmez. Medeni Kanun’un 194. maddesinde yer alan “Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa” ifadesi, eşlerden biri tarafından kiralanan konutların da aile konutu sayılabileceğini göstermektedir.

Medeni Kanun’un 194. maddesinde “Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir.” hükmü yer almaktadır.

Bu hükmün lafzından aile konutu şerhinin, eşlerden birinin maliki olduğu taşınmazlara konulabileceği anlaşılmaktadır. Bunu tersinden yorumlarsak, eşlerden herhangi birinin mülkiyetinde olmayan ve kira yoluyla temin edilmiş kiralık evin tapu kütüğüne aile konutu şerhinin konulamayacağı görülmektedir. Zaten 3. kişi mülkiyetinde bulunan bir taşınmaza, başkasının aile konutu olduğuna dair şerhin konulması da mülkiyet hukukuna uygun olmayacaktır.

d) Başkasına Ait Eve Aile Konutu Şerhi Konulabilir mi?

Aile konutu şerhi verilecek konutun eşlerden birinin mülkiyetinde olması gerekir. Dolayısıyla başkasına ait eve aile konutu şerhi konulamaz. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 1756 (2014/4) sayılı Genelgesinde de belirtildiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda üçüncü kişilere ait taşınmaz mal üzerine aile konutu şerhi verilmesine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığından, bu tür taşınmaz mallara aile konutu şerhi işlenmesi mümkün değildir.

e) Aile Konutu 2 Tane Olur Mu?

Aile konutunun, eşlerin yaşam faaliyetlerinin yoğunlaştığı yer olması konusu bakımından eylemli olarak sürekli ve kesintisiz oturmanın şart olmadığı kabul edilmekle birlikte, aile konutunun tekliği açısından konu uygulama ve öğretide tartışmalıdır.

Aslında kanun koyucu bu tartışmaların yaşanacağını önceden görmüş olmalı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu daha tasarı aşamasında iken, oluşturulan alt komisyon tarafından aile konutunun tekliği prensibinin, maddeye ayrı bir fıkra olarak “aileye ancak bir konut özgülenebilir” şeklinde eklenmesi teklif edilmiştir. Ancak, teklif kabul edilmeyerek, madde şimdiki hali ile yasalaşmıştır.

Aile konutunun tek olması esastır, bununla birlikte, aile konutunun tek olacağına dair bir kural yoktur. Şartların gerçekleşmesi halinde bir ailenin birden fazla konutta aile yaşamını sürdürmesi mümkündür.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E: 2013/473, K: 2014/92, 12.02.2014) aile konutunun tekliğinin esas olduğunu kabul etmektedir. Yargıtay’a göre, unsurlardan yola çıkarak, kural olarak aile konutunun tekliğinin esas olduğunu söylemek mümkündür. Ne var ki, yine aynı unsurların bulunması şartıyla, aile tarafından birden fazla konutun aile konutu olarak özgülenmesine, eş söyleyişle ailenin birden fazla konutta yaşam faaliyetlerini yoğunlaştırmasına yasal bir engel de bulunmamaktadır. Gerçekten Yasa’da aile konutu sayı olarak sınırlandırılmamıştır.

Belirtmek gerekir ki, bu gün gelinen noktada ikincil nitelikteki konutlar (yazlık, yayla evi, dağ evi, karavan gibi) aile konutu olarak kabul edilmemekte ise de ikinci konutun -duruma göre- aile konutu olarak nitelendirilmesinin mümkün olduğu kabul edilmektedir. Kimi istisnai hallerle sınırlı tutulan aile konutunun birden fazla olabileceğinin kabulü “ailenin yaşam faaliyetlerinin birden fazla yerde yoğunlaşması” hali ile izah edilmektedir. Bu yoğunlaşma da çeşitli nedenlerle olabilmektedir. Sözgelimi, eşlerin farklı yerlerde çalışmaları, çocukların eğitimi, zorunlu tayinler ve sağlık gibi nedenler birden fazla konutun aile konutu olarak özgülenmesini gerektirebilmektedir.

Bu örnekler bağlamında, yabancı ülkede çalışan ve o ülkede yaşayan Türk ailelerin, yılın belirli bir dönemini Türkiye’de geçirmeleri halinde, Türkiye’ye geldiklerinde kalma amacıyla düzenli olarak kullandıkları bir konutun, aile konutu sayılması gerektiği kabul edilmektedir. Şu halde, yurt dışında yaşayan bir ailenin, Türkiye’ye geldiğinde kullandığı tek konutu, diğer unsurların da bulunması koşuluyla, aile konutu olarak kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilke Hukuk Genel Kurulu’nun 28.09.2011 gün ve 2011/2-447, 556 sayılı kararında da benimsenmiştir.

Ancak Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 1756 (2014/4) sayılı Genelgesinde aile konutunun tek olacağı vurgulanmıştır.

f) Arsa veya Tarla Vasıflı Parsele Aile Konutu Şerhi Konulabilir mi?

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 1756 (2014/4) sayılı Genelgesine göre, eylemli olarak arsa, tarla, bağ, bahçe vb. nitelikli taşınmaz üzerinde aile konutunun bulunduğunun belediye veya muhtarlıktan belgelendirilmesi ya da kadastro müdürlüğü/LİHKAB tarafından konutun zeminde tespit edilerek rapora bağlanması durumunda (ilgilileri cins değişikliği işlemine zorlamadan) sicile aile konutu şerhinin işlenmesi gerekmektedir.

Yani tapuda arsa, tarla, bağ, bahçe vb. nitelikli taşınmaz üzerinde fiilen aile konutu bulunuyor ise cins değişikliği yapılmasına gerek olmaksızın aile konutu şerhi konulabilir.

g) İntifa Hakkı Olan Parsele Aile Konutu Şerhi Konulabilir mi?

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 1756 (2014/4) sayılı Genelgesine göre, taşınmaz üzerinde intifa hakkı lehtarı olan kişinin eşinin talep etmesi durumunda, intifa hakkı üzerine aile konutu şerhinin işlenmesi mümkündür.

Buna karşılık, intifa hakkı başkasına ait olan konuta, çıplak mülkiyet sahibinin veya bu kişinin eşinin aile konutu şerhi koydurması mümkün değildir. Çünkü üzerinde intifa hakkı bulunan taşınmazlarda çıplak mülkiyet malikinin intifa hakkı süresince  kullanma ve yararlanma hakkı bulunmamaktadır.

h) Yazlık, Bağ Evi Gibi Konutlara Aile Konutu Şerhi Konulabilir mi?

Aile konutu, eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği ve düzenli yerleşim amacıyla kullandıkları mekânları ifade ettiğinden, zaman zaman ya da hafta sonu kullanmak amacıyla edinilen yazlık konut, dağ evi gibi konutlar Türk Medeni Kanunu’nun 194’üncü maddesi kapsamına girmemekle birlikte, yerleşim yeri belgesinin ibraz edilmesi durumunda, aile konutu şerhinin işlenmesi gerekmektedir.

ı) Hacizli Konuta Aile Konutu Şerhi Konulabilir mi?

Üzerinde haciz, tedbir, ipotek vb. kısıt bulunan taşınmazlarda, aile konutu şerhini talep eden kişinin, taşınmaz üzerindeki şerhlerin/ipoteğin varlığını kabul etmesi durumunda, aile konutu şerhinin işlenmesi (aile konutu şerhine yönelik ihtiyati tedbirler hariç), mümkündür.

Aile Konutu Şerhi Nasıl Konulur? Aile Konutu Nasıl Yapılır?

Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenleme ile malik olmayan eşe, aile konutu ile ilgili tapu kütüğüne şerh verilmesini isteme hakkı tanınmıştır.

a) Aile Konutu Şerhi Konulmasını Kimler Talep Edebilir?

Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesinde “Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir.”

Görüldüğü üzere madde metnine göre aile konutu şerhi verilmesini taşınmaz malın maliki olmayan eş isteyebilmektedir. Ancak taşınmaz malın maliki olmayan eşe tanınan hakkın, malik olan (yani tapuda adına tescilli olan) kişiye de tanınması gayet doğaldır. Bu nedenle eşlerden her ikisi de aile konutu şerhi konulması için talepte bulunabilir. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 1756 (2014/4) sayılı Genelgesinde de “Aile konutu olarak özgülenen taşınmazın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutun aile konutu olduğuna dair şerhin verilmesini isteyebilir. hükmü gereğince, aile konutuna konu olan taşınmaza yönelik, malik, malik olmayan eş veya eşlerin her ikisi aile konutu şerhi talebinde bulunabilir.” ifadelerine yer verilmiştir.

b) Aile Konutu Şerhi İçin Nereye Başvurulur?

Aile konutu şerhi konulması için tapu müdürlüğüne başvurulması gerekmektedir. Burada kastedilen ilk olarak taşınmazın kayıtlı olduğu tapu müdürlüğüdür.

Aile konutu şerhi, eşlerin birlikte yaşadığı konutların tapu kaydına şerh edilmesi ve tapu sicil müdürlüğünce taşınmaz tapu kayıtları üzerine malik olmayan eşin talebi üzerine aile konutu şerhinin konulabilmesi için mahkeme kararının gerekip gerekmediğine ilişkin farklı uygulamalar bulunmaktaydı.

Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, 2002/7 sayılı Genelgesinde tapu kayıtlarına aile konutu şerhinin işlenmesi için mahkeme kararı aranmasına yer vermemiştir. Danıştay, söz konusu Genelgenin iptali için açılan davada yürütmeyi durdurma kararı vermiştir.

Aynı konuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 28/9/2011 tarihli ve E.: 2011/2, K.: 2011/447 sayılı Kararında “Tapu kaydına aile konutu şerhinin verilmesi Tapu Sicil Müdürlüğünden istenir. Taşınmazın maliki olmayan eşin şerhin verilmesini talep edebilmesi için bir mahkeme kararına veya hak sahibi eşin söz konusu işleme izin vermesine gerek yoktur. Zira Türk Medenî Kanununun 194 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının açık hükmü ile taşınmazın maliki olmayan eşe bu hak tanınmıştır.” hükmüne yer vermiştir.

Neticede itibarıyla 6518 sayılı Kanunun 40. maddesi ile Tapu Sicil Müdürlüğünce aile konutu şerhi işlenmesi için mahkeme kararı aranması gerektiği yönünde farklı uygulamalardan kaynaklanan sıkıntıların giderilmesine, telafisi imkânsız zararların önlenmesine yönelik olarak taşınmazın maliki olmayan eşin mahkeme kararı olmaksızın tapu sicil müdürlüğünden aile konutu şerhi verilmesini isteyebilmesi öngörülmüştür.

c) Aile Konutu Şerhi Başvurusu Nasıl Yapılır?

Aile konutu şerhinin konulabilmesi için eşlerden birinin nüfus müdürlüğünden yahut MERNİS’ten aldığı “yerleşim yeri (ikametgâh) belgesi” ve “nüfus kayıt örneği” belgelerini de ekleyerek tapu müdürlüğüne başvurması gerekmektedir. Bu başvuru tapu siciline aile konutu şerhi koyulabilmesi için yeterli olacaktır.

ç) Konutun Aile Konutu Olduğunu Kanıtlayan Belge Nedir?

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 1756 (2014/4) sayılı Genelgesine göre aile konutu şerhi için merkezi nüfus idaresi sisteminden veya nüfus müdürlüğünden alınan yerleşim yeri belgesi gereklidir. Dolayısıyla genel anlamda konutun aile konutu olduğunu kanıtlayan belge, yerleşim yeri belgesidir.

ç) Aile Konutu Şerhi Başvurusu İçin gerekli Belgeler Nelerdir?

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 1756 (2014/4) sayılı Genelgesine göre; aile konutu şerhi için merkezi nüfus idaresi sisteminden veya nüfus müdürlüğünden alınan yerleşim yeri belgesi ile medeni hâli gösterir nüfus kayıt örneği aranır.

Ayrıca, aile konutu şerhi işlenmesi gereken taşınmazın tapu sicilindeki ada/parsel bilgileri ile MERNİS üzerinden alınan yerleşim yeri verilerinin çakıştırılması gerektiği zaman belediye, muhtarlık, kadastro müdürlüğü, apartman yönetimi, LİHKAB vb. kurumlardan bu konuda durumu kanıtlayıcı nitelikte belge alınması gerekmektedir.

d) Kiralık Eve Aile Konutu Şerhi Nasıl Konulur?

Kiralık evde aile konutu meselesi nasıl çözümlenebilir? Bunun en kolay yolu, kira ile temin edilmiş evin malikine “söz konusu evin ile konutu olduğunun” bildirilmesidir. Medeni Kanun’un 194. maddesinin son fıkrasına göre “Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur.”

Bu bildirimden sonra kira sözleşmesinin tarafı olmayan eş, kiralayana “kiralık evin aile konutu olduğunu” bildirerek sözleşmenin tarafı haline gelir. Artık kira sözleşmesinin tarafı olan eş, diğer eşin rızası olmadan kira sözleşmesini sonlandıramaz.

Ancak kira ile temin edilmiş evin malikine “söz konusu evin ile konutu olduğunun” bildirilmemiş olması; kira sözleşmesinin diğer eşin rızası olmadan sona erdirilmesi halinde rızası alınmayan eşin dava açmasına engel değildir.

Aile Konutu Şerhi Sorgulama

a) Aile Konutu Şerhi E-Devlette Görünür Mü?

Aile konutu şerhi, e-devlet içerisinde yer alan “Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü” “Web tapu işlemleri” bölümünde görülebilir. Zaten bu alanda kişinin mülkiyetinde bulunan tüm taşınmazlar, şerhler ve beyanlar ile birlikte görülebilmektedir.

b) E-Devletten Aile Konutu Şerhi Sorgulanabilir mi?

E-Devletten (turkiye.gov.tr) aile konutu şerhi sorgulaması yapılabilmektedir. Bunun için turkiye.gov.tr adresine gerekli bilgilerle girilmesi yeterlidir. Burada hizmetler bölümüne “Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü” yazılması durumunda, sistem sizi Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Web Tapu Uygulamasına yönlendirmektedir.

Bu ekranda sol menüde bulunan Taşınmaz İşlemleri” menüsünde “Taşınmazlar Listesinde”, ilgili kişinin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar görülebilmektedir. Bunlardan hangisi görülmek isteniyorsa üzerinde tıklanıp detaylarına bakılabilir.

Aile Konutunun Hukuki Sonuçları Nelerdir?

Türk Medeni Kanunu’nun 193. maddesi dikkate alındığında kural olarak eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlem yapma serbestisi Türk Medeni Kanunu felsefesi içinde kabul edilmişken, aynı Kanun’un 194 maddesi ile bu kurala istisna getirilmiş, aile konutu üzerindeki hakların sınırlandırılması esası kabul edilmiştir.

Düzenleme ile malik olmayan eşe, aile konutu ile ilgili tapu kütüğüne şerh verilmesini isteme hakkı tanınmış, eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, “aile birliğinin” korunması amacıyla sınırlandırılmıştır.

Buna göre, eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bir diğer deyişle, aile konutunun maliki olan eş aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun ipotek edilmesi gibi tek başına bir ayni hakla sınırlandıramaz. Bu sınırlandırma ancak diğer eşin açık rızası alınarak yapılabilir.

a) Aile Konutu Şerhi Kaç Yıl Geçerli?

Aile konutunun belirli bir süresi bulunmamaktadır. Bu şerh, yasal nedenlerle sona erinceye kadar geçerlidir.

b) Aile Konutu Satılır Mı? Aile Konutunun Eş Rızası Olmadan Satılması Mümkün müdür?

Türk Medeni Kanunu’nun 193. maddesine göre, eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bu nedenle, aile konutunun, diğer eşin rızası alınmadan satışı, ipotek tesisi veya bu konut üzerinde sınırlı ayni hak tesisi mümkün değildir.

b) Aile Konutu Şerhi Konulmayan Ev Satılabilir Mi? Aile Konutu Şerhi Olmayan Ev Satılır Mı?

Yargıtay kararlarına göre 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesinde düzenlenen aile konutu şerhi “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki fiil ehliyetleri sınırlandırılmıştır (Yargıtay İkinci Hukuk Dairesi, 18.09.2019, E: 2019/5110, K: 2019/8865).

Sınırlandırma, aile konutu şerhi konulduğu için değil, zaten var olduğu için getirilmiştir. Bu sebeple, tapuya aile konutu şerhi verilmese bile o konut aile konutu özelliğini taşır ((Yargıtay İkinci Hukuk Dairesi, 18.09.2019, E: 2019/5110, K: 2019/8865).

Eş söyleyişle şerh konulduğu için aile konutu olmamakta, aksine aile konutu olduğu için şerh konulabilmektedir. Bu nedenle aile konutu şerhi konulduğunda, konulan şerh “kurucu” değil “açıklayıcı” şerh özelliğini taşımaktadır. Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, emredici niteliktedir.

Bu nedenle, aile konutu şerhi konulmayan ev, diğer eşin açık rızası olmaksızın satılamaz veya devredilemez.

c) Aile Konutu Şerhi Olan Ev Haczedilebilir Mi?

Kural olarak aile konutunun cebri icraya konu edilebilmesi mümkündür. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 1756 (2014/4) sayılı Genelgesine göre, malikin iradesi dışında gerçekleştirilen (hükmen tescil, cebri satış, haciz, tedbir vb.) işlemlerde ise eş rızası aranmaksızın işlem yapılabilecektir.

Bununla birlikte aile konutunun haczedilebilmesi konusunun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesinin birinci fıkrasının (12) numaralı bendinde borçlunun hâline münasip evinin haczedilemeyeceği öngörülmüştür. Bu kural ile borçlunun kullanımında olan evin haczedilmesinin barınma hakkı üzerindeki etkisi ile alacaklının mülkiyet hakkı arasında bir dengelenme yapıldığı, sonuç olarak da borçlunun sosyal ve ekonomik durumuna uygun olduğu tespit edilen mesken ile ilgili bir koruma sağlanarak barınma hakkına üstünlük tanındığı anlaşılmaktadır. Kanun koyucu anılan dengelemede borçlunun barınma hakkına üstünlük tanırken barınmanın bireyin en temel ihtiyaçlarından biri olduğunu gözetmiş ve barınma imkânından yoksun kalmanın borçlunun maddi ve manevi varlığı üzerinde oluşturacağı ciddi etkiyi dikkate almıştır.

2004 sayılı Kanun’un 82. maddesinde öngörülen haciz yasağının temel gayesi borçlunun hâline münasip evinin haczedilmesini önlemek suretiyle borçlunun barınma hakkını korumak ise de hacze konu meskenin aynı zamanda aile konutu niteliğinde olması hâlinde borçlu ile alacaklının farklı menfaatlerinin dengelenmesinde artık Anayasa’nın 20. ve 41. maddelerinde öngörülen aile hayatına saygı hakkına yönelik güvenceler de devreye girmektedir.

Bu durumda hacze konu olan evin borçlunun hâline münasip olup olmadığı değerlendirilirken bunun aynı zamanda bir aile konutu olduğu hususu da göz önünde bulundurulmalıdır. Borçlunun hâline münasip evinin haczedilmesi ve icra yoluyla satılması durumunda, o evde kalan aile bireylerinin de mağdur olacağı ve anılan haciz ile icra yoluyla satış işlemlerinden doğrudan etkilenecekleri aşikârdır. Şu halde haczedilen evin aile konutu olduğu hâllerde hâline münasip ev kavramı sadece borçlunun değil borçlunun ve ailesinin sosyal ve ekonomik durumuna uygun olan konut biçiminde anlaşılmalıdır.

Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi, aile konutu olan yerin haczedilemeyeceğini benimsemiştir. Üstelik haciz edilemezlik itirazının sadece malik olan eş tarafından değil, diğer eş tarafından da yapılabileceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesine göre, aile konutundan kaynaklanan anayasal güvencelerin ihlalinin tespiti, durdurulması ve giderilmesi amacıyla oluşturulacak mekanizmalara başvuru imkânının sadece konuta malik olan eş tarafından değil bazı durumlarda malik olmayan eş tarafından da kullanılabilmesi gerekir. Aile konutunun maliki olmayan eşin koruyucu yetkileri kullanmasının engellenmesi devletin pozitif yükümlülüklerinin ihlali sonucunu doğurabilir (bkz. Yıldız Eker [GK], B. No: 2015/18872, 22/11/2018, § 39) Bu bağlamda aile konutunun haczedilmesine karşı borçlunun eşinin de yargı yoluna gitmekte hukuki yararının olduğu; aile konutu güvencesinden kaynaklanan haklarını ileri sürebilme ve bunları yargı mercilerinde tartıştırabilme imkânına sahip olması gerektiği açıktır.

Aile Konutu Şerhi Nasıl Sona Erer?

Türk Medeni Kanununun 194/3. maddesi gereğince aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın tapu kaydına, konutla ilgili verilmiş bulunan şerhin, konut üzerinde hak sahibi olan eşin talebiyle terkin edilebilmesi; evlilik birliğinin boşanma veya evliliğin iptali kararıyla, sona ermiş olması; evlilik devam ediyorsa; konutun aile konutu niteliğini yitirmiş olması veya yeni bir aile konutunun edilmesi halinde mümkündür.

Aile Konutu Şerhi Nasıl Terkin Edilir?

Aile konutu şerhi aşağıdaki hallerde terkin edilir:

  1. Şerh malik olmayan eşin talebiyle işlenmiş ise yine malik olmayan eşin talebiyle,
  2. Şerh eşlerin birlikte talebiyle işlenmiş ise; her ikisinin veya lehine şerh verilenin talebiyle,
  3. Eşlerin birlikte malik olduğu hisseli taşınmaz mallarda şerh eşlerden birinin talebiyle işlenmiş ise; eşlerin ikisinin veya lehine şerh verilenin talebiyle,
  4. Malik olan eşin talebiyle şerh verilmiş ise malik olmayan eşin de talep ya da muvafakatiyle,
  5. Ölüm halinde sağ kalan eşin tek yanlı talebiyle,
  6. Aile konutu şerhinin terkinine ilişkin mahkeme kararının ibrazıyla,
  7. Kesinleşmiş boşanma veya evliliğin iptali ilamının ibrazı halinde (kararda aile konutu şerhinin devam etmesine yönelik herhangi bir hükmün bulunmaması koşuluyla) malik olan eşin tek taraflı talebiyle,
  8. Yeni bir aile konutu edinildiğinin ve o taşınmaza aile konutu şerhi işlendiğinin kanıtlanması durumunda malik olan eşin talebiyle.

Aile Konutu Kime Verilir?

Düzenleme ile malik olmayan eşe de aile konutu üzerinde söz hakkı tanınmakta ve bu konut üzerinde malik olan eşin işlemleri için diğer eşin rızası zorunlu hale getirilmektedir. Öyle ki, evlilik birliğinin eşlerden birisinin ölümü nedeniyle sona ermesi halinde dahi aile konutunun, katılma alacağına veya miras hakkına mahsuben sağ kalan eşe özgülenmesi kabul edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi Kararlarında Aile Konutu

Anayasa Mahkemesi Melahat Karkin kararında, 4721 sayılı Kanun’un 194. maddesi hükmündeki aile konutuna ilişkin güvencelerin devletin Anayasa’nın 20. ve 41. maddelerinden doğan aile hayatına saygıyı tesis etme konusundaki pozitif yükümlülüğünü gerçekleştirme vasıtalarından biri olduğunu ve aile hayatına saygı hakkı bakımından kamu makamlarının, her somut olayın kendi koşulları çerçevesinde aile konutunun korunmasına ilişkin pozitif yükümlülüklerinin söz konusu olabileceğini vurgulamıştır .

Yıldız Eker kararında aile konutu güvencesinden kaynaklanan hakların yargı mercileri nezdinde ileri sürebilmesi ve bunların yargı mercilerinde tartıştırabilme imkânına sahip olunması gerektiğinin altı çizilmiştir . Emine Göksel kararında eşlerden birinin borcu nedeniyle üzerinde aile konutu şerhi bulunan taşınmazın haczedilemeyeceği şikâyetinin aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş olmasının aile hayatına saygı hakkının ihlaline neden olduğu değerlendirilmiştir. Anılan kararda hâline münasip evin haczedilemeyeceğine ilişkin düzenlemeyle barınma hakkı ile mülkiyet hakkı arasında bir dengeleme yapıldığı belirtilmiş ve mesken yönünden bir korunma sağlayarak kanun koyucunun borçlunun barınma hakkına üstünlük tanıdığı açıklanmıştır.

Yorum Yap