Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2006/6005 K: 2006/8036
Hukuki olgunun bu şekilde tespiti yapıldıktan sonra Türk Medeni Kanununun 724. maddesinin iki koşulundan biri olan “subjektif” koşul kanıtlanmamış olmaktadır. İyi niyetle yapı yapmak koşulu kanıtlanamadığına göre; “objektif” koşul olan bina değerinin arsa değerinden yüksek olma olgusu davayı kabule tek başına yeterli değildir. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2006/7459 K: 2006/8696
Davacıların dayandıkları satış sözleşmeleri resmi şekilde düzenlenmeyip haricen ve adiyen düzenlendiğinden hukuki sonuç doğurmayacağı açıktır. Bu belgeler ile kendilerine teslim edilen arsalar üzerine ev yapmış bulunmaları ve iyi niyetle yapıldığı anlaşılan bu yapıları nedeniyle Türk Medeni Kanunun 724. maddesi gereğince koşulları oluşması halinde beher alıcı için ayrı ayrı tescile karar verilebilir ise de, satışa konu taşınmazın 3194 Sayılı İmar Yasasının 18/son maddesi gereğince ifrazlı ya da paylı satışının olanaklı bulunmasına bağlıdır. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2006/7786 K: 2006/9462
Türk Medeni Kanunun 724 ncü maddesi gereği lehine temliken tescil koşulları oluşan davacının, adına tescil kararı verilebilmesi için aynı yasa hükmünce uygun bir zemin bedeli ödemesi gerekmektedir. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2006/8235 K: 2006/9885
Türk Medeni Kanunun 724. maddesine dayalı açılan temliken tescil davasının niteliği gereği davaya konu bina ve zorunlu kullanım alanı tescile konu olacağından, yapılacak keşifte uzman fen bilirkişiye binanın bulunduğu yer ve binanın yalnızca zorunlu kullanım alanını gösterir şekilde kroki düzenletilmeli ve bu kesimin ana taşınmazdan ifrazının mümkün olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmelidir. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2006/284 K: 2006/1790
Dava konusu binanın davalının rızası ile davacı evlendiğinde oturması için birlikte yapılmış olması, davacının evin yapımında masraf ve emek harcamış olması, binanın arsasının mülkiyetinin de devredildiği sonucunu doğurmaz. Davacı ancak inşaatın yapımında katkıda bulunduğunu iddia ettiği malzeme bedelini isteyebilir. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2006/444 K: 2006/2126
Gerçekten bu tür davalarda ifrazen tescile karar verebilmek için dava konusu edilen taşınmaz bölümünün ana taşınmazdan ifraz olanağı bulunması gerekir. Dava konusu taşınmaz, Doğantepe Köyü Azizağa mevkiinde tarla niteliğindedir. Taşınmazın bulunduğu yörede imar planı yapılmamıştır. İmar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla parsellerin hisselere ayrılarak tescil olanağı yok ise de dava konusu yer ana taşınmazdan ifraz edilebilir nitelikte ise bağımsız bir parsel olarak tescil edilebilir. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2006/1399 K: 2006/3039
Bina yapan malzeme malikinin, taşınmaz mülkiyetinin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi, diğer bir anlatımla iyi niyetli olması gereklidir. Davacı iyi niyetini kanıtlamak için tanık dinletmiş, tanık anlatımlarına göre, davalı babanın taşınmaz mülkiyetini davacıya devredeceğine dair bir vaadinin olduğu kanıtlanamamıştır. Kaldı ki, dava konusu taşınmaz paylı mülkiyete konu olup, davalı taşınmazda paydaştır. Davalının kendi payı üzerinde bu şekilde başkasına bina yapılmasına onayının bulunması halinde dahi, zeminde diğer paydaşların da hakkı olması nedeniyle iyi niyet koşulunun gerçekleşmesi olanağı yoktur. Mahkemece açıklanan gerekçelerle davanın reddi gerekir. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2006/1840 K: 2006/3127
Medeni Kanunun 724. maddesi (önceki M.K.650 maddesi) gerçek kişiler tarafından bir başka kişiye ait arsa üzerine iyi niyetle yapı yapanın hakkını düzenlemektedir. Medeni Kanununun “III Arazideki Yapılar” temel başlığı ile başlayan 722 ve devam eden maddeleri ve özellikle 722 maddesi “bir kimse” sözcüğü ile başlamakta olup bundan murat, gerçek kişilerdir. Öteden beri süre gelen Yargıtay uygulamalarında da bu anlayış sürdürülmekte olup 722 ve devamı maddelerinde geçen “başkası” sözcüğü de gerçek kişiler anlamındadır. Bu açıklamalardan Hazine ve diğer kamu tüzel kişileri adına kayıtlı taşınmazlarda iyi niyetle yapı yapma kuralına dayanılamayacağı sonucu çıkar. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2006/1773 K: 2006/3211
Medeni Kanunun 724. maddeleri (önceki M.K.650 maddesi) gerçek kişiler tarafından bir başka kişiye ait arsa üzerine iyi niyetle yapı yapanın hakkını düzenlemektedir. Medeni Kanununun “III Arazideki Yapılar” temel başlığı ile başlayan 722 ve devam eden maddeleri ve özellikle 722 maddesi “bir kimse” sözcüğü ile başlamakta olup bundan murat gerçek kişiler öteden beri süre gelen Yargıtay uygulamalarında da böyle anlaşılmış bulunmakta olup 722 ve devamı maddelerinde geçen “başkası” sözcüğü de gerçek kişiler anlamındadır. Bu açıklamalardan Hazine ve diğer kamu tüzel kişileri adına kayıtlı taşınmazlarda iyi niyetle yapı yapma kuralına dayanılamayacağı sonucu çıkar. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2005/11832 K: 2006/1522
Türk Medeni Kanununun 724. maddesinin iyiniyetli bina sahibine tanıdığı hak dava tarihindeki arsa bedelinin arsa sahiplerine ödenmesi koşuluna bağlıdır. Görüldüğü üzere dava olumlu sonuçlandırılarak hükme bağlanırken bina değeri ile ilgili infaza ilişkin bir hüküm kurulmayacaktır. Bu nedenledir ki, yanlar arasındaki çekişmenin özünü taşınmazın çıplak değeri oluşturduğundan yatırılması gereken yargı harcı da bu değer nazara alınarak hesap edilmelidir. Keşif yerinde belirlenen arsa değeri üzerinden davalı paydaşlara ait paylara isabet eden miktar bulunarak bu değer üzerinden peşin harcın ikmaline karar verilecek yerde arsa değerinin tümü ve yapı değerinin de buna ilavesi suretiyle oluşacak değer üzerinden harç ikmali yapılmak üzere ara kararı oluşturulup bunun gereği yerine getirilmediği nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi yasaya aykırıdır. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2005/10703 K: 2006/1263
Medeni Kanun’un 724. maddesi uyarınca tescile hak kazanabilmek için; yapıyı kendi malzemesi ile yapan kişinin, inşaatın başlangıcından bitimine kadar iyi niyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu, ya da 5.7.1944 tarihli 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi gereklidir. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2008/1308 K: 2008/2631
Medeni Kanunun 724. maddesi uyarınca bina sahibine tanınan hakkın kişisel hak niteliğinde olmasına ve onun külli halefleri tarafından inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona yada onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilmesine, davalının taşınmazı bina yapıldıktan sonra tapudan satın almış olmasına göre yerinde olamayan tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2008/1044 K: 2008/2193
Olayımızda olduğu üzere, arazi sahibinin yapılan inşaatın kaldırılmasını istememesi veya talep etmesine rağmen aşırı zararın ortaya çıkması ve malzeme bedelinin depo edilmesi emredildiği halde yapının yıkılamaması halinde arazi malikinin mal varlığında sebepsiz bir zenginleşme meydana geleceğinden, bu zenginleşmeye karşı taşınmaz malikinin malzeme malikine tazminat ödemesi gerekir. Mahkemenin tazminat ödeme emrini yerine getirmeyen arazi malikinin davasının reddi de açıklanan nedenle yasaya uygundur. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2008/1416 K: 2008/3052
14.2.1951 tarih 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, iyiniyetin ispatı taşkın yapı malikine ait ise de iyiniyet sav ve savunması def’i olmayıp itiraz niteliği taşıdığından ve kamu düzeni ile ilgili bulunduğundan mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulmalıdır. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2008/3476 K: 2008/4203
Taşınmaz imar uygulamasıyla imar parselli haline geldiğinden paylı olarak tescil olanağı vardır. Bu haliyle, ifrazen tescil olanağı bulunup bulunmadığını aramaya gerek yoktur. O yüzden mahkemece, davacının Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayalı temliken tescil isteminin incelenmesi gerekir. Değinilen husus bir yana bırakılarak salt taşınmazın ifraz olanağı bulunmadığından söz edilmek suretiyle bu isteminde reddi doğru olmamıştır. Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2008/3200 K: 2008/4341
Önceki Medeni Kanunun 650. maddesinde arazi mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini sadece malzeme sahibinin isteyebileceği hükmü varken, 724. maddede bu hak taraflara, yani malzeme sahibi veya arazi sahibine tanınmıştır. Gerek Türk Medeni Kanunun 724. maddesinin önceki Medeni Kanunun 650. maddesinden farklı düzenleme şekline ve gerekse doktrinde hakim olunan görüşe göre iyiniyetli olan arazi malikinin arazi bedeli tam olarak ödenmesi koşuluyla araziyi malzeme malikine geçirilmesini isteme hakkı bulunduğu kabul edilmiştir. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2008/4568 K: 2008/5275
Muhik tazminatın tespit ve taktiri hakime ait bir görevdir. Olayın özelliğine göre malzemenin dava tarihindeki değeri gözetilerek taktir edilir. Malzeme sahibi kötüniyetli ise arsa sahibi malzemenin kendisi yönünden taşıdığı en az değeri öder. Bu değer inşaat nedeniyle taşınmazda meydana gelen objektif değer artışı oranı olmayacağından burada da olayın özelliğine göre hakimin geniş taktir yetkisi bulunmaktadır (TMK.m.4). Hiç kuşkusuz malzeme sahibi lehine bir tazminata hükmedebilmek için onun bu konuda talebinin bulunması gerekir. Binanın yıktırılması hususunda arsa maliki tarafından açılan dava, kal’in aşırı zarara yol açacağı için reddedilmiş olsa bile malzeme malikinin tazminat talebi yoksa hakim resen tazminata hükmedemez. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2008/6957 K: 2008/11633
Dosyaya sunulan ve mahkemece de hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; bina değeri 48.059.00 TL, arsa değeri 28.000.00 TL olarak belirtilmiştir. Mahkemece yapı ve arazi değerleri ile kal’e konu yapının nitelikleri itibarıyla yıkımı halinde fahiş zarar doğurup doğurmayacağı üzerinde durulmamış ve kal’e karar verilmiştir. O halde mahkemece dosyadaki bilirkişi raporu ve diğer kanıtlar da değerlendirmek suretiyle yıkımın fahiş zarar doğurup doğurmayacağı değerlendirilmeli, fahiş zararın oluşacağı kanaatine varıldığı takdirde taşınmaz maliklerine yapıyı temellük etmek isteyip istemedikleri sorulmalı, temellük etmek istedikleri takdirde yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda belirlenecek bedelin depo edilmesi için davalılardavacılara süre verilmeli, bedelin depo edilmemesi halinde de kademeli olarak ileri sürdükleri istemleri hakkında bir karar verilmelidir. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2008/8253 K: 2008/12065
Türk Medeni Kanununun 724. maddesi uyarınca temliken tescile karar verilebilmesi için öncelikle bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüz’ü, bina yapması ve binanın tamamlanmış olması gerekir. Somut olayda, davacı kendisine ait malzeme ile davalıya ait taşınmaza bina yapmamış, dava dışı yüklenici tarafından yapılan binayı temlik almıştır. Türk Medeni kanununun 724. maddesinde yazılı, yukarıda açıklanan temliken tescil koşullan davacı yararına gerçekleşmemiştir. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2008/13404 K: 2008/14100
Dosyaya getirtilen tapu kaydına göre dava konusu sayılı taşınmazın Vakıflar idaresi adına kayıtlı “kargir hamam ve avlusu” vasıflı vakıf taşınmazı olduğu anlaşılmaktadır. Kamu malı niteliğindeki vakıf taşınmazları temliken tescile konu edilemeyeceğinden davacının talebinin reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2009/1948 K: 2009/2900
Yukarda belirtildiği üzere Türk Medeni Kanunu’nun 724. maddesi gereğince temliken tescil talebinde bulunabilmek için her şeyden önce bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüz (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Medeni Kanunu’nun 724. maddesinin sağladığı haklar taşınmazla mülkiyet ilişkisi bulunmayan üçüncü kişilere aittir. Taşınmazda paydaş bulunan kişilerin Türk Medeni Kanunu’nun 724. maddesi uyarınca ifrazen müstakil bir tescili isteme olanağı yoktur. Taşınmazda paydaş bulunan kişinin, ancak taşınmazda yarattığı artı değerin tahsilini diğer paydaşlardan payları oranında isteme hakkı vardır. Devamını Oku
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2010/29 K: 2010/66
Davada dayanılan ve noterde düzenlenen “muvafakatname” başlıklı belge davacının davalı malikin rızasıyla taşınmazına yapı yaptığını, yani yapıya mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla başladığını gösterir. Görülüyor ki yapının kıymeti, arsa değerinden fazladır. Kısaca somut uyuşmazlıkta davanın kabulü için aranan sübjektif ve objektif koşullar gerçekleşmiştir. Ancak davacı, taşınmazı davalıdan haricen satın aldığını ve bu işlem sırasında bedel ödediğini kanıtlayamamıştır. Devamını Oku
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2010/8 K: 2010/62
Davacı resmi şekilde yapılmamış olan taşınmaz satış sözleşmesinden yararlanamayacağı gibi malzeme sahibine mülkiyeti isteme yetkisi veren Türk Medeni Kanununun 724. maddesinden de yararlanamaz. Çünkü davacının mevcut binasını restore ederek iyileştirmesi, yasanın aradığı kendi malzemesi ile başkasının arazisi üzerine iyi niyetle inşaat yapmak anlamına gelmez. Dolayısı ile burada, davacının Türk Medeni Kanununun 724. maddesinden yararlanması olanağı da yoktur. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2010/395 K: 2010/1433
Türk Medeni Kanununun 724. maddesinde öngörülen “haksız” inşaattan kaynaklanan temliken tescil isteğinin savunma yoluyla dinlenilmesine olanak yoksa da, Türk Medeni Kanununun 725. maddesi gereğince taşkın inşaat nedeniyle temliken tescil isteğinin ayrı bir davaya konu edilebileceği gibi, taşınmaz maliki tarafından açılan elatmanın önlenmesi davasında savunma yolu ile de istenilmesine yasal bir mani bulunmamaktadır. Esasen, uygulama ve bilimsel görüşlerde aynı yöndedir. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2010/4379 K: 2010/7458
Uygun bedel genellikle yapı için gerekli olan arsa miktarının dava tarihindeki gerçek değeri olarak kabul edilmekte ise de, büyük bir taşınmazın bir kısmının devri gerektiğinde geri kalan kısmın bedelinde noksanlıklar meydana gelecekse, bunlar taşınmaza bağlı öteki zararlar da göz önünde bulundurularak hak ve yarar dengesi kurulması suretiyle hesaplattırılmalı, iptale konu zemin bedeli arsa sahibine ödenmek üzere depo ettirilmeli, önceden ödenmiş bedel var ise bu miktar ödenecek bedelden mahsup edilmelidir. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2010/8268 K: 2010/9556
Eldeki davada karşı davacı, Türk Medeni Kanunu’nun 724.maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuş olup verilecek karar tapuda malik olarak yer alan tüm paydaşların hukuki durumunu etkileyeceğinden davada yer almaları gereklidir. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2010/13438 K: 2011/1740
Türk Medeni Kanununun 723. maddesinden kaynaklanan tazminat tutarı malzeme malikinin iyiniyetli veya kötüniyetli olmasına göre değişir. Özellikle de bu tazminatın kapsamına arazi ile bütünleşen onun ayrılmaz bir parçası haline gelen, ayrılması halinde bütün özelliğini kaybedecek yapıların değeri girer. Yoksa Türk Medeni Kanununun 684. maddesinde tanımı yapılan mütemmim cüz kapsamı dışında olan, sökülüp götürülebilecek şeyler için arazi malikinin bir tazminat ödemesi gerekmez. Zira bunlar sökülüp götürüldüğü zaman özelliğini koruyacak arazi maliki için bir değer ifade etmeyecek malzemelerdir. Davacı malzeme malikinin iyiniyetle yapı yaptığı davalının da kabulündedir. O halde arazi maliki olan davalı davacıya muhik bir tazminat ödemelidir. Ödenecek tazminatın tutarını ise Türk Medeni Kanununun 4. maddesi uyarınca olayın özelliğine, malzemenin dava tarihindeki değerine, diğer taraftan arsa sahibinin malzemenin kendisi yönünden taşıdığı en az değeri itibariyle takdir edecek olan hakimdir. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2011/915 K: 2011/2698
Bir kimsenin başkasına ait olan kadastral çap kapsamına haksız yapılanması o kişinin iyiniyetli olarak kabul edilmesine engeldir. Gayrimenkul satış vaadi ile pay edinilmeden taşınmazda yapılanma hukuken korunmaz. Davalının taşınmazda sonradan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile pay satın almış olması da başlangıçta varolmayan iyiniyet unsurunu sonradan geçerli hale getirmez. Ayni veya kişisel hakkın bulunduğu kadastral parsel üzerine inşa edilen binanın üzerinde bulunduğu zeminin, bina ile birlikte imar uygulaması sonunda başkasına özgülenmesi ve onun adına sicil kaydının oluşması halinde, binadan kaynaklanan kaim bedele hak kazanılacağı asıldır. Davalının ise, binayı yaptığı sırada imar öncesi kişisel veya ayni hakkı bulunmadığı gibi, kendisine daha önce gayrimenkul satış vaadi ile temlik eden şahısların da yapının inşa edilmesinde bina ile ilgili bir hakları bulunmadığından davalı, bu yapı nedeniyle öngörülen kaim bedele hak kazanamaz. Varolmayan bir hakkın satışına da değer verilemez. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2011/2792 K: 2011/3326
Türk Medeni Kanununun 724. maddesinde yapı sahibine tanınan temliken tescil hakkı, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Dolayısıyla, davanın muhatabı taşınmazda sonradan kayden kazanan kişi değil inşaat yapılırken taşınmazın malikidir. Yapılan bu saptamaya göre asıl davanın reddinde, tapu kaydına dayalı elatmanın önlenmesi isteminin ise kabulünde bir yanılgı yoktur. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2011/8041 K: 2011/9405
Satış işlemleri kayıt maliki Mesut Güler’in tüm mirasçıları tarafından yapılmamıştır. Tüm mirasçıların 30 sayılı parsel üzerine bina yapılması hususunda rızaları bulunmadığından, davacı veya onun murisi çapa bağlanmış taşınmaz üzerinde yapılan yapıdan ötürü iyiniyetli kabul edilemez. Dolayısıyla, mahkemenin bu saptamaları gözeterek Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayalı davayı reddetmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2011/8260 K: 2011/10559
Somut olayda, el birliği mülkiyetine tabi taşınmazda ortaklardan birinin verdiği muvafakatin diğer ortaklar bakımından bağlayıcılık taşımayacağı ve davalının iyiniyetli sayılmasına yeterli olmayacağı kuşkusuzdur. Bu durumda, TMK’nun 724. maddesindeki koşullardan öncelikli koşul olan iyiniyet koşulu gerçekleşmediğinden, karşı davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2011/12723 K: 2011/15114
Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ayrıca bina değeri arsa değerinden fazla olduğundan Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayanılarak açılan tescil davalarında aranan bir diğer koşul da gerçekleşmiştir. Öte yandan; taşınmaz imar hudutları dahilinde bulunduğundan 3194 sayılı İmar Kanununun 18/son maddesi uyarınca ifrazı imar açısından olanaksız olsa bile paylı tescil suretiyle mülk edinilebilir. Bütün bu anlatılanlardan sonra mahkemece yapılması gereken iş; yerinde yeniden keşif yaparak parsel üzerindeki binanın oturma alanını ve bina sebebiyle zaruri kullanma alanını bilirkişiye hesaplatmak, bulunacak arsa miktarını taşınmazın genel yüzölçümüne oranlamak, davalı ve birleşen davanın davacısına binanın oturduğu yer ve zaruri kullanma alanını bedelini davacıya ödemek üzere uygun bir mehil verilerek depo ettirmek ve bilirkişinin bulacağı pay oranında 11 sayılı parselin tapu kaydını iptal ederek davalı ve birleşen davanın davacısı adına paylı mülkiyet şeklinde tescil etmek olmalıdır. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2011/15616 K: 2012/384
Türk Medeni Kanununun 724. maddesi hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin Türk Medeni Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2011/16001 K: 2012/4664
Asıl dava kabul edilerek malzeme maliklerinin elatmalarının önlenmesine karar verildiğinden hüküm ancak birlikte ifa kuralları gereği infaz edilebileceğinden, malzeme bedellerinin hükümden evvel malzeme sahiplerine ödenmek üzere arazi sahiplerince mahkeme veznesine depo edilmesi de gereklidir. Bu yönün gözardı edilmesi de doğru değildir. Kaldı ki, parseldeki yapı sebebiyle taşınmazın kadastro tutanağında (…) lehine belirtme bulunduğundan, belirtme sahibi lehine ortaya çıkan hak sebebiyle malzeme bedeli sahibine ödenmeden ve ödenmesi için depo kararı verilmeden aleyhine kal hükmü kurulması da mümkün değildir. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2012/6878 K: 2012/9166
Malzeme malikinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya ba-kılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli 17/1 sayılı Yar-gıtay İçtihatları Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özel-liklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan mal-zeme sahibinin temliken tesçil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü, bu gibi durum-larda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın baş-ladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. Devamını Oku
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2012/9122 K: 2012/10016
Bu tür davalarda, temliken tescile karar verilebilmesi için Dairemizin yukarıda değinilen ilkelerinde belirtilen koşulların gerçekleşmiş olması gerekir. Sübjektif koşul olan iyiniyet koşulu gerçekleşmiş olduğuna göre, ikinci koşul olan yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olup olmadığı hususu araştırılmalı, bu konuda bilirkişilerden ek rapor alınmalıdır. Bu koşulun da gerçekleşmesi durumunda davacının dava konusu taşınmazdan satın aldığı ve üzerine bina inşa ettiği bölümün ifrazının mümkün olup olmadığı hususu incelenmelidir. Bunun için de, davacının inşa ettiği binanın zorunlu kullanım alanı da krokide gösterildikten sonra davacının inşa etmiş olduğu binanın değeri yukarıda belirtilen zorunlu kullanım alanı ile karşılaştırılmak suretiyle arsa değerinden fazla olup olmadığı konusunda bilirkişilerden ek rapor alınmalıdır. Devamını Oku
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu E: 1956/11 K: 1957/9 T:15.5.1957
Başkasının arsası üzerinde kendi levazımı ile bina inşa eden veya fidan diken kimse ile asıl mal sahibi arasında çıkan ihtilaf genel mahkemelerin görevindedir. Devamını Oku…
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/1066, K:2013/1339, 06.02.2013
Bir kimse kendi malzemesi ile başkasının taşınmazına sürekli, esaslı ve tamamlayıcı nitelikte yapı yapmışsa ve yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir. Taşınmaz maliki, rızası olmaksızın yapılmış ve yıkımı aşırı zarar doğurmayan yapının yıkımını isteyebilir. Taşkın yapı sahibinin iyiniyetli olduğunun kabul edilmesi için, Tapu Sicil Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü veya Belediyeye müracaat ederek kendi çap kaydının kapsamını tayin ettirmesi, yapılanmanın belirlenen ölçüm dahilinde olması gerekir. Davalının bu mercilere müracaat etmediği, iyiniyetli olmadığı durumda diğer koşullar aranmayacağı gözetilerek, temliken tescil isteğinin reddine karar verilmelidir. Devamını Oku…
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/16926, K:2014/2234, 12.02.2014
Çapa bağlı taşınmazlarda mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı olmayan ve başkasının taşınmazına bilerek bina inşa eden davalı iyiniyetli olamayacağından Türk Medeni Kanununun 722, 723, 724 ve 725. maddelerinin olayda uygulama yeri bulamayacağı kuşkusuzdur. Ancak, davalıya ait yapının tamamı dava konusu 2 parselde bulunmadığından tazminat olarak taşınmazın tamamı için belirlenen malzeme bedeline hükmedilmesi, dolayısıyla bir bütün olarak binanın mülkiyetinin haksız olarak davacıya devrine yol açacak şekilde hüküm tesisi doğru değildir. Devamını Oku…
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2014/4476, K:2014/11766, 15.09.2014
Somut olayda; davacının davalıdan resmi olmasa da sözleşme ile taşınmaz satın aldığı, taşınmazın devrinin sağlanacağı inancı ile bazı masraflar yaptığı diğer bir deyiş ile zilyet olduğu sürede iyiniyetli olduğu açıktır; bu durumda davacı TMK’nun 723. maddesi gereğince yaptığı zorunlu ve faydalı masraf bedelini talep edebilecektir. Devamını Oku…
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2014/16235, K:2014/13856, 22.10.2014
TMK’nun 723/3 maddesinde ise “…malzeme sahibi iyiniyetli değilse hakimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir” denilmekte ise de bu hükümde yer alan hak ayni hak niteliğinde olmayıp, şahsi hak (alacak hakkı) dır. Bu hak taşınmazı alan yeni malike karşı 723.maddeye dayanılarak talepte bulunulmaz ( Yargıtay HGK nun 14.11.1962 gün ve 4/140-94 sayılı kararı). Bu durumda davacı BK’nun sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanabilir. BK’nun 61 vd. maddeleri gereğince, “hukuken geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir başkasının (davacının) malvarlığından istifade ederek kendi malvarlığını artıran kimse (davalı) elde ettiği kazanımı geri vermek zorundadır”. Devamını Oku…
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2014/9118, K:2015/1842, 23.02.2015
Malzeme sahibinin TMK’nın 724. maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır; birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır. İkinci koşul, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. Üçüncü koşul ise yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir. Değinilen üç koşulun yanısıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından Mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir. Devamını Oku…
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2014/17185, K:2016/5953, 11.05.2016
Çapa bağlı taşınmazlarda mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı olmayan ve başkasının taşınmazına bilerek bina inşa eden davalılar iyiniyetli olamayacağından, Türk Medeni Kanunu’nun 722,723,724 ve 725. maddelerinin eldeki davada uygulama yeri bulamayacağının şüphesiz olduğu ve mahkemece el atmanın önlenmesi ile birlikte yıkım isteminin de kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmelidir. Devamını Oku…
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2015/14059, K:2016/8400, 30.05.2016
Davacının, tapuda hazine adına kayıtlı olup ecrimisil ödemek suretiiv le kullandığı taşınmaza ağaç dikmesi nedeniyle iyiniyetli olarak kabulüne imkan bulunmadığından, arsa sahibi olan davalı hâzinenin ağaçlar sebebiyle iyiniyetli olmayan malzeme sahibi davacıya bir miktar tazminat ödemesi ve tazminatın ağaçların arazi sahibi için taşıdığı en az değerle sınırlı olması gerektiği, öte yandan tazminat miktarı ağaçların arazi maliki için arzettiği sübjektif değeri aşamayacağından, burada olayların özelliğine bakan hakimin Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinin kendisine tanıdığı takdir yetkisini kullanması gerektiği de nazara alınmalıdır. Devamını Oku…
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2016/13251, K:2018/1413, 21.02.2018
Davacının kendisine ait olmayan taşınmaz üzerine inşa ettiği baraka ve kuyu yönünden iyiniyetli olmadığı, bu barakalar ve kuyu yönünden sadece TMK’nın 723.maddesi gereğince asgari levazım bedelini davalıdan talep edebileceği açıktır. Gerek öğreti ve gerekse uygulama ile asgari levazım değerinin yapı ve eklentilerinin yapımında kullanılan tüm malzemelerin işçilik ve yapımcı kârı gibi unsurlar gözetilmeksizin piyasadaki en düşük değerlerinden, yapım yılı veya yıllarına göre yıpranma düşüldükten sonra elde edilecek miktar şeklinde hesaplanacağı da benimsenmiş bulunmaktadır. Devamını Oku…
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2016/10343, K:2019/106, 08.01.2019
Dava, muhdesatın davacıya ait olduğunun tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesi isteğine ilişkindir. Kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. Çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir. Devamını Oku…
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2016/11042, K: 2019/860, 04.02.2019
Başkasının arazisine yapı yapan kişinin tescil talebinde bulunabilmesi için; malzeme sahibinin iyi niyetli olması, yapı değerinin taşınmaz değerinden fazla olması, malzeme sahibinin taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesi gerekir. Devamını Oku…

