1. Anasayfa
  2. Gayrimenkul Makaleleri

Harcamalara Katılma Payları


Harcamalara Katılma Payları

Belediye Gelirleri Kanunu, belediyelerin yaptığı kamu hizmetlerinin bir kısmına, o hizmetten yararlanan vatandaşların katkısını sağlamak amacıyla harcamalara katılma payı mekanizması öngörmüştür. Bu sistemde belediyelerin yapmış oldukları yol, kanalizasyon ve su tesislerinin maliyetinin bir kısmı, o hizmetten yararlanan vatandaşlar tarafından karşılanmaktadır. 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun harcamalara katılma payları ile ilgili maddeleri, belediyelerin imar programlarının uygulanması amacı ile yaptıkları alt yapı harcamalarının bir kısmını tahsil edebilmelerine imkan tanımaktadır. Bu sistem belediyelerin, yapmak zorunda oldukları veya yapmayı planladıkları kamu hizmetleri nedeniyle katlanmak durumunda kaldıkları maliyetleri bir nebze olsun hafifletmektedir.

Harcamalara katılım payları 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu ile düzenlenmiş olup, kamu hizmetinden yararlanma karşılığı olarak idarece alınmakta ve kamu gelirleri arasında yer almaktadır. Belediye Gelirleri Kanununun harcamalara katılma paylarının uygulanmasını göstermek amacı ile 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Harcamalara Katılma Payları İle İlgili Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik[1] yayımlanmıştır.

Ayrıca 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 59. maddesi[2] kanunlar gereği alınan katılım paylarını, belediye gelirleri arasında saymıştır. Bunun yanı sıra 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun 15/d maddesinde, Boğaziçi alanında plan ilkelerine uygun olarak yapılacak inşaat veya tadilat projelerinin uygulanmasında 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nda yer alan imar ile ilgili harçlar ve harcamalara katılma paylarının bir misli oranında harç ve harcamalara katılma payları alınacağı hükme bağlanmıştır.

Bu çalışmada Belediye Gelirleri Kanunu’nun ve diğer kanunların harcamalara katılma payları ile ilgili hükümleri, Yönetmelik ve Danıştay kararları ışığında irdelenecektir. Bilgi almak istediğiniz konuda aşağıdaki İçindekiler Tablosundan bilgi alabilirsiniz. İçindekiler Tablosunu görmek için Göster butonuna tıklayınız.

Harcamalara Katılma Payı Alınabilecek Alt Yapı Hizmetleri

Harcamalara katılım payı belediyelerin yaptıkları imar faaliyetlerinin giderlerine o hizmetten yararlanan vatandaşların katılımı sağlayan bir belediye geliridir. Harcamalara katılma payları 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu kapsamında tahsil edilen bir kamu geliridir. Bundan dolayı yalnızca belediyeler tarafından yapılan hizmetler karşılığında harcamalara katılma payı alınabilir. İl Özel İdarelerinin ya da diğer kamu idarelerinin yapmış oldukları hizmetlerden harcamalara katılma payı alınması mümkün değildir.

Harcamalara katılma payını 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 23. maddesindeki teknik alt yapı bedeline katılım payı ile karıştırmamak gerekir. İmar Kanunu’nun 23. maddesinde, iskan hudutları içinde olup da, imar planının beldenin inkişafına ayrılmış bulunan sahalarda parselasyon planları tasdik edilmiş olmakla beraber yolu, pis ve içme suyu şebekeleri gibi teknik alt yapısı henüz yapılmamış olan yerlerde, ilgili idarenin izni halinde ve ilgili idarece hazırlanacak projeye uygun olarak yaptıranlara veya parselleri hizasına rastlayan ve yönetmelikte belirtildiği şekilde hissesine düşen teknik alt yapı bedelinin % 25’ini peşin ödeyip geri kalan % 75’ini, alt yapı hizmetinin ilgili idaresince tamamlanacağı tarihten en geç altı ay içinde ödemeyi taahhüt edenlere yapı ruhsatı verileceği hükme bağlanmıştır. Burada bahsedilen durum, sadece teknik alt yapı bedelidir. Bu bedele karşı açılacak davaların idari yargıda görülmesi gerekir.[3] Oysa 2464 sayılı Kanun kapsamında tahsil edilen harcamalara katılma payları, belediyece gerçekleştirilen yol, su ve kanalizasyon hizmetleri için yapılan masrafların bir kısmının mükelleflerden tahsil edilmesini öngörmektedir.

Belediye Gelirleri Kanunu kapsamında yol, kanalizasyon ve su tesisleri için harcamalara katılma payı alınabilmektedir. Danıştay kararlarına göre harcamalara katılma payı alınabilecek hizmetler, Belediye Gelirleri Kanununda sayılanlarla sınırlıdır. Bunun dışındaki hizmetler için harcamalara katılma payı tahakkuk ettirilmesi mümkün değildir.

Danıştay Dokuzuncu Dairesi tarafından verilen 18.11.2003 tarihli ve E:2001/665, K:2003/517 sayılı kararda “katılım payı istenebilecek hizmetlerin 2464 sayılı Kanun’un değişik maddelerinde sayıldığı, bunlar dışında temizlik hizmetlerine katılım payı adı altında istenilen ücrette isabet bulunmadığı” ifade edilmiştir.

Harcamalara katılım payı alınabilmesi için, belediye tarafından yapılacak hizmetler konusunda vatandaş onayına gerek bulunmamaktadır. Bir başka ifadeyle hizmetin yapılıp yapılmaması, tamamen belediyenin takdirindedir. Örneğin bir imar yolunun ilk defa yapılması ya da mevcut yolun veya kaldırımın bakımsız olması nedeniyle yenilenmesi tamamen belediyenin takdirindedir. Ancak özellikle mevcut kaldırım veya parkelerin sökülüp yeniden düzenlenmesi gibi, zaten mevcut olan bir hizmetin yeniden yapılmak istenmesi durumunda ilgililerin buna karşı dava açabilecekleri çok açıktır. Sağlam olan kaldırımların sökülüp yenisinin takılması durumunda, bunun bedelinin vatandaştan istenmesi doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

a) Pay Alınabilecek Yol Hizmetleri

Yönetmeliğin 4. maddesine göre belediye veya bağlı kuruluşlarınca, belediye sınırları ve mücavir alanlar içerisinde; a) Yeni yol açılması, b) Mevcut yolların % 40 oranında veya daha fazla genişletilmesi, c) Kaldırımsız ve bakımsız bulunan yolların kaldırım veya parke kaldırım haline getirilmesi veya asfalt yapılması, kaldırım veya şose halindeki yolların da parke, beton veya asfalta çevrilmesi, d) Mevcut kaldırım veya parkelerin sökülüp yeniden düzenlenmesi, hallerinde, bu yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkış olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan taşınmazların sahiplerinden yol harcamalarına katılma payı alınır.

b) Pay Alınabilecek Kanalizasyon Hizmetleri

Yönetmeliğin 8. maddesine göre belediye veya bağlı kuruluşlarınca, belediye sınırları ve mücavir alanlar içerisinde; a) Yeni kanalizasyon tesisi yapılması, b) Mevcut tesislerin sıhhi ve fenni şartlara göre ıslah edilmesi, hallerinde, bu tesislerden faydalanacak taşınmaz sahiplerinden kanalizasyon harcamalarına katılma payı alınır. İki veya daha fazla yol kenarlarında bulunan taşınmazlar hangi yoldaki kanalizasyona bağlanmış iseler, payın hesabında o yola ait kanalizasyon giderleri nazara alınır.

c) Pay Alınabilecek Su Tesisleri Hizmetleri

Yönetmeliğin 12. maddesine göre, belediye veya bağlı kuruluşlarınca belediye sınırları ve mücavir alanları içerisinde; a) Yeni içme suyu şebeke tesisleri yapılması, b) Mevcut şebeke tesislerinin genişletilmesi ve ıslahı, hallerinde, dağıtımın yapıldığı saha içerisindeki taşınmaz sahiplerinden su tesisleri harcamalarına katılma payı alınır.

Harcamalara Katılma Payını Kim Öder?

Yol, kanalizasyon ve su harcamalarına katılma paylarının mükellefi, bu hizmetlerden yararlanan taşınmazların sahipleridir. Danıştay 9. Dairesinin 30.04.1998 tarihli ve E:1997/1627, K:1998/1668 sayılı kararına göre harcamalara katılma paylarının tahakkukunda hizmetin başladığı tarihteki sahibin dikkate alınması gerekir. Bu nedenle yol, kanalizasyon ya da su tesislerinin yapımına başlandıktan sonra malik değişirse, harcamalara katılma payları yeni malikten tahsil edilir.

Yönetmeliğin 18. maddesi Yönetmelikte geçen “sahip” ifadesinin hangi anlamda anlaşılması gerektiğini açıklamaktadır. Madde hükmüne göre Yönetmelikte geçen “sahip” deyimi; taşınmazın malikini, varsa intifa hakkı sahibini veya tahsisli olduğu kamu kurum ve kuruluşunu, bunlar yoksa taşınmazı sahibi gibi kullananları ifade eder.

a) Taşınmazın Maliki

Taşınmazın maliki ifadesi, taşınmazın tapuda adına tescilli olduğu kişiyi ifade eder. Bir taşınmazın paylı mülkiyette bulunması durumunda, harcamalara katılma paylarının, hissedarların taşınmazdaki hisseleri oranına göre tespit edilmesi gerekir. Taşınmaz elbirliği (iştirak halinde) mülkiyete tabi ise (elbirliği mülkiyetinde ortakların hisse oranları belirli olmadığı için) harcamalara katılma payları, ortaklardan eşit şekilde tahsil edilir. Taşınmaz kat mülkiyetine tabi ise arsa payları dikkate alınmaksızın kat maliklerinden eşit şekilde tahsili gerekir.

Taşınmaz kiraya verilmiş ise harcamalara katılma payları kiracıdan değil, mülk sahibinden tahsil edilir. Çünkü Yönetmelik, harcamalara katılma paylarının taşınmaz malikinden tahsil edilmesini öngörmektedir.

b) İntifa Hakkı Sahibi

İntifa hakkı sahibine taşınmazlar üzerinde tam bir kullanma ve yararlanma hakkı verir. Taşınmazın çıplak mülkiyeti maliktedir, ancak kullanma ve yararlanma hakkı intifa hakkı sahibine aittir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 794. maddesine göre, aksine düzenleme olmadıkça bu hak, sahibine, konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi sağlar.

Bir taşınmaz üzerinde herhangi bir kişinin intifa hakkı söz konusu ise, taşınmazın maliki bulunsa bile) harcamalara katılma payları intifa hakkı sahibinden tahsil edilir.

Bir taşınmaz üzerinde intifa hakkı sahibi olduğu iki şekilde anlaşılabilir. Öncelikle kanuni bir intifa hakkı söz konusu değilse, bir başka ifadeyle sözleşmeye dayalı bir intifa hakkı söz konusu ise mutlaka tapu sicilinde bir tescilin söz konusu olması gerekir. Çünkü 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 795. maddesine göre intifa hakkı, taşınırlarda zilyetliğin devri, alacaklarda alacağın devri, taşınmazlarda tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Bundan dolayı harcamalara katılma payı tahakkuk ettirilmeden önce tapu kütüğünde herhangi bir intifa hakkı sahibi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Bunun yanı sıra 795. maddenin tanıdığı istisna nedeniyle, taşınmaz üzerindeki yasal intifa hakkı tapu kütüğüne tescil edilmemiş olsa bile, durumu bilenlere karşı ileri sürülebilir. Bu durumda taşınmaz üzerinde kanuni intifa hakkı bulunan kişi, bu intifa hakkı tapu siciline tescil edilmemiş ola bile bu durumu belediyeye karşı ileri sürebilecektir.

Burada bir de Hazine taşınmazları üzerinde irtifak hakkı tesis edilmesi durumunu irdelemek gerekir. Hazine taşınmazları üzerinde irtifak hakkı kurulması durumunda, harcamalar katılma payının, irtifak hakkının lehdarı tarafından ödenmesi gerekir. Çünkü Yönetmeliğin temel esprisi, harcamalara katılma payının, o hizmetten fiilen yararlanan kişiden tahsil edilmesidir. İrtifak hakkı tesisi durumunda, taşınmazı fiilen kullanan ve hizmetten yararlanan kişi irtifak hakkı lehdarı olduğuna göre harcamalara katılma payının da bu kişiden tahsil edilmesi daya doğru bir yaklaşım olacaktır.

c) Taşınmazın Tahsisli Olduğu Kamu Kurum ve Kuruluşu

Yönetmelikte “taşınmazın tahsisli olduğu kamu kurum ve kuruluşu” malik olarak kabul edildiği için, mülkiyeti Hazineye ait olan ve kamu idarelerine tahsis edilen taşınmazlar için tahakkuk ettirilen harcamalara katılma payının, adına tahsis yapılan kamu idaresince ödenmesi gerekir. 199 sayılı Milli Emlak Genel Tebliğine göre Maliye Bakanlığı dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarına tahsisli taşınmazlarla ilgili olarak harcamalara katılma paylarının defterdarlık ve malmüdürlüklerine tebliğ edilmesi durumunda, “tebliğ edilen belediye harcamalarına katılma payının mükellefinin, Maliye Bakanlığı olmadığı”ndan bahisle, ihbarnamenin tebliğ tarihini izleyen 30 gün içinde ilgili belediye nezdinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 122. maddesi uyarınca düzeltme talebinde bulunulması gerekmektedir. Aynı durum, kendi mülkiyetinde bulunan taşınmazları, diğer kamu idarelerine tahsis eden kamu idareleri için de geçerlidir.

Harcamalara Katılma Paylarından Muafiyetler

Aşağıdaki hususlar harcamalara katılma paylarından muaftır.

a) İbadet Yerleri

Yönetmeliğin 17. maddesine göre ibadet yerleri harcamalara katılma paylarından muaftır. Burada kastedilen sadece camiler değildir. Kilise vb. diğer ibadet yerleri de bu muafiyetten yararlanır. Ancak ibadet yeri kavramının tanımının da kesin olmadığını belirtmekte de fayda görüyoruz. Sanırız ki bu konudaki en doğru yaklaşım, bir yerin ibadet yeri olup olmadığının Diyanet İşleri Başkanlığından sorulması olacaktır.

b) Üzerine Kesin İnşaat Yasağı Konulmuş Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 21. maddesine göre tapu kütüğüne “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır” kaydı konulmuş olan ve I. ve II. grup olarak gruplandırılmış bulunan taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerlerine kesin yapılanma yasağı getirilmiş taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parseller her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Bundan dolayı bu taşınmazların maliki olan kişilerden harcamalara katılma payı tahsil edilmesi mümkün değildir.

c) 1606 sayılı Kanun Kapsamındaki Muafiyetler

Değişik zamanlarda çıkarılan çeşitli kanunlarla bazı kamu idarelerine ve derneklere muafiyet hükmü getirilmektedir. Örneğin 1606 sayılı Bazı Dernek ve Kurumların Bazı Vergilerden, Bütün Harç ve Resimlerden Muaf Tutulmasına İlişkin Kanuna göre; Türkiye Kızılay Derneği, Türk Hava Kurumu, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, Türkiye Yardım Sevenler Derneği ve resmi darülaceze kurumları ile Darüşşafaka Cemiyeti ve Yeşilay Derneği kendilerine terettüp eden vergi, harç ve resim mükellefiyetinin kurumlara ait olduğu hallerde bütün vergilerden, harçlardan, resimlerden, hisse ve fonlardan muaftır. Bu nedenle, bu kurumlardan harcamalara katılma payı tahsil edilmemesi gerekir. Danıştay 9. Dairesi de 13.10.1998 tarihli ve E:1997/4586, K:1998/3530 sayılı kararında Türk Hava Kurumunun harcamalara katılma payından muaf olduğuna karar vermiştir.

d) Sosyal Güvenlik Kurumu

506 sayılı Kanun’un 126. maddesinde “Kurum tarafından yapılan bütün işlemlerle bu işlemler için ilgililere verilmesi veya bunlardan alınması gereken her türlü evrak ve belgeler ve bunların suretlerinden hiçbir resim, harc ve damga vergisi alınmaz.” hükmü yer almaktaydı. Bu madde ile Sosyal Sigortalar Kurumuna tanınan muafiyet, harcamalara katılma payını da kapsamaktaydı. Danıştay da Sosyal Sigortalar Kurumunun harcamalara katılma payından muaf olduğuna karar vermiştir.[1]

Benzer bir hüküm, 506 sayılı Kanun’un yürürlükten kaldıran 5510 sayılı Kanun’da yer almıştır. 5510 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu’nun 36. maddesine göre ilgili kanunlarda yer verilmemiş olsa dahi, Kuruma ait taşınır ve taşınmazlar, bunların alım ve satım işlemleri ile Kuruma yapılacak bağış ve yardımlar, Kurumun taraf olduğu davalar, icra kovuşturmaları ile ilamlar, Kurum tarafından satın alınan taşınmazlar ile ilgili tüm tapu işlemleri, Kurum tarafından yapılan bütün işlemler ve bu işlemler için ilgililere verilmesi veya bunlardan alınması gereken yazı ve belgeler ve bunların suretleri; damga vergisi ve harçlar ile belediyelerde yürütülecek her türlü hizmet karşılığı alınan ücret ve katılma payından müstesnadır. Bu nedenle, Sosyal Güvenlik Kurumu kanalizasyon, yol ve su tesisatı hizmetlerine ilişkin harcamalara katılım payından muaftır. [1] D.9.D. 17.02.2004, E:2004/1003, K:2001/4935 

e) Riskli Alan ve Yapılarda Harcamalara Katılım Payları Ödenir mi?

6306 sayılı Kanunun vergi ve harçlarla ilgili 7. maddesinin 9. fıkrasına göre;

(9) Bu Kanun uyarınca yapılacak olan ve Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi, İdare ve dönüşüme konu yapıların inşası işini yüklenen müteahhit ile malik ve en az bir yıldır kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak riskli yapıyı kullanan gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerinden birinin taraf olduğu;

a) Bu Kanun kapsamındaki taşınmazların dönüşüme tabi tutulmadan önce ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri ile bu Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların m yapıyı kullanan gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerine ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri,

b) Bu Kanun kapsamındaki bir yapıdan dolayı, bu Kanun kapsamındaki parsellerde veya alanlarda veya söz konusu parsel ve alanların dışındaki parsellerde yeni bir yapı yapılması ya da mevcut bir yapının satın alınması veya ipotek tesis edilmesi işlemleri,

Bu yazımız da ilginizi çekebilir:  Abdülhamit Han'ın Mirası: Nedir Bu Hazine-i Hassa

c) Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların işi yüklenen müteahhit, Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi, İdare ve bunların iştirakleri tarafından gerçekleştirilecek ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri,

ile bu bentlerde belirtilen yapıların dönüşümüne ilişkin olarak Kanun uyarınca yapılacak diğer işlemler noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçlardan, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden, bu işlemler nedeniyle düzenlenecek kâğıtlar, resmî dairelerin mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler sebebiyle düzenlenen kâğıtlar da dahil olmak üzere damga vergisinden, bu Kanun kapsamındaki yapıların maliklerine ve malik olmasalar bile bu yapılarda kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak en az bir yıldır ikamet ettiği veya bunlarda işyeri bulunduğu tespit edilenlere bu amaçlarla kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınacak paralar, banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisnadır.

Bu Kanun kapsamındaki iş, işlem ve uygulamalar, Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi ve İdarenin, sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketleri tarafından yürütülüyor ise, bu şirketlerce yapılan iş, işlem ve uygulamalarda da bu fıkrada belirtilen vergi, harç ve ücret muafiyetleri uygulanır.

(10) Riskli alanlarda, rezerv yapı alanlarında ve riskli yapıların bulunduğu parsellerde, gerçek kişilerce ve özel hukuk tüzel kişilerince uygulamada bulunulması halinde, fonksiyon değişikliğine bakılmaksızın, mevcut inşaat alanının bir buçuk katına kadar olan yeni inşaat alanı için belediyelerce harç ve ücret alınmaz.”

Görüldüğü üzere kanun riskli yapılarda harcamalara katılma paylarıyla ilgili bir istisna içermemektedir. Dolayısıyla ödenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Harcamalara Katılma Payların Tahakkuk ve Tahsili

a) Genel Olarak Harcamalara Katılma Paylarını Tahsil Yetkisi

Harcamalara katılma payları, belediyelerin yapmış oldukları hizmetler karşılığında tahsil ettikleri bir kamu geliridir. Dolayısıyla belediyelerin, harcamalara katılma payı almak ya da almamak konusunda bir takdir hakkı bulunmamaktadır. Yapılan hizmetin bedelinin bir kısmının harcamalara katılma payı olarak, bu hizmetten yararlanan kişilerden tahsil edilmesi zorunludur.

Ancak bu zorunluluğa uyulmadığı görülmektedir. Örneğin Türkiye İstatistik Kurumu tarafından 2007 yılında yapılan bir araştırmaya göre harcamalara katılma paylarının, toplam belediye gelirleri içerisindeki payı yalnızca yüzde bir düzeyindedir.

b) Harcamalara Katılma Paylarının Hesaplanması

Öncelikle şunu belirtelim. Harcamalara katılma payı hesaplanırken eğer iş ihale yoluyla yaptırılmışsa ihale bedeli dikkate alınır. İş, ihale yoluyla değil de belediyenin kendisi tarafından yapılmışsa, hizmetin bedeli Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayınlanan birim fiyatlara göre tespit edilir.

Yol harcamalarına katılma payı hesaplanırken, yolun kaldırımlar dahil sadece 15 metreye kadar olan kısmı dikkate alınır. Kaldırımlar da dahil olmak üzere 15 metreden fazlası için yapılan giderler, belediye tarafından karşılanır. Bu giderler harcın hesaplanmasında dikkate alınmaz. 15 metreye kadar hesaplanan tutardan; özel Devlet yardımları, karşılıksız fon tahsisleri, bu iş için yapılan bağış ve yardımlar ile kamulaştırma bedelleri düşüldükten sonra kalan miktarın 1/3’ü, mükellefler adına belediye encümeni kararı ile tahakkuk ettirilir.

Kanalizasyon ve su tesisleri için yapılan harcamalardan özel Devlet yardımları, karşılıksız fon tahsisleri, bu iş için yapılan bağış ve yardımlar ile kamulaştırma bedelleri düşüldükten kalan miktarın 1/3’ü, mükellefler adına belediye encümeni kararı ile tahakkuk ettirilir. 

Bu şekilde hesaplanan katılma payları toplamının, ilgili taşınmazların sahipleri arasında vergi değeri toplamına oranlanması ile mükellef başına düşen katılma payı hesaplanmış olur. Örneğin genişliği 15 m. olan yol yapımı için 24.000 TL harcama yapıldığını varsayalım. Yapılan bu harcamanın üçte biri (8.000 TL’si) harcamalara katılma payı olarak tahsil edilmelidir.

Bunun için öncelikle yapılan yoldan faydalanan taşınmazların emlak vergisi değerleri toplamı tespit edilir. Bu tutar, harcamalara katılma payı olarak tahsil edilecek tutar emlak vergisi değerleri toplamına bölünerek harcamalara katılma payı oranı bulunur. Emlak vergisi değerleri toplamının 200.000 TL olarak tespit edildiği varsayımı altında harcamalara katılma payı oranı; 8.000 / 200.000 = 0,04 olarak tespit edilir.

Her bir taşınmazın emlak vergisi değeri, harcamalar katılma payı oranı ile çarpılır ve ödenmesi gereken harcamalara katılma payı belirlenir. Örneğin emlak vergisi değeri 12.000 TL olan taşınmaz için ödenmesi gereken harcamalara katılma payı miktarı; 12.000*0,04 = 480 TL olarak bulunur.

Ödenecek harcamalara katılma payı, hiçbir şekilde emlak vergisi değerinin % 2’sini geçemeyeceği için yukarıdaki örnekte ödenmesi gereken harcamalara katılma payı 240 TL olarak tespit ve tahakkuk ettirilir.

Vergi değerinin ihtilaflı olması halinde, kesinleşmiş değer belirleninceye kadar mükellefin emlak vergisi tarhına esas olmak üzere beyan ettiği değer dikkate alınır. Vergi değerinin bilinmemesi halinde, taşınmaz için en son verilmiş bulunan emlak vergisi beyannamesindeki değer esas alınır.

İki veya daha fazla yol kenarında bulunan taşınmazlar için asıl cepheyi teşkil eden yoldan dolayı düşen pay tam, diğer yollardan dolayı düşen paylar ise yarım olarak tahakkuk ettirilir.

2960 sayılı Boğaziçi Kanununun 15/d maddesinde, Boğaziçi alanında plan ilkelerine uygun olarak yapılacak inşaat veya tadilat projelerinin uygulanmasında 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nda yer alan imar ile ilgili harçlar ve harcamalara katılma paylarının bir misli oranında harç ve harcamalara katılma payları alınacağı hükme bağlanmıştır. Bundan dolayı Boğaziçi alanında yapılan hizmetlerle ilgili olarak alınacak harcamalara katılma payları, yukarıda anlatılan şekilde hesaplanan tutarın bir misli daha fazlası alınarak tespit edilir.

c) Payın Üst Sınırı

Harcamalara katılma payı, bina ve arsalarda emlak vergisine esas vergi değerinin % 2’sini geçemez. Bilindiği üzere 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 29. maddesine göre taşınmazların vergi değeri, mükellefiyetin başlangıç yılını (bir başka ifadeyle genel beyan yılını) takip eden yıldan itibaren her yıl, bir önceki yıl vergi değerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca aynı yıl için tespit edilen yeniden değerleme oranının yarısı nispetinde artırılması suretiyle bulunur.

Bu durumda karşımıza harcamalara katılma paylarının üst sınırı tespit edilirken, taşınmazın emlak vergi değerine yeniden değerleme oranının uygulanıp uygulanmayacağı sorunu çıkacaktır. Danıştay 9. Dairesi 20.10.1998 tarihli ve E:1997/4731, K:1998/3715 sayılı kararında harcamalara katılma payı hesaplanırken emlak vergisi değerine yeniden değerleme oranının uygulanamayacağına karar vermiştir. Adı geçen Daire bu kararında Belediye Gelirleri Kanunu’nun bazı maddelerinde vergilerin yeniden değerleme oranında artırılacağının hükme bağlanmasına rağmen harcamalara katılma paylarıyla ilgili maddelerde bu yönde bir hükme yer verilmemesini dikkate almıştır.

Ancak 9. Dairenin bu kararının doğru olmadığını düşünüyoruz. Belediye Gelirleri Kanunu’nun bazı maddelerinde vergilerin yeniden değerleme oranında artırılacağının hükme bağlandığı doğrudur. Örneğin Kanun’un mükerrer 44. maddesine göre çevre temizlik vergisi, her yıl yeniden değerleme oranında artırılır. Harcamalara katılma paylarıyla ilgili hükümlerde de yeniden değerleme oranının uygulanacağına dair bir hüküm yer almamaktadır. Ancak dikkat etmek gerekir ki yeniden değerleme oranının yeniden değerleme oranıyla ilişkisi, harcamalara katılma paylarının yeniden değerleme oranıyla ilişkisinden farklıdır. Çevre temizlik vergisinde, yeniden değerleme oranının verginin enflasyon karşısında erimesini önlemek için uygulanması söz konusudur. Oysa harcamalara katılma payında yeniden değerleme oranı, verginin oranını ya da miktarını değil, taşınmazın değerini ilgilendirmektedir. Bundan dolayı, bizim görüşümüze göre harcamalara katılma paylarının üst sınırı belirlenirken emlak vergi değerine yeniden değerleme oranının yarısının uygulanması daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

ç) Harcamalara Katılma Paylarının Tahakkuk Ettirilmesi

Harcamalara katılım payları belediye encümeni kararıyla tahakkuk ettirilir. Vergi dava Daireleri Kurulunun 25.11.1993 tarihli ve E: 1993/73, K:1993/139 sayılı kararına göre belediye encümeninin harcamalara katılma payını belirleyen ve tahsiline izin veren kararları, kesin ve yürütülmesi gerekli işlemlerden olduğundan idari davaya konu yapılabilir.

Encümen kararıyla yapılan tahakkuk, harcamalara katılma payının tahsili açısından zorunlu bir aşamadır. Tahakkuk olmadan, doğrudan ödeme emri düzenlenmesi mümkün değildir.

2960 sayılı Boğaziçi Kanununun 15/d maddesinde, Boğaziçi alanında plan ilkelerine uygun olarak yapılacak inşaat veya tadilat projelerinin uygulanmasında 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nda yer alan imar ile ilgili harçlar ve harcamalara katılma paylarının bir misli oranında harç ve harcamalara katılma payları alınacağı hükme bağlanmıştır. 16. maddesinde ise harcamalara katılma paylarının İstanbul Büyükşehir Belediyesince tahsil edileceği hüküm altına alınmıştır. Bundan dolayı Boğaziçi alanında harcamalara katılma paylarının İstanbul Büyükşehir Belediyesince tahsil edilmesi gerekmektedir.

Harcamalara katılma payları, iş hangi ihale usulüne göre yapılmış olursa olsun, hizmetin tamamlanarak kullanıma açılmasından sonra tahakkuk ettirilir. Ancak, imar programı gereğince veya teknik zorunluluklar dolayısıyla çalışmaların kısım kısım gerçekleştirilmesi halinde (biten kısmın hizmete açılmış olması şartı ile) harcamalara katılma payının kısım kısım da tahakkuku mümkündür. İşin bitirilerek hizmete açılmış olduğu, geçici kabulünün yapılması ile belirlenir. Harcamalara katılma paylarının tahakkukunda, hizmetin başladığı tarihteki sahibin dikkate alınması gerekir.

Harcamalara Katılma Paylarının Tebliğ ve İlan

Harcamalara katılma paylarına ait tahakkuk cetvelleri bir ay süre ile belediye ilan tahtasında ve varsa belediye ses yayın aracı ile ilan edilir. Tahakkuk cetvellerinde mükelleflerin adı ve soyadı, adresi, payın mahiyeti ile isabet eden katılma payı miktarları belirtilir. Tahakkuk cetvelleri mahalle, cadde ve sokak itibariyle ayrı ayrı düzenlenir.

Katılma payları tutarları mükelleflere ayrıca tebliğ olunur. Tebliğ olmaksızın sadece ilan yolu ile yapılan duyuru ile katılma payının tahsil edilebilmesi mümkün değildir. Danıştay kararlarına (D.9.D. 27.04.2006, E:2005/1656 K:2006/1622) göre muhataba mutlaka tebligat gereklidir.

Katılma payının tahakkuk ve tahsilinde, tebliğ tarihinin esas alınır. Vergi dava Daireleri Kurulunun 25.11.1993 tarihli ve E: 1993/73, K:1993/139 sayılı kararına göre Belediye Gelirleri Kanunu’nun 98.maddesinde aynı Kanun’a göre alınacak vergi, harç ve katılma payları hakkında, tersine hüküm bulunmadıkça 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerinin uygulanması kabul edildiğinden, tarh edilen katılma paylarının mükelleflere ihbarname ile duyurulması gerekmektedir.

Harcamalara Katılma Paylarının Ödeme Süresi

Harcamalara katılma payları, belediyeler veya bunlara bağlı kuruluşlarca, yukarıdaki esaslara göre hesaplanarak ilan ve tebliğ edildikleri yılı izleyen bütçe yılından itibaren 4 yılda ve 4 eşit taksitte tahsil olunur.

Ancak taşınmazın satış, hibe ve trampa gibi yollarla devri halinde, o tarihe kadar tahsil edilmemiş katılma payı taksitlerinin peşin olarak tahsil edilmesi gerekmektedir.

Taksitlerin her yılın hangi ayında tahsil edileceği belediye meclislerince kararlaştırılarak mükelleflere duyurulur.

Gerek Belediye Gelirleri Kanununda ve gerekse Yönetmelikte, harcamalara katılma paylarının hangi sürede ödenmesi gerektiğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda, payların hangi sürede ödeneceği sorunu gündeme gelmektedir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 37. maddesine göre; özel kanunlarında ödeme zamanı tespit edilmemiş amme alacaklarının, Maliye Bakanlığınca belirtilecek usule göre yapılacak tebligattan itibaren bir ay içinde ödenmesi gerekmektedir. Bu ödeme müddetinin son günü, amme alacağının vadesi günüdür. Buna göre, harcamalara katılma paylarının belediye başkanlığı tarafından yapılacak tebligattan itibaren bir ay içinde ödenmesi gerekir.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Tahsil edilen amme alacaklarından yapılacak reddiyat sebebiyle mahsuplar” başlıklı 23. maddesinin 1. fıkrasında “tahsil edilip de kanuni sebeplerle reddi icabeden amme alacaklarının, istihkak sahiplerinin reddiyatı yapacak olan amme idaresine olan muaccel borçlarına mahsup edilmek suretiyle reddolunacağı”, aynı Kanun’un “Ödeme zamanı ve önce ödeme” başlıklı 37. maddesinde; “amme alacaklarının hususi kanunlarında belli edilen zamanlarda ödeneceği, hususi kanunlarında ödeme zamanı tespit edilmemiş amme alacaklarının Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödeneceği, bu ödeme müddetinin son gününün amme alacağının vade günü olduğu, amme borçlusunun isterse borcunu belli zamanlardan önce ödeyebileceği”, 55. maddesinin 1. fıkrasında da; “amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı” hükme bağlanmıştır.

Buna göre eğer katılma payı vadesinde ödenmez ve idari yargıda açılacak dava açılmaz ise, amme alacağının tahsili için ödeme emri düzenlenerek muhatabına tebliğ edilmesi gerekir. Danıştay 9. Dairesinin 27.01.2004 tarihli ve E: 2001/937, K: 2004/687 sayılı kararında harcama katılma payının, tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenmemesi halinde ödeme emri düzenlenmesine hukuka aykırılık bulunmadığına karar vermiştir.

Tahsil sürecinin bundan sonraki kısımları, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre cereyan eder.

Harcamalara Katılma Paylarına İtiraz ve Dava

Bu konuda şu yazımıza bakınız: Harcamalara Katılma Paylarına Nasıl İtiraz Edilir, Nasıl Dava Açılır?

Harcamalara Katılma Paylarında Tapu Dairelerinin Sorumluluğu

Harcamalara katılma payına tabi taşınmazların bir listesi belediyelerce ilgili tapu dairelerine bildirilir. Bu taşınmazların satış, hibe ve trampaları halinde, tapu dairesi payın tahsilini sağlamak üzere ilgili belediyeyi haberdar eder. Pay ödenmedikçe intikal işlemi yapılmaz.

Harcamalara Katılma Paylarının Kira Beyanında Dikkate Alınması

Bilindiği üzere kanun, kira gelirinin beyan edilmesinde götürü gider usulü ve gerçek gider usulü olmak üzere mükellefe iki seçenek sunmuştur. Götürü gider usulünde elde edilen hasılatın % 25’i gider olarak kabul edilir.

Buna karşılık gerçek gider usulünde mükellef, elde ettiği kira bedelinden yapmış olduğu giderleri düşebilmektedir. Götürü gider usulünde kira bedelinden düşülebilecek giderler, Gelir Vergisi Kanunu’nun 74. maddesinde sayılmıştır. Buna göre kiraya verilen mal ve haklar için ödenen vergi, resim, harç ve şerefiyelerle kiraya verenler tarafından ödenmiş olmak şartıyla belediyelere ödenen harcamalara iştirak paylarının, kira gelirinden düşülmesi gerekir.

[1] Resmi Gazete T/S: 21.08.1981/ 17435

[2] Madde 59 – Belediyenin gelirleri şunlardır: a) Kanunlarla gösterilen belediye vergi, resim, harç ve katılma payları. b) Genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan pay. c) Genel ve özel bütçeli idarelerden yapılacak ödemeler. d) Taşınır ve taşınmaz malların kira, satış ve başka suretle değerlendirilmesinden elde edilecek gelirler. e) Belediye Meclisi tarafından belirlenecek tarifelere göre tahsil edilecek hizmet karşılığı ücretler. f) Faiz ve ceza gelirleri. g) Bağışlar. h) Her türlü girişim, iştirak ve faaliyetler karşılığı sağlanacak gelirler. i) Diğer gelirler.

Büyükşehir belediyelerinde büyükşehir sınırları ve mücavir alanları içinde belediyelerince tahsil edilen emlak vergisi tutarının tamamı ilgili ilçe ve ilk kademe belediyeleri tarafından alınır. Bunlardan büyükşehir belediyesine veya özel idareye ayrıca pay kesilmez.

[3] D.9.D. 22.11.2001, E:2000/616, K:2001/4492 sayılı kararı: “İmar Kanununun 23. maddesi uyarınca tahakkuk ettirilen teknik altyapı bedeline ilişkin uyuşmazlıkların görüm ve çözümü, idare mahkemelerinin görev alanına girmektedir.”

Harcamalara Katilma Paylari
Harcamalara Katılma Payları