1. Ana Sayfa
  2. Gayrimenkul Makaleleri

İmar Kanunu 32. Madde Kapsamında Yıkım Kararına Nasıl İtiraz Edilir ve Dava Açılır?


Belediye Yıkım Kararına İtiraz: Belediyenin Yıkım Kararı Nasıl Durdurulur

İmar Kanunu 32. madde yıkım kararına itiraz nasıl yapılır? Kaçak yapı yıkım kararına karşı encümene bir dilekçe verilerek itiraz edilebilir. 

a) İtiraz Nedenleri

İmar Kanunu 32. madde kapsamında, itiraz gerekçeleri şunlar olabilir: Yıkım işlemlerinde işlemin yetkisiz kamu idaresi tarafından yapılması, yıkım işleminin kamu idaresinin yetkisiz organı tarafından yapılması, yapı durdurma tutanağın yetkili personel tarafından düzenlenmemesi, yıkım kararı alınmaması gereken yapılar hakkında yıkım kararı alınması, yapı durdurma veya tespit tutanağı düzenlenmeden yıkım kararı alınması, kısmen aykırı yapının tamamının durdurulması ve mühürlenmesi, ruhsat alınması için uygun süre verilmemesi. 

b) Yıkım Kararına İtiraz Süresi Ne Kadar? Yıkım Kararına İtiraz Nereye Yapılır? 

Yıkım işlemlerine karşı, ilgili belediyenin imar müdürlüğüne bir dilekçe ile itiraz edilebilir. Ancak itiraz konusunda özel bir süre bulunmamaktadır. Dava açma süresi içerisinde (60 gün) itiraz edilmesi mümkündür.

2577 sayılı Kanun’un “Üst Makamlara Başvurma” başlıklı 11. maddede, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı hükme bağlanmıştır.

Buna göre yıkım işleminin kaldırılması için belediye encümenine başvurulması, alınacak ret kararına karşı, ret kararının tebliği tarihinden itibaren altmış gün içinde; istemin cevap verilmeksizin zımnen ret edilmesi halinde ise idareye başvuru tarihinden itibaren altmış günlük sürenin bitiminden itibaren altmış gün içinde dava açılması mümkündür.

Yıkım İşlemine Nasıl Dava Açılır?

Belediyeler İmar Kanunu’nun 32. maddesi kapsamında, mevzuata aykırı olarak yapılan inşaatları durdurma ve yıkma yetkisine sahiptirler. Bu işlemlere karşı dava açılabilir.

İnşaat durdurma ve mühürleme işlemleri ile yıkıma ilişkin encümen kararına tek bir dilekçe ile dava açılabilir. Çünkü bu işlemler arasında maddi veya hukuki yönden bağlılık söz konusudur. Paylı mülkiyette bulunan yapılarda paydaşlar, elbirliği mülkiyetinde bulunan yapılarda ortaklar birlikte dava açabilirler. Ayrıca taşınmazın maliki ile yapının maliki farklı kişiler ise her ikisi tek dilekçe ile dava açabilir. Kat karşılığı inşaat yapan müteahhit ile arsa maliki ve kiracı/irtifak hakkı lehtarı ile yapı sahibi de tek dilekçe ile dava açma ehliyetine sahiptir.

a) İnşaat Durdurma ve Yıkım Kararına Karşı Açılacak İptal Davasında Görevli Yargı

Gerek İmar Kanununun 32. maddesi kapsamında durdurma, yıkım ve gerekse yıkılması gereken yapıların yıkımını gerçekleştirmeme gibi işlemler birer idari işlem ve eylem niteliğinde oldukları için bu işlemlere karşı açılacak davaların idari yargıda görülmesi gerekir. Uyuşmazlık Mahkemesi de İmar Kanunu’nun 32. maddesi kapsamında gerçekleştirilen durdurma ve yıkım işlemlerinin idari işlem olduğunu kabul etmektedir.

b) İnşaat Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Karşı Açılacak İptal Davasında Yetkili Mahkeme

2577 sayılı Kanun’un 34. maddesine göre imar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir. Bu nedenle durdurma ve yıkım işlemi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılacak davalar taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesinde görülür.

c) İnşaat Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Karşı Açılacak İptal Davasında İdari Merci Tecavüzü

Durdurma ve yıkım kararına karşı encümene itiraz edilmesi zorunlu değildir. Bir başka anlatımla, yıkım işlemine karşı doğrudan dava açılması mümkündür. Yıkım kararı idari bir işlem niteliğinde olduğundan bu karara karşı idari yargıda dava açılabilir. Bu anlamda doğrudan iptal davası açılması, idari merci tecavüzü olarak değerlendirilemez.

Bununla birlikte yıkım amacı ile belediye encümeni tarafından tesis edilen işleme karşı dava açmadan önce, İYUK’un 11. maddesi kapsamında itirazda bulunulması mümkündür. Bir başka anlatımla, 11. madde yıkım işlemlerinde de uygulanabilir.

ç) İnşaat Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Karşı Açılacak İptal Davasında Ehliyet

Belediyelerin en temel görevlerinden bir tanesi de belediye sınırları içerisinden yapılan yapıların denetlenmesi ve bunlardan imar planına veya inşaat ruhsatına aykırı olarak yapılanların durdurularak yıkılmasıdır. Belediyeler ve il özel idareleri de, yapıların ruhsat alınarak ve ruhsat ve eklerine uygun olarak yapımını denetlemek zorundadırlar. Çünkü idare, bu tür yapıların kendiliğinden veya deprem sonucu yıkılmasından doğan zarardan, diğer sorumlularla birlikte müteselsilen sorumludur. Bu kapsamda belediyeler İmar Kanunu’nun 32. maddesi kapsamında, mevzuata aykırı olarak yapılan inşaatları durdurma ve yıkma yetkisine sahiptirler. Bu işlemlere karşı idari yargıda dava açılabilmektedir. Bu davayı kimler açabilir?

– Taşınmaz Maliki Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Dava Açabilir mi?

Durdurma ve yıkım işlemlerinden etkilenen ilk kişi taşınmaz sahibi olduğuna göre yapı sahibinin bu işlemlere karşı dava açma ehliyetinin bulunduğu tartışma götürmez bir gerçektir. Eğer yapının ya da taşınmazın birden fazla paydaşı bulunuyor ise bunların her birinin dava açma hakkı söz konusudur. Çünkü paylı mülkiyette birden çok kimse, maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olup her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olur. Bu durumda her paydaş kendi payı için diğer paydaşların olurunu almaksızın mülkiyet hakkına dayalı olarak dava açabilir.

Yapının üzerinde yapıldığı yapının elbirliği mülkiyetinde bulunması durumunda, ortaklardan her biri dava açma hakkına sahiptir; ancak davaya devam edilebilmesi diğer tüm ortakların olurlarının alınmasına bağlıdır. Çünkü elbirliği mülkiyetinde mülkiyet paylan ayrılmadığından, malikler paydaş değil, ortaktır. Bu kural,4721 sayılı Kanun’un 701 maddesinde “Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik oranların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.” biçiminde açıklanmıştır. Elbirliği halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır (Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 23.12.2003 gün ve 2003/12120 E: 14022). Medeni Kanun’un 702. maddesinin ikinci fıkrası bu yönde açık hüküm getirmiştir. Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış ve Medeni Kanun’un 702/4 maddesinde yer alan “ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasına sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır” hükmü nedeniyle, elbirliği mülkiyetinde bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir. Nitekim bu görüş bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir. Bundan dolayı yasa veya elbirliği halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, elbirliği mülkiyetinde her bir ortağın dava açma hakkı bulunmaktadır, ancak davaya devam edilebilmesi diğer ortakların olurunun alınmasına bağlıdır.

– Yapı Sahibi Yıkım Kararına Dava Açabilir mi?

Yapının üzerinde yapıldığı taşınmazın maliki ile yapı malikinin farklı kişiler olması durumunda, yapı sahibi de taşınmaz malikinden ayrı olarak dava açma ehliyetine sahiptir.

– İnşaatı Yapan Müteahhit Yıkım Kararına Dava Açabilir mi?

Danıştay 6. Dairesi, 26.06.1993 tarihli ve E:1993/562, K:1993/2506 sayılı kararında yapının, kat karşılığı müteahhit tarafından yapılması durumunda, yapıyı kat karşılığı olarak inşa eden müteahhidin de durdurma ve yıkım işlemine karşı dava açabileceğine karar vermiştir.

Danıştay 6. Dairesi, 26.06.1993, E:1993/562, K:1993/2506: Müteahhidin inşa ettiği yapının durdurulmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açabileceği. İptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının tespiti, hukukun üstünlüğünün ve dolayısıyla idarenin hukuka bağlılığının sağlanması amaçlandığına göre, bu davalarda menfaat ilişkisinin dar yorumlanmaması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacının davaya konu yapının kat karşılığı müteahhidi olduğu ve yapının durdurulması ile doğrudan menfaat ilişkisi bulunduğu açık olduğundan, idare mahkemesince aksi yönde verilen kararda isabet görülmemiştir.

– Kiracı Yıkım Kararına Dava Açabilir mi?

Yıkım işlemine karşı kiracıların dava ehliyeti konusunda Danıştay dergilerinde rastlanan ilk karar Danıştay 6. Dairesinin 18.10.1952 tarihli ve E:1951/2524, K:1952/1639, sayılı kararıdır ve bu kararda 6. Daire, kiracının yıkım işlemine karşı dava açamayacağına karar vermiştir (Kaya, Cemil (2011) Kiracıların Subjektif Dava Ehliyeti Konusunda Danıştay Kararlarının Değerlendirilmesi, s: 338). 6. Daire 07.03.1972, E:1971/3284, K:1972/899, 27.01.1975, E:1975/332, K:1975/440, 29.04.1971, E:1971/1032, K:1971/1500, KT. 29.04.1971 sayılı kararlarında da benzer görüşü benimsemiştir.

Fakat daha sonra 6. Daire bu konu hakkındaki görüşünü değiştirmiş ve kiracıların, kira konusu taşınmaz hakkında alınan yıkım kararlarına karşı dava açabileceklerine karar vermeye başlamıştır. Örneğin Danıştay 6. Dairesi, 04.11.1983, E:1983/737, K:1983/3372 ve 28.11.1984, E:1981/251, K:1984/3103 sayılı kararlarında kiracılar tarafından yıkım işlemlerine karşı açılan davaları karara bağlamıştır. 6. Daireye göre iptali istenilen yıkmaya ilişkin işleme konu yapıda kiracı olarak oturduğu tartışmasız olan davacının, işlemin uygulanması halinde yapı yıkılacağından, menfaatinin söz konusu olduğu ve tebligatın sadece mal sahibine yapılmasının da dava açma hakkını da ortadan kaldırmayacağı açıktır”.

Danıştay 14. Daire, 18.04.2012, E:2011/9654, K:2012/2931: 3194 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tesis edilen yıkım işleminin, doğrudan yapıya yönelik olarak tesis edilmesi nedeniyle, adına işlem tesis edilen ve yapının maliki olan kişiler dışında, yapıda kiracı olarak bulunanların da yıkım işleminin iptalini istemelerinde meşru, kişisel ve güncel ilişkisinin bulunduğu, dolayısıyla yıkım işleminin iptali istemiyle dava açma ehliyetinin bulunduğu hakkında. Yıkım kararı doğrudan yapıya yönelik olarak tesis edilen bir işlem olduğundan, adına işlem tesis edilen ve yapının maliki olan kişiler dışında, bu işlemden etkilenecek kişiler tarafından da dava açılması olanaklıdır. Dava konusu işlemlerin icra edilmesi durumunda, bu yapıda kiracı olarak faaliyette bulunan davacı şirketin olumsuz etkileneceği açıktır. Bu durumda, davacı şirketin dava konusu işlemlerin iptalini istemede meşru, kişisel ve güncel bir ilişkisinin ve dolayısıyla dava açma ehliyetinin bulunduğu dikkate alındığında, davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

d) İdari Davaya Konu Olacak Kesin ve Yürütülmesi Gereken Bir İşlem Olup Olmadığı

İnşaat durdurma ve yıkım işlemlerinde idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemler aşağıda açıklanmıştır.

Bazı durumlarda ilgili belediye, İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre işlem yapmadan önce yapı sahibine “ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapının yıkılması veya ruhsat alınması, aksi takdirde İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre işlem yapılacağı, yıkım masraflarının da %20 fazlası ile tahsil edileceği” yönünde bildirimde bulunmaktadır. Danıştay 14. Dairesi bu tür bildirimlerin, idari davaya konu edilebileceğine karar vermektedir. Danıştay 14. Dairesi, 01.06.2011, E:2011/5212, K:2011/7: İlgili belediye, İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre işlem yapmadan önce yapı sahibine “ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapının yıkılması veya ruhsat alınması, aksi takdirde İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre işlem yapılacağı, yıkım masraflarının da %20 fazlası ile tahsil edileceği” yönünde yapılan bildirimin idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli icrai bir işlem niteliğinde olduğu. 

Yapı tatil tutanağına da dava açılabilir. Encümen tarafından alınan yıkım kararları da idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlemdir. Danıştay 6. Dairesi, 17.11.1998, E:1997/4788, K:1998/5520Bir idari işlemin iptal davasına konu olabilmesi için kesin ve yürütülmesi zorunlu olması gerekmektedir. Kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem hukuk düzeninde bir sonuç doğuran başka bir makamın onayına ihtiyaç göstermeyen ve ilgilinin hukukunda değişiklikler meydana getiren işlemdir. Bu bağlamda, dava konusu işlemin tek başına ve doğrudan hukuk düzeninde sonuç doğurabilecek nitelikte dava konusu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olduğu kuşkusuzdur. Bu durumda mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, işlemin dava konusu edilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolundaki kararda isabet görülmemiştir.

Buna karşılık yıkım işleminin bir firma aracılığıyla yapılmasına ilişkin encümen kararı, kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem değildir.

e) İmar Kanunu 32. Madde Dava Açma Süresi, Yıkım Kararına Karşı Dava Açma Süresi

Kanunda dava açmak için özel bir süre öngörülmediği için para cezalarına 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinin birinci fıkrası gereği tebligat tarihinden itibaren altmış gün içinde dava açılabilir.

– Ruhsatsız veya Ruhsata Aykırı Yapının Yıkılması Gerektiği Yönünde Belediye Başkanlığınca Yapılan Bildirim

Bazı durumlarda ilgili belediye, İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre işlem yapmadan önce yapı sahibine “ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapının yıkılması veya ruhsat alınması, aksi takdirde İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre işlem yapılacağı yönünde bildirimde bulunmaktadır. Bu şekilde yapılacak bildirimlerin idari davaya konu olabildiğini daha önceden açıklamıştık. Bu bildirimlere karşı açılacak davalarda süre konusunda özel bir hüküm bulunmadığı için tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içerisinde dava açılması gerekir.

– Durdurma İşlemlerine Karşı Açılacak Davalarda Süre

3194 sayılı Yasanın 32.maddesinde, ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığının ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumunun tespit edileceği, yanının mühürlenerek inşaatın derhal durdurulacağı, durdurmanın, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılacağı, bu tebligatın bir nüshasının muhtara bırakılacağı hüküm altına alınmıştır.

Bu işlemlerin yapı sahiplerine bizzat tebliği Kanun’da düzenlenmemiştir. Madde metninde “durdurmanın, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılacağı” hüküm altına alındığı için dava açma süresi bu tarihten itibaren başlar. Dava açma süresi konusunda özel bir hüküm bulunmamaktadır, bu nedenle süre 60 gündür.

– Yıkıma İlişkin Encümen Kararlarına Karşı Açılacak Davalarda Süre

Yapı durdurma işlemi açısından yapı durdurma tutanağının bir örneğinin yapı yerine asılması ve bir örneğinin de muhtara bırakılmasının tebligat için yeterli olmasına karşın, yıkım kararının yapı sahibine 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri çerçevesinde tebliğ edilmesi gerekir.

Yapı sahibine tebligat yapılamaması durumunda yıkım kararının yapı yerine asılması ve muhtara bırakılması, tebligat için yeterli değildir. Bu nedenle yıkım kararının 5 gün içinde yapı sahibine veya fenni mesule bir yazı ile bildirilmesi gerekir. Yapı birden çok kişiye ait ise tamamına bildirim yapılması gerekir. Bu nedenle yıkıma ilişkin encümen kararlarına karşı idari dava açma süresi, yazılı tebligattan itibaren başlar.

f) İnşaat Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Karşı Açılacak İptal Davasında Husumet

Durdurma ve yıkım işlemleri belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde belediye encümeni, bu sınırlar dışında ise il encümeni tarafından onaylanmaktadır. Ancak, bu işlemlerin iptali istemi ile açılacak davalarda husumet belediye veya il encümenine yöneltilemez. Çünkü bu organların, belediyeyi ve il özel idaresini temsile yetkileri yoktur. Belediyeyi temsil yetkisi 5393 sayılı Belediye Kanununun 37. maddesi gereği belediye başkanına aittir. 37. madde hükmüne göre belediye başkanı, belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Aynı şekilde 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 29. maddesine göre vali, il özel idaresinin başı ve tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Bu nedenle, iptal davalarında husumetin belediye başkanlığına veya il özel idaresini temsilen valiliğe yöneltilmesi gerekir.

Bunun yanı sıra, İdari Yargılama Usulü Kanununun 15. maddesine göre idari yargı makamları davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde gerçek hasmı tespit etmek ve husumeti bu hasma yöneltmekle yükümlüdürler.

Yıkım Kararında Yürütmenin Durdurulması

Yapı sahibine “ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapının yıkılması veya ruhsat alınması, aksi takdirde 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre işlem yapılacağı yönündeki bildirimlere karşı açılacak davalarda verilecek yürütmeyi durdurma kararı, bu maddelere göre işlem yapılmasını engeller.

İnşaat durdurma işlemine karşı yürütmeyi durdurma kararı verilirse yapının durdurulmasına ilişkin işlemin yürürlüğü ve mühürleme ortadan kalkmış olur. Bu açıdan özellikli bir durum yoktur. Keza yıkıma ilişkin encümen kararının yürütmesinin durdurulması durumunda, bu encümen kararı icra edilemez.

İmar Kanunu 32. Madde Davanın Görülmesi ve Karara Bağlanması

Sonrasında muhtemel hukuka aykırılık nedenleri dikkate alınarak karar verilir. Açılan davalarda idari yargı para cezalarının hukuka uygun olup olmadığına karar vermektedirler.  Mahkeme bilirkişi raporlarını ve muhtemel hukuka aykırılık nedenlerini dikkate alarak konuyu karara bağlar.  İnşaat durdurma ve yıkım işlemlerine karşı açılacak davaların esasının görülmesiyle ilgili hususlar aşağıda açıklanmıştır.

a) Bilirkişi Görevlendirilmesi Gereken Durumlar

İnşaat durdurma ve yıkım işlemlerine karşı açılacak davalarda bilirkişi görevlendirilmesi gerekip gerekmemesi uyuşmazlığın niteliğine göre değişmektedir.

Eğer inşaat durdurma ve yıkım işlemi, ruhsatsız olarak yapı yapmak nedeniyle icra edilmiş ise bu durum, hakimin kendi bilgisi ile algılayabileceği bir durum olduğu için bilirkişi görevlendirilmesine gerek bulunmamaktadır. Keza, süresi içerisinde ruhsat yenilemesi yapılmadığı için ruhsatsız duruma düşen yapı hakkında ruhsatsız olarak yapı yapmak nedeniyle icra edilmiş bir durdurma veya yıkım işlemi söz konusu ise yine bilirkişi görevlendirilmesine gerek bulunmamaktadır.

Buna karşılık ruhsat ve eklerine aykırılık nedeniyle durdurma işlemi tesis edilmiş ise ruhsat ve eklerine aykırılık ancak bilirkişi marifetiyle anlaşılabileceği için bilirkişi görevlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

İnşaat durdurma, mühürleme ve yapının yıkımına ilişkin işlemler, fen elamanları vasıtasıyla yapılmaktadır. Ayrıca mimari proje; mimarlar; statik proje; mimari projeye ve zemin etüdü raporuna uygun olarak, inşaat mühendislerince; mekanik tesisat projesi; mimari projeye uygun olarak makine mühendisleri tarafından, elektrik tesisat projesi; mimari projeye uygun olarak elektrik mühendislerince hazırlanmaktadır. Bu nedenle projelerin onaylanmaması ya da inşaatın projeye uygun olmadığı gerekçesiyle yapılan durdurma ve yıkım işlemlerine karşı açılacak davalarda bilirkişi olarak konusuna göre mimar, inşaat mühendisi, makine mühendisi veya elektrik mühendisi görevlendirilmelidir.

Ayrıca mimari projede uygulama imar planına ve parselasyon planına uygun olarak hazırlanan vaziyet planı da bulunması gerekmektedir. Bu nedenle uyuşmazlığın kaynağı mimari projenin imar plana aykırılığı ise bilirkişi heyetinde şehir ya da bölge plancılarına da yer verilmelidir.

Başkasının taşınmazına tecavüzlü yapıda, tecavüzün durumunu ve boyutlarını belirleyebilmek için harita ve kadastro mühendisi veya bu konuda eğitim almış fen elemanı görevlendirilmesi gerekmektedir.

b) Muhtemel Hukuka Aykırılık Nedenleri

Muhtemel dava gerekçeleri şunlar olabilir: Yıkım işlemlerinde işlemin yetkisiz kamu idaresi tarafından yapılması, yıkım işleminin kamu idaresinin yetkisiz organı tarafından yapılması, yapı durdurma tutanağın yetkili personel tarafından düzenlenmemesi, yıkım kararı alınmaması gereken yapılar hakkında yıkım kararı alınması, yapı durdurma veya tespit tutanağı düzenlenmeden yıkım kararı alınması, kısmen aykırı yapının tamamının durdurulması ve mühürlenmesi, ruhsat alınması için uygun süre verilmemesi. Bu konuda şu yazımıza bakabilirsiniz: Danıştay Kararlarına Göre İnşaat Durdurma ve Yıkım İşlemlerinde Muhtemel Hukuka Aykırılık (Dava) Nedenleri

c) İnşaat Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Karşı Açılacak Davaların Karara Bağlanması

İnşaat durdurma ve yıkım işlemlerine karşı açılacak davalarda hakim, muhtemel hukuka aykırılık nedenlerini dikkate alarak, yürütmeyi durdurma ve iptal istemini karara bağlar. 

İlgili idare tarafından, yapı sahibine “ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapının yıkılması veya ruhsat alınması, aksi takdirde 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre işlem yapılacağı” yönünde bildirime karşı açılan davada iptale karar verilirse idare artık durdurma, yıkım ve/veya para cezası işlemi tesis edemez. Zaten Danıştay 14. Dairesi de yıkım ve para cezası uygulama yetkisinin encümende olduğunu belirterek yapı sahibine “ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapının yıkılması veya ruhsat alınması, aksi takdirde İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre işlem yapılacağı” yönünde bildirimin hukuka uygun olmadığına karar vermektedir. Danıştay 14. Dairesi, 10.10.2012, E:2012/4962, K:2012/6897: 3194 sayılı Kanunun 32. maddesinde öngörülen usul izlenmeden, yıkım kararı almaya ve para cezası vermeye yetkili olmayan Yapı Kontrol ve İskan Müdürlüğü’nce tesis edilen dava konusu işlemde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı. 

Bu işleme karşı açılan dava devam ederken ruhsat alınması durumunda, açılan davanın Danıştay 6. Dairesinin 16.04.1992 tarihli ve E:1990/2731, K:1992/1655 sayılı kararı paralelinde reddedilmesi, buna karşılık yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılması gerekir.

Bu işleme karşı açılan dava devam ederken belediyece yapı durdurma tutanağı düzenlenmesi, encümen tarafından yıkım ve para cezası kararı alınması durumunda konusu kalmayan davanın reddedilmesine karar verilmelidir. Çünkü bu halde, belediyece “ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapının yıkılması veya ruhsat alınması, aksi takdirde İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre işlem yapılacağı” yönünde yapılan bildirim hukuken ortadan kalkmaktadır. Ancak karar verilmesine yer olmadığına dair karar verirken yargılama giderinin kimin üzerine bırakılacağı tartışma konusudur.

Keza durdurma tutanağına karşı açılan davada iptale karar verilirse tutanak kendiliğinden ortadan kalkar. Bu durumda yapı sahibi inşaatına devam edebilir. Bunun için ilgili idarenin herhangi bir işlem tesis etmesine gerek yoktur. Durdurma tutanağına karşı açılan dava devam ederken encümen kararı alınması durumunda, encümen kararı durdurma tutanağını kendiliğinden ortadan kaldırmayacağı için davanın esasının görülerek kabul ya da redde karar verilmesi gerekir.

Yıkıma ilişkin encümen kararına karşı açılan davalarda iptale karar verilirse durdurma işlemi kendiliğinden ortadan kalkar ve yıkım işlemi tesis edilemez. Verilen süre içerisinde yapının ruhsata bağlanmaması nedeni ile encümen tarafından alınan yıkım kararına karşı idare mahkemesinde açılan iptal davası görülürken yapının ruhsata bağlanması halinde yıkım kararının iptal edilmesi gerekir. Danıştay 6. Dairesi, 16.04.1992, E:1990/2731, K:1992/1655: Davacıya ait yapının 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesinde öngörülen süre içerisinde ruhsata bağlanmadığı gerekçesiyle yıktırılmasına karar verilmişse de, dava sırasında anılan yapı ruhsata bağlandığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmediği. 

Yıkıma ilişkin encümen kararına karşı açılan dava devam ederken dava konusu yapının belediye tarafından yıkılması durumunda mahkemenin ne şekilde karar vermesi gerektiği konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Bir görüşe göre bu durumda işlemin yıkım tarihindeki yargısal denetiminin yapılarak işlemin hukuka uygun veya aykırı olduğunun saptandıktan sonra karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar verilmesi gerekir. İkinci görüşe göre bu durumda işlemin yargısal denetiminin yapılarak iptal ya da ret yönünde hüküm kurulması gerekir. Danıştay 14. Dairesinin de benimsediği üçüncü görüşe göre ise işlemin hukuka uygun ya da aykırı olduğu saptamasına girilmeden sadece karar verilmesine yer olmadığı yönünden karar verilmelidir. Emsal karar olarak Danıştay 14. Dairesinin E:2011/7047, K:2012/1606 kararına bakılabilir.

İnşaat Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Karşı Açılacak Davalarda Kararın Temyizi

Yıkım işlemleriyle ilgili olarak açılan davaların temyiz yoluna tabi olduğuna dair açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu davalarla ilgili olarak, 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinde açık bir hüküm bulunmamaktadır. Sadece 1. maddenin (b) bendinde “konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar”ın temyize tabi olduğu ifade edilmiştir.

Yıkım işlemleri konusunda açılan davaların büyük bir kısmı iptal davası niteliğindedir; ancak bu davalara konu inşaatlar belirli bir parasal büyüklüğü de ihtiva etmektedirler. Ancak bu işlemlere karşı açılan davaların, davanın sadece iptal davası olmasına göre mi, yoksa içerdiği parasal büyüklüğe göre mi temyiz/istinaf edilmesi gerektiği konusunda açık bir hüküm bulunmamaktadır. Kanaatimizce buradaki temyiz sınırının inşaatın parasal büyüklüğü dikkate alınarak belirlenmesi daha uygun olacaktır.

Yikim-Islemine-Nasil-Itiraz-dava
İmar Kanunu 32. Madde Kapsamında Yıkım İşlemine Nasıl İtiraz Edilir? Nasıl Dava Açılır?

Yorum Yap

Yorumlar (2)

  1. Aslında en uygunu, inşaatı projeye uygun hale getirmektir. Çünkü projeye aykırı inşaat iskan verilmiş olsa bile yıkılabilir. Ama bunu tek başınıza yapamazsınız. Bina birlikte hareket etmeli. Zaten merdiven ortak alan olduğu için birlikte hareket etmek zorundasınız.

  2. selda campling 1 sene önce

    merhaba,
    Encümen kararında yazılı olarak yer alan imara aykırı durumlar mı düzeltilmelidir?
    yoksa projeye uygun hale mi getirilmelidir?
    Bunu soruyorum çünkü elimizdeki iskanlı proje olmasına rağmen, binaya katlara baktığımda projeye uygun olmayan ilave pencereler, kapatılmış pencereler, dublex daire içinde bulunan merdiven 150cm genişliğinde sağ çıkışlı olup 80cm sol çıkışlı merdiven konulmuş. ben ise o merdiveni kaldırmıştım, şimdi ne yapmalıyım, projedeki gibi mi yapmalıyım yoksa sadece merdiven mi yapmalıyım. ben projeye uygun yapmam durumunda binanın gerisi ne yapacak?
    alakanız için peşinen teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.