İmar Kanunu 32. Madde Kapsamında Yıkım İşlemine Nasıl İtiraz Edilir? Nasıl Dava Açılır?

Makalemizi paylaşır mısınız?

1) Yıkım İşlemine Nasıl İtiraz Edilir? Yıkım İşlemine İtiraz Süresi Ne Kadar?

İmar Kanunu 32. madde yıkım kararına itiraz nasıl yapılır? Yıkım kararına karşı encümene bir dilekçe verilerek itiraz edilebilir. Bu konuda şu dilekçe örneği kullanılabilir: İmar Kanunu 42. Madde İdari Para Cezasına İtiraz Dilekçesi (İmar Para Cezasına İtiraz Dilekçesi Örneği)

Muhtemel itiraz gerekçeleri şunlar olabilir: Yıkım işlemlerinde işlemin yetkisiz kamu idaresi tarafından yapılması, yıkım işleminin kamu idaresinin yetkisiz organı tarafından yapılması, yapı durdurma tutanağın yetkili personel tarafından düzenlenmemesi, yıkım kararı alınmaması gereken yapılar hakkında yıkım kararı alınması, yapı durdurma veya tespit tutanağı düzenlenmeden yıkım kararı alınması, kısmen aykırı yapının tamamının durdurulması ve mühürlenmesi, ruhsat alınması için uygun süre verilmemesi. Bu konuda şu yazımıza bakabilirsiniz: Danıştay Kararlarına Göre İnşaat Durdurma ve Yıkım İşlemlerinde Muhtemel Hukuka Aykırılık (Dava) Nedenleri

2) Yıkım İşlemine İtiraz Nereye Yapılır? Yıkım İşlemine İtiraz Süresi Ne Kadar?

Yıkım işlemlerine karşı, ilgili belediyenin imar müdürlüğüne bir dilekçe ile itiraz edilebilir. Ancak itiraz konusunda özel bir süre bulunmamaktadır. Dava açma süresi içerisinde (60 gün) itiraz edilmesi mümkündür.

3) Yıkım İşlemine Nasıl Dava Açılır? Dava Açma Süresi Nedir?

Belediyeler İmar Kanunu’nun 32. maddesi kapsamında, mevzuata aykırı olarak yapılan inşaatları durdurma ve yıkma yetkisine sahiptirler. Bu işlemlere karşı idari yargıda dava açılabilmektedir. Dava dilekçesi olarak şu dilekçe örneği kullanılabilir: İmar Kanunu 42. Madde İdari Para Cezasına İtiraz Dilekçesi (İmar Para Cezasına İtiraz Dilekçesi Örneği)

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesi iptal davasının ön koşullarını düzenlemektedir. Madde hükmüne göre dilekçeler, Danıştay’da daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından; görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet, İYUK’un 3. ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla incelenir. Durdurma ve yıkım işlemlerine karşı açılacak davaları bu ön koşullar yönünden inceleyelim.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesi iptal davasının ön koşullarını düzenlemektedir. Madde hükmüne göre dilekçeler, Danıştay’da daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından; görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet, İYUK’un 3. ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla incelenir. Durdurma ve yıkım işlemlerine karşı açılacak davaları bu ön koşullar yönünden inceleyelim.

4) İnşaat Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Karşı Açılacak İptal Davasında Görevli Yargı

Gerek İmar Kanununun 32. maddesi kapsamında durdurma, yıkım ve gerekse yıkılması gereken yapıların yıkımını gerçekleştirmeme gibi işlemler birer idari işlem ve eylem niteliğinde oldukları için bu işlemlere karşı açılacak davaların idari yargıda görülmesi gerekir. Uyuşmazlık Mahkemesi de İmar Kanunu’nun 32. maddesi kapsamında gerçekleştirilen durdurma ve yıkım işlemlerinin idari işlem olduğunu kabul etmektedir.

Uyuşmazlık Mahkemesi, 03.03.2008, E:2007/425, K:2008/44: Encümen kararı uyarınca davalı idarece gerçekleştirilen yıkım nedeniyle doğduğu ileri sürülen zararın tazminine yönelik bulunan davanın idari yargı yerinde çözümlenmesinin gerektiği. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesine göre inşaatın kaçak kısımlarının yıktırılmasına karar verilmiştir. İmar mevzuatı uyarınca tesis edilen bu kararın, bir idari işlem olduğu açıktır. Bu durumda, encümen kararı uyarınca davalı idarece gerçekleştirilen yıkım nedeniyle doğduğu ileri sürülen zararın tazminine yönelik bulunan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b. maddesinde yer alan “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları” kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesi gerekmektedir.

5) İnşaat Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Karşı Açılacak İptal Davasında Yetkili Mahkeme

2577 sayılı Kanun’un 34. maddesine göre imar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir. Bu nedenle durdurma ve yıkım işlemi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılacak davalar taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesinde görülür.

6) İnşaat Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Karşı Açılacak İptal Davasında İdari Merci Tecavüzü

Durdurma ve yıkım kararına karşı encümene itiraz edilmesi zorunlu değildir. Bir başka anlatımla, yıkım işlemine karşı doğrudan dava açılması mümkündür. Yıkım kararı idari bir işlem niteliğinde olduğundan bu karara karşı idari yargıda dava açılabilir. Bu anlamda doğrudan iptal davası açılması, idari merci tecavüzü olarak değerlendirilemez.

Bununla birlikte yıkım amacı ile belediye encümeni tarafından tesis edilen işleme karşı dava açmadan önce, İYUK’un 11. maddesi kapsamında itirazda bulunulması mümkündür. Bir başka anlatımla, 11. madde yıkım işlemlerinde de uygulanabilir.

Danıştay 6. Dairesi, 12.05.2004, E:2004/492, K:2004/2973: Belediye encümeni kararıyla tesis edilen yıkım işlemine karşı, 2577 sayılı Yasanın 11. maddesinde öngörülen usule göre dava açılabileceği. Dosyanın incelenmesinden, olayda, dava konusu belediye encümeni kararının davacının adresine, 7.2.2003 gününde tebliğ edildiği, davacı tarafından 21.2.2003 gününde davalı idareye başvurularak encümen kararının iptalinin istenildiği, davalı idarece 9.4.2003 gününde itirazın reddedilmesi üzerine de 22.5.2003 gününde dava açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davanın 2577 sayılı Kanunun 11. maddesinde öngörülen usule uygun olarak süresinde açıldığı anlaşıldığından idare mahkemesince, işin esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekmektedir.

2577 sayılı Kanun’un “Üst Makamlara Başvurma” başlıklı 11. maddede, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı hükme bağlanmıştır.

Buna göre yıkım işleminin kaldırılması için belediye encümenine başvurulması, alınacak ret kararına karşı, ret kararının tebliği tarihinden itibaren altmış gün içinde; istemin cevap verilmeksizin zımnen ret edilmesi halinde ise idareye başvuru tarihinden itibaren altmış günlük sürenin bitiminden itibaren altmış gün içinde dava açılması mümkündür.

7) İnşaat Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Karşı Açılacak İptal Davasında Ehliyet

Durdurma ve yıkım işlemlerinden menfaatleri etkilenen kişiler dava açabilmektedir. Kimlerin dava açabileceği konusunda şu yazımıza bakabilirsiniz: İmar Kanunu 32. Maddesi Uyarınca Yıkım İşlemine Karşı Kimler Dava Açabilir?

8) İdari Davaya Konu Olacak Kesin ve Yürütülmesi Gereken Bir İşlem Olup Olmadığı

İnşaat durdurma ve yıkım işlemlerinde idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemler aşağıda açıklanmıştır.

8.1. Ruhsatsız veya Ruhsata Aykırı Yapının Yıkılması Gerektiği Yönünde Belediye Başkanlığınca Yapılan Bildirim

Bazı durumlarda ilgili belediye, İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre işlem yapmadan önce yapı sahibine “ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapının yıkılması veya ruhsat alınması, aksi takdirde İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre işlem yapılacağı, yıkım masraflarının da %20 fazlası ile tahsil edileceği” yönünde bildirimde bulunmaktadır.

Bu bildirimin kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem olup olmadığı ve iptal davasına konu edilip edilmeyeceği tartışma konusudur. Bu konuda, bizim de katıldığımız, çoğunluk görüşü bu tür işlemlerin hazırlık işlemi niteliğinde olduğu henüz encümence yıkım yönünde bir işlem tesis edilmediğinden bu işlemin henüz icrai olmadığı idari davaya konu olamayacağı yönündedir. Buna karşılık Danıştay 14. Dairesi bu tür bildirimlerin, idari davaya konu edilebileceğine karar vermektedir.

Danıştay 14. Dairesi, 01.06.2011, E:2011/5212, K:2011/7: İlgili belediye, İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre işlem yapmadan önce yapı sahibine “ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapının yıkılması veya ruhsat alınması, aksi takdirde İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre işlem yapılacağı, yıkım masraflarının da %20 fazlası ile tahsil edileceği” yönünde yapılan bildirimin idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli icrai bir işlem niteliğinde olduğu. İdari işlemlerin iptal davasına konu olabilmesi için kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem olması gerekmektedir. Bir idari işlemin kesin ve yürütülebilir sayılabilmesi, hukuk düzeninde bir sonuç doğurabilmesi için gerekli olan bütün aşamaların gerçekleştirilmiş olmasına, başka bir makamın onayına ihtiyaç gösterilmeksizin hukuk düzeninde değişiklikler meydana getirebilmesine bağlıdır. Dava konusu 28.6.2010 tarih ve 4655-37976 sayılı Pendik Belediye Başkanlığı işleminin doğuracağı hukuki ve fiili sonuçlar dikkate alındığında, işlemde belirtilen yasa hükümleri ile davacının nasıl bir yaptırım ile karşı karşıya kalacağı öngörülmüş olup, bu haliyle idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli icrai bir işlem niteliğinde olduğu anlaşıldığından, iptali istenen işlemin hazırlık işlemi olduğu, bu nedenle kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem olmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

8.2. Yapı Durdurma Tutanağı

Bu konuda şu yazımıza bakabilirsiniz: Yapı Durdurma Zaptına Karşı Dava Açılabilir mi?

8.3. Encümen Tarafından Alınan Yıkım Kararları

Encümen tarafından alınan yıkım kararları da idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlemdir.

Buna karşılık yıkım işleminin bir firma aracılığıyla yapılmasına ilişkin encümen kararı, kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem değildir.

Danıştay 6. Dairesi, 17.11.1998, E:1997/4788, K:1998/5520: Bir idari işlemin iptal davasına konu olabilmesi için kesin ve yürütülmesi zorunlu olması gerekmektedir. Kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem hukuk düzeninde bir sonuç doğuran başka bir makamın onayına ihtiyaç göstermeyen ve ilgilinin hukukunda değişiklikler meydana getiren işlemdir. Bu bağlamda, dava konusu işlemin tek başına ve doğrudan hukuk düzeninde sonuç doğurabilecek nitelikte dava konusu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olduğu kuşkusuzdur. Bu durumda mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, işlemin dava konusu edilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolundaki kararda isabet görülmemiştir.

9. İmar Kanunu 32. Madde Dava Açma Süresi: İnşaat Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Karşı Açılacak İptal Davasında Süre

Kanunda dava açmak için özel bir süre öngörülmediği için para cezalarına 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinin birinci fıkrası gereği tebligat tarihinden itibaren altmış gün içinde dava açılabilir.

9.1. Ruhsatsız veya Ruhsata Aykırı Yapının Yıkılması Gerektiği Yönünde Belediye Başkanlığınca Yapılan Bildirim

Bazı durumlarda ilgili belediye, İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre işlem yapmadan önce yapı sahibine “ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapının yıkılması veya ruhsat alınması, aksi takdirde İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre işlem yapılacağı yönünde bildirimde bulunmaktadır.

Bu şekilde yapılacak bildirimlerin idari davaya konu olabildiğini daha önceden açıklamıştık. Bu bildirimlere karşı açılacak davalarda süre konusunda özel bir hüküm bulunmadığı için tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içerisinde dava açılması gerekir.

9.2. Durdurma İşlemlerine Karşı Açılacak Davalarda Süre

3194 sayılı Yasanın 32.maddesinde, ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığının ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumunun tespit edileceği, yanının mühürlenerek inşaatın derhal durdurulacağı, durdurmanın, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılacağı, bu tebligatın bir nüshasının muhtara bırakılacağı hüküm altına alınmıştır.

Bu işlemlerin yapı sahiplerine bizzat tebliği Kanun’da düzenlenmemiştir. Madde metninde “durdurmanın, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılacağı” hüküm altına alındığı için dava açma süresi bu tarihten itibaren başlar. Dava açma süresi konusunda özel bir hüküm bulunmamaktadır, bu nedenle süre 60 gündür.

9.3. Yıkıma İlişkin Encümen Kararlarına Karşı Açılacak Davalarda Süre

Yapı durdurma işlemi açısından yapı durdurma tutanağının bir örneğinin yapı yerine asılması ve bir örneğinin de muhtara bırakılmasının tebligat için yeterli olmasına karşın, yıkım kararının yapı sahibine 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri çerçevesinde tebliğ edilmesi gerekir.

Yapı sahibine tebligat yapılamaması durumunda yıkım kararının yapı yerine asılması ve muhtara bırakılması, tebligat için yeterli değildir. Bu nedenle yıkım kararının 5 gün içinde yapı sahibine veya fenni mesule bir yazı ile bildirilmesi gerekir. Yapı birden çok kişiye ait ise tamamına bildirim yapılması gerekir.

Bu nedenle yıkıma ilişkin encümen kararlarına karşı idari dava açma süresi, yazılı tebligattan itibaren başlar.

Danıştay 6. Dairesi, 22.12.2004, E:2003/2824,K:2004/6883: Yapı tatil tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapının ruhsata uygun hale getirilerek veya ruhsat alınarak yapının imar mevzuatına uygun hale getirilmemesi durumunda tesis edilecek yıkım işleminin ise ilgilisine tebliğ edilmesinin şart olduğu, ilgilisi, tebligat yapılan adreste oturmuyor ise bu işlemin yapı yerine asılması ve muhtara bırakılması halinde ilgilisine tebliğ edilmiş sayılamayacağı, bu usulün kanunda sadece yapı tatil zaptının tebliği için öngörüldüğü, yıkım işleminin tebliği konusunda ise aksi ispatlanmadıkça ilgilinin öğrenme tarihi olarak beyan ettiği tarihin tebliği tarihi olarak kabulü gerektiği. Bir yapının ruhsatsız ya da ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapıldığının tespit edilmesi halinde 3194 sayılı İmar Kanununun 32.maddesi uyarınca düzenlenecek olan yapı tatil tutanağının bir nüshasının yapı yerine asılması, bir nüshasının da muhtara bırakılması ile yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılacağı, tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapının ruhsata uygun hale getirilerek veya ruhsat alınarak yapının imar mevzuatına uygun hale getirilmemesi durumunda tesis edilecek yıkım işleminin ise ilgilisine tebliğ edilmesinin şart olduğu, ilgilisi, tebligat yapılan adreste oturmuyor ise bu işlemin yapı yerine asılması ve muhtara bırakılması halinde ilgilisine tebliğ edilmiş sayılamayacağı, bu usulün kanunda sadece yapı tatil zaptının tebliği için öngörüldüğü, yıkım işleminin tebliği konusunda ise aksi ispatlanmadıkça ilgilinin öğrenme tarihi olarak beyan ettiği tarihin tebliği tarihi olarak kabulü gerektiği sonucuna varılmaktadır.

10. İnşaat Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Karşı Açılacak İptal Davasında Husumet

Durdurma ve yıkım işlemleri belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde belediye encümeni, bu sınırlar dışında ise il encümeni tarafından onaylanmaktadır. Ancak, bu işlemlerin iptali istemi ile açılacak davalarda husumet belediye veya il encümenine yöneltilemez. Çünkü bu organların, belediyeyi ve il özel idaresini temsile yetkileri yoktur. Belediyeyi temsil yetkisi 5393 sayılı Belediye Kanununun 37. maddesi gereği belediye başkanına aittir. 37. madde hükmüne göre belediye başkanı, belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Aynı şekilde 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 29. maddesine göre vali, il özel idaresinin başı ve tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Bu nedenle, iptal davalarında husumetin belediye başkanlığına veya il özel idaresini temsilen valiliğe yöneltilmesi gerekir.

Bunun yanı sıra, İdari Yargılama Usulü Kanununun 15. maddesine göre idari yargı makamları davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde gerçek hasmı tespit etmek ve husumeti bu hasma yöneltmekle yükümlüdürler.

11. Dilekçenin İYUK’un 5. Maddesine Uygun Olup Olmadığı

2577 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrasında “Her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılır. Ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık yada sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir.” hükmü yer almaktadır. Bu madde kapsamında, inşaat durdurma ve mühürleme işlemleri ile yıkıma ilişkin encümen kararına tek bir dilekçe ile dava açılabilir. Çünkü bu işlemler arasında maddi veya hukuki yönden bağlılık söz konusudur.

Aynı maddenin 2. fıkrasında “Birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerekir.” hükmü yer almaktadır. Bu kapsamda paylı mülkiyette bulunan yapılarda paydaşlar, elbirliği mülkiyetinde bulunan yapılarda ortaklar birlikte dava açabilirler. Ayrıca taşınmazın maliki ile yapının maliki farklı kişiler ise her ikisi tek dilekçe ile dava açabilir. Kat karşılığı inşaat yapan müteahhit ile arsa maliki ve kiracı/irtifak hakkı lehtarı ile yapı sahibi de tek dilekçe ile dava açma ehliyetine sahiptir.

12. İmar Kanunu 32. Madde Davanın Görülmesi ve Karara Bağlanması

Sonrasında muhtemel hukuka aykırılık nedenleri dikkate alınarak karar verilir. Açılan davalarda idari yargı para cezalarının hukuka uygun olup olmadığına karar vermektedirler.  Mahkeme bilirkişi raporlarını ve muhtemel hukuka aykırılık nedenlerini dikkate alarak konuyu karara bağlar. Karar verilirken dikkat edilecek hususlar konusunda şu yazımıza bakınız: İnşaat Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Karşı Açılacak Davaların Karara Bağlanmasında Dikkat Edilecek Hususlar

Yikim-Islemine-Nasil-Itiraz-dava
İmar Kanunu 32. Madde Kapsamında Yıkım İşlemine Nasıl İtiraz Edilir? Nasıl Dava Açılır?
Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2376 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

2 yorum

  1. merhaba,
    Encümen kararında yazılı olarak yer alan imara aykırı durumlar mı düzeltilmelidir?
    yoksa projeye uygun hale mi getirilmelidir?
    Bunu soruyorum çünkü elimizdeki iskanlı proje olmasına rağmen, binaya katlara baktığımda projeye uygun olmayan ilave pencereler, kapatılmış pencereler, dublex daire içinde bulunan merdiven 150cm genişliğinde sağ çıkışlı olup 80cm sol çıkışlı merdiven konulmuş. ben ise o merdiveni kaldırmıştım, şimdi ne yapmalıyım, projedeki gibi mi yapmalıyım yoksa sadece merdiven mi yapmalıyım. ben projeye uygun yapmam durumunda binanın gerisi ne yapacak?
    alakanız için peşinen teşekkürler

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.