1. Anasayfa
  2. Gayrimenkul Makaleleri

Vasiyetnamenin Tenkisi Davası


Vasiyetnamenin Tenkisi Davası

Vasiyetnamenin tenkisi davası, Türk Medeni Kanununun 560-562 maddelerinde düzenlenen, miras bırakanın saklı payları zedeleyen gerek ölüme bağlı ve gerekse sağlar arası kazandırmalarının kural olarak saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar tarafından miras bırakanın tasarruf edebileceği sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu davalardandır. Bu yönüyle bakıldığında tenkis davası miras hukukuna özgü bir iptal davasıdır.

Kanunun 560. maddesine göre, saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler. Bu tanımda dikkat çeken üç husus bulunmaktadır: Saklı pay, mahfuz hisseli mirasçı, tasarruf nisabı (oranı). Şimdi sırasıyla bunları açıklayalım.

1) Mahfuz Hisse Nedir? Saklı Pay Nedir?

Mirasçı, miras bırakanın ölümü ile terekesinin bir bütün olarak intikal ettiği şahıs veya şahıslardır. Gerçek kişiler mirasçı olabileceği gibi tüzel kişiler de mirasçı olabilirler.

Medeni Kanunumuz prensip itibariyle vasiyetname düzenleme serbestisini ve tasarruf nisabını kabul etmek suretiyle miras bırakanın iradesini esas alan ferdiyetçi görüşten, hısımlık derecesini ön planda tutarak, kan hısımlarına ve hayatta kalan eşe mahfuz hisse tanıyarak ailevi görüşte, Hazinenin mirasçılığını kabul etmekle de kollektivist görüşten etkilenmiş ve sonuçta her üç görüşten belli oranda yararlanarak, kendisine has özellikleri bulunan karma görüşü kabul etmiştir.

Bu kapsamda kanun koyucu, kanuni mirasçı denilen kimselerin bazılarına, miras bırakanın iradesi ile bertaraf edilemeyen bir miras hakkı tanımıştır. Tanınan bu hakka mahfuz hisse veya saklı pay denir. Saklı paylı mirasçının hakkı, miras bırakanın iradesinden bağımsız olarak güçlendirilmiş olup, miras bırakanın bu hak üzerinde tasarrufta bulunması yasaklanmıştır.

Medeni Kanun’un 506. maddesine göre saklı pay aşağıdaki oranlardan ibarettir:

  1. Altsoy için yasal miras payının yarısı,
  2. Ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri,
  3. Sağ kalan eş için, altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı, diğer hallerde yasal miras payının dörtte üçü.

2) Tasarruf Nisabı

Tasarruf nisabı üzerinde, miras bırakanın, mirasın dilediği şekilde tasarrufta bulunma hakkına sahip olduğu kısmıdır. Medeni Kanunun 505. maddesine göre mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan miras bırakan, mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir. Bu mirasçılardan hiç biri yoksa, miras bırakan mirasının tamamında tasarruf edebilir.

İşte bu anlamda, tereke ile mahfuz hisseler toplamı arasındaki fark tasarruf nisabını ifade eder. Yani mirasa konu değerlerinin tamamından, mahfuz hisselerin toplamı çıkarılır ise tasarruf nisabı bulunur.

Tasarruf nisabının bulunabilmesi için tereke ile mahfuz hisseler toplamının değerlerinin ayrı ayrı bilinmesine ihtiyaç vardır. Bu nedenle evvela terekenin tespiti, bilahare tespit edilen terekenin değerlendirilmesi icap eder.

Tereke özel bir mamelek olduğuna göre bunun bir aktifi ve birde pasifi bulunmaktadır. Aktif kısmı, miras bırakanın ölüm gününde fiilen bıraktığı mameleki değerlerdir. Pasif kısmı ise Medeni Kanunun 454/2. maddesinde sayılan miras bırakanın borçları, cenaze masrafları, terekeyi mühürleme ve defter tutma masrafları, miras bırakanla bir arada yaşayanların bir aylık iaşe masrafından ibarettir.

Miras bırakanın yaptığı tasarruflarda, tasarruf nisabı sınırları içinde kalıp kalmadığının belirlenebilmesi için, Kanun, 454/1. maddesinde “tasarruf nisabı, terekenin vefat günündeki haline göre hesap olunur” kuralını getirmiştir. Buna göre menkul ve gayrimenkul malların mirasın açıldığı tarihteki satış kıymetleri, tahvil ve hisse senetlerinin borsa fiyatları, ölüme karşı sigortaların iştira kıymetleri (MK. 456), sağlar arası teberruların keza ölüm tarihindeki kıymetleri esas alınarak değerlendirme yapılmaktadır.

3) Vasiyetnamenin Tenkisi Davası

Tenkisin sözlük anlamı indirme, azaltma ve eksiltmedir. Medeni Kanuna göre bazı mirasçıların, saklı payları bulunmakta olup mirasbırakanın bu hak üzerinde tasarrufta bulunması yasaklanmıştır. Mahfuz hisseli mirasçının hakkı, miras bırakanın iradesinden bağımsız olarak güçlendirilmiş bir hak olup, miras bırakanın bu hak üzerinde tasarrufta bulunması mümkün değildir. Sağlar arası veya ölüme bağlı bir tasarrufla mahfuz hisseli mirasçının mahfuz hissesi ihlal edildiği takdirde yapılan o tasarruf, tenkis davası yolu ile mahfuz hisseli mirasçının kanunun tayin ettiği asgari miras hissesi sağlanıncaya kadar indirime tabi tutulur. Bu yolda açılan dava tenkis davası, inşai kararla oluşan hale tenkis denmektedir.

Tenkis davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası karşılıksız kazandırmaların yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının konusu, miras bırakanın saklı payı zedeleyen bir veya birden fazla kazandırmalarıdır.

Medeni Kanunun 560. maddesinde “Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler.” denilerek bu davanın konusunu belirlemiştir.

Tenkis davası ile miras bırakan tarafından yapılan tasarrufların iptali değil, değiştirilmesi amaçlanmıştır. Sağlar arası veya ölüme bağlı bir tasarruf ile saklı pay sahibi mirasçının saklı payına el atıldığı takdirde, yapılan o tasarruf, tenkis davası yolu ile saklı paylı mirasçının saklı payı sağlanıncaya kadar indirime tabi tutulacaktır. Başka bir anlatımla; saklı paylı mirasçılar, miras bırakanın saklı paylarına el atması halinde onun, ölümünden sonra bu el atmanın ortadan kaldırılmasını, saklı paylarının tamamlanmasını talep ve dava edebileceklerdir.

İşte, bu tür davalara da tenkis davası denilmektedir. O halde tenkis davası, miras bırakanın sağlar arası veya ölüme bağlı tasarruf veya tasarruflarıyla, tasarruf edilebilir kısmı aşması halinde, bu tasarrufların, tasarruf edilebilir kısım oranına indirilmesini temin eden hukuki bir olgudur.

4) Vasiyetnamenin Tenkisi Dava Dilekçesi Örneği

Vasiyetnamenin tenkisi davası, bir vasiyetnamenin belirli bir kısmının veya tamamının iptal edilmesi amacıyla açılan davadır. Özellikle mirasçıların saklı paylarının ihlali durumunda açılan bu dava ile vasiyetnamenin saklı paya aykırı kısımları iptal ettirilir. İşte böyle vasiyetnamenin tenkisi dava dilekçesi örneği:

VASİYETNAMENİN TENKİSİ DAVASI DİLEKÇESİ

… NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

Davacı            :  … (T.C. Kimlik No: …)  Adres: …

Vekili              : … (T.C. Kimlik No: …)  Adres: …

Davalı             : … (T.C. Kimlik No: …)  Adres: …

Konu: Miras bırakanın … tarihli vasiyetnamesinin saklı paya aykırı olan kısmının tenkisi talebimizden ibarettir.

Açıklamalar:

  1. Müteveffa (miras bırakan) … tarihinde vefat etmiştir. Miras bırakanın vefatından sonra düzenlediği vasiyetname ortaya çıkmış ve bu vasiyetname ile miras bırakan, … tarihli vasiyetnamesinde taşınmazların büyük bir kısmını davalıya bırakmıştır.
  2. Davalı, müteveffanın vefatından sonra yapılan tespitlere göre, miras bırakanın taşınmazlarının ve diğer mal varlıklarının çoğunu kendi adına intikal ettirmiştir. Ancak müteveffanın mirasçıları olarak bizim saklı pay hakkımız korunmamıştır.
  3. Türk Medeni Kanunu’nun 506. ve devamı maddelerine göre, saklı pay mirasçılarının kanunda belirtilen oranlar çerçevesinde hakları güvence altına alınmıştır. Miras bırakanın vasiyetnamesinde yaptığı tasarruflar, saklı payı ihlal eder niteliktedir.
  4. Miras bırakanın vasiyetnamesi, yasal mirasçılar olarak bizim saklı paylarımızı ihlal etmektedir. Bu nedenle vasiyetnamenin saklı paya aykırı olan kısımlarının tenkisi gerekmektedir.

Hukuki Sebepler: 

Türk Medeni Kanunu, HMK ve ilgili mevzuat hükümleri.

Deliller: 

  1. Miras bırakanın ölüm kaydı,
  2. Vasiyetname,
  3. Tapu ve mal varlığı kayıtları,
  4. Tanık beyanları,
  5. Diğer yasal deliller.

Sonuç ve Talep: 

Yukarıda arz ve izah ettiğimiz sebeplerle, müteveffanın vasiyetnamesinin saklı paya aykırı olan kısmının tenkisine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili 

Adı Soyadı 

Bu dilekçe örneği, temel bir şablondur. Dava dilekçesi hazırlanırken somut olaya ve delillere uygun şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.

5) Vasiyetnamenin Tenkisi Davasını Kim Açabilir? Mahfuz Hisseli Mirasçılar Kimlerdir?

Medeni Kanun, kanuni ve iradi mirasçılık olmak üzere iki türlü mirasçı kabul etmiştir. Kanuni mirasçı, kanun gereği mirasçı olan ve kanunda sayılan kimselerdir.

Kanuni mirasçılık, niteliği itibariyle miras bırakana yakın bir ilişkinin varlığını gerektirmektedir. Bu yakın ilişki, kan hısımlığına, evlilik bağına veya evlatlık sözleşmesine dayanabilir, ya da bir devletin vatandaşı olmakla o devlete mirasçılık tanınmış olabilir.

Kanun koyucu, kanuni mirasçı denilen kimselerin bazılarına, miras bırakanın iradesi ile bertaraf edilemeyen bir miras hakkı tanımıştır. Bu hakkın tanındığı kimselere de mahfuz hisseli mirasçı denilmektedir.

Mahfuz hisseli mirasçının hakkı, miras bırakanın iradesinden bağımsız olarak güçlendirilmiş bir hak olup, miras bırakanın bu hak üzerinde tasarrufta bulunması mümkün değildir.

6) Tenkis Davası Hangi İşlemlere Karşı Açılabilir?

Tenkis, indirme, azaltma veya eksiltme anlamına gelmektedir. Tenkis davasının konusu, miras bırakanın, saklı paylı mirasçı/mirasçılarının saklı payını ihlal eden ölüme bağlı ve sağlar arası tasarruflarıdır.

a) Ölüme Bağlı Tasarruflarda Tenkis

Esasında kural olarak miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufları tenkise tabidir. Ölüme bağlı tasarruflar (vasiyetnameler) mutlak tenkisine tabi tasarruflardır. Zira kural olarak miras bırakan, sağlığında kendi mal varlığı değerleri üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunma özgürlüğüne sahiptir. Her özgürlükte olduğu gibi, burada da miras bırakanın sınırsız bir özgürlüğü yoktur.

b) Sağlararası Kazandırmalarda Tenkis

Kural olarak mirasbırakan sağlığında kendi mal varlığı değerleri üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabilir. Ancak mirasbırakanın bazı sağlar arası kazandırmaları da tenkise tabi tutulmuştur.

Mirasbırakanın tenkise tabi sağlar arası tasarrufları Türk Medeni Kanunu’nun 565. maddesinde dört bent hâlinde belirlenmiştir. Ancak bu sağlar arası tasarrufları, 565. madde kapsamındaki tasarruflardan, bu durumda ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tabi olacaklardır.

Medeni Kanunun 565. maddesine göre aşağıdaki karşılıksız kazandırmalar, ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tâbidir:

  1. Mirasbırakanın, mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlararası kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi,
  2. Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar,
  3. Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar,
  4. Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar.

Ölüme bağlı kazandırmaların aksine, miras bırakanın yaptığı sağlar arası kazandırıcı hukuki işlemler kayıtsız, koşulsuz tenkise tabi tutulmamıştır. Burada işlemin tenkise tabi tutulabilmesi için ön koşul; saklı paya el atma, tasarruf edilebilirlik sınırının aşılmasıdır. Ancak bu da yeterli değildir. Sağlar arası kazandırmaların tenkise tabi tutulabilmesi için saklı paya el atma yanında Türk Medeni Kanunu’nun 565’inci ve 567. maddelerinde açıklanan koşulların da gerçekleşmesi gerekmektedir.

7) Vasiyetnamenin Tenkisi Davası Nasıl Görülür?

Tenkis davalarında mirasbırakan adına olan tüm tereke mevcudunun mirasbırakanın ölüm tarihi itibariyle değerinin tespiti; gerek sabit tenkis oranının hesaplanması, gerekse ihlal edilen mahfuz hissenin belirlenmesi için zorunludur.

a) Kazandırma Konusu Mallar ile Terekenin Tamamının Tespiti

Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi için, kazandırma konusu tereke ile kazandırma dışı terekenin tümü ile bilinmesi gerekir. Yani saklı paya el atmanın doğru olarak belirlenmesi için temlik konusu olmayan, mirasbırakana ait her türlü mal varlığı değerinin saptanması gerekir.

Bunun için tereke ile ilgili bütün kayıt ve belgeler dosyaya getirtilmelidir. Murisin temlik dışı taşınmazların tapu kayıtları ve diğer belgeleri mahkemece resen tespit edilir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 23.06.2005, E: 2005/8487, K: 2005/9834). Ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılması zorunludur (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 15.11.2001, E: 2001/14464, K: 2001/15834).

Miras bırakanın saklı payı zedeleyip zedelemediği “net tereke” üzerinden hesaplanır. Net tereke ise, terekenin aktifinden terekenin pasifin indirilmesi ile bulunur. Terekenin aktifi; miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı ile denkleştirmeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Terekenin aktifini, temlik edilenler ile temlik dışı bırakılan mal varlığı değerleri oluşturmaktadır. Temlik edilen ve temlik dışı olan taşınmazların değeri miras bırakanın ölüm tarihindeki bedelleri esas alınarak hesaplanır.

Terekenin pasifini Türk Medeni Kanunu’nun 507. maddesinde açıklandığı gibi, mirasbırakanın borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazım giderleri, mirasbırakan ile birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin üç aylık geçim giderleri oluşturmaktadır. Terekenin pasifleri hesaptan indirilir.

b) Saklı Payların Belirlenmesi

Net tereke bu şekilde tespit edildikten sonra davacıların net tereke üzerinden miras payı bulunur ve daha sonra saklı payları belirlenir.

c) Tenkisin Uygulanması

Tenkiste, tasarrufa konu malın paylaşımı yönünden araştırma yapmak için sabit tenkis oranı belirlenmelidir. Sabit tenkis oranı, 11.11.1994 gün ve 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “tasarrufun tümünün değeri ile davalılara yapılan fazla teberru arasında kurulan orandır”. Sabit tenkis oranı ile el atılan saklı payın, tasarrufun değerine oranı ile bunun her davalıya yapılan tasarruf tutarları yönünden ayrı ayrı belirlenmesi gerekir.

İkinci olarak, temlike konu malın kıymetine noksan gelmeden bölünmezliğinin mümkün olup olmadığı saptanır.

Tasarrufa konu mal, sabit tenkis oranında bölünebilir ise bu kısımların bağımsız bölüm olarak taraflar adına tesciline karar verilmelidir. Eğer, tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıkar ise bu defa madde 564’de öngörülen tercih hakkı gündeme gelecektir.

Davalıya Medeni Kanunun 564. maddesi uyarınca seçimlik hakkı mahkemece kullandırılır. Seçimlik hakkının kullandırılması davalı duruşmada hazır ise, mal seçip para ödemeyi mi, yoksa mal verip almayı mı tercih ettiği mahkemece sorulmak suretiyle, davalı duruşmada değil ise kendisine bu konuda meşruhatlı davetiye çıkartılmak suretiyle yapılır.

Daha sonra ise yine mahkemece usulen bilirkişi iştiraki ile ikinci kez yapılacak bir keşif ile seçim hakkının kullanıldığı tarih itibariyle murisin davalıya temlik ettiği malın değeri saptanır.

En son olarak da seçimlik hakkının kullanıldığı tarih itibariyle murisin davalıya temlik ettiği malın değeri, önceki bulunan sabit tenkis oranının paydasına bölünerek elde edilen rakam, her bir davacı bakımından mahfuz hisseye tecavüz teşkil eden miktar dikkate alınmak suretiyle (başka bir deyişle, sabit tenkis oranının payı ile) nihayet her bir davacı bakımından tenkis hesabı yapılır.

Miras bırakanın saklı payı ihlal eden bir tek tasarrufu varsa, ihlal edilen saklı pay miktarı bulunur ve bu oranda tenkis yapılır. Ancak tenkise tabi birden fazla kazandırma varsa, tenkiste sırayı düzenleyen Türk Medeni Kanunu’nun 570. maddesi hükmü gereğince tenkis yapılacaktır. Buna göre tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar önce ölüme bağlı tasarruflardan, bu yetmezse, en yeni tarihlisinden en eski tarihlisine doğru geriye gidilmek suretiyle sağlar arası kazandırmalardan yapılır.

8) Tenkis Davası Sonucu Tescil Yapılabilir mi?

Niteliği itibariyle tenkis davası bir eda davası olarak kabul edilemez. Davalının elinde bulunan malların iadesinin sağlanabilmesi için ayrıca eda isteğinin bulunması lazımdır. İndirme ve yapılan bu indirmenin iadesi isteği ayrı ayrı dava konusu yapılabileceği gibi her iki istek birlikte bir davada da ileri sürülebilir. Uygulamada çok zaman tenkis isteği ile birlikte eda isteğinde de bulunulduğu görülmektedir. Miras bırakanın mahfuz hisseyi ihlal eden fiilinin tespiti kısmı inşai, malvarlığında meydana gelen eksikliğin giderilmesine ilişkin kısım ise edayı kapsamaktadır.

Tenkis davası, miras bırakanın mahfuz hisseyi ihlal eden tüm ölüme bağlı tasarruflarına karşı açılabileceği gibi bazı şartlar altında sağlar arası tasarruflara karşı da açılabilir. Hangi sağlar arası tasarrufların tenkise tabi olduğu kanun tarafından sınırlı olarak sayılmıştır.

Ölüme bağlı tasarruf yoksa veya ölüme bağlı tasarruf tamamen tenkis olmasına rağmen mahfuz hisse, yine tamamlanmıyorsa o takdirde sağlar arası tenkise tabi tasarruflara geçilir.

9) Tenkis Davası Zamanaşımı

Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer.

Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe girmesini sağlarsa, süreler iptal kararının kesinleşmesi tarihinde işlemeye başlar. Tenkis iddiası, def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.

Vasiyetnamenin Tenkisi Davası
Vasiyetnamenin Tenkisi Davası