1. Anasayfa
  2. Yargı Kararı Özetleri

Ortaklığın Giderilmesi Yargıtay Kararları


Bu yazı toplam 7 sayfadan oluşmaktadır. Tıklayınız: 1 2 3 4 5 6 7

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu E: 1990/1 K: 1991/1

Müşterek veya iştirak halindeki mülkiyette şuyuun giderilmesi sonucu elde edilen satış bedelinden muhdesatı yapan paydaşa ödenecek miktarın muhdesatın vücuda getirildiği tarihte bunun yapılması için harcanan parayla sınırlı bulunmadığına 22.2.1991 gününde yapılan ilk toplantıda, E. 1990/1, K. 1991/1 sayı ile üçte ikiyi geçen çoğunlukla karar verilmiştir. Devamını Oku

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2005/9239 K: 2005/9907

Davacının, taşınmazdaki diğer paydaşlardan paylarını satın alma yoluyla edinmesi nedenli yasal hakkı ise, davalı Necdet’in taşınmazdaki payını diğer davalılara bağış yoluyla intikal ettirmesi de, adı geçenin payı üzerindeki mülkiyet hakkının doğal sonucudur. Böyle bir temliki engelleyen yasal düzenleme bulunmadığı gibi bu yolda bir kısıtlamada taşınmaz sicilinde mevcut değildir. Devamını Oku

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2005/11960 K: 2006/516 T: 30.01.2006

Medeni Kanunda paylı mülkiyete ilişkin hükümleri bütün olarak incelendiğinde paylı taşınmazda yönetim, tasarruf, yararlanma, koruma, giderlere katılma ve bu konularda paydaşlarca verilen kararların etkisi düzenlenmiş, bu suretle paydaşların mülkiyet haklarını bir çekişmeye meydan vermeden, uyum ve düzen içerisinde kullanmaları amaçlanmıştır. Böyle bir amacın gerçekleşme olasılığı bulunmayan hallerde, sorunlu paydaş yönünden paydaşlıktan çıkarma, nihayet paylı mülkiyetin sonra ermesi düşünülmüştür. Görüldüğü üzere yasa koyucu, öncelikle, zorunlu paylı mülkiyet ilişkisinin ayakta tutulmasına özen göstermiş, paydaşlık ilişkisinin ve paydaşlığın sona erdirilmesini son çare olarak amaçlamıştır. Devamını Oku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 1996/2606 K: 1996/2885 T: 25.03.1996

Ortaklığın giderilmesi davasının davalısı, davacı aleyhine paydaşlıktan çıkartılması davası açtığını iler sürdüğüne göre adı geçen dosyanın mahkemesinden celp edilmesi, neticelenmemiş ise sonucunun beklenmesi ve ondan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken bu husus üzerinde durulmadan noksan inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmesi usul ve yasaya uygun değildir. Devamını Oku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2002/1961 K: 2002/2172

Ortaklığın giderilmesi davaları iki taraflı davalardan olup, davacı ve davalı aynı hakka haizdir. Bu davalarda kazanan ve kaybeden taraf olmadığından, yargılama giderleri payları oranında taraflara yükletilir. Vekili bulunan taraf yararına avukatlık ücreti takdiri gerekir ancak, vekili olanın davacı veya davalı safında olması ayrıcalık doğurmaz. Devamını Oku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2004/1753 K: 2004/1884

Paylaşma davaları paylı ve elbirliği mülkiyetine konu mallarda paydaşlar ya da ortaklar arasındaki hukuki ilişkiyi sona erdiren, birlikte mülkiyetten ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Davanın bu özelliği itibariyle kendisini vekil ile temsil ettiren taraflar yararına ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri icap eder. Yargılama gideri ve vekalet ücretinden taraflar payları oranında sorumludurlar. Devamını Oku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2002/3538 K: 2002/3706

Satış bedelinin dağıtımında da bulunan bu yüzde nisbetler gözönünde tutularak muhtesata isabet eden kısmın sadece muhtesat sahibine veya payları nisbetinde sahiplerine arza isabet eden kısmında payları oranında tüm paydaşlara verilmesi icap eder. Muhtesatın arzın paydaşlarına değilde 3.şahsa aidiyetinin anlaşılması halinde bu şahsı muhtesat nedeniyle davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay verme mümkün değildir. Devamını Oku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2004/230 K: 2004/306

Paydaşlığın giderilmesi davalarında satışa karar verilmesi halinde, satış sonunda elde edilecek bedelin paydaşlara ya da ortaklara ne şekilde dağıtılacağının hüküm fıkrasında gösterilmesi gerekir. Taşınmaz, paylı mülkiyet hükümlerine tabi ise payları oranında paydaşlara, elbirliği halinde mülkiyet söz konusu ise ibraz edilecek mirasçılık belgesindeki miras payları oranında ortaklara dağıtılması, paylılık ve ortaklık hali birlikte söz konusu ise, tapu kaydı ve mirasçılık belgesindeki paylara göre dağıtılması icap eder. Devamını Oku

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 2013/19359 K: 2014/5707 T: 27.3.2014

Paylı mülkiyet hissesi yalnız başına temlik edilebilir ve haczedilebilir. Taksim nedeniyle yasada belirtilen “açılmış mirastan” söz edilemeyeceğinden davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü doğru… Devamını Oku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2004/3506 K: 2004/4290 T: 31.5.2004

Paylaşma isteme (taksim davası açma) hakkı kural olarak paylı mülkiyette paydaşa, elbirliği mülkiyetinde ise mirasçıya tanınmıştır. Malik olmayan kimseye paylaşma isteme ve paylaşmaya katılma hakkı tanınmamıştır. Örneğin miras payının temliki konusunda üçüncü kişi ile sözleşme yapma imkanı vermesine karşın, bu kimseye paylaşmaya katılma yetkisi vermemektedir. O halde paydaş olmayan kimsenin paylaşma (taksim) davası açması mümkün değildir. Devamını Oku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 1990/11289 K: 1990/11711

3194 sayılı İmar Kanununun 16. maddesinde ilişkindir. taşınmazların tevhid ve ifrazının onaylanması belediye ve mücavir alan içinde kalan yerler için belediye encümenleri, diğer yerler için de İl İdare Kurulları yetkili kılınmıştır. Aynı maddenin sonunda da, tarafların rızası ile veya mahkeme kararı ile şuyuun izalesi yukarıdaki hükümlere tabi tutulmuştur. Bu nedenle, maddede yazılı işlemler ve özellikle tapuya bildirilip şuyulu parsel kayden teşekkül ettirilmeden şuyunun izalesine karar verilmesi hatalı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir. Devamını Oku

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı E: 1960/1 K: 1960/3 T: 14.03.1960

Bir kısım hisseleri intifa hakkı ile takyidi bir gayrimenkulün şüyuunun giderilmesine karar verilmesi halinde satışın intifa hakkı yokmuş gibi yapılmasına ve intifa hakkının satış bedelinden… Devamını Oku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2001/5134 K: 2001/5507 T: 28.06.2001

Ortaklığının giderilmesi istenilen taşınmazın tapudaki yüzölçümü fiili duruma uymuyorsa ve hudutlarda sabit değilse görevli mahkemede açılacak dava yoluyla tapunun düzeltilmesi için taraflara süre verilmesi dava açılırsa onun sonucunun beklenmesi gerekir. Şayet dava açılmaz veya kesinleşen kararla red edilirse tapu miktarı fiili durumdan az ise sabit hudutlardan başlayarak tapu kapsamının arazide belirlenmesi, fen ehline buna ilişkin kroki düzenlettirilmesi o krokide belirlenen yerin ortaklığının giderilmesi gerekir. Şayet tapu miktarı fiili durumdan daha fazla ise davanın reddedilmesi icap eder. Devamını Oku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2004/1227 K: 2004/1339 T: 02.03.2004

Paydaşlardan birinin yirmi yıl önce öldüğü, çocuklarının bulunmadığı yapılan araştırmadan anlaşılmıştır. Bu durumda miras haklarının korunması açısından 3561 Sayılı Kanun gereğince mal müdürünün kayyım olarak atanması gerekirken, böyle bir karar olmadan Hazinenin davaya dahil edilmesi doğru değildir. Devamını Oku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2001/4868 K: 2001/5055 T: 18.06.2001

Ortaklığın giderilmesi davalarının iki taraflı dava olma özelliği nedeniyle mahkemenin gerekçesinde yer alan “ölü şahıs hakkında dava açılamayacağı” kuralı bu davada uygulanamaz. Bu nedenle ölü olduğu sonradan anlaşılan paydaşların mirasçıları belirlenerek davaya dahil edilmeleri böylece taraf teşkilinin sağlanması gerekir. Devamını Oku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2001/2152 K: 2001/2544 T: 27.03.2001

Ortaklığın giderilmesi davalarında paydaşlar sağsa kendilerinin, ölü ise ibraz ettirilecek veraset belgesi ile saptanacak mirasçılarının davaya dahil edilmesi, böylece taraf teşkil olunması zorunludur. Devamını Oku

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 2003/10301 K: 2004/1494 T: 02.03.2004

Ölü kişi hakkında dava açılamaz ise de, Yargıtay uygulamalarında, ortaklığın giderilmesi davalarının özelliği dikkate alınarak ölü paydaşın mirasçılarının saptanması ve davanın kendilerine yöneltilmesinin sağlanması suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Devamını Oku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2002/1416 K: 2002/1543 T: 11.03.2002

Ortaklığın giderilmesi davasında, muhtesatın, taşınmazın paydaşlarına değil de üçüncü şahsa aidiyetinin anlaşılması halinde bu şahsı muhtesat nedeniyle davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir. Devamını Oku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2002/592 K: 2002/742 T: 05.02.2002

Davanın vasiye yöneltilmesi doğru ise de, vasinin husumete izin belgesini ilgili mahkemeden alarak vesayet altına alınan adına davayı takip etmesi gerekir. Mahkemece vasinin husumete izin belgesi almadan davayı yürütüp neticelendirmesi doğru olmadığı. Devamını Oku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2005/1005 K: 2005/2705 T: 24.03.2005

Paydaşlığının (ortaklığın) giderilmesi geçerli bir paylaşma (taksim) sözleşmesine dayanılarak isteniyorsa bu şekilde açılmış davanın reddi gerekir. Zira bu gibi durumlarda paylaşma (taksim) sözleşmesine göre tescil davası açılmalıdır. Devamını Oku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2002/3168 K: 2002/3341 T: 14.05.2002

İştirak halinde mülkiyete konu taşınmazların iştirakcileri arasında yazılı taksim sözleşmesinin bulunması halinde sözleşmeye konu taşınmaz için ortaklığın giderilmesi istenemez. Devamını Oku

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2005/662 K: 2005/699 T: 07.12.2005

İİK.nun 121. maddesi uyarınca İcra Tetkik Merciince (İcra Mahkemesince) verilen yetkiye dayalı olarak, alacaklı tarafından açılan ortaklığın giderilmesi davasına, Türk Medeni Kanunu’nun 648. maddesi çerçevesinde atanan kayyım tarafından devam olunması usulen olanaklıdır. Eş söyleyişle, davanın mutlaka kayyım tarafından açılmış olması gerekmez. Devamını Oku

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2019/849 K: 2021/3529 T: 26.05.2021

Borçlu ortağın alacaklısı tarafından açılan davalarda birden fazla taşınmaz dava konusu edilmiş ise icra takibine konu borç miktarına göre dava tarihi itibariyle taşınmazlardan borçlu ortağın payına düşecek değerin tespit edilerek borca yetecek kadar (sayıda) taşınmazın ortaklığının giderilmesine karar verilmesi, fazlaya ilişkin istemin reddi gerekir. Bu şekilde açılacak davalarda borçlu ortak (paydaş) dahil tüm ortakların (paydaşların) davaya dahil edilmeleri zorunludur. Devamını Oku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2003/306 K: 2003/437 T: 28.01.2003

Yeni yasal düzenlenme karşısında elbirliği mülkiyetine, elbirliği mülkiyeti ile birlikte paylı mülkiyete tâbi mallarda borçlu mirasçının alacaklısı olan kişinin paylaştırma davası açabilmesi için alacaklı veya borçlunun yararlarını da korumak amacı ile Medeni Kanunun 648. maddesi gereğince kayyım atanması istemesi, kayyım atandığında davanın kayyım tarafından açılıp kayyım huzuru ile davaya devam edilmesi gerekir. Devamını Oku

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 2014/18017 K: 2015/6326 T: 20.04.2015

Dava kayyım atanması istemine ilişkin olup, husumetin hakkında kayyım tayini istenen borçluya yöneltilmesi, gösterdiği takdirde borçlunun da delillerinin toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Devamını Oku

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E: 2010/12543 K: 2010/25490 T: 02.11.2010

Borçlunun bir taşınmaz üzerindeki miras hissesi tapu siciline tescil edilmemiş ise alacaklının, öncelikle İİK’nun 94/II. Maddeye göre borçlunun miras hissesinin tapu siciline tescilini sağlaması ondan sonra miras hissesinin İİK’nun 121. maddesine göre paraya çevrilmesini istemesi gerekir. Alacaklı, borçlunun miras hissesini tapu siciline tescil ettirmeden (intikali sağlamadan) borçlunun miras hissesinin İİK’nun 121. maddesine göre paraya çevrilmesini isteyemez. İİK’nun 121. maddesindeki yola başvurulmadan terekedeki elbirliği halinde tasarruf edilen bir malın borçlu mirasçısının borcundan dolayı satılması mümkün değildir. Devamını Oku

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2019/2339 K: 2019/7744 T: 13.11.2019

İcra mahkemesinden alınan yetkiye dayalı olarak açılan davalarda kural olarak borçlu ortağın mülkiyet hakkının elbirliği mülkiyetine konu olması gerekir. Bu şekilde açılacak davalarda borçlu ortak (paydaş) dahil tüm ortakların (paydaşların) davaya dahil edilmeleri zorunludur. Dava konusu iştirak halindeki taşınmaz, yargılama sırasında paylı mülkiyete çevrildiğinden, dava açıldığında davacı alacaklının hukuki yararı bulunmakta ise de taşınmaz paylı mülkiyete çevrildikten sonra davanın reddedilmesi kararı da isabetlidir; ancak yargılama giderlerinin davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre borçlu davalıya yükletilmesi gerekir Devamını Oku

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2004/509 K: 2004/568 T: 03.11.2004

Elbirliği mülkiyetine tabi bir malda payı bulunan borçludan alacaklı olan kişi, İcra Mahkemesinden alacağı yetkiye dayanarak borçlunun da içinde bulunacağı tüm elbirliği ortaklarına karşı dava açıp bu davayı sonuçlandıracağına; buradaki dava açmak hakkı hakime ya da başka bir kişiye tanınmadığına; yalnızca mirasçıya ya da İcra Mahkemesinden İİK.nun 121. maddesi hükmü uyarınca ortaklığın giderilmesi davasını açma yetkisini alan alacaklıya tanındığına göre; yasa koyucunun bu davayı sadece atanan kayyımın açacağını kabul ettiğini ileri sürmenin mevcut yasal düzenleme karşısında mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Devamını Oku

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2005/314 K: 2005/321 T: 11.05.2005

Elbirliği mülkiyetine tabi bir malda payı bulunan borçludan alacaklı olan kişi, İcra Mahkemesinden alacağı yetkiye dayanarak borçlunun da içinde bulunacağı tüm elbirliği ortaklarına karşı dava açıp bu davayı sonuçlandırabilir. Buradaki dava açma hakkı hakime ya da başka bir kişiye tanınmadığına; yalnızca mirasçıya ya da İcra Mahkemesinden İİK.nun 121. maddesi hükmü uyarınca ortaklığın giderilmesi davasını açma yetkisini alan alacaklıya tanındığına göre; yasa koyucunun bu davayı sadece atanan kayyımın açacağını kabul ettiğini ileri sürmenin mevcut yasal düzenleme karşısında mümkün olmadığı açıktır. Devamını Oku

Yargıtay Büyük Genel Kurul E: 1940/48 K: 1943/15 T: 14.04.1943

Bir ortaklık veya ortak (iştirak halinde) tasarruf olunan bir mal payı, bu arada bölüştürülmemiş bir kalıttaki (terekedeki) mallardan biriyle ilişkili miras payı icra memurluğunca borç için satılamaz. Ancak, 2004 sayılı yasanın 121 inci maddesinde belirtilen önlemler cümlesinden olarak tetkik merciince icra memuruna, bölüşüm (taksim) veya ortaklığın giderilmesi amacıyla görevli mahkemeye başvurması için yetki verilmesi ve icra memurunun da mahkemeden bu yolda bir karar alması gerekir. Devamını Oku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2004/4682 K: 2004/4580 T: 07.06.2004

743 sayılı Kanunun 588. maddesine göre bir mirasçıya düşen hisseyi temellük eden veya haczeden yahut o mirasçı aleyhine borcunu ödemekten acze dair icra vesikası olan alacaklı hakimin mirasçı yerine kaim olmak üzere taksime iştirakini isteyebilecektir. Paylaşma davası açma hakkı paydaş yada mirasçıya ait olduğundan ve borcunu ödemeyen mirasçıdan alacağın tahsili sonucunu doğuran bir davayı açması da beklenemeyeceğinden kanunun sözü edilen maddesi ile, bu hak hakime tanınmış, hakim borçlu mirasçı yerine dava açması konusunda alacaklıya yetki vermekte, alacaklıda hakimden aldığı bu yetkiye dayanarak taksim davası açmakta idi. Kanun koyucu böyle bir durumu uygun görmediğinden Türk Medeni Kanunun 648. maddesiyle yeni bir hüküm getirmiş, alacaklıya sulh hakiminden paylaşmaya katılmak üzere bir kayyım atanmasını isteyebilir tarzında bir düzenleme yapılmıştır. Devamını Oku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2014/6284 K: 2014/8411

Taşınmazdaki paylı mülkiyetin 4706 s. Yasanının 5. maddesinin uygulanması sonucunda ortaya çıkması, davacının sahip olduğu payın dahi öncesinde 4706 sayılı yasa gereğince satın alınan pay olması, her ne kadar belediye taşınmazda paydaş ise de, belediyenin taşınmazdaki paylarını 4706 Sayılı Yasanın 5 maddesi gereğince öncelikle yapı sahipleri ile bunların kanuni ve akdi haleflerine satmakla yükümlü olması, Yasa gereğince satış işlemlerinin hali hazırda devam etmesi ve bir kısım kişilerin satın alma haklarını kullanmasına rağmen taksitlerini henüz bitirmemiş olması nedeniyle tapuda paylarını devralmamış olmasına, bu aşamada ortaklığın giderilmesine karar verilmesi halinde yasa gereğince satın alma hakkı elde eden kişilerin hak kaybında neden olacak olmasına, 4706 s. yasa gereğince başlatılan satış işlemleri sonuçlanmadan ortaklığın giderilmesi talep edilemeyeceği Devamını Oku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2003/1750 K: 2003/2090 T: 02.04.2003

Mahallinde yapılan keşif sonucu, taşınmazın boş arsa olduğu, imar planında anaokuluna ayrıldığı ve aynen bölüştürmenin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Hukuki bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir. Buna göre davanın açılıp yürütülmesinde bir usulsüzlük bulunmadığından, bu hususlar dikkate alınarak bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile ret kararı verilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir Devamını Oku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2004/9135 K: 2004/9354 T: 20.12.2004

Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davasını paydaşlardan (ortaklardan) biri veya bir kaçı diğer paydaşlara (ortaklara) karşı açar. Davada bütün paydaşların (ortakların) yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlanmalıdır. Bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir. Paydaşlar akraba olduğu zaman birbirlerinin yerine tebligat alamazlar. Devamını Oku

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E: 2014/21333 K: 2014/25184 T: 28.10.2014

Tarım arazileri konusunda yapılması gereken iş, alacaklı tarafından İİK’nun 121. maddesine göre icra mahkemesine başvurarak ortaklığın giderilmesi davası açmak üzere yetki almak suretiyle sulh hukuk mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davası açıp satış işlemini gerçekleştirmekten ibarettir. Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi E: 2011/33 K: 2012/54 T: 11.4.2012

3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu’nun 13. maddesinin son fıkrasının ‘Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde mahkemeler veya icra iflas daireleri tarafından bu arazi hakkında devir ve temliki gerektiren bir karar verilemez.’ biçimindeki birinci cümlesinin, Anayasa’nın 2., 10., 35. ve 36. maddelerine aykırılığı Devamını Oku

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 1975/463 K: 1976/1998 T: 30.04.1976

Taşınmazın devamlı bir maksada tahsis edilmesi ise; müşterek maldan paydaşların tahsis edildiği gayeye uygun olarak yararlanabilmeleri demektir. Örnek olarak belirtilmek gerekirse, iki taşınmaz mal arasındaki duvar, birden fazla taşınmaz için açılan yol, kuyu, çeşme veya ayrı binaların bir yerden ısınmasını sağlayan tesisler bu mahiyettedir. Taşınmaz malın münasip bir zamanda satılması haline gelince; bu hüküm ortaklıktan çıkmak isteyen paydaşın bu isteğini, diğer paydaş için zararlı olacak bir şekilde kullanmasını önlemek maksadıyla konulmuştur. Devamını Oku

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2017/2196 K: 2017/1112 T: 14.06.2017

Paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda kural satış bedelinin paydaşlara payları oranında dağıtılmasıdır. Ancak bu kuralın mutlak olarak uygulanması imar ile şuyulandırılan taşınmazlar arasında değer farkı varsa hakkaniyete ve adalete uygun olmayan sonuçlar doğuracaktır. Hakkaniyete aykırı durumu önlemek için her bir kadastro parselinin imar parseline kattığı değer nispetinde satış bedelinden faydalanması esasına dayalı bir paylaşım yapılmalıdır. Devamını Oku

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi T: 13.01.2020 E: 2016/12589 K: 2020/266

Dava konusu taşınmaza aile konutu şerhi konulduğuna göre artık bu şerh, ortaklığın giderilmesine engel teşkil eder. Tapu kaydındaki aile konutu şerhi terkin edilmediği müddetçe ortaklığın giderilmesine karar verilmesi mümkün olmadığından mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekir. Devamını Oku

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2017/4186 K: 2017/8231 T: 8.11.2017

5403 Sayılı Kanun’un 8. maddesinde 30.04.2014 tarihli ve 6537 Sayılı Kanun’un 4. maddesiyle yapılan ve 15.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle “belirlenen büyüklüklerin altında ifraz edilemez, hisselendirilemez. taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedi artırılamaz” şeklinde düzenleme yapıldığından artık asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin altındaki arazilerde de payın üçüncü şahıslara satışı ve devri mümkün hale gelmiştir. Bu durum kanun değişikliğinden kaynaklandığından usuli kazanılmış hak da oluşturmaz. Devamını Oku

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/9514 K: 2017/1958 T: 14.3.2017

Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde davaya konu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%…) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır. Devamını Oku

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 2015/13068 K: 2015/15059

Satış yoluyla ortaklığın giderilmesi istenilen taşınmaz üzerinde yapı vb. gibi unsurlar Türk Medeni Kanununun 684. maddesi uyarınca arzın (arsanın) bütünleyici parçaları sayıldığından ve arza malik olan onun bütünleyici parçalarına da malik olacağından bunlarında arzla birlikte satışına karar verilecektir. Ancak bunların bir kısım paydaşlara aidiyetine ilişkin tapuda şerh varsa, bu hususta tüm paydaşların anlaşıyorlarsa veya dosya içeriğinden bilgi ve belgeler ile bu husus belirlenebiliyorsa, yine taraflarca açılmış ve kesinleşmiş muhtesatın aidiyeti davası sonucu kesinleşmiş mahkeme kararı varsa, arz ve muhtesatın değerlerine göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekir. Devamını Oku

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 2014/18684 K: 2014/17584

Satış yoluyla ortaklığın giderilmesi istenilen taşınmaz üzerinde yapı vs. gibi muhtesat Türk Medeni Kanunu’nun 684. maddesi uyarınca arzın bütünleyici parçaları sayıldığından arz ile birlikte satışına karar verilir. Fakat bunların bir kısım paydaşlara aidiyetine ilişkin tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyorsa öncesi itibarıyla tapu kaydından veya paydaşlardan birine ait olduğu sonucuna varılabiliyorsa o takdirde değerlere göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekir. Devamını Oku

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.