Mekânsal Planlama Açısından Kamu Yararı ve Hukuk Devleti İlkesi

Mekânsal Planlama Amaç Unsuru

Amaç unsuru, idari işlemle ulaşılması hedeflenen amaçları ifade eder. Tüm idari işlemlerin kamu yararı amacı ile yapıldığı varsayılır. Ancak planların plan yapan kamu görevlilerine ya da üçüncü kişilere menfaat sağlamak amacı ile yapılması durumunda kamu yararı ortadan kalmaktadır.

Amaç unsuru, idari işlemle ulaşılması hedeflenen amaçları ifade eder.

İmar Planlarında Amaç Unsuru: Kamu Yararı

Tüm idari işlemler gibi imar planlarının da kamu yararı amacı ile yapıldığı varsayılır. İmar planlarının; planlanan yörenin bugünkü durumunun, olanaklarının ve ilerideki gelişmesinin gerçeğe en yakın şekilde saptanabilmesi için coğrafi veriler, beldenin kullanılışı, donatımı ve mali bilgiler gibi konularda yapılacak araştırma ve anket çalışmaları sonucu elde edilecek bilgiler ışığında, çeşitli kentsel işlevler arasında var olan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak, belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus, alan ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular göz önüne alınarak hazırlanması gerekmektedir. Bu planlar; insan, toplum, çevre ilişkilerinde kişi ve aile mutluluğu ile toplum hayatını yakından etkileyen fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın korunma/kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek üzere hazırlanırlar.

Planlamanın amacı, plana konu yerleşmeye ilişkin gelişmeleri önceden görerek düzenlemek olması gerekirken, ima planları ekonomik yatırımlar, alt yapı ve konut projelendirmeleri için araç olmakla sınırlı kalmaktadır. İmar planları, daha çok yaratılan rantların paylaşımı ve mülkiyetler üzerinde oluşan değer artışlarının dağıtılıp tescil edilmesi işlevini görmektedir.

Oysa ki, imar planlarının yargısal denetimi sırasında şehircilik ilkeleri ve planlama esasları kriterlerinin yanı sıra özelliği itibariyle imar planının bütünlüğü, genel yapısı, kapsadığı alanın nitelikleri ve çevrenin korunması gibi olgularla birlikte “kamu yararı” ilkesinin de gözetilmesi gerekir. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 7. maddesinin 1. fıkrasına göre planlar, kamu yararı amacıyla yapılır.

Kamu Yararı ve Hukuk Devleti İlkesi

Kamu yararı ilkesi hukuk devleti ilkesi ve imar planlarının hukukiliği ilkesi ile yakından ilgilidir. Hukuk devleti ilkesi gereğince, imar planları ve bunların uygulanması amacıyla idarece yapılan düzenlemeler keyfi ve indi olmamalı; makul bir şekilde, meşru kamusal amaçların gerçekleştirilmesiyle ilgili, Anayasanın ikinci kısmında yer alan temel hak ve hürriyetlere uyumlu, özellikle 35. Maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkına saygılı olmalıdır.

Ancak, gerek mevzuatımızda ve gerekse yargı içtihatlarında “kamu yararı” kavramının tanımı yapılmamaktadır. Danıştay genellikle; kişisel menfaat bulunan, özellikle yeşil alan, park gibi sosyal donatı alanlarının azaltılması sonucunu doğuran, kazanılmış hakları ihlal eden, kamu idarelerinin kamu hizmetlerini yürütmesine engel olan planları ve plan değişikliklerin kamu yararı bulunmadığı gerekçesi ile iptal etmektedir. Buna karşılık sosyal donatı alanlarının artması ya da kamu hizmetlerinin daha hızlı görülebilmesi için yapılan planlar ve plan değişiklikleri Danıştay nezdinde kabul görmektedir. Kamu yararı ilkesi ile ilgili olarak Danıştay’ın görüşünü yansıttığını düşündüğümüz bazı kararlar aşağıdadır:

Karar                                                                                                                                  

Danıştay 6. Dairesi, 19.10.1999, E:1998/4628, K:1999/4900                       

Özünde kamu yararı bulunduğundan duraksama bulunmayan eğitim ve öğretim amacına ayrılmış bir taşınmazın üniversite vakfı yararına akaryakıt satış ve servis istasyonu alanı olarak belirlenmesinde planlama esasları ve kamu yararına uyarlık bulunduğundan söz edilemez.

İmar planlarında çok büyük bir zorunluluk olmadıkça değişiklik yapılmaması planlama ilkelerinden biridir. Ancak yapılması zorunlu alan değişikliklerde genel olarak imar planı uygulamasında ortaya çıkacak olan sorunların çözücü nitelikte olması gerekir. Ancak bu bağlamda arazi kullanışlarının biçiminde büyüklüğünde, konumunda, yoğunluğunda ya da ulaşım sisteminde kimi değişiklikler yapılabilir.

Öte yandan; imar planlarında değişiklik yapılabilmesinin temel koşulları arasında kamu yararının da yer aldığı tartışmasızdır.

Özünde kamu yararı bulunduğunda duraksama bulunmayan eğitim ve öğretim amacına ayrılmış bir taşınmazın üniversite vakti yararına akaryakıt satış ve servis istasyonu alanı olarak belirlenmesinde planlama esasları ve kamu yararına uyarlık bulunduğundan söz edilemez. İdarenin hatalı işlemim geri alarak anılan parselin akaryakıt satış ve servis istasyonu yeri olarak belirlenmesine ilişkin imar planını iptal etmesi yolundaki dava konusu kararında şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmamaktadır.

Danıştay 6. Dairesi, 04.10.1999, E:1998/4558, K:1999/4232                       

Plan yapılırken kamu kurum ve kuruluşlarına olan ihtiyaçların kentsel bütünlük içinde değerlendirilmesinin zorunlu olduğu, bir kamu kuruluşunun faaliyette bulunduğu alanın bu kamu kuruluşunun faaliyetlerini aksatacak şekilde, belediyenin kendi amaçları için kullanması yönündeki nazım imar planında şehircilik ilkelerine planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık yoktur.
İdare mahkemesince, (…) imar planı ya da değişiklikler yapılırken, halen mevcut kullanımların neler olduğunun tespit edilmesi, sonra kamu yararı açısından bu alanın ne gibi yararlar sağladığının belirlenmesi ve mümkünse bu faaliyetlerin devamına yardımcı olacak kararlarının alınmasına öncelik verilmesinin gerekli olduğu, plan yapılırken kentin özelliklerinin dikkate alınması, kamu kurum ve kuruluşlarına olan ihtiyaçların, kentsel bütünlük içinde değerlendirilmesi zorunluluğunun olduğu, bir kamu kuruluşunun faaliyetlerini aksatacak kararların alındığı başka bir kamu kuruluşunun faaliyette bulunduğu alan, belediyece imar yetkileri kullanılarak kendi amaçları için kullanılmak istendiği, mevcut kamu hizmetlerinin devam ettiği alanlarda bu faaliyetleri aksatacak imar kararlarının alınmasının mahzurlu olduğu, ciddi bir araştırma ve inceleme yapmadan, sonuçlarının ne olacağı bilinmeden, bu alanda kamu yararına yapılan çalışmaların nasıl devam ettirileceği hesaplanmadan kısmı ve keyfi kararlar almanın, kent planlaması ilkeleri ve kamu yararı ile bağdaşmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiş: karar davalı idareler tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki temyize konu Antalya 1. İdare Mahkemesinin (…) kararında, (…) bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından (…) mahkeme kararının onanmasına, (…) 4.10.1999 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 6. Dairesi, 23.11.1998, E:1987/1452, K:1988/1490                       

Davacıya ait taşınmazın uygulama imar planında değişiklik yapılarak çevre yoluna yeşil bant ve servis yolu olarak ayrılmasında şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmamaktadır.

Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, nazım imar planlarındaki genel kararların ve planlama ilkelerinin uygulama planı hazırlanmasında ve onanmasında dikkate alınması, uygulama planında ortaya çıkan önemli plan kararlarının da nazım plana aktarılarak üst ve alt ölçekli planlar arasında tutarlığın sağlanması önem taşımaktadır. Dava konusu parselin yer aldığı yapı adasında nazım plan düzeyinde karayolu çevresine ilişkin ilke kararı getirilmemiş ve 1968 onay tarihli plandaki gibi bırakılmış ise de, uygulamayı yönlendiren uygulama imar planı olup, dava konusu edilen uygulama imar planında nazım planda eksik bırakılmış planlama ilkesi gerçekleştirilmiştir.

Nazım imar planında da buna göre gerekli düzeltmenin yapılacağı tabiidir. Kaldı ki, imar planı Yapılması ve Değişikliklerine Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin 11. maddesinde de, nazım planlar üzerinde gösterilen teknik ve sosyal altyapı alanlarının konum ile büyüklüklerinin, toplam standartların altına düşülmemek şartı ile uygulama planlarında değiştirilebileceği öngörülmüş bulunmaktadır.                                                                                                

Doğal, Tarihi ve Kültürel Değerlerinin Koruma ve Kullanma Dengesinin Sağlanması

Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 7. maddesine göre planların hazırlanmasında doğal, tarihi ve kültürel değerlerinin koruma ve kullanma dengesinin sağlanması esastır. Aynı maddeye göre planlarda, varsa mevcut geleneksel dokunun korunması esastır. Korunacak alanların çevresinde yapılan planlar ise bu alanların hassasiyeti dikkate alınarak hazırlanır.

Aynı Yönetmeliğin 24. maddesinin 8. fıkrasına göre, ilgili mevzuatına göre koruma altına alınmış, tescil edilmiş doğal ve kültürel varlıklar, bunların ayrılmaz parçası olan eklentileri, bahçe avlu duvarları, varsa tescilli tek yapıların koruma alanları, sokak dokuları gibi bütünleyici unsurları ile varsa koruma alan sınırları planlarda ayrıntılı olarak gösterilir. Ayrıca, varsa tescile değer yapıların tespit edilmesi halinde değerlendirilmek üzere ilgili idaresine bildirilmesi esastır.

Yapıların ve Çevrenin Kalitesinin Artırılması

Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 7. maddesine göre planların hazırlanmasında yapıların ve çevrenin kalitesinin artırılması için planlarda gerekli sağlıklaştırma ile ilgili kararlara yer verilir.

Engelliler, Çocuklar ve Yaşlıların Yaşam Koşullarının Dikkate Alınması

Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 24. maddesine göre, uygulama imar planlarında, öncelikle engelliler, çocuklar ve yaşlılar gibi kamu ortak mekânlarını kullanmakta zorluk çeken ve hareket kısıtlılığı bulunan kişilerin kentsel kullanımlara, sosyal altyapı alanlarına erişimini ve kullanımını sağlayıcı ve kolaylaştırıcı tedbirlerin alınması amacıyla tasarım ilkeleri geliştirilmesi esastır.

Alt Ölçekli Planı Yönlendirmek

Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 6. maddesine göre her plan, bir alt kademedeki planı yönlendirmek zorundadır.

Bunun doğal bir sonucu olarak planlar, kademesine ve ölçeğine göre ve yapılış amacının gerektirdiği ayrıntı düzeyinde kalmak koşuluyla alt kademedeki planları yönlendirir. Üst kademe planlar, alt kademesindeki planlara mekânsal nitelikte hedef koyan, yol gösteren ve ilke belirleyen plandır. Bu husus Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 7. maddesinin 1. fıkrasında açıkça düzenlenmiştir.

Mekânsal Strateji Planları Açısından Özel Amaçlar

Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 14. maddesine göre mekânsal strateji planlarında;

a) Doğal, tarihi ve kültürel değerlerin korunması,

b) Afet zararlarının azaltılmasına yönelik olarak tehlike ve risklerin analiz edilerek tanımlanması ve tedbirlerin alınması,

c) Kaynakların sürdürülebilir kullanımının sağlanması,

ç) Ekonomik ve sosyal gelişme için gerekli olan altyapı, hizmet ve üretim faaliyetlerinin kentsel ve kırsal tüm alanları kapsayacak şekilde kalkınma politikalarına uygun olarak dağıtılması,

d) Kamu yararı, kaynak kullanımında etkinlik, verimlilik ve saydamlığın sağlanması,

e) Ulusal, bölgesel, yerel ve sektörel öncelikler arasında tamamlayıcılık ve bütünsellik ilişkisinin kurulması,

f) Yenilikçi, esnek ve rekabetçi bir ekonomik yapının oluşturulması için gerekli mekânsal düzenlemelerin yapılması,

g) Değişen koşullara uyum sağlanması,

ğ) Mekânsal uyumun gözetilmesi,

h) Yaşam kalitesinin artırılması,

ı) Kentsel ve kırsal alanlar arası mekânsal ilişkilerin güçlendirilmesi,

esastır.

Çevre Düzeni Planlarında Amaç Yönünden Hukuka Aykırılık Halleri

Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 19. maddesine göre çevre düzeni planları hazırlanırken;

a) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi,

b) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi,

c) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması,

ç) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi,

d) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması,

e) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması,

f) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması,

esastır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.