İmar Hukukunda Plan Hiyerarşisi Nedir?

Plan Hiyerarşisi Nedir?

İmar Kanunun 6. maddesi planlama kademelerini düzenlemektedir. Madde hükmüne göre; Mekânsal planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal Strateji Planlarına uygun olarak; “Çevre Düzeni Planları” ve “İmar Planları” kademelerinden oluşur. İmar planları ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanır. Her plan bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanır.

Madde metninde yer alan “Her plan bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanır.” hükmü, planlar arasında yer alan ilişkiyi göstermektedir. Bunun yanı sıra, Kanunda plan türleri ile ilgili olarak yapılan tanımlarda “üst ölçekli plana uygunluk” vurgulanmıştır. Örneğin, Kanunun 5. maddesinde nazım imar planlarının “varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak”, yine uygulama imar plan planlarının “nazım imar planı esaslarına göre” hazırlanacağı ifade edilmiştir. Zaten böyle bir vurgulama olmasa bile, normlar hiyerarşisi gereği, her plan bir üst ölçekli plana uygun olmak zorundadır.

İmar Hukukunda Plan Hiyerarşisi Nedir?

Her planın bir üst ölçekli plana uygun olması zorunluluğunu “plan hiyerarşisi” olarak tanımlamak mümkündür. Bir başka ifade ile plan hiyerarşisi, hangi ölçekte olursa olsun tüm imar planlarının her birinin, bir üst ölçekli plana uygun olarak hazırlanması gerekliliğini ifade eder.

Bu ilkeye göre, hangi ölçekte yapılırsa yapılsın planlar hazırlanırken plan hiyerarşisine uyulmalıdır. Üst ölçekli plana aykırı olarak alt ölçekli plan yapılamaz. Yürürlükte olan yasalara göre planlar; kalkınma planı, bölge planı, çevre düzeni planı, il çevre düzeni planı, nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak kademelendirilmiş olup her plan yürürlükteki üst planların ilke ve hedeflerine uyar ve bir alt planı yönlendirir.  Alt ölçekli planların, üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunludur.

Konu hakkında Danıştay Altıncı Dairesinin 05.06.2003 tarihli ve E:2002/853, K:2003/3482 sayılı kararında alt ölçekli planın üst ölçekli plana aykırı olamayacağı vurgulanmıştır. Karara göre; “Alt ölçekli imar planlarının, üst ölçekli imar planlarına uygun olması gerekir. 1/1.000 ölçekli plan, 1/5.000 ölçekli plana aykırı düzenleme getiremez.”

Bu kapsamda; nazım imar planında belirlenen arazi kullanım kararları alt ölçekli uygulama imar planlarıyla değiştirilemez, aykırı düzenlemeler getirilemez. Uygulama imar planları nazım imar planlarına aykırı olamaz. (D.6.D. 12.05.1997, E:1996/2902, K:1997/2264)

Örneğin 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planında “hal” yerine tahsisli alanın 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ile otogar yeri olarak ayrılması mümkün değildir. (D.6.D. 22.12.1988, E:1987/752, K:1988/244) Benzer şekilde nazım imar planında “kreş alanı” olarak ayrılmış bulunan taşınmazın, uygulama imar planında “sağlık alanı”na dönüştürülmesi de planlama ilkelerine aykırılık teşkil eder. (D.6.D. 24.04.2003, E:2002, K:2003/2570)

Planların Kademeli Birlikteliği İlkesi Nedir?

İmar Kanunun 6. maddesine göre mekânsal planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından mekânsal strateji planlarına uygun olarak; “çevre düzeni planları” ve “imar planları” kademelerinden oluşur. Buna planların kademeli birlikteliği ilkesi denir.

Türkiye’de Planlama Hiyerarşisi Sıralaması

İmar Kanunun 6. maddesine göre; Mekânsal planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal Strateji Planlarına uygun olarak; “Çevre Düzeni Planları” ve “İmar Planları” kademelerinden oluşur. İmar planları ise nazım ve uygulama imar planından oluşur.

Buna göre Türkiye’de planlama hiyerarşisini şu şekilde sayabiliriz:

-Mekânsal Strateji Planları

-Çevre Düzeni Planları

-İmar Planları

-Nazım İmar Planı

-Uygulama İmar Planı

En Üst Ölçekli Plana Uygunluk

Plan hiyerarşisinde aslolan en üst ölçekli plandır. Eğer nazım imar planı, çevre düzeni planına aykırı, buna karşılık uygulama imar planı çevre düzeni planına uygun ise uygulama imar planının değil, nazım imar planının iptali gerekir.

Benzer bir olay hakkında Danıştay Altıncı Dairesi tarafından verilen 22.05.2000 tarihli ve E:1999/1663, K:2000/3194 sayılı kararda; “1/1.000 ölçekli plan ile 1/5.000 ölçekli plan arasındaki mevcut uyuşmazlığın nazım imar planının üst ölçekli çevre düzeni planına uygun hale getirilmek suretiyle giderilmesi gerektiğinden, dava konusu edilmeyen 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planına uygun bulunan mevzi imar planının nazım imar planına aykırı olduğundan bahisle, iptaline karar verilmesinde isabet görülmemektedir.” İfadesine yer verilmiştir.

Eğer alt ölçekli plan üst ölçekli plana aykırı ise üst ölçekli planın amacı ile alt ölçekli planın uyumlu olması aykırılığı ortadan kaldırmaz. Konu ile ilgili olarak Danıştay Altıncı Dairesi tarafından verilen 26.09.2007 tarihli ve E:2006/4510, K: 2007/5180 sayılı kararla; “1/5000 ölçekli plan 1/50.000 ölçekli plana aykırı olduğundan; 1/50.000 ölçekli planın amacından hareket edilerek, 1/5000 ölçekli planın 1/50.000 ölçekli plana aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde, hukuka uyarlık bulunmadığına” karar verilmiştir.

Üst ölçekli plana aykırılık, alt ölçekli plan için iptal nedenidir. Ancak uygulama imar planları, nazım imar planlarından daha detaylı planlar olduğu için nazım imar planlarında yer alan kullanımların uygulama imar planlarında konum olarak değiştirilmesi mümkündür.

Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin 17. maddesine göre, nazım planları üzeride gösterilen teknik ve sosyal alt yapı alanlarının konum ile büyüklükleri toplam standartların altına düşülmemek şartı ile uygulama planlarında değiştirilebilir.

Üst Ölçekli Planın Bulunması Zorunlu Mu?

Üst ölçekli planın bulunması her zaman gerekli değildir. Örneğin, nazım ve uygulama imar planlarının yapılabilmesi için çevre düzeni planlarının yapılmış olması gerekmez. İmar Kanununun 5. maddesi, nazım imar planlarının var ise çevre düzeni planlarına uygun olarak hazırlanacağını öngörmektedir. Bu nedenle, çevre düzeni planı olmayan alanlarda da nazım imar planı yapılabilir.

Buna karşılık, uygulama imar planlarının yapılabilmesi için nazım imar planlarının yapılmış olması gerekir. (D.6.D. 26.03.1999, E:1998/2161, K:1999/1788) Çünkü uygulama imar planları; İmar Kanununun 5. maddesinde nazım imar planları esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren planlar olarak tanımlanmıştır. Kanunun bu maddesi gereğince 1/1.000 ölçekli planların 1/5.000 ölçekli plan kararlarına uygun olarak çizilmesi gerekmektedir. Bu nedenle nazım imar planı onaylanmadan, uygulama imar planı onaylanamaz.

Islah imar planlarının yapılabilmesi için nazım imar planının yapılmış olması şart değildir. Bir başka anlatımla nazım imar planı bulunmayan alanlarda da ıslah imar planı yapılması mümkündür. (D.6.D. 23.11.2007, E:2005/6129, K:2007/6788) Ancak  “varsa” tabirinin kullanılmasından hareketle böyle bir sonuca varılmasının yanıltıcı olacağını; zira her yer için üst ölçekli planların yapılmasının, bu tür planların mahiyetiyle bağdaşmayacağını savunan yazarlar da mevcuttur.(Sancakdar, 1996)

Üst Ölçekli Planda Hüküm Bulunmayan Haller

Üst planlarda sınırlandırılmayan ya da belirtilmeyen hususlarda alt plan kararlarına uyulur. Alt ölçekli planlar üst ölçekli planlara göre daha büyük bir ölçeğe sahip oldukları için daha çok detayı gösterirler. Bu nedenle, üst ölçekli planda belirtilmeyen bazı hususların alt ölçekli planda gösterilmesi doğaldır. Bu gibi durumlarda alt ölçekli plan kararlarına uyulması gerekir.

Konu hakkında Danıştay Altıncı Dairesi tarafından verilen 21.05.1990 tarihli ve E:1990/542, K:1990/ 1003 sayılı kararda“… (A)razi kullanışlarının ana hatlarını ve ana gelişme kararlarını gösteren nazım imar planının doğrudan doğruya uygulanabilmesi mümkün olmadığından daha sonraki kademede ve büyütülen ölçeklerde düzenlenen uygulama planları ile nazım planının genel kararlarının hayata geçirilmesinin mümkün olabileceği ortaya çıkmaktadır. Böyle olunca da daha büyük ölçekte düzenlenen ve ayrıntıları gösterme amacına yönelik planlarda daha küçük ölçeklerdeki planlarda öngörülmeyen hatta farklı kullanışların ortaya çıkabileceği tabiidir” ifadesine yer verilmiştir.

Üst Ölçekli Planın İptali

Üst ölçekli planın yargı kararı ile iptal edilmesi, alt ölçekli planın kendiliğinden iptali sonucunu doğurmaz. Yani 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli planların iptal edilmesiyle 1/1.000 öl­çekli plan kendiliğinden yürürlükten kalkmaz. Bir başka anlatımla 1/1000 ölçekli imar planı ve buna bağlı uygulama işlemlerinin idarece ya da yargı kararıyla iptal edilmeksizin üst ölçekli planlar olan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli planların iptal edilmiş olmasıyla kendiliğinden hukuki geçerliliğini yitirdiği, dolayısıyla yürürlükten kalktığından söz edilemez. (D.6.D. 24.10.2007, E:2005/3669, K:2007/5774)

Bu nedenle bu planlar yargı kararı ile iptal edilse bile uygulama imar planı iptal edilmediği sürece parselasyon, ruhsat verme gibi işlemlerin 1/1.000 ölçekli uygulama imar planına göre değerlendirilmesi ge­rekir. (D.6.D. 26.03.2003, E:2002/4423, K:2003/2093)

Ancak üst ölçekli planın iptal edilmesi, bu plana dayalı olarak yapılan alt ölçekli planın iptal edilmesi açısından önemli bir gerekçedir.

Her Planın Kendi Niteliğine Uygun Olması

Üst ölçekli planlar, alt ölçekli plan sonucunu doğuracak nitelikte olmamalıdır. Örneğin, nazım imar planlarının, uygulama imar planı sonucunu doğuracak kadar detaylı hazırlanmaması gerekir. Yani nazım imar planına, uygulama imar planı sonucunu doğuracak plan notu konulamaz.

Nazım imar planları hazırlanırken; arazi parçalarının genel kullanılış biçimi, gelecekteki yapı ve nüfus yoğunluğu göz önünde bulundurularak, yerleşme alanlarının nasıl biçimleneceği, ana ulaşım sisteminin nasıl oluşturulacağı gibi, ayrıntıya girilmeden genel nitelikteki düzenlemeler ile uygulama imar planlarına ışık tutulmaya çalışılır.

Bu husus, Danıştay Altıncı Dairesinin 14.05.1984 tarihli ve E:1981/1991, K:1984/2038 sayılı kararında şu şekilde vurgulanmıştır: “1/5.000 ölçekli nazım planlarının arazi parçalarının kullanılış şekillerini ve başlıca bölge tiplerini gösteren planlar olduğu, 1/1.000 ölçekli uygulama planlarının ise kat adetleri, yükseklikleri, cephe hatları, bahçe me­safeleri ve parsel büyüklükleri gibi ayrıntıları gösterir. Bu gibi ayrıntıların nazım planda gösterilmiş olmasının uygulama planlarında öngörülen hususların uygulanmasına engel teşkil etmez. Uygulama planında gösterilmesi gereken ayrıntının nazım planda düzenlenmesi halinde tatbikat planına uyulması gerekir”

Aynı şekilde nazım imar planında yer alan “plan onama sınırı içerisindeki tescile tabi olarak kullanım alanlarından ticari, rekreasyon, spor, belediye hizmet alanı, eğitim vb. alanlar plan kapsamına giren kadastral parsellerin tümünden eşit oranda kesintilerle oluşturulacaktır.” şeklindeki plan notu Danıştay Altıncı Dairesi tarafından verilen 22.06.2000 tarihli ve E:1999/2248, K:2000/4203 sayılı karar ile “nazım imar planında uygulama imar planı sonucunu doğuracak şekilde plan notu öngörülemeyeceği” gerekçesiyle iptal edilmiştir.

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından yayımlanan 2008/11 sayılı Genelgede de parselasyon işlemlerine ve yapı ruhsatına ilişkin kararların uygulama imar planı ile getirilmesi gerektiği, bu kararların üst ölçekli planlarla getirilmesinin mevzuata aykırı olduğu belirtilmiştir.

Genelgeye göre, gerek üst kademe plan kararları ile nazım imar planı kararlarının gerekse uygulama imar planı kararlarının, kanunlarda ve yönetmeliklerde yer alan yetki ve sorumluluk sınırları dışına taşarak oluşturulmamasına, her planın mevzuat ve planlama esasları doğrultusunda kendi ölçeğine uygun kararlar içermesine dikkat edilmelidir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.