Arazi ve Arsa Düzenlemesinde Yapılaşmaya Uygun Parsel Tahsis Zorunluluğu

Arazi ve arsa düzenlemesinin temel amacı, inşaata elverişli imar parseli üreterek sağlıklı kentleşmeyi sağlamaktır. Bu anlamda, geleceğe yönelik bir öngörüyü içermesi gereken planların uygulanması sürecindeki temel amaç, kadastro parsellerinin, kent planlarına ve imar mevzuatına göre üzerlerinde yapılaşma gerçekleşebilecek mekânlara (kentsel arsalara) dönüşümünü sağlamaktır[1].

Bir başka ifadeyle buradaki temel amaç, AAD Uygulama Yönetmeliğinin 5. maddesi ile belirtildiği üzere beldenin gelişim ve ihtiyaç durumu dikkate alınmak üzere yeterli miktarda arsayı, konut yapılmasına hazır hale getirmektir.

Parselasyon işleminin esas amacının üzerinde yapı yapmaya elverişli, sorunsuz imar parseli oluşturmak olmasının bazı önemli sonucu söz konusudur.

Bunlardan biri de imar uygulamasına tabi tutulan taşınmazlardan DOP kesildikten sonra geriye kalan kısmın yapılaşmaya elverişli (özel mülkiyete konu olabilecek) alanlara ve yapılaşmaya elverişli şekilde tahsis edilmesi zorunluluğudur. Dolayısıyla, DOP kesildikten sonra geriye kalan kısımların konut, sanayi, ticaret alanı gibi yapı yapılabilecek alanlara tahsis edilmesi gerekir.

Bunun yerine DOP ya da kamu tesisleri alanına yapılacak tahsisten karşılanması gereken alanlardan tahsis yapılması, hukuka aykırılık teşkil eder.

Danıştay 6. Dairesi, 16.04.2008, E:2006/2217, K:2008/2361

Parsel sahiplerinin kalan paylarına karşılık ise mümkün mertebe eski parsellerinin bulunduğu yerde veya yakınında yaklaşabilecekleri bir imar parseli verilmesi zorunludur.

Bir alanda parselasyon yapılmasının amacı imar planına uygun düzgün imar parseli oluşturmaktır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hükümler uyarınca bu işlem sırasında düzenleme nedeniyle taşınmazlarda oluşan değer artışları karşılığı, taşınmazların %35'e kadar kısmı bedelsiz olarak alınabilir. Parsel sahiplerinin kalan paylarına karşılık ise mümkün mertebe eski parsellerinin bulunduğu yerde veya yakınında yaklaşabilecekleri bir imar parseli verilmesi zorunludur. Plan gereği tümü umumi hizmet alanlarına rastlayan ve bu nedenle bulunduğu yerden tahsis yapılamayan parsellere ise olabildiğince yakın başka bir imar parselinden yer verilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, daha önce parselasyon işlemi yapıldığından plan değişikliği üzerine yapılan ikinci parselasyon işleminde davacıdan düzenleme ortaklık payı alınmadığı, ancak davacıya parselasyonun amacına aykırı olarak, yapılaşabileceği bir imar parselinden hisse verilmeksizin düzenleme ortaklık payından oluşturulması gereken ağaçlandırılacak alandan tahsis yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın reddi yolundaki mahkeme kararında isabet görülmemiştir.

Örneğin taşınmazın DOP kesildikten sonra kalan kısmının yeşil alana tahsis edilmesi Danıştay tarafından hukuka aykırı bulunmuştur (Danıştay 6. Dairesi, 21.05.1997, E:1996/3043, K:1997/2405).

Aynı şekilde taşınmazın DOP kesildikten sonra kalan kısmının kamu hizmetleri alanına tahsis edilmesi de mevzuata aykırıdır.

Danıştay 6. Dairesi, 18.12.1996, E:1996/532, K:1996/5842

3194 sayılı Yasanın 18. maddesi Uygulama Yönetmeliğinin 12. maddesi uyarınca tüm parsellerin kamu hizmet alanında hisselendirilmesi gerektiğinden planda tamamı ilkokul, park, yol ve otopark olarak ayrılan taşınmazdan %35 oranında DOP düşüldükten sonra kalan kısmının tamamının kamu hizmet alanında bırakılmasında mevzuata uyarlık yoktur.

[1]     Meşhur, Çağlar (2008) “Arazi ve Arsa Düzenlemesi (18. Madde Uygulaması) Sürecinin Kentsel Mekân Oluşumu Açısından İrdelenmesi”, s: 21

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.