Cumhuriyet Döneminde Ormanlar

Osmanlı hukukunda, İslam hukukunun da etkisiyle, taşınmazlar üzerinde özel mülkiyet kurulabileceği kabul edilmiştir. Buna paralel olarak ormanların bir kısmı da özel mülkiyete konu olmuştur.

İmparatorluğun bu kabulü, kısa bir dönem hariç olmak üzere, Cumhuriyet tarafından da benimsenmiştir. 1929 buhranına kadar olan dönem içerisinde özel ormanların bulunması, sorun teşkil etmemiştir. Ancak buhrandan sonra ortaya çıkan devletçilik akımı, kaçınılmaz olarak, özel orman mülkiyetini de etkilemiştir. 1930’lu yıllardan itibaren, milli servet olan ormanların tamamının devlet mülkiyetinde olması gerektiği, özel mülkiyetin toplum yararına uygun olmadığı görüşü yayınlaşmaya başlamıştır (Ayaz, 2010: 190). Bu görüşlerin etkisi altında çıkarılan 3116 ve 4785 sayılı Kanunlarla tüm ormanlar devletleştirilmiştir.

Ancak 4785 sayılı Kanun’un “tüm ormanların devletleştirilmiş sayılacağına” ilişkin hükmü, pek çok mülkiyet uyuşmazlıklarına neden olmuştur. Bu Kanun’la devletleştirilmiş sayılan ormanların bir kısmı, 1950 yılında çıkarılan 5658 sayılı Kanun’la iade edilmiş ise de gerek 4785 ve gerekse 5658 sayılı Kanunların kapsadığı ormanların tam olarak tespit edilememesi nedeniyle, 4785 sayılı Kanun’dan kaynaklanan mülkiyet uyuşmazlıkları hala devam etmektedir.

Bunun yanı sıra orman kadastrosundan kaynaklanan bazı nedenlerle, arazi kadastrosu çalışmaları esnasında, aslında orman olan bazı alanlar özel şahıslar adına tespit ve tescil edilebilmiştir.

Üstelik Türk Medeni Kanunu’nun olağanüstü zamanaşımıyla taşınmaz iktisabına ilişkin hükümleri çerçevesinde açılan davalar neticesinde orman vasıflı alanlar şahıslar adına tescil edilebilmiştir. Gerek kadastro ve gerekse tescil davaları neticesinde şahıslar adına tescil edilen bu taşınmazların bir kısmı için, tescil tarihinden çok sonra bile, Orman Genel Müdürlüğü tarafından dava açılmakta ve bu taşınmazların tapuları iptal edilerek Hazine adına tescil gerçekleştirilmektedir. Ancak ormanlar üzerinde ortaya çıkan mülkiyet uyuşmazlıklarının bir kısmı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınmış ve davalar Türkiye’nin tazminata mahkum olmasına neden olmuştur.

Bunun yanı sıra gerek 1961 Anayasası ve gerekse 1982 Anayasası devlet ormanlarının ve özel mülkiyette bulunan ormanların mülkiyet durumu ile ilgili önemli ilkeler getirmişlerdir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.