İmar Planlarının Hukuki Niteliği: İdare Hukuku Açısından İmar Planları

İmar planları, bir bölgenin ya da bir taşınmazın yapılaşma amacını, kullanım şeklini, yapılaşma koşullarını belirleyen düzenleyici idari işlemlerdir.

İmar planlarının hukuki nitelikleri ve idare hukuku açısından ne ifade ettikleri konusunda doktrinde görüş birliği yoktur. İmar planlarını yasalara eşit gören yazarlar olduğu gibi, düzenleyici işlem olarak kabul eden yazarlar da mevcuttur. Genel kabul gören görüş, imar planlarının idare hukuku açısından düzenleyici idari işlem niteliğinde olduğudur.

Danıştay içtihadında ve öğretide düzenleyici işlem niteliğinde olduğu kabul edilen imar planları, kapsadıkları bölgeye ilişkin olarak hem genel kurallar hem de bu kuralların uygulanmasına gösteren bir şema içeren karmaşık yapılı bir işlem türü oluşturmaktadır.

İmar planlarının düzenleyici işlem olduğunun kabul edilmesinde, imar planlarıyla ilgili olarak mevzuatımızda yer alan kuralların, düzenleyici idari işlemlerle oldukça benzerlik göstermesi etkilidir.

Her şeyden önce, yürürlüğe girmesi açısından imar planlarının ilanının zorunludur. İmar Kanunu’nun 8. maddesi imar planlarının bir ay süreyle ilan edilmesini öngörmektedir.

Keza, diğer düzenleyici idari işlemlerde olduğu gibi, imar planlarına dava aça süresi, bir aylık askı ilanının son ilan tarihini izleyen günden itibaren başlamaktadır.

Aynı şekilde imar planlarına; kamulaştırma, parselasyon, ifraz gibi uygulama işlemleri ile birlikte dava açılabilmekte ve açılan bu davada imar planının da dava konusu yaptırılabilmektedir.

Ayrıca, düzenleyici idari işlemlerin iptalinde olduğu gibi, imar planının veya plan değişikliğinin iptal edilmesi, önceki planın kendiliğinden yürürlüğe girmesi sonucunu doğurmamaktadır.  İptal edilen imar planına dayanılarak verilen yapı ruhsatları ise imar planlarının iptalinden etkilenmektedir.

Danıştay da muhtelif kararlarında imar planlarının düzenleyici işlem niteliğinde olduğunu ifade etmiştir.

Danıştay 6. Dairesi, 21.10.1998, E:1997/4802, K:1998/4766: Düzenleyici işlem olan imar planı değişikliğine karşı uygulama üzerine de dava açılması mümkündür.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinin 1. fıkrasında; “Dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve İdare Mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, 4. fıkrasında da “ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı ancak bu işlemlerin uygulaması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmayacağı” hükümlerine yer verilmiştir.

İmar planlarının nitelikleri itibariyle düzenleyici işlem oldukları Danıştay’ın süregelen içtihatları ile kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu durumda bir düzenleyici işlem olan imar planı değişikliğine karşı yasanın yukarıda belirtilen hükmüne istinaden uygulama üzerine de dava açılması mümkündür.

İmar planlarının düzenleyici idari işlem olarak kabul edilmesi, iki açıdan önemlidir: Birincisi, 2575 sayılı Danıştay Kanununun 24/c maddesine göre bakanlıkların düzenleyici işlemlerine karşı ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da dava açılmaktadır. İmar planları da düzenleyici işlem olarak kabul edildiği için bakanlıklar tarafından onaylanan imar planlarına karşı Danıştay’da dava açılmaktadır.

İkincisi, imar planlarına karşı dava açma süresi kaçırılmış olsa bile, imar planlarının uygulama işlemleri olan parselasyon, kamulaştırma, imar durumu verme gibi işlemler üzerine açılacak davalarda düzenleyici işlem niteliğinde olan imar planlarının İYUK’un 7. maddesi kapsamında iptali talep edilebilmektedir.

Danıştay 6. Dairesi, 21.10.1998, E:1997/4802, K:1998/4766: İmar planlarının nitelikleri itibariyle düzenleyici işlem oldukları Danıştay’ın süregelen içtihatları ile kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu durumda bir düzenleyici işlem olan imar planı değişikliğine karşı yasanın yukarıda belirtilen hükmüne istinaden uygulama üzerine de dava açılması mümkündür.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinin 1. fıkrasında; “(…)” hükümlerine yer verilmiştir.

İmar planlarının nitelikleri itibariyle düzenleyici işlem oldukları Danıştay’ın süregelen içtihatları ile kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu durumda bir düzenleyici işlem olan imar planı değişikliğine karşı yasanın yukarıda belirtilen hükmüne istinaden uygulama üzerine de dava açılması mümkündür.

Olayda, dava konusu parselasyon işleminin ilanen tebliği yoluyla duyurulmasından önce davacıların adreslerine tebligat yapılmadığına ilişkin bir belge ve bilgi bulunmadığı gibi davacılardan …’ın 23.11.1995 günlü başvurusunun parselasyon işlemine ilişkin 10.1.1996 günlü belediye encümeni kararından önce olması nedeniyle dava açma süresinin başlangıcına esas alınması mümkün değildir. Diğer taraftan, anılan başvuru her ne kadar belediye meclisince askı süresi içinde mevzi imar planına yapılmış bir itiraz kabul edilerek reddedilmiş ise de bu nitelikte bulunmadığından, plandan haberdar olunduğundan da söz edilemez. Ayrıca, davacılardan …’ın 9.2.1996 günlü başvurusunun ise bilgi alma mahiyetinde olması karşısında parselasyon işleminin öğrenme tarihi olarak kabul edilemeyeceği açıktır. Bu durumda, parselasyon işleminin ilanen tebligat yoluyla duyurulmasından önce davacıların adreslerine tebligat yapılamadığı gibi davacıların bu işlemden haberdar olduklarına ilişkin herhangi bir kanıtta bulunmadığı ve ayrıca uygulama işlemi niteliğindeki parselasyon işleminin tebliği üzerine mevzi imar planının iptali istemiyle dava açılabileceğinden bu hususlar göz önünde bulundurulmadan İdare Mahkemesince, davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.