İmar Planlarının Hukuki Niteliği: İdare Hukuku Açısından İmar Planları

Makalemizi paylaşır mısınız?

İmar Planı Nedir?

İmar planları, bir bölgenin ya da bir taşınmazın yapılaşma amacını, kullanım şeklini, yapılaşma koşullarını belirleyen düzenleyici idari işlemlerdir. 3194 sayılı İmar Kanunu‘na göre imar planları nazım imar planı ve uygulama imar planından oluşur.

1/5000 ölçekli nazım imar planları genel nitelikli planlardır. Bu planlarda arazi kullanımları ile yerleşme alanları şematik olarak gösterildiğinden, nazım imar planına göre uygulama yapılamaz. Bununla birlikte nazım imar planlarında kentsel alan kullanımı ve sosyal ve teknik donatı alanları ayrıntılı olarak gösterilir.

İmar Planlarının Hukuki Nitelikleri

İmar planlarının hukuki nitelikleri ve idare hukuku açısından ne ifade ettikleri konusunda doktrinde görüş birliği yoktur. İmar planlarını yasalara eşit gören yazarlar olduğu gibi, düzenleyici işlem olarak kabul eden yazarlar da mevcuttur. Genel kabul gören görüş, imar planlarının idare hukuku açısından düzenleyici idari işlem niteliğinde olduğudur.

İmar planlarının düzenleyici işlem olduğunun kabul edilmesinde, imar planlarıyla ilgili olarak mevzuatımızda yer alan kuralların, düzenleyici idari işlemlerle oldukça benzerlik göstermesi etkilidir. Her şeyden önce, yürürlüğe girmesi açısından imar planlarının ilanının zorunludur. İmar Kanunu‘nun 8. maddesi imar planlarının bir ay süreyle ilan edilmesini öngörmektedir.

Keza, diğer düzenleyici idari işlemlerde olduğu gibi, imar planlarına dava aça süresi, bir aylık askı ilanının son ilan tarihini izleyen günden itibaren başlamaktadır.

Aynı şekilde imar planlarına; kamulaştırma, parselasyon, ifraz gibi uygulama işlemleri ile birlikte dava açılabilmekte ve açılan bu davada imar planının da dava konusu yaptırılabilmektedir.

Ayrıca, düzenleyici idari işlemlerin iptalinde olduğu gibi, imar planının veya plan değişikliğinin iptal edilmesi, önceki planın kendiliğinden yürürlüğe girmesi sonucunu doğurmamaktadır.  İptal edilen imar planına dayanılarak verilen yapı ruhsatları ise imar planlarının iptalinden etkilenmektedir.

Danıştay İçtihatlarında İmar Planları

Danıştay içtihadında ve öğretide düzenleyici işlem niteliğinde olduğu kabul edilen imar planları, kapsadıkları bölgeye ilişkin olarak hem genel kurallar hem de bu kuralların uygulanmasına gösteren bir şema içeren karmaşık yapılı bir işlem türü oluşturmaktadır.

Danıştay da muhtelif kararlarında imar planlarının düzenleyici işlem niteliğinde olduğunu ifade etmiştir. Örneğin Danıştay 6. Dairesi, 21.10.1998, E:1997/4802, K:1998/4766: Düzenleyici işlem olan imar planı değişikliğine karşı uygulama üzerine de dava açılması mümkündür. İmar planlarının nitelikleri itibariyle düzenleyici işlem oldukları Danıştay’ın süregelen içtihatları ile kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu durumda bir düzenleyici işlem olan imar planı değişikliğine karşı yasanın yukarıda belirtilen hükmüne istinaden uygulama üzerine de dava açılması mümkündür.

İmar Planlarının Düzenleyici İşlem Kabul Edilmesinin Sonuçları

İmar planlarının düzenleyici idari işlem olarak kabul edilmesi, iki açıdan önemlidir: Birincisi, 2575 sayılı Danıştay Kanununun 24/c maddesine göre bakanlıkların düzenleyici işlemlerine karşı ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da dava açılmaktadır. İmar planları da düzenleyici işlem olarak kabul edildiği için bakanlıklar tarafından onaylanan imar planlarına karşı Danıştay’da dava açılmaktadır.

İkincisi, imar planlarına karşı dava açma süresi kaçırılmış olsa bile, imar planlarının uygulama işlemleri olan parselasyon, kamulaştırma, imar durumu verme gibi işlemler üzerine açılacak davalarda düzenleyici işlem niteliğinde olan imar planlarının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi kapsamında iptali talep edilebilmektedir.

Danıştay 6. Dairesi, 21.10.1998, E:1997/4802, K:1998/4766: İmar planlarının nitelikleri itibariyle düzenleyici işlem oldukları Danıştay’ın süregelen içtihatları ile kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu durumda bir düzenleyici işlem olan imar planı değişikliğine karşı yasanın yukarıda belirtilen hükmüne istinaden uygulama üzerine de dava açılması mümkündür. İmar planlarının nitelikleri itibariyle düzenleyici işlem oldukları Danıştay’ın süregelen içtihatları ile kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu durumda bir düzenleyici işlem olan imar planı değişikliğine karşı yasanın yukarıda belirtilen hükmüne istinaden uygulama üzerine de dava açılması mümkündür. (…) Bu durumda, parselasyon işleminin ilanen tebligat yoluyla duyurulmasından önce davacıların adreslerine tebligat yapılamadığı gibi davacıların bu işlemden haberdar olduklarına ilişkin herhangi bir kanıtta bulunmadığı ve ayrıca uygulama işlemi niteliğindeki parselasyon işleminin tebliği üzerine mevzi imar planının iptali istemiyle dava açılabileceğinden bu hususlar göz önünde bulundurulmadan İdare Mahkemesince, davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

İmar Mevzuatında Plan Amacında Kullanma Zorunluluğu

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 3. maddesine göre herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve imar ile ilgili yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz. Bu husus, aynı zamanda planlamanın doğası gereğidir. Eğer bir bölgeyi planda ayrıldığı amaç dışında kullanmak mümkün olsa idi, plan yapmanın herhangi bir anlamı olmazdı. İşte bu nedenlerle kanun koyucu, 3194 sayılı İmar Kanununda yer alan bu hükümle plan hükümlerine uyulmasını zorunlu kılmıştır.

Plan amacında kullanma zorunluluğu, imar planı kapsamında kalan taşınmazların kamulaştırılmasında da kendini gösterir. İmar planı içerisinde bulunan taşınmazların kamulaştırılması, ancak kamulaştırma amacının taşınmazın imar planında ayrıldığı amaç ile uyumlu olmasına bağlıdır.

Yani kamulaştırma, ancak taşınmazın imar planında ayrıldığı amaç için mümkündür, başka bir amaç için yapılan kamulaştırma hukuka aykırıdır (Danıştay 6. Dairesi, 22.06.1994, E:1994/765, K:1994/2665). Örneğin, imar planında ilkokul olarak ayrılan yerin Maliye Bakanlığı hizmet binası olarak kullanılmak üzere kamulaştırılması hukuka aykırıdır.

Bunun yanı sıra çıkarılan kanunlar ve diğer mevzuat ile yapılacak yatırımlara işletme izni verilebilmesi, imar planında o amaç için ayrılma şartına bağlanmıştır. Örneğin, 3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanunun 4. maddesine göre işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilirken imar ile ilgili düzenlemelere aykırı davranılamaz.

İmar Planlarının Hukuki Niteliği: İdare Hukuku Açısından İmar Planları
Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2451 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.