İmar Planlarına Karşı Açılacak İptal Davasının Ön Koşulları

İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesi iptal davasının ön koşullarını düzenlemektedir. Madde hükmüne göre idari yargı yerlerine verilen dava dilekçeleri, Danıştay’da daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından;

a) Görev ve yetki,

b) İdari merci tecavüzü,

c) Ehliyet,

d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,

e) Süre aşımı,

f) Husumet,

g) 3 ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları,

Yönlerinden sırasıyla incelenir.

Bu koşullara iptal davalarının ön koşulları denilmektedir. Sırasıyla bu koşulları inceleyelim.

A. İmar Planlarına Karşı Açılacak İptal Davalarında Görevli Yargı ve Yetkili Mahkeme

Bu konuyla ilgili olarak şu yazımıza bakabilirsiniz: İmar Planlarına Karşı Açılacak Davalarda Görevli Yargı ve Yetkili Mahkeme

C. İmar Planlarına Karşı Açılacak İptal Davalarında Ehliyet

İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan “dava açma ehliyeti”, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi amacıyla dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir.

Bu konuyla ilgili olarak şu yazımıza bakabilirsiniz: İmar Planlarına Karşı Kimler Dava Açabilir?                         

D. İmar Planlarına Karşı Açma Süresi

Bu konuyla ilgili olarak şu yazılarmıza bakabilirsiniz:

İmar Planlarına Karşı Dava Açma Süresi

Dava Açma Süresi Geçmiş İmar Planlarına Uygulama İşlemi Üzerine Dava Açılabilir mi?

E. İşlemin Kesin ve Yürütülmesi Zorunlu İşlem Olup Olmadığı

Bir idari işlemin iptal davasına konu olabilmesi için kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olması gerekir. Bu nitelikte olmayan hazırlık işlemleri iptal davasına konu edilemezler. Örneğin belediye meclisinin imar planı yapılması konusundaki hazırlıklara başlanılması yönündeki işlemi bir hazırlık işlemi niteliğinde olduğu için iptal davasına konu edilemezler. Keza, bilgi ve belge toplamak için kamu kurumlarıyla yapılan yazışmalar da kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem değildir.

Buna karşılık imar planları kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliğinde oldukları için iptal davasına konu edilebilirler.

Keza, idarelerin, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 31. maddesi gereğince; mülkiyet durumu, belge eksikliği, müellif şartı kapsamında planların teklif sahiplerine eksiklikler tamamlatılmak üzere iade edilmesine ilişkin işlemleri de kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemdir.

Bu konuda şu yazımıza bakabilirsiniz: İlan Edilmeyen Planlara Karşı Dava Açılabilir mi?

F. Husumet

İmar planları, belediye meclisi ile il genel meclisi tarafından onaylanmaktadır. Ancak, imar planlarının iptali istemi ile açılacak davalarda husumetin belediye meclisine ya da il genel meclisine yöneltilmesine imkan yoktur. Çünkü bu organların, belediyeyi ve il özel idaresini temsile yetkileri yoktur. Belediyeyi temsil yetkisi, Belediye Kanununun 37. maddesi gereği belediye başkanına; il özel idaresini temsil yetkisi İl Özel İdaresi Kanununun 29. maddesi gereği valiye aittir. Bu nedenle, iptal davalarında husumetin belediye başkanlığına veya il özel idaresini temsilen valiliğe yöneltilmesi gerekir.

Bakanlıklar tarafından onaylanan imar planlarına karşı ilgili bakanlık hasım gösterilerek dava açılması gerekir.

G. Birden Fazla İdari İşleme Karşı Tek Dilekçe ile Dava Açılması

İYUK’un 5. maddesine göre aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep – sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir. Örneğin imar planına dayanılarak yapılan kamulaştırmalarda kamulaştırma işlemi ile imar planı arasında maddi ve hukuki bağlılık ve sebep-sonuç ilişkisi bulunduğu (kamulaştırmanın sebebini imar planı teşkil eder) ve her iki işleme karşı tek dilekçe ile dava açılabileceği kabul edilmektedir. Bu konuda Danıştay 6. Dairesinin 24.09.1987 tarihli ve E:1987/1002, K:1987/835 kararına bakılabilir. Aynı şekilde parselasyon işlemi ile imar planı arasında maddi ve hukuki bağlılık bulunduğu için bu iki işleme de tek dilekçe ile dava açılabilir.

Keza, aynı kişinin mülkiyetinde bulunan birden fazla taşınmaz için tek dilekçe ile dava açılması mümkündür.

Buna karşılık, farklı kişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar için ayrı dilekçeler ile dava açılması gerekir.

Danıştay 6. Dairesi, 22.10.1986, E:1986/1018, K:1986/8

Farklı kişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar için ayrı dilekçeler ile dava açılması gerektiği.

Dava, parsellerin park alanı olarak belirlenmesine ilişkin imar planı değişikliği işlemine vaki itirazın reddi yolundaki belediye meclisi kararının iptali dileğiyle açılmış, İdare Mahkemesince 2577 sayılı Yasanın 5.maddesinde birden fazla şahsı ilgilendiren, işlemden dolayı müşterek dilekçe ile dava açılabilmesinin hak veya menfaatte iştirak ile maddi ve hukuki sebeplerde birlik bulunması koşuluna bağlandığı, olayda ise dava konusu parsellerin ayrı parseller olması nedeniyle ortada maddi bakımdan birlik bulunmadığı, gerekçesiyle dava dilekçesi, her davacı tarafından kendi parseli ile ilgili ayrı dava açılmak üzere reddedilmiş, karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dilekçesinin yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında, (…) bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, bozma istemi yerinde görülmeyerek anılan mahkeme kararının onanmasına karar verildi.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.