İmar Planlarına Karşı Kimler Dava Açabilir?

Makalemizi paylaşır mısınız?

İmar Planlarına Dava Açma Ehliyeti

İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan “dava açma ehliyeti”, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi amacıyla dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen öznel ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir.

İdari Yargılama Usulü Kanunu, idari yargıda iptal davası açılabilmesini sübjektif ehliyet olarak kabul edilen “menfaat ihlali” şartına bağlamıştır. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesi iptal davalarını, “İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları” olarak tanımlamıştır. Bu nedenle iptal davaları kural olarak idari işlem nedeni ile menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabilir.

Menfaati ihlal edilen kişilerin yanı sıra bazı idari makamlara, belli durumlarda dava açma hakkı tanımaktadır. Örneğin gerek Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve gerekse Belediye Kanunu belediye başkanına ve mülki amire hukuka aykırı meclis kararlarına (imar planlarına ilişkin kararlar dahil olmak üzere) dava açma hakkı tanımaktadır.

Bu kapsamda bazı kişilerin dava açma ehliyeti Danıştay kararları ve mevzuat hükümleri çerçevesinde aşağıda incelenmiştir:

1. Taşınmaz Maliklerinin Dava Açma Ehliyeti

İmar planları düzenleyici bir idari işlem olarak plan kapsamındaki taşınmazların hukuki durumlarını etkilemektedir. Bu nedenle, imar planı kapsamında bulunan ya da imar planı değişikliğinden etkilenen parsel maliklerinin imar planının iptali istemi ile idari yargıda dava açabilecekleri kuşkusuzdur.

İleride malik olması muhtemel kişilerin imar planına dava açma ehliyeti bulunmamaktadır. Danıştay 6. Dairesi, mülkiyeti Hazine ile şahıslar arasında ihtilaflı bulunan şahıs adına tescilli taşınmazın imara alınması ile ilgili olarak Hazine tarafından açılan iptal davasını, “ileride doğması muhtemel menfaate dayanılarak iptal davası açılamaz” gerekçesi ile reddetmiştir.

Ayrıca, Danıştay kararlarına göre menfaatin sadece dava açıldığı tarihte mevcut olması yeterli olmayıp dava sürecince de devam etmesi gerekmektedir. Yani menfaat ihlali koşulunun davanın açıldığı tarihte mevcut bulunması yeterli olmayıp davayı sonuçlandıran kararın kesinleşmesine (temyiz isteminin sonuçlandırılmasına) kadar devam etmesi gerekmektedir.

Danıştay 6. Dairesi, 21.02.1989, E:1988/1816, K:1989/323: Dava açtıktan sonra taşınmazını üçüncü kişilere satan davacının dava açma ehliyetinin ortadan kalktığı. Olayda, uyuşmazlığın İdare Mahkemesince karara bağlandığı 6.4.1988 gününde saat 14.00 de davacının davadan feragat dilekçesini Mahkemeye verdiği ve aynı günde de bu davanın açılmasına neden olan dairesini davalı yanında davaya katılan …’a satmış olduğu temyiz dosyasının incelenmesinden anlaşılmakta olup, bu durumda menfaat ihlalinin ortadan kalkması nedeniyle davacı dava ehliyetini kaybederek davada taraf olmaktan çıkmış bulunmaktadır.

Malik tarafından açılan dava devam ederken taşınmazın mülkiyetinin değişmesi durumunda yeni malik hasım statüsüne alınarak davaya devam edilmesi gerekir. Danıştay 6. Dairesi, 23.10.2009, E:2009/6686, K:2009/10260: İmar planı değişikliğine konu taşınmazları satın alan kişinin mülkiyetin el değiştirmesi üzerine davayı takip hakkının kendisine geçtiğinden bahisle yaptığı başvurunun 2577 sayılı Yasa’nın 26. maddesi uyarınca dikkate alınması suretiyle idare mahkemesince yeniden taraf teşkil ettirilmesi gerektiği. Olayda, imar planı değişikliğine konu taşınmazları satın alan kişinin mülkiyetin el değiştirmesi üzerine davayı takip hakkının kendisine geçtiğinden bahisle yaptığı başvurunun 2577 sayılı Yasa’nın 26.maddesi uyarınca dikkate alınması suretiyle idare mahkemesince yeniden taraf teşkil ettirilmesi gerektiği açıktır. Bu itibarla, taşınmazla mülkiyet ilişkisi sona eren ilk malikin davada taraf olma ehliyetinin devam ettiğinin kabulü suretiyle yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurulmaksızın verilen idare mahkemesi kararında yasal isabet görülmemiştir.

2. Kent ya da Semt Sakinlerinin Dava Açma Ehliyeti

Bu konuyla ilgili olarak şu yazımıza bakabilirsiniz: Kent ya da Semt Sakinlerinin İmar Planlarına Karşı Dava Açma Ehliyeti

3. Plan Müelliflerinin Dava Açma Ehliyeti

Danıştay, imar planlarını 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 1. maddesi anlamında “eser” tanımı içerisinde görmektedir. Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 1. maddesinde genel anlamda “eser” tanımı yapılmış, 2. maddesinin 3. fıkrasında her nevi planların fikir ve sanat eseri sayıldığı, 16. maddesinin 1. fıkrasında da, eser sahibinin izni olmadıkça eserde ekleme ve başka değiştirmeler yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.

Bu hükümlerden, planın teknik ve bilimsel fikir eseri olarak korunduğu, eser sahibinin izni olmadıkça plan değişikliği yapılamayacağı, planda değişiklik yapılabilmesi için müellifin muvafakatinin alınması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle plan müelliflerinin, gerekçeli uygun görüşü alınmadan yapılacak plan değişikliklerine karşı dava açma ehliyetleri bulunmaktadır.

Danıştay 6. Dairesi, 14.01.2004, E:2003/5595, K:2004/179Davacıların yapımcısı ve müellifi oldukları imar planlarında değişiklikler yapılmış olması nedeniyle değişiklik yapılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açma ehliyetlerinin bulunduğu. 5846 sayılı Yasada belirtilen düzenlemenin uygulanması ve Yasa kapsamında bulunan planın eser olarak korunması amacıyla plan müellifinin gerekçeli uygun görüşünün alınmasının şart olduğu görülmektedir. İdari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen sübjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri çerçevesinde, uyuşmazlık konusu olayda, davacıların yapımcısı ve müellifi oldukları imar planlarında değişiklikler yapılması, ayrıca plan müellifi olarak da görüşünün alınmamış olduğunun öne sürülmesi karşısında planlarda değişiklik yapılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada dava açma ehliyeti bulunmaktadır.

4. Meslek Odalarının Dava Açma Ehliyeti

Danıştay’ın menfaat ihlali şartını geniş yorumladığına yukarıda değinilmiştir. Bu kapsamda Danıştay, meslek odalarının imar planlarına ve plan değişikliklerine karşı dava açma ehliyeti bulunduğu kanaatindedir. Bu kapsamda Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odaları Birliğinin de imar planlarına ve plan değişikliklerine karşı dava açma ehliyeti bulunmaktadır.

Danıştay 6. Dairesi, 09.02.2007, E:2006/3763, K:2007/702: Özel orman alanında yer alan yapılar için verilen inşaat ruhsatlarının iptalini isteme hususunda Mimarlık Odasının dava açma ehliyetinin bulunduğu hakkında. İdari Yargılama Usulü Kanunu‘nun 2.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde iptal davaları idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. İdarenin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetim yoluyla sağlanmasının en etkin araçlarından biri iptal davaları olduğundan, iptal davalarında “menfaat ihlali” olarak tanımlanan sübjektif ehliyet koşulunun kişiye bağlı sübjektif hak ihlallerinin giderilmesinin yanı sıra idari işlemlerin hukuka uygunluğunun denetlenebilmesi kapsamında da belirlenmesi gerekmektedir. Davacı ile iptali istenilen idari işlem arasında kurulabilecek bir ilişki veya ilgi, menfaat ihlali koşulunun varlığı için yeterlidir. Bu itibarla yargısal kararlarda menfaat ihlali koşulu, davacının idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisinin kurulması gerektiği şeklinde tanımlanmıştır. Ayrıca; bir menfaatin kişisel menfaat sayılabilmesi iptali istenilen işlemin doğrudan doğruya davacı hakkında alınmasını gerektirmemektedir. Çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması imar uygulamaları gibi kamu yararını ilgilendiren konularda dava açma ehliyetinin bu durum göz önünde bulundurularak geniş yorumlanmak suretiyle saptanacağı, Danıştay içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır. Yukarıda yer alan yasal düzenlemeler, davanın niteliği ve davacı tarafından ileri sürülen hususlar dikkate alındığında, davacının uyuşmazlık konusu yapı ruhsatlarının iptalini isteme konusunda dava açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varıldığından, davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki idare mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.

Bunun yanı sıra tüm meslek odalarının, üyelerinin mesleki faaliyetlerini sürdürdükleri taşınmazlarla ilgili planlama faaliyetlerine karşı dava açma ehliyeti bulunduğu kabul edilmektedir. Örneğin marangozlar ve mobilyacılar odasının, üyelerinin faaliyet gösterdiği keresteciler sitesinin bir bölümünü kentsel servis alanına dönüştüren imar planı değişikliğinin iptalini istemekte menfaati bulunmaktadır.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 31.03.2005, E:2004/79, K:2005/175 Davacı Eskişehir Marangozlar ve Mobilyacılar Odası üyelerinin faaliyet gösterdiği keresteciler sitesinin bir bölümünü kentsel servis alanına dönüştüren imar planı değişikliğinin iptalini istemekte, davacı odanın dava açma ehliyetinin bulunduğu. Dava, 6.7.2002 günlü, 13/91 sayılı belediye meclisi kararı ile kabul edilen 1/5000 ölçekli Eskişehir revizyon nazım imar planının iptali istemiyle açılmıştır. Eskişehir İdare Mahkemesinin 21.11.2002 günlü, E:2002/1847, K:2002/1698 sayılı kararıyla; davacı oda ile dava konusu imar planı değişikliği arasında doğrudan bir menfaat ilişkisi bulunmadığından odanın dava açma ehliyetinin olmadığı gerekçesiyle İdari Yargılama Usulü Kanununun 15/1-b maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmiştir. Danıştay 6. Dairesinin 27.5.2003 günlü, E:2003/172, K:2003/3316 sayılı kararında belirtildiği gibi, davacı oda üyelerinin faaliyet gösterdiği Keresteciler Sitesinin bir bölümünü Kentsel Servis Alanına dönüştüren imar planı değişikliğinin iptalini istemekte, davacı Eskişehir Marangozlar ve Mobilyacılar Odasının dava açma ehliyeti bulunmaktadır.

5. Baroların Dava Açma Ehliyeti

Danıştay 6. Dairesi,08.06.2011 tarihli ve E:2010/12920, K:2011/2120 sayılı kararında baroların doğrudan baro tüzel kişiliğinin hak ve menfaatlerinin etkilemeyen imar planlarına ve plan değişikliklerine karşı dava açma ehliyetinin bulunmadığına karar verilmiştir.

Danıştay 6. Dairesi, 08.06.2011, E:2010/12920, K:2011/2120: Avukatlık Kanununun 76. maddesinde sayılan baroların görevleri göz önünde bulundurulduğunda dava konusu uyuşmazlıktaki gibi, bir alanda yapı emsalinin yükseltilmesi ve yapılanma şartlarının belirlenmesine ilişkin plan değişikliğinin davacı Baronun doğrudan tüzel kişiliğini hak ve menfaatlerinin etkilenmediği; anılan yasa maddesinin de davacıya hukuken böyle bir hak tanımayacağı açık olduğundan dava konusu işlemle Bursa Barosu Başkanlığı’nın menfaat ilişkisi bulunmadığı.

Milli Emlak Kitabı

Karara göre, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının genel nitelikteki düzenleyici işlemlere karşı sadece kuruluş kanunlarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyeti bulunmaktadır. Nitekim konuyla ilgili yasal düzenlemelerde de bu kuruluşların amaçları dışında faaliyette bulunamayacakları açık bir biçimde yer almıştır.

Diğer taraftan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu‘nun 4667 sayılı Yasa ile değişik 76.maddesinde; Barolar avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlanmış, yine aynı Yasanın Baro Yönetim Kurulunun görevlerinin sayıldığı 95.maddesinin 21.bendinde de, yönetim kurulunun, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğu belirlenmiştir.

Bu durumda, Avukatlık Kanununun 76.maddesinde sayılan baroların görevleri göz önünde bulundurulduğunda dava konusu uyuşmazlıktaki gibi, bir alanda yapı emsalinin yükseltilmesi ve yapılanma şartlarının belirlenmesine ilişkin plan değişikliğinin davacı Baronun doğrudan tüzel kişiliğini hak ve menfaatlerinin etkilenmediği; anılan yasa maddesinin de davacıya hukuken böyle bir hak tanımayacağı açık olduğundan dava konusu işlemle Bursa Barosu Başkanlığı’nın menfaat ilişkisi bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

6. Derneklerin Dava Açma Ehliyeti

Danıştay 6. Dairesi, 04.05.2011 tarihli ve E:2009/6697, K:2011/1132 sayılı kararında derneklerin, üyelerinin ve temsil ettikleri kişilerin ortak çıkarlarını korumak ve dayanışmalarını sağlamak üzere kurulan özel hukuk tüzel kişileri olduğu, doğrudan dernek tüzel kişiliğinin hak ve çıkarlarını ilgilendiren konularda iptal davası açabilecekleri açık olmakla birlikte, bu kapsamı aşan konularda sırf tüzüğünde hüküm bulunduğundan bahisle dava ehliyetinin mevcut olduğunun kabulüne hukuken olanak bulunmadığı karara bağlanmıştır.

Karar göre derneklerin, doğrudan dernek tüzel kişiliğinin hak ve çıkarlarını ilgilendiren konularda iptal davası açabilecekleri açık olmakla birlikte, bu kapsamı aşan konularda sırf tüzüğünde hüküm bulunduğundan bahisle dava ehliyetinin mevcut olduğunun kabulüne hukuken olanak bulunmamaktadır.

Danıştay 6. Dairesi, 04.05.2011, E:2009/6697, K:2011/113: Söz konusu işlemin doğrudan doğruya dernek tüzel kişiliğinin hak ve çıkarlarını etkilemediği davacı dernek tarafından hazırlanmış dernek tüzüğünün de, davacıya hukuken böyle bir hak tanıyamayacağı değerlendirildiğinde davacı derneğin dava konusu işlemin iptalini istemekte hukuken korunması gereken bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı. Dernekler, üyelerinin ve temsil ettikleri kişilerin ortak çıkarlarını korumak ve dayanışmalarını sağlamak üzere kurulan özel hukuk tüzel kişileri olup, amaçları ve faaliyet alanları kendilerince hazırlanan tüzüklerle belirlenmektedir. Oysa, kendi üyelerinin hak ve menfaatlerini korumak amacıyla kanunla kurulmuş sendika ve meslek birliklerinin kanunda belirtilen kuruluş amaçlarına yönelik olarak dava açabilme hakkı yasalar tarafından verilmektedir. Derneklerin, doğrudan dernek tüzel kişiliğinin hak ve çıkarlarını ilgilendiren konularda iptal davası açabilecekleri açık olmakla birlikte, bu kapsamı aşan konularda sırf tüzüğünde hüküm bulunduğundan bahisle dava ehliyetinin mevcut olduğunun kabulüne hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu durumda, … söz konusu işlemin doğrudan doğruya dernek tüzel kişiliğinin hak ve çıkarlarını etkilemediği davacı dernek tarafından hazırlanmış dernek tüzüğünün de, davacıya hukuken böyle bir hak tanıyamayacağı değerlendirildiğinde davacı derneğin dava konusu işlemin iptalini istemekte hukuken korunması gereken bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı, dolayısıyla davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

7. Ormanları İlgilendiren Konularda Orman Genel Müdürlüğünün Dava Açma Ehliyeti

Orman Kanununun 6. maddesine göre Devlet ormanlarına ve Devlet ormanı sayılan yerlere ait her çeşit işler Orman Genel Müdürlüğünce yapılır ve yaptırılır. Bu hüküm nedeni ile; Orman Genel Müdürlüğünün, kapsamında kesinleşmiş orman bulunan imar planlarına karşı dava açma ehliyetinin bulunduğu kabul edilmektedir.

Danıştay 6. Dairesi, 24.09.2007, E:2005/2444, K:2007/5127: Kapsamında kesinleşmiş orman alanı iddiasıyla imar planına karşı, Orman Genel Müdürlüğünün görev alanı ve gördüğü kamu hizmeti göz önüne alındığında, dava açma ehliyeti bulunduğu hakkında. İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesi için ön koşullardan olan “dava açma ehliyeti”, iptal davasına konu kararın niteliğine göre idari yargı yerince değerlendirilmektedir. Uyuşmazlık konusu olayda, imar planı kapsamında kesinleşmiş orman alanı olduğu iddiasıyla davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İmar planları gibi kamu yararını çok yakından ilgilendiren konularda dava açma hakkının daha geniş bir kapsamda ele alınması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, imar planına ilişkin davada kamu yararını koruma görev ve yükümlülüğü taşıyan Orman Genel Müdürlüğü’nün görev alanı ve gördüğü kamu hizmeti de göz önüne alındığında anılan plana yönelik olarak dava açma ehliyeti bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, Orman Genel Müdürlüğünün imar planına karşı açılan davada ehliyetli olduğunun kabulü suretiyle İdare Mahkemesince uyuşmazlık hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

8. Aynı Tüzel Kişiliğe Dahil Kamu İdarelerinin Dava Ehliyeti

Aynı tüzel kişiliği temsil eden bakanlıkların birbirlerine karşı açabilir mi? Hukuk sistemimizde bakanlıklar, bir kamu idaresi tüzel kişisi olarak tanımlanan Devletin, kamu alanındaki iradesini işlem ve eylemleri ile ortaya koyan organlardır. Bakanlıklar Devletin organı sıfatıyla, Devletten ayrı ve bağımsız bir hukuksal varlığa ve tüzel kişiliğe sahip değillerdir.

Devletin tüzel kişiliğinden ayrı olarak, bağımsız tüzel kişilik sahibi olan kamu tüzel kişilerinin Devletin diğer organları ile aralarında çıkabilecek herhangi bir uyuşmazlık nedeniyle yargı mercilerine başvurabilmesi mümkünken; aynı tüzel kişiliğin, yani Devletin, tamamlayıcı birer organı olan bakanlıkların, ayrı birer taraf sıfatıyla aralarındaki uyuşmazlıkları yargı yerleri önüne getirerek dava konusu yapmalarına olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle; bir bakanlığın diğer bakanlık aleyhine dava açma konusunda taraf ehliyeti bulunmamaktadır.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 12.12.1997, E:1995/930, K:1997/703: Hukuk sistemimizde Bakanlıklar, bir kamu idaresi tüzel kişisi olarak tanımlanan Devletin, kamu alanındaki iradesini işlem ve eylemleri ile ortaya koyan organlardır. Bakanlıklar Devletin organı sıfatıyla, Devletten ayrı ve bağımsız bir hukuksal varlığa ve tüzel kişiliğe sahip değillerdir. Bununla birlikte, Bakanlıkların kendi görev alanları ile ilgili konularda yetki uyuşmazlıklarına düşmeleri mümkündür. Bu nedenle, Devlet tüzel kişiliği içerisinde ve aynı kademede yer alan Bakanlıkların birbirleri ile olan ilişkilerinde koordinasyonu sağlayacak olan bir üst ortak makama ihtiyaç vardır ki, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 112. maddesine göre bu makam, Bakanlar Kurulunun başkanı sıfatıyla Başbakandır. Anayasa’nın anılan maddesinde; Başbakanın, Bakanlıklar arasında işbirliğini sağlamak, hükümetin genel siyasetinin yürütülmesini gözetmekle görevli ve Bakanların görevlerinin Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirilmesini gözetmek ve düzeltici önlemleri almakla yükümlü olduğu hükmü yer almıştır. ynı tüzel kişiliği temsil eden Bakanlıklar arasında yetki veya diğer nedenlerle ortaya çıkan uyuşmazlıkların, bu tüzel kişiliğin kendisi tarafından ve organlar arasında eşgüdümü sağlamak ve düzeltici önlemleri almakla yükümlü üst organca, yani Bakanlar Kurulu ve Başbakanca çözümlenmesi gereklidir.

Danıştay 6. Dairesi, 24.11.2006, E:2004/5143, K:2006/5510 3533 sayılı Kanun uyarınca, davacı Orman Genel Müdürlüğü ile davalı Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı’nın ayrı birer taraf sıfatıyla aralarındaki uyuşmazlığı yargı yeri Önüne getirerek dava konusu yapmalarına olanak bulunmadığı.

Böyle bir durumda, bakanlıklar arasında meydana gelen uyuşmazlıkların nasıl çözümleneceği sorusu gündeme gelecektir. Danıştay’a göre bu sorunun cevabı, Anayasanın 112. maddesinde yatmaktadır. Danıştay’a göre Devlet tüzel kişiliği içerisinde ve aynı kademede yer alan bakanlıkların birbirleri ile olan ilişkilerinde koordinasyonu sağlayacak olan bir üst ortak makama ihtiyaç vardır ki, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 112. maddesine göre bu makam, bakanlar kurulunun başkanı sıfatıyla başbakandır. Anayasa’nın anılan maddesinde; başbakanın, bakanlıklar arasında işbirliğini sağlamak, bakanların görevlerinin Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirilmesini gözetmek ve düzeltici önlemleri almakla yükümlü olduğu hükmü yer almaktadır.

Bu durumda, bakanlıklar arasında yetki veya diğer nedenlerle ortaya çıkan uyuşmazlıkların, organlar arasında eşgüdümü sağlamak ve düzeltici önlemleri almakla yükümlü üst organca, yani bakanlar kurulu ve başbakanca çözümlenmesi gereklidir. Bu kapsamda, bir bakanlığın bir başka bakanlık tarafından hazırlanan planlar nedeni ile diğer bakanlık aleyhine idari yargıda iptal davası açması mümkün değildir. İmara ilişkin bu tip uyuşmazlıkların da bakanlar kurulu ve başbakan tarafından çözümlenmesi gerekmektedir.

9. Taşınmazı Bir Başka Kamu İdaresine Devreden Kamu İdaresi

Danıştay 6. Dairesi, 30/04/2013 tarihli ve E:2010/10261, K:2013/3065 sayılı kararında, Kamulaştırma Kanunu’nun 30. maddesi kapsamında devredilen taşınmaz için yapılan imar planı değişikliği hakkında taşınmazın eski maliki olan (yani taşınmazı devreden) kamu idaresinin dava açma ehliyeti bulunduğuna karar vermiştir.

Danıştay 6. Dairesi, 30.04.2013, E:2010/10261, K:2013/3065Taşınmaz 2942 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesi uyarınca belediyeye devredildiğinden, devir amacı veya devreden idarenin izni dışında başkaca bir kamusal amaçla kullanılamayacağına ilişkin yasal düzenleme nedeniyle, devreden davacı idarenin taşınmazın kullanım amacını değiştiren imar planı değişikliğini dava konusu edebileceği, ehliyetli olduğu hakkında. Uyuşmazlık konusu olayda, davacı idarenin mülkiyeti sona ermekle birlikte, devir alınan taşınmazın devir amacı veya devreden idarenin izni dışında başkaca bir kamusal amaçla kullanılmaması konusundaki anılan yasal düzenleme karşısında, davacı idarenin yasaya aykırı işlem yapıldığı iddiasıyla açılan davada, dava konusu imar planı davacı idarenin menfaatini ihlal etmektedir. Bu durumda, dava konusu imar planına karşı açılan davanın esasının incelenmesi gerekirken, İdare Mahkemesinin davacının taşınmazların maliki sıfatı taşımadığından hareketle davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki temyize konu kararında hukuki isabet görülmemiştir.

10. Tapu Tahsis Belgesi Sahibinin Dava Açma Ehliyeti

Danıştay 6. Dairesine göre tapu tahsis belgesi, Medeni Kanunda tanımlanan tasarruf belgelerinden farklı olup mülkiyeti değil, hak sahipliğini belirlemektedir. Anılan belgenin tapuya dönüşünceye kadar işlevi, içinde oturan dar gelirli ailenin barınma ihtiyacını karşılamaktır.

Tapu tahsis belgesi verilen taşınmazın imar planında başka amaç için ayrılması, tahsisin iptali sonucunu doğurur ve ilgiliye tapu verilemez. Dolayısıyla tapu tahsis belgesi ile hak sahibi kabul edilenlerin tasarruf hakları yasanın belirlediği amaçlar çerçevesinde kısıtlanmıştır. Bu nedenle, tapu tahsis belgesi bulunan kişinin, sırf tapu tahsis belgesinden hareketle ve başkaca bir gerekçe ileri sürmeksizin imar planına karşı dava açma ehliyeti bulunmamaktadır.

Danıştay 6. Dairesi, 14.11.2006, E:2006/2392, K:2006/5255: Davacının henüz tapuya dönüşmemiş tapu tahsis belgesi ile tasarruf edilen gecekondudan hareketle ve onun dışında da herhangi bir farklı iptal nedeni ileri sürülmeksizin, dava konusu nazım imar planının iptalini istediği anlaşıldığından; dava konusu işlem davacının güncel, kişisel, meşru bir menfaati ihlal etmediği, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği hakkında.

Karara göre, 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler Hk. Kanun gerekçesinde, Yasanın amacı, ekonomik ve sosyal nedenlerle birer çekim merkezi haline gelen kentlere akın eden vatandaşların mutlak olan barınak ihtiyaçlarının giderilmesi, imar mevzuatı ve planlara hale getirilebilecek yapıların belli şartlarda hukukileştirilmesi olarak belirtilmiştir. Yasa, en temel ihtiyaçlardan biri olan barınma ihtiyacını dahi karşılayamayacak durumdaki dar gelirli vatandaşların mağduriyetini gidererek bu durumda olanlara aileleriyle birlikte barınma olanağı sağlamak için hazine, belediye, il özel idaresi ve vakıf arazisi üzerine yapılan, barınma amacıyla ya da kısmen barınma kısmen işyeri olarak kullanılan kaçak yapıları meşrulaştırmıştır.

Bu meşrulaştırma sırasında yasaya özgü olan ve tapuya esas teşkil ederek hak sahipliğini belirleyecek olan tapu tahsis belgesi verilmekte ve bu tahsisin yapıldığı tapu sicilinin beyanlar hanesinde gösterilmektedir.

Karar göre tapu tahsis belgesi, Medeni Kanunda tanımlanan tasarruf belgelerinden farklı olup mülkiyeti değil hak sahipliğini belirlemektedir. Anılan belgenin tapuya dönüşünceye kadar işlevi ise içinde oturan dar gelirli ailenin barınma ihtiyacını karşılamak olduğundan bu şekilde tasarruf edilen bir ilgiliye gecekondunun yıkılması ya da yıkılarak yeniden yapılması tahsisin iptali sonucunu doğurur ve ilgiliye tapu verilemez. Dolayısıyla tapu tahsis belgesi ile hak sahibi kabul edilenlerin tasarruf hakları yasanın belirlediği amaçlar çerçevesinde kısıtlanmıştır. Olayda davacının, henüz tapuya dönüşmemiş tapu tahsis belgesi ile tasarruf edilen gecekondudan hareketle ve onun dışında da herhangi bir farklı iptal nedeni ileri sürülmeksizin dava konusu nazım imar planının iptalini istediği anlaşıldığından dava konusu işlemin davacının kişisel, meşru ve güncel bir menfaatini ihlal etmediği sonucuna ulaşılmıştır.

11. Zilyedin Dava Açma Ehliyeti

Zilyetlik, buna konu teşkil edecek eşya üzerinde iradi şekilde hakimiyetin ele geçirilmesi ile doğan ve bu hakimiyetin iradi olarak terkine veya başkası tarafından gaspına veya başka sebeplerle sona ermesine kadar devam eden hukuki bir durumdur.

Danıştay 6. Dairesi, 20.04.2005 tarihli ve E:2004/6309, K:2005/2411 sayılı kararında; taşınmaza zilyet olan ve “semt sakini” sıfatına dayanmayan zilyedin, ileride doğması muhtemel mülkiyet hakkına dayanarak imar planlarına ve plan değişikliklerine karşı dava açamayacağına karar vermiştir.

Danıştay 6. Dairesi, 20.04.2005, E:2004/6309, K:2005/2411Taşınmazın maliki olmayan ve dava açma ehliyetini belde sakini sıfatına değil, taşınmazın zilyedi olduklarından bahisle ileride doğması ihtimali bulunan bir hak iddiasına dayandıran davacıların, beldenin arıtma tesisi yer seçimi işlemine karşı dava açma ehliyeti bulunmamaktadır. Yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç vardır. Her olay ve davada, yargı merciine başvurarak dava açan kişinin menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır. Bu durum karşısında, taşınmazın maliki olmayan davacıların beldenin arıtma tesisinin yer seçimi işlemine karşı dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı anlaşıldığından, uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle verilen idare mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.

12. Belediye Başkanının ve Mülki Amirlerin Dava Açma Ehliyeti

Bu konuyla ilgili olarak şu yazımıza bakabilirsiniz: Belediye Başkanlarının ve Mülki Amirlerin İmar Planlarına Dava Açma Ehliyeti

13. Siyasi Parti Teşkilatlarının Dava Açma Ehliyeti

İdari Dava Daireleri Kurulu 19.10.2001 tarihli ve E:2000/954, K:2001/683 sayılı kararında, faaliyet konusu itibariyle şehirleşme ve imarla ilgisi bulunmayan parti ilçe teşkilatının, imar planı yapılmasına ilişkin işleme karşı dava açmasında menfaatinin bulunmadığını vurgulamıştır.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 19.10.2001, E:2000/954, K:2001/683Faaliyet konusu itibariyle, şehirleşme ve imarla ilgisi bulunmayan parti ilçe teşkilatının imar planı yapılmasına ilişkin işleme karşı dava açmakta menfaati olmadığı. Olayda, davacının uyuşmazlık konusu imar planının iptali istemiyle açtığı davada, dava açma ehliyetini sağlayan menfaat ihlalini parti örgütü ilçe teşkilatı sıfatına bağladığı, faaliyet konusu itibariyle şehirleşme ve imarla ilgisi bulunmayan parti ilçe teşkilatının, imar planı yapılmasına ilişkin işleme karşı dava açmasında menfaatinin bulunmadığı, dolayısı ile dava açma ehliyetinin olmadığı sonucuna varıldığından, mahkemece davanın esasının incelenmesi suretiyle verilen kararda isabet görülmemiştir.                                                                                                                                                  

14. Yatırımcıların İmar Planına Dava Açma Ehliyeti

İdare Hukukunun genel ilkelerine göre iptal davası açılabilmesi için gerçek ya da tüzel kişiler ile dava konusu edilen işlem arasında makul ve ciddi bir ilişkinin diğer bir deyişle menfaat bağının varlığı yeterli bulunmaktadır.

İmar planları, insan, toplum, çevre münasebetlerinde kişi ve toplum hayatını yakından etkileyen fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın koruma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek amacıyla hazırlanır. Bu esaslara göre yapılan ve kesinleşen imar planlarının ancak; koşulların değişimi ve zorunluluk halinde, düzenleme esnasında uyulması zorunlu olan ilkelere ve yeni verilere uymak koşuluyla değiştirilmesi esastır.

Belde yaşamını etkileyen imar planı değişikliklerinin beldede yaşayanları, faaliyette bulunanları yukarıda sözü edilen konularda yakından ilgilendirmesi nedeniyle, bu kişilerle imar planları arasında dava açmaya yeterli menfaat alakasının bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Bu nedenle, bir beldede yatırımcı olarak bulunan kişi ve kuruluşların imar planlarına ve plan değişikliklerine karşı dava açma ehliyeti bulunduğu kabul edilmektedir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 19.01.2001, E:1999/764, K:2001/39: Davacı ile iptalini istediği imar plan ve uygulama işlemleri arasında beldede yatırımcı olarak faaliyette bulunmaları nedeniyle dava açmaya yeterli menfaat alakasının bulunduğu.

15. Kat Karşılığı Anlaşan Müteahhidin İmar Planına Dava Aça Ehliyeti

Danıştay 6. Dairesi, İdari Davalar Genel Kurulunun yukarıda belirtilen kararının aksine, 16.12.1992 tarihli ve E:1991/3213, K:1992/4962 sayılı kararında taşınmaz sahibi ile kat karşılığı inşaat yapmak üzere anlaşma yapmış olan müteahhidin dava açma ehliyeti bulunmadığına karar vermiştir. Daireye göre müteahhitlerin imar planı değişikliğine konu taşınmazla doğrudan bir ilişkileri bulunmadığından davanın ehliyet noktasından reddi gerekir.     

Danıştay 6. Dairesi, 16.12.1992, E:1991/3213, K:1992/4962: Taşınmaz sahibi ile taşınmaz üzerinde kat karşılığı satış vaadi sözleşmesi yapmış olan müteahhidin o taşınmazla ilgili imar planı değişikliği için dava açma ehliyeti bulunmadığı. Uyuşmazlıkta davacılar taşınmaz sahibiyle taşınmaz üzerinde kat karşılığı satış vaadi sözleşmesi yapmış olan müteahhitlerdir ve imar planı değişikliğine konu taşınmazla doğrudan bir ilişkileri bulunmadığından davanın ehliyet noktasından reddi gerekir.

İmar Planlarına Karşı Kimler Dava Açabilir?
İmar Planlarına Dava Açma Ehliyeti
Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2463 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.