Kamulaştırmasız El Atma Tazminatlarında Kamu Alacaklarına Uygulanan En Yüksek Faiz Uygulanır mı?

AİHM’nin kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesi konusunda Aka/Türkiye ve Akkuş/Türkiye davalarında verdiği ihlal kararları, aynı konu hakkında AİHM nezdinde pek çok dava açılmasına neden olmuştur (Dinç, 2007: 86).

Açılan bu davaların hemen tamamına yakınında AİHM Türkiye aleyhine tazminata hükmetmiştir. Bu konuda şu yazımıza bakabilirsiniz: Kamulaştırma Bedelinin Geç Ödenmesi Konusunda AİHM Görüşü

Bu davalar neticesinde verilen ihlal kararları ve Avrupa Birliğine uyum çalışmaları kapsamında Anayasa’nın 46. maddesi yeniden düzenlenerek geç ödenen kamulaştırma bedellerine kamu alacakları için uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması benimsenmiştir.

Maddenin son fıkrasına göre “…herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.”

Burada kamulaştırmasız el atma tazminatının geç ödenmesi halinde uygulanacak olan faiz oranına değinmekte fayda vardır. Kamulaştırmasız el atma nedeni ile ödenmesi gereken tazminatın nitelik olarak kamulaştırma bedeline yaklaştığı düşünülebilirse de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen istikrarlı kararlarda[1] kamulaştırmasız el atma tazminatı ile kamulaştırma bedelinin nitelik olarak birbirinden farklı olduğu, kamulaştırmasız el atma tazminatına Anayasa’nın 46. maddesinin son fıkrası kapsamında kamu alacakları için uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasının mümkün olmadığı kabul edilmiştir.

Hukuk Genel Kuruluna göre bir uyuşmazlıkta, alacağa Anayasa’nın 46. maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin uygulanabilmesi için, ortada hukuken geçerli bir kamulaştırma işleminin bulunması ve kamulaştırma bedelinin dava yoluyla ya da dava konusu edilmeksizin kesinleşmiş olması gerekir. Kamulaştırma işlemi, her şeyden önce temelini Anayasa ve özel kanunundan alan yasal bir işlemdir ve bu niteliği itibariyle kamulaştırmasız el atma eyleminden temelde ayrılmaktadır.

Bu nedenle de, gerek Kamulaştırma Kanunu’nun 3. maddesinde ve gerekse Anayasa’nın 46. maddesinin son fıkrasında düzenlemeye konu edilen ve kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin uygulanacağı ifade olunan bedel; kanun gereği taksitlendirmeye konu olan ve herhangi bir nedenle ödenmemiş olan ihtilafsız kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedelidir.  Bir başka ifadeyle, hukuken geçerli bir kamulaştırma işlemi varsa ve kamulaştırma bedeli de davaya konu edilsin edilmesin sonuçta kesinleşmişse, ancak bu durumda, Anayasa’nın 46. maddesinin son fıkrasında açıklanan faizin uygulanma olanağından söz edilebilecektir.

Kamulaştırmasız el atma hukuksal nitelik olarak bir haksız eylemdir. Haksız eylemden doğan borçlar tazmini nitelikte olup, bunlara yasal faizin uygulanması esastır. Kamulaştırmasız el atmalarda, kişi yani el konulan taşınmazın sahibi dilerse el atmanın önlenmesini, dilerse el konulan taşınmazın mülkiyetini idareye bırakması karşılığı bedelinin tazminini istemek hakkına sahiptir. 

Bedel istenmesi durumunda; bu bedelin belirlenmesinde, kanunda açık bir atıf bulunmamasına karşın yerleşen yargısal uygulama gereği, hesap tarzı bakımından Kamulaştırma Kanunu’nun değer biçme yöntemine ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanıyor olması, temelini Kamulaştırma Kanunu’ndan değil, haksız eylemden alan bu tür tazminat alacaklarının hukuki niteliğini değiştirmeyeceği gibi, belirlenecek bedelin kamulaştırma bedeli olarak nitelendirilmesi sonucunu da doğuramaz.

 Zira, kamulaştırmasız el atma eylemi ile kamulaştırma yapma yetkisine sahip idarelerin yasaya uygun şekilde gerçekleştirdikleri kamulaştırma işlemleri hukuki mahiyetleri itibariyle birbirlerinden açıkça farklıdırlar. Nitekim, konuya ilişkin 16.05.1956 tarih ve 1956/1-6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da kamulaştırmasız el atma, bir nev’i haksız eylem olarak nitelendirilmiş ve kamu tüzel kişiliği tarafından istimlak edilmeksizin taşınmaz malı yola çevrilen (kalbedilen) kimsenin el atmanın önlenmesi davasını açmaya hakkı olduğu; ancak, dilerse mülkiyetin devri karşılığı taşınmaz malın dava tarihindeki bedelini o kamu tüzel kişiliğinden dava edebileceği kabul edilmiştir.

Sonuç itibariyle; tazminat niteliğinde olan kamulaştırmasız el atmaya dayalı dava sonucu hükmedilen meblağlar, Anayasa’nın 46. maddesi kapsamı dışında kalmaktadır ve bu meblağlara kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması olanaklı değildir. 3095 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekir.

[1] Örneğin 12.04.2006, E: 2006/12-135, K: 2006/150; 13.07.2005, E: 2005/12-464, K: 2005/456; 13.07.2005 E: 2005/12-461, K: 2005/453

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.