Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2012/16121 K: 2013/4440
Ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve pay oranında tescil isteğine ilişkin olarak açılan davada dava dışı mirasçı kişi tarafından açılmış dava bulunmadığı ve davacı tarafından tüm mirasçılar adına tescil talep edilmediği halde, istek aşılarak mirasçı dava açmayan mirasçıya da pay verilmek suretiyle iptal ve tescile karar verilmiş olması doğru değildir. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/5279 K: 2013/8683
Kayıt maliki davalı B. İ.’in durumuna gelince; davalı B. İ.’in, miras bırakanın oğlu Ç.’in eşinin kardeşinin eşi olması nedeniyle ilk temlik işleminin muvazaalı olduğunu bildiği veya bilecek durumda olduğundan iyiniyetli olduğunun söylenemeyeceği ve TMK’nın 1023.maddesinin koruyuculuğundan da yaralanamayacağı açıktır. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/2881 K: 2013/4364
Mahkemece son kayıt maliki davalının iyiniyetli olduğu sonucuna varılmış ise de tanık anlatımlarından davalının diğer davalıya ait işyerinde çalıştığı anlaşılmakta olup dosyaya ibraz edilen ve davalılar tarafından açıkça itiraz edilmeyen fotoğrafların da bu olguyu doğruladığı görülmektedir. O halde, son kayıt maliki olan davalının, durumu bilen ya da en azından bilmesi gereken konumda olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, davalının TMK’nun 2. maddesi anlamında iyiniyetli sayılamayacağı ve aynı yasanın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı kuşkusuzdur. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2014/19395 K: 2017/762
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalar, miras bırakanın muvazaalı sözleşme ile taşınmazı devrettiği kişi, onun mirasçısı ya da muvazaalı yahut kötü niyetli olarak taşınmazı devralan ikinci ve sonraki el durumunda bulunan kişiler aleyhine açılabilir. Bu durumda dava konusu taşınmazların, kadastro tutanakları ve varsa kadastro tutanaklarına dayanak belgelerin, tapuya ilk tescillerinden itibaren tüm maliklerini ve el değiştirmelerini gösterir tedavüllü tapu kayıtlarının, geldi ve gittilerinde ifraz veya imar sözkonusu ise tüm geldi ve gitti tapu kayıtlarının (birbirine takip edecek ve denetlenecek şekilde) ilgili tapu müdürlüğünden temin edilerek son durum mülkiyet bilgileri tespit edildikten sonra değerlendirme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2011/4252 K: 2011/8340
Dava konusu temliklerin gerçekleştirdiği tarihte murisin gözetmediği başkaca mirasçısı yoktur. Davacı ile bu temliklerden sonra evlenmiştir. Bir başka ifadeyle temlik tarihinde davacının mirasçılık sıfatı yoktur ve aynı tarihte temlikte bulunmadığı başka bir mirasçısının varlığı söz konusu olmadığına göre yapılan temlik bakımından murisin iradesinin mal kaçırma amaçlı ve muris muvazaası ile illetli olduğu söylenemez. Devamını Oku
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E: 2013/11738 K: 2013/12538
Davanın, tapudaki satışların muris muvazaası olduğu iddiası ile taşınmazların tapularının iptali ile tenkis talebine yönelik, yenilik doğurucu hüküm almayı gerektiren dava olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, 3402 Sayılı Yasanın 25/3.maddesi gereğince mahkemenin yenilik doğurucu hüküm almayı gerektiren dava ile ilgili isteklerin incelenmesi kadastro mahkemesinin görevi dışında olduğundan, yenilik doğurucu hüküm almayı gerektiren tasarrufun iptaline ilişkin uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesince görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 1997/10570 K: 1997/11956
Muvazaalı işlem geçersiz olup hiçbir hüküm ve sonuç doğurmaz. Ayrıca belirli bir sürenin geçmesiyle veya tarafların olurları (rızaları) ile geçerli hale gelemez. Mahkemece kendiliğinden (resen) göz önünde tutulur. Bu itibarla muvazaa nedenine dayanılarak, her zaman dava açılabilir. Açılan dava sonunda verilen karar yenilik doğurucu değil, açıklayıcı bir karar olduğundan geçmişe etkili (makable şamil) hüküm ve sonuç doğurur. Ayrıca davacının önceki davada çekişmeli taşınmazın terekeye döndürülmesini istemeyip, pay oranında dava açması, daha sonra ölen annesinin payı hakkında dava açmasını engellemez. Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre hakkı çiğnenen tüm mirasçılar, pay oranında iptal ve tescil davası açabilecekleri gibi, taşınmazın terekeye döndürülmesini de isteyebilirler. Devamını Oku
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2012/542 K: 2012/905
Üçüncü kişi konumundaki taşınmazı temlik alan davalının iyi niyetli olup olmadığının belirlenmesi yönünden tarafların bildirecekleri tanıkların dinlenmesi, davalının ekonomik durumunun araştırılması ve tüm kanıtlar değinilen ilkeler ile birlikte değerlendirme yapılması, sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Diğer taraftan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Dava açan mirasçı üçüncü kişi durumunda olduğundan, davasını her türlü delil ile ispat edebilir. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2007/13020 K: 2008/3383
Yenilik doğurucu davaların kadastro mahkemesinin görevine girmediği tartışmasızdır. Oysa muris muvazaası hukuksal nedeniyle açılan davalar mülkiyet hukuku ile ilgili olup, sonucu itibariyle verilen hükümler yenilik doğurucu değil, açıklayıcı nitelik taşırlar. O halde taşınmazın tutanağının düzenlenmesiyle 3402 sayılı Yasa’nın 25. maddesi gereğince genel mahkemenin görevinin sona ereceği ve Kadastro Mahkemesince 3402 sayılı Yasa’nın 30. maddesi hükmü gözetilerek çekişmenin giderileceği açıktır. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2011/3137 K: 2011/8013
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın murisin öldüğünü bilen eşi vekil Hatice tarafından mal kaçırmak amacıyla düşük bedelle davalıya temlik edildiği, davalının iyi niyetli olmadığı, muris muvazaasının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Türk Medeni Yasasının 28. maddesi uyarınca, ölümle şahsiyet son bulacağına göre miras bırakanın mirasçılık belgesinde belirlenen mirasçıların miras payları oranında tescile karar verilmesi gerekirken ölü kişi Celal Saim Güney adına tescile hükmedilmiş olması doğru değildir. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2011/10433 K: 2012/2385
Çekişme konusu taşınmazların öncesinde tapusuz ve miras bırakana ait olduğu, onun tarafından bağışlanması sebebiyle kadastro tespitinin davalı adına yapılarak kesinleşmesi ile çap kaydının oluştuğu sabittir. Muris tarafından yapılan tasarruf, mülkiyeti davalıya geçiren işlemlerden ise de; böylesi bir durumda 1.4.1974 tarih 1-2 sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yerinin bulunmadığı ve muris muvazaasına ilişkin iddianın dinlenemeyeceği, koşullarının varlığı halinde TMK’nun 560 ila 571. maddelerinde öngörülen tenkis davasına konu edilebileceği açıktır. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/5279 K: 2013/8683
Dava dışı İbrahim’in miras bırakanın tek erkek çocuğu olduğu, eşi ve çocuklarıyla birlikte babası miras bırakanın yanında kaldığı, alım gücünün bulunmadığı, miras bırakanın satım ihtiyacının olmadığı dosya kapsamı ve tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. O halde, ilk satış işleminin muvazaalı olduğu hususu kuşkusuzdur. Kayıt maliki davalı Ahmet’in durumuna gelince; davalı Ahmet’in, miras bırakanın oğlu İbrahim’in eşinin kardeşinin eşi olması nedeniyle ilk temlik işleminin muvazaalı olduğunu bildiği veya bilecek durumda olduğundan iyiniyetli olduğunun söylenemeyeceği ve TMK’nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan da yaralanamayacağı açıktır. Devamını Oku
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2012/492 K: 2012/696
Somut olayda, çekişmeye konu taşınmazın miras bırakan tarafından davalılara 01.11.2004 tarihinde temlik edildiği, miras bırakanın temlik iradesinin gerçekleştiği tarih itibariyle davalı çocukları dışında başkaca mirasçısının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, temlik tarihinde davacı miras bırakan ile aynı evde yaşayan, ücret karşılığı miras bırakana bakıcılık yapan birisidir. Çekişmeye konu taşınmazın öncesinde davalı çocukların annelerine ait ½ payının bulunduğu da gözetildiğinde miras bırakanın mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla hareket ettiğini söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2011/4252 K: 2011/8340
Temlikleri gerçekleştirdiği tarihte mirasbırakanın gözetmediği başkaca mirasçısı yoktur. Bir başka ifadeyle temlik tarihinde davacının mirasçılık sıfatı yoktur ve aynı tarihte temlikte bulunmadığı başka bir mirasçısının varlığı söz konusu olmadığına göre yapılan temlik bakımından murisin iradesinin mal kaçırma amaçlı ve muris muvazaası ile illetli olduğu söylenemez. Şayet davacının murisle evlenmeden önce murisin yapmış olduğu temlik o tarihte mirasçı olan kişi veya kişilerden mal kaçırmak amacıyla yapılmış olsa idi muvazaalı işlemin başlangıçtan itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağı sebebiyle Türk Medeni Kanununun 599. maddesi hükmü gereğince murisin ölüm tarihinde mirasçısı olan davacının da murisin terekesi üzerinde kanuni hak sahibi olacağı nedeniyle böylesi bir davanın dinlenmesi söz konusu olabilirdi. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/3154 K: 2013/5147
He ne kadar, 6100 sayılı HMK’nın 12/3. maddesinde, taşınmazın aynına yönelik davaların birden fazla taşınmaza ilişkin olması halinde taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesinde diğer taşınmazlarla birlikte dava açılabileceği öngörülmüş ise de; somut olay bakımından, taşınmazların bulunduğu yerlerde ayrı ayrı açılmış olan davaların, yargılamanın sağlıkli biçimde yürütülebilmesi için yine taşınmazların bulunduğu yer mahkemelerinde görülmelerinde hukuki yarar mevcuttur. Devamını Oku
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2001/958 K: 2001/1035
Vasiyetçi her ne kadar vasiyetnameden, vasiyetname ile bağdaşmayan bir hukuki tasarrufla rücu edebilirse de o tasarrufun hukuki sonuç doğurabilmesi daha açık bir anlatımla vasiyetnameyi ortadan kaldırabilmesi için sonradan yaptığı hukuki tasarrufun geçerli olması gerekir. Öyleyse lehine muayyen mal vasiyetinde bulunulan davalı ve karşı davacı, vasiyetnameden kaynaklanan kişisel hakkına dayanarak vasiyetçinin daha sonra yaptığı satışın muvazaa nedeniyle hüküm ve sonuç doğurup doğurmayacağını ileri sürüp iptal ve vasiyetçi adına tescili yönünde dava açmakta hukuki yararı ve hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2012/8995 K: 2012/14620
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tüm mirasçılar adına tescil isteğine ilişkindir. Somut olayda, elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet söz konusu olup, dava dışı ortaklar bulunmaktadır. Hal böyle olunca, davaya katılmayan ortakların olurlarının alınması ya da miras şirketine Medeni Kanunun 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere davanın esası hakkında hüküm kurulması doğru değildir. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2015/10739 K: 2015/13279
Davacının davada aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespitinin davanın neticesine etkili olduğu gözetilerek, yukarıda belirtilen gerekçelerle hasımlı açılacak davada davacının mirasçı olarak gösterildiği mirasçılık belgesinin, vasiyet yolu ile mirasçılıktan çıkartıldığı da öne sürülmek suretiyle iptali ve yeni mirasçılık durumunu belirleyen kararın alınması için davalılara önel verilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2012/14532 K: 2013/13205
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayanılarak dava açılmışsa da, dava tarihinde miras bırakanın sağ olduğu anlaşılmaktadır. Mirasbırakanın dava devam ederken ölmesi de başlangıçta bulunmayan dava şartını geçerli hale getirmez. O halde, dava tarihi ve miras bırakanın ölüm tarihi gözetildiğinde bu bakımdan da davanın dinlenmesine yasal olanak bulunduğu söylenemez. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/21279 K: 2014/3467
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak eldeki davanın açıldığı, dava tarihi itibari ile temliki yapan murisin sağ olduğu, bu durumda muris muvazaası iddiasının dinlenemeyeceği, dava dilekçesinde ehliyetsizlik hukuksal nedenine de dayanılmadığı anlaşıldığına göre davacıların temyiz itirazı yerinde değildir. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2009/3989 K: 2009/7600
Miras bırakanının yapmış olduğu temlikin, davacı mirasçının payı oranında iptal edilmesi gerekir. Kendi murisine ait mirası reddeden kişilerin muris muvazaasına dayalı olarak açtıkları davanın dinlenilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2010/1445 K: 2010/3898
Bir önceki miras bırakanın (kök miras bırakanının) yaptığı muvazaalı temlik hakkında mirasçılardan biri (ara miras bırakan) dava açmasa bile, ölümü ile onun mirasçılarının dava açma hakları mevcuttur. İcazetle veya belirli bir süre geçtiği halde dava açılmaması ile muvazaalı sözleşme geçerli hale gelmez. Ara miras bırakan sağlığında dava açmasa dahi dava hakkından vazgeçmiş sayılmayacağından, onun hakkı halefiyet kuralı ile mirasçısına geçer. Mirasçı da miras hakkına engel olan kök miras bırakan tarafından yapılan muvazaalı sözleşmenin geçersizliğini ve bu sözleşmeye dayanan tapunun iptalini isteyebilir. Devamını Oku
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2017/1263 K: 2019/603
Mirasbırakanın, davalının eşine sağladığı bakım ve desteğin yarattığı minnet duygusu yanında ileride kendisine de bakacağı düşüncesi ve güveniyle hareket ettiği anlaşılmaktadır. Nitekim murisin ölmeden önce kendisine bakması için dava konusu taşınmazı davalıya sattığı bir kısım davacı tanıkları tarafından da dile getirilmiştir. Her ne kadar taşınmazın resmi akitteki değeri ile gerçek değeri arasında fark bulunmakta ise de salt bedeller arasındaki oransızlık muvazaanın varlığı için yeterli delil olmadığı gibi terekesinde başka taşınmazları bulunan mirasbırakanın mal kaçırma amacıyla hareket etmesi halinde bu taşınmazları da temlik edebileceği halde etmediği gözetildiğinde, dava konusu taşınmazın temlikinin muvazaalı olmadığının kabulünü gerektirmektedir. Diğer taraftan, temlik tarihinden sonra yatağa bağımlı halde yaşayan kayınpederine normal bir bakımın ötesinde bakım ve destek sağlayan davalının bu aşırı hizmetinin semen olarak değerlendirilmesi hukuka uygun düşeceğinden, böyle bir durumda yapılan temlikin ivazlı olduğunun kabulü gerekmektedir. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2015/10511 K: 2018/10064
Tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlar, taşınır mal niteliğindedir. Tapusuz taşınmazlarda zilyetlikten ibaret olan hakkın devri suretiyle yapılan elden bağışlama sözleşmeleri hiçbir şekilde biçim koşuluna bağlı değildir. Bu nedenle gizlenerek yapılan bağış niteliğindeki tasarruflar geçerlidir. Bu tür durumlarda 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İBK’nın uygulanma yeri yoktur. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2019/3547 K: 2020/4435
Bilindiği üzere, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında dava değerinin, çekişme konusu taşınmazın tümünün değeri üzerinden davayı açan mirasçıların paylarına isabet eden toplam değer olduğu kuşkusuzdur. Bu durumda, taşınmazın mahkemece belirlenen değerinden davacıların miras payına karşılık gelen miktar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2019/2250 K: 2021/1483
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda, tapu iptali ve tescil istekli davaların kayıt malikine karşı açılması gerektiğinde kuşku yoktur. Kayıt maliki olmayan kişiler haklarındaki davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilmesi gerekir. Pay oranında açılan muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda dava değeri davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin payına isabet eden değerdir. Temyiz kesinlik sınırı da aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan paydaşların her birinin payına isabet eden değerdir. Dava konusu taşınmazın/taşınmazların değerleri nazara alınarak davacıların miras payı oranında davalı aleyhine harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2017/2390 K: 2017/3002
Miras bırakanın mirasçısından mal kaçırma amacıyla yaptığı temliki işlemler bakımından miras bırakanın iradesi ile mirasçıların yararının çatıştığı kuşkusuzdur. Bunun sonucu olarak da, her bir mirasçının kendi hakkı yönünden üçüncü kişi sıfatıyla miras payı oranında tapu iptali tescil isteğinde bulunabilmesine olanak tanınmıştır. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/13109 K: 2013/15494
Muvazaalı sözleşmenin yapıldığı tarihte mirasçı olmayan, ancak sonradan mirasçılık hakkını kazanan herkesin muris muvazaasına dayanarak sözleşmenin geçersizliğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil davası açabilme hakkının bulunduğunun kabulü gerekir. Başka bir mirasçının açtığı dava sonunda terekeye döndürülen bir taşınmazdan pay alan kişiye muvazaalı sözleşmenin yapıldığı sırada mirasçı bulunmadığından, daha sonra mirasçılık sıfatını kazandığından söz edilerek dava açma hakkı tanınmaması bu yöndeki uygulamaya, muvazaa kurallarına ve Medeni Kanununun mirasçılığa ilişkin buyurucu nitelikteki hükümlerine ters düşer. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/8427 K: 2013/15913
Miras bırakan tarafından sağlığında hak dengesini gözeten, kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapılmışsa, mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağı da kuşkusuzdur. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2012/13997 K: 2013/2271
Muris muvazaası davasında da dava mevzuu hakkın halefiyet yoluyla miras bırakandan gelmesine karşın dava açma hakkının halefiyete dayanmayıp bizzat mirasçının kendisine ait haktan (anılan kararın yukarıya alınan sonuç ve özet bölümünde vurgulandığı gibi saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların) yararlanacağı, bu itibarla da dava açan mirasçı veya mirasçıların, tereke iştirak halinde bulunsa dahi pay oranında iptal ve tescili isteyebilecekleri kuşkusuzdur. Bu takdirde, iştirakin sağlanmasına yani dava dışı mirasçıların olurlarının alınmasına veya terekeye temsilci atanmasına da gerek yoktur. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2012/3953 K: 2012/7046
Dava dilekçesinin içeriği ve iddiaların ileri sürülüş biçimine göre davada taraf muvazaasına dayanıldığı açıktır. Bilindiği üzere; kooperatif payının devri yönünden yapılan temliklere muris muvazaasına ilişkin 01/04/1974 tarih, ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri yok ise de Borçlar Kanunu’nun 18. maddesinin uygulanmasına mani bir hal bulunmamaktadır. Devamını Oku
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2014/560 K: 2015/2371
Muvazaa iddiasına dayalı davaların da zamanaşımına ve hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman açılabileceği yargısal uygulamayla benimsenmiştir. Hukuk Genel Kurulunun 22.6.1983 gün ve 479/719 sayılı kararında da belirtildiği üzere muvazaa sebebinin ortadan kalkması veya bir zamanın geçmesi ile görünürdeki işlemin geçerli hale gelemeyeceği kuşkusuz bulunduğundan, muvazaa iddiası her zaman ileri sürülebilir. Bu nedenle muvazaa iddialarında zamanaşımı kabul edilmemiştir. Devamını Oku
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2003/458 K: 2003/470
Muris muvazaası olgusunu etraflı olarak tanımlayıp, koşullarına açıklık getiren, 1.4.1974 gün ½ sayılı içtihadı birleştirme kararının, mülkiyetin nakline ilişkin temliki işlemleri kapsamına alıp, belli bir kişi yararına sınırlı bir süre için tesis edilen intifa hakkını içermediğinde hiçbir kuşku ve duraksama bulunmamaktadır. Bu bağlamda, içtihadı birleştirme kararlarının içerik ve kapsamının kıyas yoluyla genişletilmesine olanak bulunmadığının da vurgulanması gerekir. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/5749 K: 2014/5818
Kadastro tespit tutanağında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemez, dava açılamaz. Miras bırakanın ölümü ile tereke mirasçılara intikal eder ve terekenin açılmasıyla mirasçılar tereke üzerinde hak sahibi olurlar. Miras bırakan kadastro tespitinden sonra ölmüş olup, hak düşürücü süre uygulanamayacağından işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/19828 K: 2014/9074
Muris muvazaası ve tenkis iddiasına dayalı dava açma hakkı ölümle doğacağından davalının sağlığında yaptığı temlikler bakımından muvazaa ve tenkis iddiaları dinlenemez. 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, konusu ve sonuç bölümü itibariyle, murisin kendi üzerindeki tapulu taşınmazlar yönünden yaptığı temliki işlemler için bağlayıcıdır. Bedeli ödenerek gizli bağış şeklinde gerçekleştirilen işlemler hakkında İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri yoktur. Ancak mirasçıların tenkis davası açmalarının önünde bir engel de yoktur. Devamını Oku
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 1992/586 K: 1992/782
Davalının üçüncü şahıstan tapu memuru huzurunda iktisap ettiği ve fakat bedeli muris tarafından ödenen taşınmaz mal murisin mülkiyetine geçmediğinden muris muvazaası sebebiyle istenemez. Butlan sonucunu doğurarak, murisin temliki tasarruflarının iptaline imkan tanıyan bu tevhidi içtihat kararının uygulanabilmesi için temliki tasarrufa konu yapılan taşınmazın murisin tapulu malı olması, gerçekte bağışlamak istediği bu malı ile ilgili olarak, resmi memur huzurunda, iradesini satış doğrultusunda açıklaması icap eder. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2011/8161 K: 2011/9851
Temlikin gerçekleştirilme sebebinin mehir olduğu kabul edildiği takdirde murisin mirasçısından mal kaçırma iradesiyle hareket ettiği düşünülemez. Öte yandan, devir olgusu gerçekten de, bedelsiz bir temlik olduğuna göre bağış niteliğini taşır ki, bu da B.K.nun 18. maddesi kapsamında genel muvazaanın konusunu teşkil eder ve muris muvazaasında gözetilmesi gerekli 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İ.B.K.’nın konusu dışındadır. Devamını Oku
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2000/126 K: 2000/143
Muris muvazaasına dayalı işlemin yapıldığı tarihte mirasçı olmayan davacı daha sonra mirasçı sıfatına haiz olduğuna göre muvazaalı işlemin iptali için dava açma hakkı vardır. Böyle bir davanın temlikin yapıldığı tarihte mirasçılık sıfatını taşıyanların açabileceğini kabul etmek olanağı bulunmamaktadır. Devamını Oku
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E: 2011/11068 K: 2011/11588
Kadastro tutanağı düzenlenen üç adet taşınmaz yönünden taşınmazların aynına ilişkin olarak muvazaaya dayalı tapu kaydının iptali davasında, mirasçıların muvazaa nedeniyle akdin iptalini dava etmeleri yenilik doğurucu nitelik taşımadığından Kadastro Kanununun 25 ve 27. maddeleri uyarınca Kadastro Mahkemesinde bakılması gerekir. Muris muvazaası nedeniyle ölünceye kadar bakma akdine dayalı olarak oluşturulan taşınmazın tapu kayıtlarının iptali yönünden ise istem yenilik doğurucu davalardan olmakla, bu konudaki uyuşmazlığın Kadastro Kanununun 25/son maddesi gereğince genel mahkemelerde görülmesi gerekmektedir. Devamını Oku
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E: 1986/4 K: 1987/5
Miras bırakanın yaptığı temliki tasarruflardan zarar gören mirasçıların tenkis davası ile birlikte kademeli olarak veya tenkis davası açtıktan sonra ayrı bir dilekçe ile Borçlar Kanununun 18. maddesine dayalı muvazaa nedeniyle iptal-tescil davası açabilecekleri Devamını Oku
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu E: 1974/1 K: 1974/2
Bir kimsenin; mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte (bağışlamak istediği tapu sicillinde kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmiş bulunması halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olsun miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılarının, görünürdeki satış sözleşmesinin Borçlar Kanununun 18. maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabileceklerine ve bu dava hakkının geçerli sözleşmeler için söz konusu olan Medeni Kanununun 507. ve 603. maddelerinin sağladığı haklara etkili olmayacağı Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2018/262 K: 2018/6839 T: 12.3.2018
Dinlenen davacı tanıkları davacının yakınları olup temlikin muvazaalı olduğuna dair yeterli beyanda bulunmamışlardır. 3. kişi konumundaki davalı tanıkları ise çekişme konusu taşınmazdaki muris payının davalılara, murisin kocasına ait bir taşınmazın da davacıya verilmesinin kararlaştırıldığını, nitekim davacının o taşınmazda iki daire sahibi olduğunu bildirmişlerdir. Eldeki davada davacı muvazaa iddiasını usulünce kanıtlamış değildir. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2018/111 K: 2018/825 T. 12.2.2018
Mirasbırakanı tanıyan davalı tanıklarının; mirasbırakanın çekişme konusu taşınmazı davalıya sattığı, satış işleminin huzurlarında yapıldığı, davalının ayrıca mirasbırakanın Bağ-Kur primlerini yatırdığı ve eskiden beri davalının mirasbırakan ile ilgilendiğine dair beyanları ile mirasbırakandan değişik miktarlarda ve vasıflarda 20 parça taşınmaz kaldığı, mal kaçırma amacı taşıyan mirasbırakanın anılan taşınmazları da devredebileceği, ne var ki böyle bir yola başvurmadığı hususları hep birlikte gözetildiğinde temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu söylenemeyeceği gibi dosya kapsamındaki diğer deliller ile de davacıların iddiasını ispat ettiğinden bahsedilemez. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2014/9824 K: 2015/10454 T: 7.9.2015
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddeleri uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. Somut olayda, muvazaa olgusu davacılarca kanıtlanmış değildir. Temlikin bakılma amacıyla yapıldığı, davalının da bakım borcunu yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2014/5044 K: 2014/7189
Miras bırakanın kendisine intikal eden çekişme konusu taşınmazlardaki 1/4 payını vasiyetname yolu ile davalılara bıraktığı kayden sabittir. Bu işlem yönünden yukarıda açıklanan 01.04.1974 tarih, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma yeri yoktur. Hal böyle olunca; murisin davalılara vasiyetname ile bıraktığı miras payları yönünden muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davanın reddine karar verilmesi gerekir Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2014/6621 K: 2014/8665 T: 28.4.2014
Somut olaya bakıldığında, mirasbırakanın boşanmadan önce davaya konu taşınmazı davalıya devrettiği, davalının boşanma davasında nafaka ve tazminat talebinde bulunmadığı, bu devrin gerçekte davalının mağdur olmaması için yapıldığı Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2014/4241 K: 2015/3267
Muris muvazaası davalarında ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2014/3953 K: 2015/3138 T: 3.3.2015
Yapılan araştırma ve uygulama sonucu çekişme konusu taşınmazların resmi akitte gösterilen değeri ile o tarihteki gerçek değerleri arasında açık nispetsizlik bulunduğu, murisin ekonomik sıkıntısı ve mal satma ihtiyacının olmadığı, aynı zamanda Bağ-Kurdan emekli olup sosyal güvencesinin de bulunduğu, dava konusu taşınmazlarını temlik etmesinin makul ve zorunlu bir sebebinin bulunduğunun tespit edilemediği, ölümünden sonrada terekesinde başka taşınmaz kaldığına dair bir delil bulunamadığı anlaşılmaktadır. O halde; taşınmazların mirasbırakan tarafından davalıya temlikinin bedelsiz, muvazaalı ve mirasçıdan mal kaçırma amaçlı olduğu, murisin bankadaki hesabına paranın yatırılması ve kısa sürede çekilmesinin muvazaalı işlemi gizlemeye ve yasal zemin hazırlamaya yönelik olduğu sonucuna varılmaktadır. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/8617 K: 2014/15148
Somut olayda belirlenen olgular yukarıda değinilen ilkeler ışığında değerlendirildiğinde, davacının mirasbırakanın ilk eşinden olma oğlu, davalının ise ikinci eşten olma kızı olduğu, murisin mal satmasını gerektirir bir ihtiyacı olmadığı gibi, davalının da alım gücünün bulunmadığı, taşınmazın akitte gösterilen değeri ile temlik tarihindeki gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu, murisin iktisap ettiği çekişmeli bölümü 4 gün gibi kısa bir süre sonra satış yoluyla davalıya devrettiği, satış bedelinin ödendiğinin kanıtlanamadığı dosya kapsamı ile sabittir. O halde; mirasbırakanın temliki işlemdeki gerçek iradesinin satış değil mirasçıdan mal kaçırma amaçlı bağış olduğu sonucuna varılmaktadır. Devamını Oku
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2004/1789 K: 2004/3035 T: 10.3.2004
Muris 9.12.1997 tarihli vasiyetname ile tüm gayrimenkullerini davacı derneğe vasiyet etmiş, 14.12.1998 tarihinde ise 44 parselde bulunan 3 nolu meskenini eşi Ayşe’ye satmıştır. Bir kısım kanuni mirasçılar tarafından bu taşınmaz hakkında muris muvazaasına dayalı olarak; murise külli halef sıfatıyla olmaksızın, yasal paylarına dayalı tapu iptali davası açılmış, mahkemece muvazaa sabit görülerek davacıların payı nisbetinde iptal ile davacıların paylarının adlarına tesciline dair hüküm kurulmuş, hüküm kesinleşmiştir. Muris, sağlararası işlemle vasiyetnameden dönmüş olmakla, temyiz edenlerin 15/50 payı yönünden davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Devamını Oku
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2013/15169 K: 2013/17434 T: 9.12.2013
Kural olarak, muvazaa, iki taraflı işlemler için söz konusu olup, tek taraflı irade beyanı niteliğinde olan ölüme bağlı tasarruflarda (vasiyetnamelerde), muvazaadan söz edilemez. Mahkemece, muvazaa nedeniyle vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2014/4255 K: 2015/3273
Murisin gerçekte bedelini bizzat ödeyip, üçüncü kişiden satın aldığı taşınmazı mirastan mal kaçırmak amacıyla tapu siciline yarar sağlamak istediği kişi (davalı) adına kaydettirmesi halinde 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri yoktur. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2014/14061 K: 2016/9522 T. 18.10.2016
Mirasbırakanın taşınmazın tamamını değil bir kısmını uhdesinde bırakarak davalıya bir miktar pay devrettiği tartışmasız olup davacılar, temlikin mirastan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olduğu iddialarını ispat edecek deliller ortaya koymamışlar, dinlenen davacı tanıkları da muvazaanın varlığı konusunda kesin beyanda bulunmamışlardır. Bu durumda mirasbırakanın satış akdiyle yaptığı temlikin gerçek iradesini yansıttığı, dava konusu taşınmazın davalıya temlikinin muvazaalı olmayıp gerçek satış olduğu sonucuna varılmaktadır. Ayrıca, her ne kadar akitte gösterilen bedel akit tarihindeki gerçek bedelden düşük ise de, salt bedeller arasındaki oransızlığın tek başına muvazaanın delili olamayacağı açıktır. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2017/5319 K: 2018/155 T: 11.1.2018
Miras bırakan sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarih 1/2 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağı da kuşkusuzdur. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2015/11020 K: 2018/10329
Dinlenen davacı tanıkları, temlikin muvazaalı olduğu yönünde görüş bildirmemişler, davalı tanıkları ise; işlemin gerçek satış olduğunu beyan etmişlerdir. Toplanan somut deliller, yukarıda değinilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde; miras bırakanın mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla hareket etmediği ve temlikin muvazaalı olmadığı sonucuna varılmaktadır. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/783 K: 2013/2202 T: 19.2.2013
Taşınmazın çıplak mülkiyetinin satın alınması hayatın olağan akışına uygun düşmediği gibi, taşınmazı satan kimsenin edindiği para ile kredi kartı borçlarını, varsa başka borçlarını ödememiş olması, temlikten kısa bir süre sonrası ihtiyaç kredisi alması ve ardından ölmesine rağmen terekeden para çıkmaması hususları değerlendirildiğinde, temlikin bedelsiz, mirasçılardan mal kaçırma ve muvazaalı olduğu sonucuna varılmaktadır. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2017/5532 K: 2018/664 T: 1.2.2018
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/14385 K: 2014/173 T: 14.1.2014
Somut olgular açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, miras bırakanın yapmış olduğu temlikle ilgili olarak gerçek amaç ve iradesinin mirasçıdan mal kaçırmak olmadığı ve bu amaçla temlikin gerçekleştirilmediği kabul edilmelidir. Hal böyle olunca açılan davanın reddine karar verilmesi gerekir. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2014/16629 K: 2016/5200
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuksal dayanağını teşkil eden 1.4.1974 gün ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında mirasbırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Bir başka ifadeyle, murisin iradesi önem taşır. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2018/537 K: 2018/980 T: 19.2.2018
Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için de, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2015/3195 K: 2015/6343
Mirasbırakanın 1903 doğumlu olduğu, davalı oğlu tarafından bakıldığı, diğer çocukları ile ihtilafının olmadığı, dolayısıyla mal kaçırma nedeninin bulunmadığı, nitekim ölünceye kadar bakma akdi yapıldıktan 9 gün sonra da 28 parseldeki payını her üç çocuğuna da bağış suretiyle aktardığı sabit olup bu somut olgular yukarıdaki ilkelerle değerlendirildiğinde mirasbırakanın ölünceye kadar bakma akdinde mal kaçırma amacının olmadığı anlaşılmaktadır. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2016/5317 K: 2016/5534
Çekişme konusu parselin muris tarafından davalıya bağış suretiyle temlik edildiği, bağış suretiyle yapılan temlikler geçerli işlemlerden olduğundan tapu iptali ve tescil istenemeyeceği, Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2014/22177 K: 2017/3790 T. 3.7.2017
Taşınmaz payının düğün hediyesi olarak verildiği, mal kaçırmak amacıyla bir işlem yapılmadığı dikkate alındığında mirasbırakanın taşınmazını mirastan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak davalılara devretmediği saptanmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi doğrudur. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2017/4188 K: 2018/646 T: 1.2.2018
Hemen belirtilmelidir ki, temlikin bağış olduğu ve geçerli bir işlem olan bağış suretiyle yapılan temlik bakımından 1.4.1974 tarihli 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağı gözetilerek iptal ve tescil isteğinin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2014/19727 K: 2017/1024 T. 2.3.2017
Muris muvazaası nedeniyle açılan davada mahkemece sadece taşınmazın satış bedeli ile keşifte belirlenen gerçek değeri arasındaki fark nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysaki sadece bedeller arasındaki aşırı fark muvazaanın varlığına kanıt sayılamaz. Devamını Oku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2014/1172 K: 2014/4261
Muris muvazaası davasında tarafların gösterdikleri ve gösterecekleri tanıkların yukarıda belirtilen ilkeler de gözetilerek yeniden dinlenmesi, yerinde keşif yapılıp taşınmazların gerçek değerlerinin belirlenmesi, ilk el maliklerin kim oldukları, bu kişilerin taşınmazlardaki edinimlerinden sonra tasarruflarının olup olmadığının üzerinde durulması, mirasbırakan ile taraflar arasındaki beşeri ilişkilerin saptanması, toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek mirasbırakanın gerçek niyetinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi Devamını Oku
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2017/1-1211 K: 377 T: 28.03.2019
Murisin özellikle bir parça taşınmazını devretmek suretiyle bakımını sağlayabileceği yerde, tüm mal varlığının yarısına yakın olan değerli üç parça taşınmazını davalıya temlik ettiği gözetildiğinde devirdeki asıl amacın bakım sağlamak değil mirasçılardan mal kaçırmak olduğu, böyle olunca da yapılan temlikin muvazaa ile illetli olduğundan iptali gerektiği sonucuna varılmıştır. Devamını Oku

