Temlik-i Sahih Nedir? Şarları Nelerdir?

Linkedin

Temlik-i Sahih Nedir?

Temlik-i sahih, kamu yararının mevcudiyeti halinde padişahın iznine dayanarak miri araziden belli bir kısmın tefrik edilerek, bedeli peşin alınmak suretiyle fertlere satılmasıdır. Prof. Ebul’ula Mardin temlik-i sahihi “müsevviğin ve amme için bir menfaatin mevcudiyeti halinde, usulüne tevfikan miri topraklardan ifraz olunarak satılıp, parasının peşin olarak alınması” olarak tanımlamaktadır[1]. Cin ise temlik-i sahihi, miri araziden bir kısmının şer’i hükümlerin izin vermesi ve kamu yararının mevcut olması şartı ile bedeli peşin alınarak kişilere satılması olarak tanımlamıştır[2].

İslam hukukunda devlet başkanının, miri araziden bir kısmını mülk olarak şahıslara temlik etme hakkı olduğu bilinmektedir[3]. Osmanlı döneminde de padişahın miri araziden yaptığı temlikler de mülk arazinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Arazi Kanunnamesi’nin ikinci maddesine göre şer’i hükümlere binaen miri araziden ifraz edilerek özel mülk olarak tasarruf olunmak üzere temlik-i sahih ile temlik olunan arazi, mülk arazi statüsündedir.

Temlik-i Sahihin Şarları Nelerdir?

Temlik-i sahihin şartlarını şu şekilde sıralamak mümkündür:

Öncelikle şer’i hukukun izin vermiş olması gerekir, çünkü miri arazi temlik hakkı bakımından yetimin malına benzetilmiştir[4]. Bundan dolayı Osmanlı hukukunda miri arazinin şahıslara satılabilmesi için bunun şer’an caiz olması gerekir[5].

İkinci olarak temlik-i sahih ile mülkiyetin kişilere geçebilmesi için işlemde kamu yararı olması gerekir. Ancak temlik-i sahihler açısından kamu yararının ne zaman gerçekleşeceğini kestirebilmek mümkün olmadığı için sultanların temlik yetkisinin oldukça geniş olduğu görülmektedir[6]. Bu anlamda padişahlar uygun gördükleri durumlarda bedeli karşılığında ya da bedelsiz olarak temlik yapmışlardır.

Üçüncü olarak taşınmazın satışa elverişli olması gerekir. Vakıf, metruk ve mevat arazinin satışı mümkün değildir. Sadece miri arazinin şahıslara satışı mümkündür.

Bir diğer şart, devlet malının satışını düzenleyen mevzuata uygun olarak hareket edilmesidir[7]. Ancak Osmanlı hukukunda padişah otoritesi mutlak olduğu için mevzuata uygunluk şartının yerine getirilmediği durumlar da söz konusu olabilmiştir.

Bunun yanı sıra temlik edilecek arazinin miri araziden ifraz edilmesi ve temlikin ifraz sonucu oluşan parça üzerinden yapılması gerekir[8]. Bunun yerine bir miri arazinin belirli bir hissesinin temlik edilmesi mümkün değildir.

Son olarak bedelin peşin olarak tahsil edilmesi gerekir. Fakat belirtmek gerekir ki temlik karşılığında bir bedel alınması mutlak bir şart değildir. Maslahat gerektirdiği taktirde imar ve iskan, toprak siyaseti, komutanları teşvik gibi amaçlarla bedelsiz olarak arazi temliki de mümkündür[9]. Ancak bu şekilde bir amaç yok ise bedelin tahsil edilmesi gerekir. Bedelin nasıl belirleneceği konusunda Hazine’nin sıkıntıda olup olmadığına bakılmaktadır. Buna göre Hazine sıkıntı içinde ise toprak gerçek bedeliyle, Hazine sıkıntı içinde değil ise toprak gerçek değerinin iki katı bir bedelle satılır[10]. Buna uygun olarak yapılmayan satışlar batıl olarak kabul edilmiştir[11]. Bir başka ifadeyle temliki sahihin yukarıda sayılan şartlarından herhangi birinin yerine getirilmemiş olması işlemin sıhhatini olumsuz olarak etkiler ve miri arazinin mülk arazi haline gelmesini önler[12].

[1] Mardin, 1947: 6

[2] Cin, 1978: 29

[3] Barkan, 1980: 141

[4] Barkan, 1980: 232

[5] Cin, 1978: 29

[6] Barkan, 1980: 233

[7] Mardin, 1947: 7

[8] Mardin, 1947: 7

[9] Barkan, 1980: 232

[10] Cin, 1978: 30

[11] Barkan, 1980: 232

[12] Mardin, 1947: 8

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.