İmar Kanunu 18. Madde Uygulamalarına Nasıl Dava Açılır?

Makalemizi paylaşır mısınız?

İmar Kanunu 18. Madde Uygulamalarına Dava

Arazi ve arsa düzenlemesi, belediyelerce ve il özel idarelerince alınan idari bir karara dayanmaktadır. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca yapılan parselasyon işlemleri bir idari işlemdir. Bu nedenle bu işlemlere karşı idari yargıda dava açılabilmektedir. Dava açmadan önce itiraz söz konusu ise İmar Kanunu 18. madde uygulamalarına nasıl itiraz edileceği konusunda şu yazımıza bakınız: Parselasyon (18. Madde Uygulamaları) İşlemlerine Nasıl İtiraz Edilir?

Bir işlemin idari yargıda iptal davasına konu edilebilmesi için kesin ve icrai (yürütülmesi zorunlu) nitelikte olması gerekir. Görüş belirten kararlar, danışma kararları, hazırlık çalışmaları, kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemler olmadıkları için iptal davasına konu olmazlar. Parselasyon işlemi encümen tarafından onaylandıktan sonra, idare hukuku açısından kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliğinde olduğu için iptal davasına konu edilebilir. Bir başka ifadeyle arsa düzenlemelerinin tapuya tesciline dayanak oluşturan belediye ve il encümeni kararı, kesin ve yürütülmesi gerekli bir idari işlemdir[1].

İmar Kanunu 18. Madde Uygulamaları İtiraz ve Dava Yolları Kitabı (3. Baskı)

Parselasyon işleminin ne zaman kesin ve icrai işlem niteliği kazanacağı 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 19. maddesi dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Söz konusu maddede “İmar planlarına göre parselasyon planları yapılıp, belediye ve mücavir alan içinde belediye encümeni, dışında ise il idare kurulunun onayından sonra yürürlüğe girer. Bu planlar bir ay müddetle ilgili idarede asılır. Ayrıca mutat vasıtalarla duyurulur. Bu sürenin sonunda kesinleşir.” hükmü yer almaktadır. Bundan dolayı arazi ve arsa düzenlemesi işlemleri, encümen onayından sonra bir aylık askı ilan süresi sonunda kesinleşir ve icrai işlem niteliği kazanır.

Ancak, parselasyon amacı ile yapılan hazırlık işlemleri (uygulayıcıların görevlendirilmesi, haritaların düzenlenmesi, cetvellerin hazırlanması vb.) parselasyon planlarının ve dağıtım cetvellerinin encümen tarafından onaylanmasına kadar kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem niteliği taşımazlar. Bu nedenle parselasyon haritaları ve dağıtım cetvelleri encümen tarafından onaylanmadan, bu işlemlere karşı dava açılması mümkün değildir. Bu konuda Danıştay 6. Dairesinin, 18.01.1995 tarihli ve E:1994/1309, K:1995/254 kararına bakılabilir.

İmar Kanunu 18. Madde Uygulamalarına İtiraz Edilmeden Dava Açılabilir mi?

İdari merci tecavüzü, dava ile ilgili kanunda dava açmadan önce idareye başvuru yapılmasının zorunlu tutulmasına rağmen, bu zorunluluğa uymadan idari yargıya başvurulmasıdır.

Arazi ve arsa düzenlemesinin iptali için dava açılmadan önce, bu işlemlerinin kaldırılması, geri alınması ya da değiştirilmesi için üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapan makamdan istemde bulunulacağına ilişkin olarak İmar Kanunu’nda herhangi bir hüküm yer almamaktadır. Bu nedenle, belediyeye herhangi bir başvuru yapmadan doğrudan iptal davası açılabilmektedir.

Her ne kadar gerek uygulamada ve gerekse yargı kararlarında, arazi ve arsa düzenlemesine bir aylık askı ilan süresi içerisinde itiraz edilebileceği kabul edilmekte ise de parselasyon işleminin iptali açısından encümene itiraz dava açmanın ön koşulu değildir. Encümene itiraz edilmeden doğrudan iptal davası açılabilir.

İmar Kanunu 18. Madde Uygulamalarına Nerede Dava Açılır?

İmar Kanunu 18. madde uygulamalarına idari yargıda dava açılabilmektedir. Bu konuda şu yazımıza bakabilirsiniz: Arazi ve Arsa Düzenlemesine Karşı Açılacak Davalarda Görevli Yargı ve Yetkili Mahkeme

İmar Kanunu 18. Madde Uygulamalarına Dava Açma Süresi

Arazi ve arsa düzenlemesine karşı açılacak davalarda, dava açma süresi, taşınmaz malikinin encümene itiraz edip etmemesine göre değişmektedir. Bu konuda şu yazımıza bakabilirsiniz: İmar Kanunu 18. Madde Uygulamalarına Dava Açma Süresi

İmar Kanunu 18. Madde Uygulamalarında Kime Dava Açılır?

Parselasyon işlemleri belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde belediye encümeni, bu sınırlar dışında ise il encümeni tarafından onaylanmaktadır.

Ancak, parselasyon işleminin iptali istemi ile açılacak davalarda husumet belediye veya il encümenine yöneltilemez. Çünkü bu organların, belediyeyi ve il özel idaresini temsile yetkileri yoktur. Belediyeyi temsil yetkisi 5393 sayılı Belediye Kanununun 37. maddesi gereği belediye başkanına aittir. 37. madde hükmüne göre belediye başkanı, belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Aynı şekilde 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 29. maddesine göre vali, il özel idaresinin başı ve tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Bu nedenle, iptal davalarında husumetin belediye başkanlığına veya il özel idaresini temsilen valiliğe yöneltilmesi gerekir. Ayrıca il özel idaresinde ya da belediyede çalışanların da hasım olarak gösterilmelerine imkân bulunmamaktadır.

İmar Kanunu 18. Madde Uygulamalarına Dava Dilekçesi

Arazi ve arsa düzenlemesi işlemleri nedeniyle menfaatlerinin ihlal edildiğini düşünen bireyler, bu işlemlerin iptali istemiyle idari yargıda dava açabilmektedir.  18. madde uygulamalarında dava konusu olabilecek eksiklikler konusunda şu yazılarımıza bakabilirsiniz: Parselasyon (18. Madde Uygulama) İşlemleri. Dava açmadan önce de ilgili idareye itiraz edilebilmektedir.

(…) İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DAVACI: …………………   ADRESİ: …………………… DAVALI: ……………………  ADRESİ: ……………………………  TEBLİĞ TARİHİ(*): …………………………… ASKIDAN İNDİRİLİŞ TARİHİ: ……………………………

DAVANIN KONUSU: (…) İli, (…) ilçesi, (…) Mahallesi, (…) mevkiinde, (…) pafta, (…) ada ve (…) parsel sayılı ve adıma/müvekkilim adına tescilli olan parseli/parselleri kapsayan alanda, 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca imar uygulaması (parselasyon) yapılmasına ilişkin davalı belediye encümeninin/il encümeninin (…) tarihli ve (…) sayılı kararının iptali ile işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi mümkün olmayan zararlara neden olacağından yürütmenin durdurulması istemidir.

OLAY VE HUKUKİ AÇIKLAMA: (…) İli, (…) ilçesi, (…) Mahallesi, (…) mevkiinde, (…) pafta, (…) ada ve (…) parsel sayılı ve adıma/müvekkilim adına tescilli olan parseli/parselleri kapsayan alanda davalı idarece (belediyece) 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca imar uygulaması (parselasyon) yapılmıştır.

Söz konusu 18. madde uygulaması, (…) tarihinde askı ilanına çıkarılmış, (…) tarihinde askıdan indirilmiştir.

Bu işleme karşı, (…) tarihli ve (…) varide no.lu dilekçe ile belediye encümenine itiraz edilmiş, belediye encümeninin (…) ve (…) sayılı kararıyla itiraz reddedilmiştir. (**)

Dava konusu parselleri de kapsayan parselasyon işlemi, 3194 sayılı İmar Kanunu’na, İmar Kanununun 18 inci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlenmesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğe ve bu konudaki Danıştay içtihatlarına aykırıdır. Şöyle ki;

(Dilekçenin bu kısmında, parselasyon işlemindeki muhtemel hukuka aykırılık nedenleri ve buna ilişkin görüşlerin yasal/yargısal dayanakları, kitabın ilgili bölümünden yararlanılarak belirtilmelidir. Aşağıda buna dair bir örnek verilmiştir.)

Adıma/müvekkilim adına tescilli taşınmazların, imar planına göre bulunduğu yerde korunması mümkün iken ve herhangi bir hukuki, fiili veya teknik zorunluluk bulunmamasına rağmen bu taşınmaza karşılık, parselin bulunduğu alandan değil başka bir alandan yer verilmiştir.

Oysa ki 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesinde, “İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakati aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar plânına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re’sen tescil işlemlerine yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.” hükmü yer almaktadır.

Ayrıca 3194 sayılı İmar Kanunu’na, İmar Kanununun 18 inci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlenmesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine göre “a) Düzenlemeyle oluşacak imar parsellerinin mümkün mertebe aynı yerdeki veya yakınındaki eski parsellere tahsisi sağlanır.”

Bu durumda, herhangi bir hukuki, fiili veya teknik zorunluluk bulunmamasına rağmen, aynı yerden parsel verilmemesi yönelik işlemin Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine aykırı olduğu görülmektedir. Bu nedenle dava konusu encümen kararının iptali gerekmektedir.

SONUÇ VE TALEP: (…) İli, (…) ilçesi, (…) Mahallesi, (…) mevkiinde, (…) pafta, (…) ada ve (…) parsel sayılı ve adıma/müvekkilim adına tescilli olan parseli/parselleri kapsayan alanda, 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca imar uygulaması (parselasyon) yapılmasına ilişkin davalı idare belediye encümeninin (…) tarihli ve (…) sayılı kararının İPTALİ ile YÜRÜTMENİN DURDURULMASINA, yargılamanın duruşmalı yapılmasına, avukatlık ücretinin ve yargılama giderinin davalı idareden alınarak tarafıma verilmesine karar verilmesi için gereğini arz ederim.

İsim ve İmza
EKLER:
1-Tapu belgesi.
2-İmar uygulamasının onaylanmasına dair belediye encümeni/il encümeni kararı örneği.
3-Varsa imar plânı paftası, parselasyona ilişkin cetvel ve diğer belge örnekleri.
4-İtiraz edilmiş ise itiraz dilekçesi ve davalı idarenin cevabı.

DİLEKÇE İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

(*)Tebliğ tarihi kısmına, parselasyon işlemi bizzat taşınmaz malikine tebliğ edilmiş ise bu tarih yazılır. Tebligat yok ise boş bırakılır.
(**)Encümene itiraz edilmemiş ise bu kısmın çıkartılması gerekir.

Farklı Kişilerin Mülkiyetinde Bulunan Taşınmazlar İçin Tek Dilekçe İle Dava Açılabilir mi?

2577 sayılı Kanun’un 5. maddesinin ikinci fıkrasına göre birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerekir. Hak veya menfaatte iştirak hali, ihlal edilen ve davayla yeniden sağlanması amaç edinilen hak ya da menfaatin ortak olması anlamına gelmektedir[1].

Bu nedenle, ayrı ayrı kişilerin sahip oldukları taşınmazların düzenleme işlemine tabi tutulması halinde, bu kişilerin bu işleme karşı müşterek bir dilekçe ile dava açması mümkün değildir; çünkü her ne kadar yapılan düzenleme işleminde maddi ve hukuki sebeplerde bir birlik, bir bütünlük var ise de, ayrı ayrı taşınmazların sahipleri olan bu kişiler arasında hak ya da menfaatte herhangi bir ortaklık hali söz konusu değildir[2].

Danıştay 6. Dairesi imar planlarına karşı açılan bir davada verdiği E:1986/1018, K:1986/886 sayılı kararında konusu parsellerin ayrı parseller olmasının maddi bakımdan birliği engellediği, bu nedenle tek dilekçe ile dava açılması halinde her davacı tarafından kendi parseli ile ilgili ayrı dava açılmak üzere dava dilekçesinin reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir[3].

Parselasyonda Birden Fazla Parsel İçin Tek Dilekçe ile Dava Açılabilir mi?

2577 sayılı İYUK’un 5. maddesi birden fazla işleme karşı tek dilekçe ile dava açılmasını düzenlemektedir. 5. maddenin birinci fıkrasına göre her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılır; ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep – sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir.

Birden fazla işleme karşı tek dilekçe ile dava açılması konusundaki ikinci husus birden fazla taşınmaz hakkında tek dilekçe ile dava açılıp açılmayacağıdır. Örneğin 5 adet taşınmazı uygulamaya giren taşınmaz malikinin her bir taşınmaz için ayrı ayrı mı, yoksa birlikte mi dava açması gerektiği tartışmalıdır. İdare mahkemeleri genellikle her bir taşınmaz için ayrı ayrı dava açılması gerektiğine karar vermektedirler.

Ancak 2577 sayılı Kanun’un 5. maddesi irdelendiğinde birden fazla taşınmaz için tek dilekçe ile dava açılmasının daha uygun olacağı kanaatindeyiz. 5. maddenin birinci fıkrasına göre birden fazla idari işleme karşı tek dilekçe ile dava açılabilmesi için aralarında “maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep – sonuç ilişkisi” bulunması yeterlidir. Üstelik bu iki şartın birden gerçekleşmesine dahi gerek yoktur, bunlardan herhangi birinin gerçekleşmesi yeterlidir[4]. Birden fazla taşınmazı uygulamaya giren taşınmaz maliki açısından taşınmazlarının imar uygulamasına tabi tutulması yönünden maddi veya hukuki bağlılık şartının gerçekleştiği kanaatindeyiz. Öncelikle taşınmazın imar uygulamasına tabi tutulmasına ilişkin encümen kararı ortaktır. Bunun yanı sıra taşınmazları etkileyen idari işlem aynıdır. Ayrıca taşınmazların maliki aynıdır. Bundan dolayı birden fazla taşınmazı uygulamaya tabi tutulan malikin bu taşınmazların hepsi için tek dilekçe ile dava açabilmesi gerekir.

Bu konu Danıştay 6. Dairesinin 02.02.2016 tarihli ve E:2015/9290, K:2016/336 sayılı kararı ile açıklığa kavuşmuştur. Bu kararda malikin, aynı düzenleme sahasında kalan birden fazla taşınmazı için tek dilekçe ile dava açabileceğine karar verilmiştir.

Danıştay 6. Dairesi, 02.02.2016, E:2015/9290, K:2016/336: Dava konusu parselasyon işlemiyle aynı düzenleme alanı sınırı içindeki taşınmazlarla ilgili düzenleme yapıldığına ve aynı iddialara dayanılarak dava açıldığına göre, parselasyon işleminin bütün halinde incelenme-sinin bu yolla mümkün olması karşısında tek bir dilekçe ile dava açılmasında 2577 sayılı Kanun’un 5. maddesine aykırı bir yön bulunmadığı. Dava konusu parselasyon işlemiyle aynı düzenleme alanı sınırı içindeki taşınmazlarla ilgili düzenleme yapıldığına ve aynı iddialara dayanılarak dava açıldığına göre, parselasyon işleminin bütün halinde incelenmesinin bu yolla mümkün olması karşısında tek bir dilekçe ile dava açılmasında 2577 sayılı Kanun’un 5. maddesine aykırı bir yön bulunmadığı, dolayısıyla mahkemece önce dilekçenin reddine karar verilip, bilahare aynı yanlışlığın tekrar edildiğinden bahisle davanın reddine hükmedilmesinde usul hükümlerine uyarlık görülmemiştir.

Parselasyon ve İmar Planına Tek Dilekçe İle Dava Açılabilir mi?

2577 sayılı İYUK’un 5. maddesi birden fazla işleme karşı tek dilekçe ile dava açılmasını düzenlemektedir. 5. maddenin birinci fıkrasına göre her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılır; ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep – sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir. Birden fazla işleme karşı tek dilekçe ile dava açılması konusunda iki hususu irdelemek gerekir.

Bunlardan ilki, parselasyon işlemi ile birlikte bu işlemin dayanağı olan imar planlarının iptali için tek dilekçe ile dava açılmasıdır. İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinin son fıkrasına göre, düzenleyici işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulama işlemi yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler.

Bu nedenle parselasyon işlemine karşı açılan davada, imar planının da iptalinin istenmesi mümkündür. Hatta parselasyon işlemine karşı açılan davalarda sadece uygulama imar planlarının değil, aynı zamanda çevre düzeni planı ve nazım imar planı gibi üst ölçekli planların da (bu planlara karşı dava açma süresi geçmiş olsa bile) iptali istenebilir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15.12.2005, E:2005/2477, K:2005/2822 sayılı kararında, 1/1.000 ölçekli planlara dayanılarak yapılan parselasyon, ruhsat, kamulaştırma gibi sübjektif uygulama işlemleri üzerine açılacak iptal davalarında 1/1.000, 1/5.000 ölçekli planlar ile varsa çevre düzeni planı veya diğer üst ölçekli planların da iptalinin istenebileceği vurgulanmıştır.

Ancak parselasyon işlemi ile birlikte bu işlemin dayanağı olan imar planlarının iptali için dava açılabilmesi açısından temel şart, parselasyonun iptali istemi ile açılan davanın süresi içinde açılmasıdır. Eğer bu dava süresi geçtikten sonra açılmış ise; parselasyonun iptaline ilişkin istem süre yönünden, imar planının iptaline ilişkin istem ise incelenmeksizin reddedilecektir. Konu hakkında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından verilen 29.09.2000 tarihli ve E:2000/573, K:2000/966 sayılı kararda; davanın parselasyon işlemi açısından yasal dava açma süresi geçirildikten sonra açılması nedeniyle imar planının iptaline ilişkin istemin bu aşama incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın parselasyon işlemine ilişkin bölümünün süreaşımı yönünden reddi, imar planına ilişkin bölümünün incelenmeksizin reddi yolundaki daire kararının uygun bulunduğuna karar verilmiştir.

Parselasyon işlemine karşı açılan davalarda imar planlarının da iptalinin talep edilmesi halinde, ilk önce imar planının mevzuata uygunluğunun, sonrasında ise parselasyon işleminin imar planına ve imar mevzuatına uygunluğunun denetlenmesi gerekir. İmar planının da iptalinin istenmesi durumunda, sadece parselasyon konusunda karar vermek doğru değildir.

Parselasyon İşlemine Karşı Açılan Davalarda Yürütmenin Durdurulması

Bilindiği üzere bir idari işleme karşı dava açılması (vergi uyuşmazlıkları hariç), o idari işlemin uygulanmasını durdurmaz. Uygulamanın durması için ilgilisinin başvurusu üzerine idari yargı tarafından yürütmenin durdurulması kararı verilmesi gerekir.

İdari Yargılama Usulü Kanununun 27/2. maddesine göre; Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Bu kapsamda parselasyon işlemlerine karşı açılan davalarda idari yargı mercilerince yürütmeyi durdurma kararı verildiği görülmektedir.

Gerek Danıştay ve gerekse idare mahkemeleri tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararları, Anayasanın 138. maddesi kapsamında yargı kararı niteliğindedir. Bu nedenle, yürütmeyi durdurma kararlarının da diğer yargı kararları gibi idarece uygulanması zorunludur. Bu husus aynı zamanda İdari Yargılama Usulü Kanununun yargı kararlarının uygulanmasını düzenleyen 28. maddesinin de gereğidir.

Bu kapsamda parselasyon işlemleri hakkında verilen yürütmeyi durdurma kararlarının da idarece en geç 30 gün içerisinde uygulanması gerekir. Ancak parselasyon işlemlerinin yürütmesinin durdurulmasında çok önemli ve uygulamada ciddi sorunlar doğuran bir konu söz konusudur.

Parselasyon işlemleri, bireysel idari işlem niteliğinde olduğu için bu işlemlere karşı açılan davalarda verilen yürütmeyi durdurma kararları (imar planlarına karşı açılacak davalardan farklı olarak) sadece dava açılan parseller açısından sonuç doğurur.

Oysa ki parselasyon işlemindeki hukuki sakatlıklar sadece dava açılan parselleri değil, bu parsellerle birlikte dava konusu edilmeyen bazı parselleri de etkileyebilir. Aslına bakılırsa parselasyona karşı açılacak davalardan pek azı, sadece dava konusu parselleri etkiler. Bu davalar, dava dışı parselleri de etkiler. Fakat yürütmeyi durdurma kararları sadece dava konusu parseller açısından etki doğurmaktadırlar. Dava konusu parseller hakkında yürütmeyi durdurma kararı verildiği durumlarda ise dava dışı parsellerde uygulama devam etmektedir.

Dava dışı bu parsellerde uygulamanın devam etmesi, bu parsellerin zamanla yapılaşmasına neden olmaktadır. Dava dışı parsellerde yapılaşma olması ve dava konusu parseller hakkında verilen iptal kararlarının bu parselleri de etkilemesi durumunda ise kararların infazı ciddi sorunlar doğurmaktadır. Örneğin bir taşınmaz hakkında parselin bulunduğu alandan imar tahsisi yapılmadığı gerekçesiyle açılan davada verilen yürütmeyi durdurma kararı sadece dava konusu parsel açısından sonuç doğurmaktadır. Başka yerden parsel verilen bu parselin yerine tahsis edilen parselde ise yürütmeyi durdurma söz konusu olmamaktadır. Bu parselde yapılaşmanın olması durumunda ise dava konusu parsel hakkında verilen iptal kararlarının infazında ciddi sorunlar doğmaktadır. Bu nedenle parselasyon işlemine karşı açılan davalarda sadece dava konusu parsellerin değil, dava konusundan etkilenen dava dışı parsellerin de yürütmesinin durdurulması gerektiğini düşünüyoruz.

İmar Kanunu 18. Madde Uygulamalarına Açılan Davanın Görülmesi

Açılan dava idari yargı kurallarına göre yürütülür. Bu konuda şu yazımıza bakabilirsiniz: Arazi ve Arsa Düzenlemesine Karşı Açılacak Davalarda Bilirkişi Müessesi

Davanın Karara Bağlanması

Bu konu şu yazımızda irdelenmiştir: İmar Kanunu 18. Madde Uygulamalarının (Parselasyonun) İptali ve Sonuçları

[1] Tunç, Mehmet (2009) İmar Planlarında Arazi ve Arsa Düzenlemesinin İdari Yargı Açısından İncelenmesi, s: 80

[2] Karavelioğlu, Celal (2002) İmar Kanunu 18. Madde Uygulaması, Arazi ve Arsa Düzenlemesi, s: 296

[3] Sancakdar, Oğuz (2007) “İdari Yargıda “Tek Dilekçe ile Dava Açma” (Karşılaştırmalı Hukukî Analiz)”, s: 248

[4] Sancakdar, Oğuz (2007) “İdari Yargıda “Tek Dilekçe ile Dava Açma” (Karşılaştırmalı Hukukî Analiz)”, s: 227

İmar Kanunu 18. Madde Uygulamalarına Nasıl Dava Açılır?
Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2376 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.