İslam Hukukunda Mülkiyet Hakkının Malike Tanıdığı Yetkiler

İslam Hukukuna Göre Mülkiyet

Mustafa Ahmed Ez Zerka’nın tanımına göre mülkiyet “ehliyet noksanlığı veya başkasının da hakkı olması gibi bir engel bulunmadıkça hukuken yalnızca sahibine tasarruf imkanı veren ve izni olmadıkça sahibinden başkasını mülkiyet konusu üzerinde faydalanma ve tasarruftan alıkoyan bir hak”tır.

İslamda Mülkiyet Anlayışı

İslam hukukunda genel kabul gören bu tanımın iki önemli yönü bulunmaktadır. Bunlardan birincisine göre mülkiyet hakkı kişiye mülkü üzerinde tasarruf hakkı verir. Günümüzde mülkiyet hakkının malike tanıdığı yetkileri ifade etmek için kullanılan “kullanma, yararlanma, tasarruf” ayrımı İslam hukukunda kullanılmamış ve bu yetkilerin tamamını ifade etmek üzere “tasarruf” ifadesi kullanılmıştır (Çalış, 2003: 188).

Mülkiyetin Unsurları

İslam hukukçuları, Roma hukukunun malike tanıdığı kullanma (usus), yararlanma (fructus) ve tasarruf (abusus) yetkilerini ayrı ayrı düşünmemişler ve tasarruf kavramını bu üç yetkinin tamamını ihtiva etmek üzere kullanmışlardır (Çalış, 2003: 190; Çalış, 2004/a: 31). Örneğin Mâlikî fakih Tesûlî, tasarruf kelimesini şu şekilde açıklamaktadır (Çalış, 2003: 190): “Tasarruf kelimesi anlam genişliği açısından “cins” kelimesine benzemektedir. Nasıl cins kelimesi tek tek saymaya gerek kalmaksızın cins mefhumuna dahil olabilecek her şeyi içeriyorsa; aynı şekilde tasarruf kelimesi de faydalanma, tüketme, yok etme (itlâf) gibi yetkilerin tamamını kapsamaktadır.” Çalış da tasarruf kavramının; kullanma, yararlanma ve tasarruf yetkilerinin tamamını içeren geniş anlamlı bir kavram olduğunu, bundan dolayı bu yetkilerin tek tek sayılmasının doğru olmadığını vurgulamaktadır. Nebhani ise tasarruf hakkının; mülkü çoğaltma ve geliştirme hakkına ve çeşitli meşru sahalarda harcama hakkını da kapsadığını vurgulamıştır (Nebhani, 1999; 189). Mecelle’nin yaklaşımı da benzerdir. Mecelle’nin 1192. maddesine göre herkes mülkünde dilediği gibi tasarruf etme hakkına sahiptir. 1197. madde[1] ise hiç kimsenin, başkasına fahiş zararı olmadığı sürece mülkünde tasarruftan men olunamayacağını hüküm altına almıştır.

Mülkiyet hakkının malike tanıdığı yetkilerin ikinci kısmı ise mülkü üzerinde başkasının tasarrufunu engellemektir. Mülkiyet hakkının malike tanıdığı bu yetkiler, malike münhasır yetkilerdir; aynı mülk konusunda bir başkasının aynı yetkiye sahip olması düşünülemez. Mülkün inhisarilik (tekellik) niteliği olarak adlandırılan ve mülkiyet hakkının malike tanıdığı yetkilerin diğer yönünü oluşturan bu durum mülkiyet konusu nesne üzerinde kendisinden başka hiç kimsenin hak iddiasında bulunamaması, söz konusu nesnenin sırf malike özgü olması sonucunu doğurur (Çalış, 2003: 188). Mülkiyetin inhisarilik niteliği nedeniyle mülk üzerinde malikten başkasının tasarrufta bulunması mümkün değildir. Osmanlı hukuku ve Mecelle de bu yaklaşımı benimsemiştir. Mecelle’nin 95. ve 96. maddeleri mülkiyet hakkının inhisarilik özelliğine vurgu yamaktadır. 96. madde bir kimsenin mülkünde başkasının tasarruf etmesini yasaklamaktadır. 95. madde ise başkasının mülkünde tasarrufla emretmeyi geçersiz saymaktadır.

[1] Madde 1197 – Hiç kimse mülkünde tasarruftan men’ olunamaz. Meğer ki, âhara zarar-ı fâhişi ola. Ol halde men’ olunabilir. Nitekim fasl-ı sânîde tafsil olunur.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.