Muhdesat Nedir? Milli Emlakta Muhdesat Nedir?

Linkedin

Milli emlak açısından en çok kullandığımız kavramlardan birisi de muhdesat kelimesidir. İşlemlerimizde de yoğun olarak kullanmamıza rağmen milli emlak literatüründe bu konuda herhangi bir çalışma yapılmamıştır.

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nda, Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik’te bu kavrama yer verilmediği gibi 4721 sayılı Kanun’da da muhdesat kavramı geçmemektedir.

Kadastro Kanunu’nda Muhdesat

Bu kavrama sadece 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nda yer yerilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Takyitler, sınırlı ayni haklar ve muhdesat” başlıklı 19’uncu maddesinin ikinci fıkrasında, muhdesata ilişkin olarak şu şekilde bir hüküm mevcuttur: “Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir.”

Ancak 3402 sayılı Kanun’da kavram tanımlanmamıştır. Kavramın içeriğini anlamak için gerekçesine bakmak gerekir. 3402 sayılı Kanun’un 19. maddesinin gerekçesinde;

“Muhdesat, geçici olmayan bina ve ağaç gibi şeylerdir.

Bilindiği üzere eski hukukta, taşınmaz maltların zemini ve muhdesatının ayrı ayrı özel mülkiyete konu olabileceği kabul edilmiş ve böylece ayrı ayrı tapu kayıtları tesis olunmuştur. Nitekim, Medenî Kanunun Sureti Meriyet ve Şekli Tatbiki Hakkındaki Kanunun 39 uncu maddesinde bu husus işaret edilmektedir. Medenî Kanunun yürürlüğünden sonra, muhdesatı vücuda getiren ile zemin sahibi arasındaki münasebeti Medenî Kanunun 649, 650 ve 655 inci maddeleri düzenlenmektedir. Kadastro sırasında zeminin maliki belirtilmekte beraber, muhdesat zemin maliki dışında bir başkası tarafından vücuda getirilmiş ise muhdesatın cinsi, ihdas tarihi ve vücuda getirenin kim olduğu tespit edilerek, muhdesatın sahibi tutanakta ve kütüğün beyanlar hanesinde açıkça gösterilecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 8.9.1965 tarih 7/153 esas ve 1965/293 sayılı kararında da belirtildiği gibi muhdesatın kadastro tutanağında ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi, eylemli (filî) durumun belirtilmesi demek olup, muhdesat sahibi yararına sürekli ve aynî bir hak meydana getirmez.,

Eski hükümde açıklık bulunmadığından müşterek taşınmaz malda paydaşlardan birisine veya birkaçına ait tek veya birden fazla muhdesat bulunduğunda da aynı işlemin yapılacağı esası getirilmiştir.”

İfadelerine yer verilmiştir.

Muhdesat kavramı, Tapulama ve Kadastro Paftalarını Yenileme Yönetmeliği’nin 4. maddesinde şu şekilde tanımlanmıştır: “Arsa ve arazi üzerinde malikinden başka bir kimse veya paydaşlardan birisi tarafından yapılan yapı, tesis veya dikilen şeyler”.

Muhdesatın Özellikleri

Buna göre muhdesatla ilgili olarak şu tespitleri yapabiliriz:

1) Muhdesat, bina, tesis, ağaç gibi şeylerdir. Ağaç gibi şeyler yapı kavramına girmeseler de muhdesat kavramına dahildirler. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19. maddesinde ağaçların muhdesat sayılacağı açıkça belirtilmiştir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22/12/1995 günlü, E:1994/1, K:1995/3 sayılı kararında da; bir taşınmaz üzerine bina yapılmasının veya ağaç dikilmesinin muhdesat sayılması gerektiği ifade edilmiştir.

Ayrıca Medeni Kanun’un 728. maddesine göre “Bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine ya da kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır.”

2) Ancak bir şeyin muhdesat olabilmesi için geçici olmaması gerekir. Geçici şeyler muhdesat kavramına girmezler. Örneğin kalıcı olması amaçlanmaksızın yapılan kulübe, büfe, çardak, baraka ve benzeri hafif yapılar muhdesat kavramına girmezler. Medeni Kanun’un 728. maddesine göre “Başkasının arazisi üzerinde kalıcı olması amaçlanmaksızın yapılan kulübe, büfe, çardak, baraka ve benzeri hafif yapılar, bunların malikine aittir. Bu tür yapılar, taşınır mal hükümlerine tâbi olur ve tapu kütüğünde gösterilmez.”

3) Bir şeyin, sökülüp takılabilir yapı şeklinde yapılması, o şeyin geçici veya kalıcı olmasında belirleyici olmadığı için sökülüp takılabilir yapı şeklinde yapılan şeyler de muhdesat kavramına dahildir. Örneğin seralar (derme çatma yapılardan behsetmiyorum, nitelikli seralar) sökülüp takılabilir olmalarına rağmen muhdesat kavramına girerler.

4) Muhdesatın illa ki arazinin zemin malikinden başkasına ait olması gerekmez. Zemin malikine ait olan şeyler de muhdesat olabilir. Örneğin Hazine arazisi üzerinde bulunan ve mülkiyeti Hazine’ye ait olan binalar (örneğin okul binaları) muhdesat olarak kabul edilir.

5) Özel kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, muhdesatın beyanlar hanesinde gösterilmesinin kişiye herhangi bir hak sağlamayacağı kabul edilmektedir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22/12/1995 günlü, E:1994/1, K:1995/3 sayılı kararında da; bir taşınmaz üzerine bina yapılmasının veya ağaç dikilmesinin muhdesat sayılması gerektiği, muhdesatın, mütemmim cüz, yani taşınmazın ayrılmaz parçası niteliğini taşıdığı, muhdesatın beyanlar hanesinde gösterilmesinin, kişiye herhangi bir hak vermeyeceği, eylemli durumun belirtilmesi demek olduğu, muhdesat sahibinin yararına sürekli ve ayni bir hak meydana getirmeyeceği belirtilmiştir.

Bundan dolayı muhdesatın, zeminin bir parçası olduğu ve ondan ayrı düşünülemeyeceği, yine, muhdesatın, bağımsız ve devamlı bir hak olmadığı, sadece şahsi bir hak olduğu ve muhdesatın beyanlar hanesinde gösterilmesinin kişiye herhangi bir hak vermeyeceği, muhdesatın ayrı, arzın ayrı olarak mülkiyet konusu edilemeyeceği anlaşılmaktadır (Danıştay Ondördüncü Daire, E: 2014/10343, K: 2016/2749, T: 12.04.2016).

6) 4706 sayılı Kanun’un 5. maddesinin son fıkrasında “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Hazineye ait taşınmazlar üzerinde yapılan her türlü yapı ve tesisler, başka bir işleme gerek kalmaksızın Hazineye intikal eder.”

Bu hüküm “yapı ve tesisler” ile ilgilidir. Her yapı aynı zamanda muhdesat niteliğindedir; buna karşılık her muhdesat yapı değildir. Örneğin ağaçlar muhdesat olarak kabul edilmelerine rağmen yapı ve tesis olarak kabul edilemezler. Dolayısıyla 4706 sayılı Kanun’un 5. maddesinin son fıkrasının sadece “yapı ve tesisler” i kapsadığı, ağaç gibi muhdesat yapı olmadığı için bu fıkra kapsamına girmediği dikkatlerden kaçmamalıdır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.