AİHM İçtihatlarına Göre Mülkiyet Hakkının Korunması Açısından Devletin Pozitif Yükümlülüklerinin Sınırı

Makalemizi paylaşır mısınız?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi mülkiyet hakkının korunması açısından negatif yükümlülükler ve pozitif yükümlülükler olmak üzere daha basit ikili bir ayrımı benimsemiştir (Grgiç vd, 2007: 10). 

AİHM, devletin mülkiyet hakkına karşı tutumunun genellikle negatif olması gerektiğini kabul etmekle beraber, bazı durumlarda mülkiyet hakkının korunması bakımından devletin pozitif yükümlülüklerinin de olabileceğini ifade etmektedir. Bu konuyla ilgili şu yazımıza bakabilirsiniz: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarına Göre Mülkiyet Hakkının Korunması Açısından Devletin Yükümlülükleri

AİHM İçtihatlarına Göre Mülkiyet Hakkının Korunması Açısından Devletin Pozitif Yükümlülüklerinin Kaynağı

Pozitif yükümlülükler devletin belirli bir eylemi gerçekleştirmesini gerektirdiğinden bunların çoğu kaynak ihtiyacı doğurduğundan, diğer haklarının aksine mülkiyet hakkı açısından devletin pozitif yükümlülükleri kaynaklar ile sınırlıdır.

AİHM mülkiyet hakkının korunması amacıyla alınacak tedbirlerin büyük miktarda kaynak gerektirmesi durumunda devletlere pozitif bir yükümlülük dayatılamayacağı görüşündedir. Mahkeme, devletin pozitif yükümlülüklerinin tartışıldığı Öneryıldız ve Diğerleri/Türkiye davasında Türk Hükümetinin bu konuda özellikle öncelikler ve kaynaklar bakımından operasyonel seçenekler göz önüne alınmadan, yetkililere imkansız veya çok ağır külfetler yüklenmemesi gerektiği şeklindeki savunmasını kabul etmiştir. Asli görevinin, İstanbul’un bu kısmındaki toplumsal, ekonomik ve kentsel sorunların çözümüne yönelik en iyi politikanın ne olduğu konusunda kendi düşüncelerini yerel yetkililerin düşüncelerinin yerine koymak olmadığını vurgulayan Mahkeme büyük kaynak ihtiyacı gerektiren tedbirlerin kaynak ihtiyacı gerektirmesinin yanı sıra bu konunun zor ve teknik bir konu olduğunu, dolayısıyla Devletlerin geniş bir takdir alanından yararlanmaları gerektiğini ifade etmiştir.

Ancak pozitif yükümlülüklerin sınırlılığına ilişkin bu kabul sadece geniş çaplı kaynak ihtiyacı gerektiren edimler içindir. Bir başka ifadeyle kaynak yokluğundan kaynaklanan bu sınır daha ziyade ekonomik ya da sosyal politikaların uygulanmasıyla ilgilidir. Örneğin devletin herkesin barınma ihtiyacını karşılamak üzere konut yapması, mutlaka ekonomik kaynaklarla sınırlı olacaktır.

Buna karşılık hakkın korunması için alınabilecek önlemler büyük miktarda kaynak ihtiyacı gerektirmiyorsa ya da aşırı bir külfet yüklemiyorsa AİHM pozitif yükümlülüğün bulunabileceğini vurgulamaktadır. Bir başka ifadeyle bir yargı kararının yerine getirilmesi ya da mülkiyete el konulması karşılığında tazminat ödenmesi gibi hususlarda kaynak yokluğu gerekçesi AİHM tarafından kabul görmemektedir.

Bu kapsamda Mahkeme, devletlerin bireylere karşı yükümlülüklerini yerine getirmemelerini, yargı kararlarının uygulanmamasını, hak sahiplerine istihkaklarının ödenmemesini mülkiyet hakkının ihlali olarak yorumlamaktadır (Dinç, 2007:242).

Mahkeme Burdov/Rusya davasında, davalı devletin kaynak yokluğu gerekçesini kabul etmeyerek radyoaktif emisyonlara aşırı derecede maruz kalan kişinin sağlık sorunlarının giderilmemesi nedeniyle tazminata hükmetmiştir (Grgiç vd, 2007: 19). Bu davada Mahkeme yargı kararının kaynak yetersizliği gerekçesiyle uygulanmamasını mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir. Mahkeme Tütüncü ve Diğerleri/Türkiye davasında da yargı kararıyla kesinleşen tazminatın, kaynak yokluğu gerekçesiyle ödenmemesini mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir. 

Mahkeme Pznakhırına/Rusya davasında da benzer şekilde karar vererek yargı kararının yerine getirilmemesinin kaynak yetersizliği ile açıklanamayacağına karar vermiştir.

Prodan/Moldavya davası ise mülkiyetin devlete geçmesi karşılığı tazminat ödenmesinin kaynak yokluğu gerekçesine bağlanamayacağına güzel bir örnek teşkil etmektedir.

Mahkeme daha önceden bahsedilen Öneryıldız ve Diğerleri/Türkiye davasında çöplükte biriken metan gazının boşaltılması için kurulacak bir sistemin, aşırı bir kaynak ihtiyacı gerektirmeksizin çöplüğün patlamasını engelleyebileceğini vurgulayarak devletin bu konuda yükümlülüğü bulunduğuna karar vermiştir.

Mahkeme kararında şu hususları vurgulamıştır: “Söz konusu pozitif yükümlülüğün gerektirdiği tedbirler, tam da bu makamlara tanınan yetkilerin kapsamına girmekte olup, yetkililerin dikkatleri çekilen riski ortadan kaldırmaya yönelik uygun bir vasıta olarak görülebilirler. Mahkeme, durumun ölümcül hale gelmesinden önce Ümraniye çöplüğünde kurulacak bir gaz boşaltma sisteminin, Devlet’in kaynaklarını Türk Anayasasının 65. maddesine aykırı olarak harcanmasına fırsat vermeden veya Hükümetin iddia ettiği boyutta uygulama sorunlarına neden olmadan, etkili bir tedbir oluşturacağı kanaatindedir. Böyle bir tedbir, konuya ilişkin Türk mevzuatıyla ve genel uygulamalarla uyumlu olmakla kalmayacak, ama ayrıca Hükümet tarafından Mahkeme önünde ileri sürülen insani kaygıları çok daha iyi yansıtmış olacaktır.”

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2463 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.