İslam Hukukunda Miras Hakkı

Makalemizi paylaşır mısınız?

İslam hukuku, mülkiyet hakkını tanıdığı gibi miras hakkını da tanımıştır. Üstelik İslam hukuku, sadece miras bırakma hakkını değil, miras elde etme hakkını da düzenlemiştir. Hatta saklı pay esası benimsenerek mirasçıların miras hakkının miras bırakan tarafından bile engellenmesi sağlanmıştır.

Bunun yanı sıra İslam miras hukuku, Nisa Suresi’nin 19. ayetinde erkeklerin (kocaların) eşlerine (karılarına) kalan miras hisselerini zorla ele geçirmelerini yasaklayarak kadınların miras haklarını ayrıca korumuştur. Kur’an-ı Kerim’de İslam miras hukuku ile ilgili önemli hükümler bulunmaktadır.[1]

Kur’an-ı Kerim’in getirdiği miras sistemi (ki bu sisteme feraiz denir), İslamiyet öncesi Arap toplumunda yerleşik olan ve miras hakkı konusunda erkeklere öncelik tanıyan sistemden oldukça farklıdır. İslam öncesi toplumda yalnızca erkekler mirasçı olabilmelerine karşın İslam hukuku kadınların da mirasçı olabileceğini kabul etmiştir.  Nisa Suresi’nin 6. ayeti, bırakılan miras az olsun çok olsun, kadınların da erkeler gibi miras hakkı olduğunu hüküm altına almıştır.

İslam miras hukuku, kadına, erkeğe verilen miras hissesinin yarısı kadar hisse verilmesini öngörmüştür. Nisa Suresi’nin 10. ayetine göre erkek çocuk kız çocuğa göre iki kat fazla pay alır. (Kızlar birden fazla ise erkek mirasın üçte birini alır, kızlar ise üçte ikiyi eşit olarak paylaşırlar.)

Bu durum pek çok yazar tarafından eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle eleştirilmiştir.

Fakat bu görüşe karşı çıkan pek çok yazar da bulunmaktadır. Örneğin Berki, bu sistemin eşitsiz olduğunu kabul etmekle beraber adaletsiz olmadığını vurgulamaktadır. Berki’ye göre “Cenabı Hakkın bu taksimi eşitsiz, fakat âdildir. Zira erkek evlât evlenip karısının ve çocuklarının infak ve iaşesini yüklenecektir. Bu külfet evli erkeğe Kur’anı Kerim’le verilmiştir; bugünkü medenî kanunların hepsinde benimsenmiş bulunmaktadır. Kız çocuğu ise evlenince iaşe ve ibatesi kocası tarafından tedarik olunur. Bu itibarla erkeğin iktisadî ve malî bakımdan desteklenmesi gereğini Cenabı Hak takdir buyurmuş, sosyal adalete uygunluğu hasebiyle eşitsizliği kabul etmiştir. Bu mülâhazaya kimse evlenmeye mecbur değildir gibi itirazlarla muhalefet etmek mantıkı okşayıcı bir itiraz olmaz. Çünkü evlenmek asıldır, normal ve tabii haldir. Evlenmemek ise gayritabii ve istisnaîdir. Kanunlar ise umumiyet için yapılır. Evlenme olmasa idi, Dünya ve vatan bir gün bomboş kalır; yahut gayrimeşru zina mahsulü çocuklar ve insanlarla dolardı” (Berki, 1981: 110).

Aynı şekilde Tuncay (1984: 57) da kadının mali yükümlülükleri olmamasını dikkate alarak eşitlik ilkesinin zedelendiği yolundaki iddianın oldukça zayıf olduğunu vurgulamaktadır. Bu anlamda mirasçı olabilme bakımından kadın ile erkek arasında bir eşitsizlik söz konusu değildir (Berki, 1981: 110). Kur’an-ı Kerim, kadınların miras haklarını korumak amacıyla karı, kız çocuk, kız kardeş, anne gibi kadın mirasçıların paylarını sabit küsuratlı paylar olarak açıkça belirlemiştir (Coulson, 1997: 279).

İslam miras hukuku, kadına da miras hakkı tanıması dolayısıyla İslamiyet öncesi toplumdaki geleneksel erkek mirasçıların miras paylarını önemli ölçüde azaltmıştır. Örneğin Kur’an-ı Kerim’de bazı erkek akrabaların miras hakkı ile ilgili bilgilerin yer almaması, geleneksel Arap hukukuna göre mirasçı olan bu kişilerin İslam hukukuna göre mirasçılık durumu konusunda belirsizliğe yol açmıştır. Bunun yanı sıra eş, kız çocuk, anne, kız kardeş gibi kadın hısımlara miras hakkı tanınması da Arap uygulamasına göre mirasçı sayılan kişilerin miras hakkının İslamiyetten sonra önemli ölçüde azalmasını sonucunu doğurmuştur (Coulson, 1997: 279).

Bu durumda miras konusunda örfi hukuk, şer’i hukuk ikiliği ortaya çıkmış, bu ikilik İslam hukukunun ilkelerinin örfi hukuk kurallarına göre yorumlanması yoluyla giderilmeye çalışılmıştır.

Bu anlamda Kur’an-ı Kerim’de yer alan mirasla ilgili hükümler örfi miras kurallarına göre yorumlanmıştır. Örneğin Kur’an-ı Kerim’in erkek kardeşin, ölenin çocuğu ile birlikte mirasçı olamayacağına ilişkin kuralı, örfi hukuk etkisi ile yalnızca erkek çocukla sınırlı olarak uygulanmıştır. Buna göre ölen kişinin kardeşi ve erkek çocuğu var ise erkek çocuk kardeşi mirastan dışlar. Buna karşılık ölen kişinin kardeşi ve kız çocuğu var ise kız çocuk erkek kardeşi mirastan dışlayamaz (Coulson, 1997: 279).  Bu yorum sistemine göre Kur’an-ı Kerim’de sayılan mirasçıların miras payları yine Kur’an-ı Kerim’de belirtilen paylarla sınırlı tutulmuş, kalan paylar örfi hukuka göre paylaştırılmıştır.

Bu konuda şu yazılarımıza bakabilirsiniz:

İslam Hukukunda Miras Kurumları

İslam Miras Hukuku ile Türk Miras Hukuku Arasındaki Önemli Farklar

[1] Örneğin Nisa Suresi’nde şu ayetler yer almaktadır:

  1. Ayet: Ana, baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana, baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Allah, bırakılanın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir.
  2. Ayet: Allah size, çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
  3. Ayet: Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. (Bu paylaştırma, ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi, yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. Eğer sizin çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Eğer çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. (Yine bu paylaştırma) yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borçlarınızın ödenmesinden sonradır. Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa ona altıda bir düşer.[1]Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa, üçte birde ortaktırlar. (Bu paylaştırma varislere) zarar vermeksizin[1]yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır. (Bütün bunlar) Allah’ın emridir. Allah hakkıyla bilendir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
  4. Ayet: İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır.
  5. Ayet: Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve onun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu ebedi kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.
  6. Ayet: Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. Açık bir hayasızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.[1]
  7. Ayet: (Erkek ve kadından) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz)[1] kimselere de kendi hisselerini verin. Şüphesiz Allah her şeye şahittir.
  8. 127. Ayet: Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor.” Kitapta, kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara, zavallı çocuklara ve yetimlere âdil davranmanıza dair, size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. Ne hayır yaparsanız, şüphesiz Allah onu bilir.
  9. Ayet: Senden fetva istiyorlar. De ki: “Allah size “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa bıraktığı malın yarısı onundur. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa, erkek kardeş ona varis olur. Eğer kız kardeşler iki iseler, (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler o zaman, (bir) erkeğe, iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

Maide Suresi’nin 106. ayetinde ise şu hüküm yer almaktadır:

“Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, “Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde, şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler.”

Bakara Suresi’nin 181, 182 ve 183. ayetleri de mirasla ilgilidir:

“180. Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.

181. Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

182. Vasiyet edenin hataya meyletmesinden ve günaha girmesinden korkan bir kimse, (tarafların) aralarını düzeltirse ona hiçbir günah yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

Milli Emlak Kitabı
Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2463 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.