İslam Hukuku ve Osmanlı Uygulamasında Kamu Malları

İslam hukukunda kamu mallarına büyük önem verilmiştir. Üstelik başta Nebhani olmak üzere pek çok yazar, kamu mallarını, devletin özel mülkiyetinde bulunan mallardan özenle ayrı tutmaktadırlar.

Nebhani’ye göre devletin özel mülkiyetinde bulunan mallar üzerinde devletin tasarruf yetkisi vardır, devlet isterse bu malı istediği herhangi bir kişiye verebilir. Buna karşılık kamu mülkiyeti olan bir malın, devletin özel mülkiyetindeki bir mal haline getirilmesi caiz değildir.

Devletin kamu malları karşısındaki konumu, herkesin bunlardan eşit şekilde yararlanmasını sağlamaktan ibarettir. Su, meralar ve şehir alanları gibi yerler herkesin faydalandığı yerler olduğundan devlet bu yerleri fertlere kesinlikle veremez (Nebhani, 1999: 350).

Osmanlı İmparatorluğunun kamu malları ve kamu mülkiyeti anlayışı da o dönemin koşullarına göre oldukça ileri bir seviyededir. Osmanlı İmparatorluğu’nun hiçbir döneminde devlet toprakları padişahın kişisel mülkü olarak kabul edilmemiştir (Onar, 1943: 504).

Üstelik umumun yararlanmasına tahsis edilen mallar üzerinde mülkiyete benzer hiçbir hakkı ve yetkisi bulunmamaktadır (Onar, 1943: 504).

Son olarak şunu belirtelim: Mecelle’de kamu mallarının korunmasına ilişkin özel hükümler yer almıştır. Örneğin Mecelle’nin 1675. maddesi gereği, metruk araziye ilişkin davalarda zamanaşımı söz konusu değildir.

İslam hukukuna göre denizler, büyük göller, kimsenin mülkünde olmayan nehirler (enhar-ı amme), yollar, meralar herkesin kullanımındadır. Herkes bunlardan başkasını engellememek şartı ile yararlanma hakkına sahiptir. Bu gibi yerler miri araziden farklıdır, devletin bu yerler üzerindeki hakkı mülkiyet hakkından oldukça farklıdır. Devletin bu yerler üzerindeki tasarruf hakkı oldukça kısıtlıdır. Bundan dolayı bu gibi yerleri bugünkü anlamda kamu malı olarak değerlendirmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

İslam hukukuna göre kamu malları bazı özelliklere sahiptir (Çalış, 2004: 67):

– Devir ve ferağ caiz değildir.

– Haczedilemezler.

– Zamanaşımı ile iktisap edilemezler.

– Kamu mallarına ilişkin davalarda sulh ve ibra caiz değildir.

– Teberru hükümleri kamu mallarında cereyan etmez.

– Bu mallarda sınır değişikliği geçerli değildir.

– Bu mallardan yararlanma bedelsizdir.

– Kamu mallarında haksız inşaat hükümleri uygulanmaz.

– İslam hukukunda bir mala zilyet olan iki kimseden biri müstakil, diğeri müşterek mülkiyet iddiasında bulunursa müstakil mülkiyet iddiası, müşterek mülkiyet iddiasına tercih olunur. Kamu mallarında ise bunun tam tersi bir durum söz konusudur. Bu mallarda müşterek mülkiyet iddiası, müstakil mülkiyet iddiasına tercih olunur.

İslam hukukunun kamu malları ile ilgili uygulaması Osmanlı hukukunca da benimsenmiştir.

Mecelle’de, bugünkü anlamından biraz farklı olsa da kamu malları da düzenlenmiştir. Dağlar, nehirler, genel sular gibi bugün de kamu malı niteliğinde olan yerlerin yanı sıra av hayvanları, doğada kendiliğinden yetişen otlar da bu kapsamda kabul edilmiş ve bunlar sanki bir şirketmiş ve halk da bunun eşit hisseye sahip hissedarıymış gibi kabul edilecek bu malların tamamına “şirket-i ibaha” denmiştir.

“Şirket-i ibaha”; su, hava, ışık ve orman gibi, kimsenin mülkiyetinde bulunmayan ve insanların almak (ahz) ve sahiplenme (ihraz) yoluyla mülk edinme hakkına sahip olduğu şeyler ile herkesin başkasına zarar vermemek şartıyla yararlanma hakkına sahip olduğu yerleri ifade etmekteydi.

Bunlar toplumun ortak mülkiyetinde bulunan yerler ve nesnelerdir. Bu alanlar ve nesneler herkes için mubahtır. Mecellenin 1254. maddesinde yer alan “Mubah ile herkes intifa edebilir. Fakat saire zarar vermemekle meşruttur” hükme göre mubah kavramı başkasına zarar vermemek şartı ile herkesin kullanımına açık yerlerden yararlanma hakkını ifade etmektedir.

Bu konuda şu yazılarımıza da bakabilirsiniz:

Osmanlı Hukukunda Metruk Arazi

İslam Hukuku ve Osmanlı Uygulamasında Kıyılar

Osmanlı İmparatorluğunda Ormanlar

Osmanlı Orman Hukukunda Baltalıklar

Miri Arazi Üzerindeki Ormanlar

Osmanlı Arazi Hukukunda Cibal-i Mübaha

Osmanlı Hukukunda Özel Ormanlar

Osmanlı Hukukunda Vakıf Ormanlar

Osmanlı Arazi Hukukunda Bir Kamu Malı Olarak “Yollar”

İslam Hukuku ve Osmanlı Uygulamasında Madenlerin Mülkiyeti

İslam Hukukunda Kaynak ve Yeraltı Sularının Mülkiyeti

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.